Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Söylenmemiş önermesi olan bir kıyas bir entimem olarak okunabilir; eksik önerme büyük öncülse birinci, küçük öncülse ikinci, sonuçsa üçüncü dereceden bir entimemdir.
Aristoteles'in bölümü entimemi olasılıklardan ve işaretlerden kurulan bir kıyas saydığını ve bir işaretin gücünün kıyasın şekline bağlı olduğunu, Port-Royal Mantığı entimemin zihinde tam ama dilde eksik bir kıyas olarak gündelik akıl yürütmenin olağan biçimi olduğunu, Burnyeat ise eksik öncül tanımının Aristoteles'e değil sonraki geleneğe ait olduğunu gösterdi.
Bir entimem dört adımla tamamlanır: terimleri ve eksik önermeyi belirlemek, eksik önermenin terimlerini söylenen önermelerden çıkarmak, niceliğini ve niteliğini kurallarla belirlemek ve eklenen önermenin konuşana yüklenip yüklenemeyeceğini sormak.
Tamamlamanın ağza söz koymak olduğu, eksik kıyasın Aristoteles'in entimemi olmadığı ve gündelik entimemlerin kıyasa sığmadığı itirazları, terimlerin ve kuralların eksik önermeyi sınırlı bir seçime indirdiğini, iki anlamın iki farklı işi gördüğünü ve kıyasa sığan entimemlerin gündelik akıl yürütmenin önemli bir kısmı olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir entimemi tamamlamak, söylenmeyen önermeyi hesaplamak, onun konuşana yüklenip yüklenemeyeceğini sormak ve akıl yürütmenin bir kesinlik mi yoksa bir olasılık mı iddia ettiğini ayırmaktır.
Açılış sahnesi
Barış, tanık ifadesindeki cümleyi tahtaya yazıyor: "Sanık o gece evde değildi, çünkü evde olan herkes köpeğin havladığını duydu." Cümlede iki önerme vardı. Biri sonuçtu: sanık o gece evde değildi. Öteki bir öncüldü: evde olan herkes köpeğin havladığını duydu. Barış, geçerlilik kurallarını uygulamak için üçüncü bir önermeye ihtiyaç duyuyor ve onu kendisi ekliyor: sanık köpeğin havladığını duymadı. Ama tanık bu cümleyi hiç kurmamıştı. Barış, eklediği cümlenin tanığın kastettiği cümle olup olmadığını, yoksa kıyası tamamlamak için tanığın ağzına bir söz koyup koymadığını soruyor.
Defne, kendi mesleğinde bu türden cümlelerin her gün kurulduğunu söylüyor: "Hastanın ateşi var, demek ki bir enfeksiyonu var." Cümle bir öncül ve bir sonuçtan oluşuyordu; söylenmeyen öncül, herkesin bildiği varsayılan bir genellemeydi. Ama Defne, eksik öncülü eklediğinde ortaya çıkan kıyasın geçerli olmadığını fark ediyor. Kerem ise raporun bir paragrafında bir sonucun hiç yazılmadığını, ama okurun onu kendisinin çıkarmasının beklendiğini hatırlıyor. Bu ders, Mantık ve Akıl Yürütme programının Klasik Mantığa Giriş kursunda, bir önermesi söylenmemiş kıyasın nasıl tanındığını, söylenmemiş önermenin kıyasın terimlerinden ve kurallarından nasıl bulunduğunu ve bu önermeyi eklerken hangi ölçütlerin gözetilmesi gerektiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programı, bir argümanın söylenmemiş öncüllerini bulmayı genel olarak, her türden argüman için inceledi ve entimemi bir öncülü söylenmemiş çıkarım diye tanıdı. Bu ders, aynı olguya kıyas modülünün araçlarıyla bakıyor. Söylenmemiş önerme bir kıyasın parçasıysa, onun terimleri söylenen iki önermeden, niceliği ve niteliği de geçerlilik kurallarından büyük ölçüde belirlenir. Bu, eksik öncülü tahmin etmeyi, onu hesaplamaya yaklaştırır.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Aristoteles, Birinci Analitikler'in ikinci kitabının yirmi yedinci bölümünde, entimemi olasılıklardan ya da işaretlerden kurulan bir kıyas diye tanımlar ve işaretlerden yapılan çıkarımları kıyasın üç şekline göre ayırarak hangilerinin kesin, hangilerinin çürütülebilir olduğunu gösterir. Port-Royal Mantığı'nın yazarları, entimemi zihinde tam ama dilde eksik bir kıyas olarak tarif eder ve söylenmeyen önermenin dinleyicinin zihninde kolayca tamamlandığını söyler. Myles Burnyeat ise 1994'te, entimemin eksik öncüllü kıyas olarak tanımlanmasının Aristoteles'e değil sonraki geleneğe ait olduğunu ve Aristoteles'te entimemi belirleyenin eksiklik değil, olasılığa dayanan öncüller olduğunu savunur.
Ardından üç itirazı tartacağız: eksik öncülü eklemenin konuşanın ağzına söz koymak olduğu, entimemi eksik bir kıyas saymanın Aristoteles'i yanlış okumak olduğu ve gündelik entimemlerin çoğunun kıyas biçimine hiç sığmadığı itirazları.
Sonda, bir entimemi kıyas olarak tamamlamanın dört adımını göstereceğiz: söylenen önermelerde terimleri ve eksik olan önermeyi belirlemek, eksik önermenin terimlerini söylenen önermelerden çıkarmak, eksik önermenin niceliğini ve niteliğini kurallarla belirlemek ve tamamlanmış kıyası, eklenen önermenin konuşana makul biçimde yüklenip yüklenemeyeceğiyle birlikte değerlendirmek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir önermesi söylenmemiş bir kıyas nasıl tanınır, söylenmemiş önerme nasıl bulunur ve bu önermeyi eklemek, konuşanın akıl yürütmesini ortaya çıkarmak mıdır, yoksa ona bir akıl yürütme yüklemek mi?
Ölçülü iddiam şu: söylenmemiş önermesi olan bir kıyas, entimem olarak okunabilir; eksik olan büyük öncülse birinci, küçük öncülse ikinci, sonuçsa üçüncü dereceden bir entimemdir; kıyas biçiminde okunan bir entimemde eksik önermenin terimleri söylenen iki önermeden çıkar, niceliği ve niteliği de geçerlilik kurallarıyla büyük ölçüde belirlenir; bu yüzden entimemi tamamlamak, keyfî bir tahmin değil, sınırlı bir seçimdir; ama kuralların istediği önerme, konuşanın gerçekten kabul ettiği önermeden daha güçlü olabilir ve bu durumda tamamlama, akıl yürütmenin zayıf noktasını gösterir; ayrıca Aristoteles'in kendi tanımında entimemi belirleyen eksiklik değil, olasılığa ve işaretlere dayanan öncüllerdir ve bu türden bir entimem, eksik öncül eklenerek geçerli bir kıyasa çevrildiğinde, çoğu zaman gücünü değil doğruluğunu yitirir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci bir akıl yürütmeyi kıyas kurallarıyla sınamaya çalıştığında, çoğu zaman önce üç önerme arar. Gündelik konuşmada ise üç önerme nadiren birlikte söylenir. Konuşan, dinleyicinin zaten bildiğini varsaydığı bir önermeyi atlar; bazen bir öncülü, bazen de sonucu.
Bir önermenin söylenmemesi, akıl yürütmenin kusurlu olduğunu göstermez. Herkesin bildiği bir genellemeyi her seferinde söylemek, konuşmayı uzatır ve dinleyiciyi sıkar. Ama söylenmeyen önerme, sınanmayan önermedir. Konuşan da dinleyen de onu görmediği için, yanlış ya da gereğinden güçlü olduğu fark edilmeden geçebilir.
Kıyas biçimindeki bir entimemin bir özelliği vardır: söylenen iki önerme, üç terimin ikisini birer kez, birini iki kez içerir. İki kez geçen terim, söylenen iki önermenin ortak terimidir; birer kez geçen iki terim ise söylenmemiş önermenin terimleridir. Bu yüzden eksik önermenin ne hakkında olduğu, söylenen önermelerden okunabilir.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir entimemin söylenmemiş önermesinin nasıl bulunması gerektiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, geçerlilik görüşüdür. Buna göre söylenmemiş önerme, akıl yürütmeyi geçerli bir kıyasa çeviren önermedir: kıyasın terimleri ve kuralları bu önermeyi belirler ve onu bulmak bir hesap işidir.
İkinci görüş, niyet görüşüdür. Buna göre söylenmemiş önerme, konuşanın gerçekten kastettiği önermedir: onu bulmak, konuşanın neye inandığını ve neyi varsaydığını anlamaktır ve bu, biçimsel kurallardan değil, bağlamdan ve konuşanı tanımaktan gelir.
Üçüncü görüş, sınırlı seçim görüşüdür. Buna göre kıyasın terimleri ve kuralları, söylenmemiş önerme için olası seçenekleri daraltır; bu seçenekler arasından, konuşana yüklenebilecek en makul olanı, bağlama ve iyi niyet ilkesine bakarak seçilir. İkisi çatıştığında, yani kuralların istediği önerme konuşanın kabul edebileceğinden güçlüyse, bu çatışma bir sonuçtur: akıl yürütmenin zayıf noktası orasıdır.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, kıyasın terimlerinin ve kurallarının eksik önermeyi belirlemekte güçlü bir araç olduğunu doğru görür, ama akıl yürütmeyi geçerli kılan önermenin konuşanın kabul ettiği önerme olmayabileceğini gözden kaçırır. İkinci görüş, eksik önermenin konuşanın kastı olduğunu doğru görür, ama kastı bulmak için elimizdeki en kesin aracı, kıyasın biçimini, bir kenara bırakır.
Argümanın yapısı
Bir entimemi kıyas olarak tamamlamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, söylenen önermelerde terimleri ve eksik olan önermeyi belirlemektir. Tamamlayan, "çünkü", "demek ki", "öyleyse" gibi sözcüklere bakarak sonucu ve öncülü ayırır; sonucun öznesini ve yüklemini belirler ve hangi önermenin söylenmediğine karar verir.
İkinci adım, eksik önermenin terimlerini söylenen önermelerden çıkarmaktır. Söylenen iki önermede iki kez geçen terim bir kez daha geçmez; birer kez geçen iki terim, eksik önermenin terimleridir.
Üçüncü adım, eksik önermenin niceliğini ve niteliğini kurallarla belirlemektir. Tamamlayan, orta terimin dağıtılması, sonuçtaki terimlerin öncülde dağıtılması ve olumsuz öncül ile olumsuz sonucun birlikteliği kurallarını kullanarak, eksik önermenin tümel mi tikel mi, olumlu mu olumsuz mu olması gerektiğini bulur. Kurallar bazen tek bir seçenek bırakır, bazen birkaç.
Dördüncü adım, tamamlanmış kıyası, eklenen önermenin konuşana makul biçimde yüklenip yüklenemeyeceğiyle birlikte değerlendirmektir. Tamamlayan, kuralların istediği önermenin konuşanın kabul edeceği bir önerme olup olmadığını sorar; değilse, akıl yürütmenin zayıf noktasını bulmuştur.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Entimemi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Söylenmemiş önermesi olan bir kıyas bir entimem olarak okunabilir ve söylenmemiş önermenin yerine göre birinci, ikinci ya da üçüncü dereceden bir entimemdir. Kıyas biçimindeki bir entimemde eksik önermenin terimleri söylenen önermelerden, niceliği ve niteliği de kurallardan büyük ölçüde belirlenir; bu yüzden tamamlama sınırlı bir seçimdir. Kuralların istediği önerme konuşanın kabul edebileceğinden güçlüyse, akıl yürütmenin zayıf noktası bulunmuştur. Aristoteles'in kendi anlamında ise entimem olasılıklara ve işaretlere dayanır ve böyle bir akıl yürütmeyi geçerli bir kıyasa çevirmek onu sağlamlaştırmaz, çarpıtır. Bu yüzden bir entimemi tamamlamadan önce, onun eksik bir kıyas mı, yoksa bir olasılık çıkarımı mı olduğu sorulmalıdır.
Açık kalan sorular
Port-Royal Mantığı, iyi bir konuşmanın dinleyicinin tamamlayabileceğini söylemediğini gözlemledi. Ama bir konuşmacı, dinleyicinin tamamlayacağı önermenin tartışmalı olduğunu bildiği hâlde onu söylemezse, bu bir akıl yürütme hatası mıdır, yoksa bir dürüstlük sorunu mu? Bir argümanın mantıksal değerlendirmesi ile onu kuranın niyetinin değerlendirmesi ne ölçüde ayrılabilir?
Aristoteles, birinci şekildeki işarete kesin kanıt dedi ve öteki şekillerdeki işaretleri çürütülebilir saydı. Ama gündelik akıl yürütmenin çoğu ikinci şekildeki işaretlere, belirtilerden nedenlere varan çıkarımlara, dayanır. Çürütülebilir bir çıkarımın ne zaman kabul edilebilir olduğunu belirleyen ölçüt nedir ve bu ölçüt kıyas kuramının içinde mi, dışında mı aranmalıdır?
Selin'in olasılık öncülü, bazı entimemlerin tümel bir öncülle değil, "çoğu" ya da "büyük olasılıkla" gibi niceleyicilerle çalıştığını gösterdi. Geleneksel mantığın dört önerme türü bu niceleyicileri ifade edemez. Bu niceleyicilerle kurulan akıl yürütmelerin mantığı nasıl kurulabilir?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışEksik önermeyi bağlamdan tahmin etmek.
Söylenmemiş önermeyi, söylenen önermelerin terimlerine bakmadan, konuşanın ne düşünmüş olabileceğine göre tahmin etmek, çoğu zaman kıyası geçerli kılmayan bir önerme ekler. Önce eksik önermenin terimleri söylenen önermelerden çıkarılır.
Yaygın yanlışEksik önermeyi gereğinden zayıf eklemek.
Konuşana karşı iyi niyetli olmak için eksik öncülü "bazı" ile eklemek, orta terimin dağıtılması gereken yerde kıyası geçersiz bırakır. Kuralların istediği güç yazılır ve konuşanın bu gücü kabul edip etmediği ayrıca sorulur.
Yaygın yanlışYazılmayan sonucu sınamamak.
Üçüncü dereceden bir entimemde, sonuç yazılmadığı için akıl yürütmenin sınanacak bir şey içermediğini sanmak, okura çıkarttırılan sonucun geçersiz olabileceğini gözden kaçırır. Okurun çıkarması beklenen sonuç yazılır ve sınanır.
Yaygın yanlışHer entimemi eksik kıyas saymak.
"Büyük olasılıkla" gibi bir olasılık diliyle kurulmuş bir akıl yürütmeyi tümel bir öncülle tamamlamak, onu olmadığı bir şeye çevirir. Önce akıl yürütmenin kesinlik mi, olasılık mı iddia ettiğine bakılır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Söylenmemiş önermesi olan bir kıyas bir entimem olarak okunabilir; eksik önerme büyük öncülse birinci, küçük öncülse ikinci, sonuçsa üçüncü dereceden bir entimemdir.
Aristoteles'in bölümü entimemi olasılıklardan ve işaretlerden kurulan bir kıyas saydığını ve bir işaretin gücünün kıyasın şekline bağlı olduğunu, Port-Royal Mantığı entimemin zihinde tam ama dilde eksik bir kıyas olarak gündelik akıl yürütmenin olağan biçimi olduğunu, Burnyeat ise eksik öncül tanımının Aristoteles'e değil sonraki geleneğe ait olduğunu gösterdi.
Bir entimem dört adımla tamamlanır: terimleri ve eksik önermeyi belirlemek, eksik önermenin terimlerini söylenen önermelerden çıkarmak, niceliğini ve niteliğini kurallarla belirlemek ve eklenen önermenin konuşana yüklenip yüklenemeyeceğini sormak.
Tamamlamanın ağza söz koymak olduğu, eksik kıyasın Aristoteles'in entimemi olmadığı ve gündelik entimemlerin kıyasa sığmadığı itirazları, terimlerin ve kuralların eksik önermeyi sınırlı bir seçime indirdiğini, iki anlamın iki farklı işi gördüğünü ve kıyasa sığan entimemlerin gündelik akıl yürütmenin önemli bir kısmı olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir entimemi tamamlamak, söylenmeyen önermeyi hesaplamak, onun konuşana yüklenip yüklenemeyeceğini sormak ve akıl yürütmenin bir kesinlik mi yoksa bir olasılık mı iddia ettiğini ayırmaktır.
Sonraki derse köprü
Tolga, raporun tanıkların sırasını tartışan bölümünü okurken bir zincir fark ediyor. Bölüm, birkaç adımda ilerliyordu: el yazmalarının yazı biçiminden, kâğıdın türüne; kâğıdın türünden, yapıldığı döneme; dönemden, müstensihin çalıştığı yıllara. Her adım bir kıyastı, ama ara sonuçların hiçbiri yazılmamıştı; bir adımın sonucu, bir sonraki adımın söylenmemiş öncülü oluyordu. Tolga, bölümün baştan sona tek bir uzun akıl yürütme olduğunu ve ara sonuçları kendisi eklemeden onu sınayamayacağını görüyor.
Birden çok kıyasın, birinin sonucunun ötekinin öncülü olduğu bir zincirde birbirine bağlanması ve ara sonuçların atlanması, geleneksel mantığın ayrı bir adla incelediği bir akıl yürütme biçimidir. Böyle bir zincirde her halka geçerli olmalıdır ve bir halkadaki hata, bütün zinciri geçersiz kılar.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Zincirleme kıyas dersi, birden çok öncülden, ara sonuçları söylenmeden tek bir sonuca varan akıl yürütmenin nasıl kurulduğunu, halkalarına nasıl ayrıldığını ve her halkanın geçerliliğinin nasıl sınandığını soruyor.