Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kategoriler, bir şey hakkında söylenebilecek şeylerin ya da sorulabilecek soruların en genel türleridir ve bir kategori hatası, bir şeye yalnızca başka bir kategoriden şeylere uygulanabilen bir yüklemi uygulamaktır.
Aristoteles'in Kategoriler'deki listesi kategorilerin bir şey hakkında sorulabilecek soruların türleri olarak okunabildiğini, Kant'ın kategoriler tablosu kategorilerin düşünmenin temel kavramları olarak yargıların biçimlerinden türetilebildiğini, Ryle'ın sınaması ise bir kategori hatasının ifadelerin yer değiştirmesiyle bulunabildiğini ve bir yanlıştan değil bir saçmalıktan doğduğunu gösterdi.
Bir akıl yürütmede kategori hataları dört adımla bulunur: bir ifadenin hangi soru türüne cevap verdiğini sormak, ifadeleri bir cümle kalıbında yer değiştirerek saçmalık aramak, bir kavramın farklı kategorilerde farklı anlamlar taşıyıp taşımadığına bakmak ve hatayı öznenin doğru kategorisini bularak düzeltmek.
Tek bir doğru kategori listesi bulunduğu, kategori hatalarının sıradan yanlışlar olduğu ve kategorilerin yalnızca dilin özelliği olduğu itirazları, kategori hatasını bulmanın listeler arasındaki tartışmanın çözülmesini beklemediğini, saçma bir cümlenin hiçbir durumda doğru olamadığını ve kategori farklarının dilin ötesinde sonuçları olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir şey hakkında akıl yürütmek, önce onun hangi türden bir şey olduğunu ve onun hakkında hangi soruların sorulabileceğini bilmektir.
Açılış sahnesi
Kerem, Gaius'un hukuku kişilere, şeylere ve davalara ayırmasından yola çıkarak daha genel bir soru soruyor: yalnızca hukuku değil, bir şey hakkında söylenebilecek her şeyi birkaç temel türe ayırmak mümkün mü? Kerem, Aristoteles'in bunu denediğini hatırlıyor ve üçüncü el yazması hakkında sorulabilecek soruları tahtaya yazıyor: o nedir, ne kadardır, nasıldır, neye göre öyledir, nerededir, ne zamandır. El yazması bir kitaptır; yüz yirmi yapraktır; yıpranmıştır; öteki tanıklardan daha eski ya da daha geçtir; müzededir; yazıldığı yüzyıl tartışmalıdır. Kerem, grubun haftalardır süren tartışmasının, bu sorulardan yalnızca birine, "ne zaman" sorusuna ait olduğunu fark ediyor.
Tolga, bu soru türlerinin bir bölümleme olup olmadığını soruyor: el yazmalarını gruplara ayırmıyor, el yazması hakkında söylenebilecek şeyleri gruplara ayırıyordu. Selin ise raporda bir cümleye takılıyor: "Temel metin, üç tanıktan daha eskidir." Cümle tuhaftı: tanıklar birer el yazmasıydı ve bir yaşları vardı; ama temel metin, düzenleyicinin kurduğu bir metindi ve bir el yazması gibi bir yaşı yoktu. Lina da karma kavramının hangi soru türüne cevap verdiğini soruyor: karma bir şey miydi, bir ilişki miydi, yoksa bir etkinlik mi? Defne, tıpta benzer bir sorunun her gün sorulduğunu söylüyor: bir hastalık bir şey midir, bir süreç midir, yoksa bir durum mu? Bu ders, Mantık ve Akıl Yürütme programının Klasik Mantığa Giriş kursunda, en genel türlerin, yani kategorilerin ne olduğunu, Aristoteles'in ve sonraki düşünürlerin kategori listelerinin neyi sınıfladığını ve bir kategori hatasının, yani bir şeyi yanlış kategoriye yerleştirmenin, bir akıl yürütmeyi nasıl yanıltabileceğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Felsefenin Dalları kursunun ontoloji dersi, kategoriyi var olan şeyleri türlerine göre ayıran en üst sınıflardan biri olarak tanıttı ve Aristoteles'in ve Kaṇāda'nın kategori listelerini karşılaştırdı. Felsefi Sorular kursunun bilinç dersi ise kategori hatasını, bir şeyi ait olmadığı bir türe yerleştirmek olarak, Ryle'ın üniversite örneğiyle ele aldı. Bu ders, bu iki kavrama mantığın gözünden dönüyor: kategoriler yalnızca var olan şeylerin mi, yoksa bir şey hakkında söyleyebileceklerimizin, yani yüklemlerin, en genel türleri midir? Ve bir kategori hatası, bir akıl yürütmede nasıl fark edilir ve neden bir yanlıştan çok bir anlamsızlığa yol açar?
Sonra üç kaynağa bakacağız. Aristoteles, Kategoriler'in dördüncü bölümünde, birleşik olmayan her ifadenin on türden birini gösterdiğini söyler ve bu türleri, bir şey hakkında sorulabilecek soruların türleri gibi sıralar. Immanuel Kant, 1781'de, Saf Aklın Eleştirisi'nde, kategorileri dünyadaki şeylerin değil, anlığın bir şeyi düşünebilmek için kullandığı temel kavramlar olarak yeniden tanımlar ve onları yargıların biçimlerinden türetir. Gilbert Ryle ise 1938'de, iki ifadenin farklı kategorilere ait olup olmadığını sınamanın bir yolunu önerir: biri ötekinin yerine konduğunda bir cümle saçmalaşıyorsa, iki ifade farklı kategorilerdedir.
Ardından üç itirazı tartacağız: tek bir doğru kategori listesinin bulunduğu, kategori hatalarının sıradan yanlışlar olduğu ve kategorilerin yalnızca dilin bir özelliği olduğu itirazları.
Sonda, bir akıl yürütmede kategori hatalarını bulmanın dört adımını göstereceğiz: bir ifadenin hangi soru türüne cevap verdiğini sormak, aynı cümle kalıbında iki ifadenin yerini değiştirerek saçmalık aramak, bir kavramın farklı kategorilerde farklı anlamlar taşıyıp taşımadığına bakmak ve bir kategori hatasını, cümlenin öznesini doğru kategoriye yerleştirerek düzeltmek.
Merkez soru
Sorumuz şu: kategoriler nedir, farklı düşünürlerin kategori listeleri neyi sınıflar ve bir kategori hatası bir akıl yürütmeyi nasıl yanıltır?
Ölçülü iddiam şu: kategoriler, bir şey hakkında söylenebilecek şeylerin ya da bir şey hakkında sorulabilecek soruların en genel türleridir: bir şeyin ne olduğu, ne kadar olduğu, nasıl olduğu, neyle ilişkili olduğu, nerede ve ne zaman olduğu gibi; farklı düşünürler bu türleri farklı biçimlerde listeler ve bu listeler, var olan şeylerin türlerini mi, dilin yüklem türlerini mi, yoksa düşüncenin temel kavramlarını mı sınıfladıkları konusunda ayrılır; bir kategori hatası, bir şeyi ait olmadığı bir kategoriye yerleştirmek, yani ona yalnızca başka bir kategoriden şeylere uygulanabilen bir yüklemi uygulamaktır ve bu, bir yanlıştan farklıdır: yanlış bir cümle doğru olabilirdi, bir kategori hatası içeren bir cümle ise ne doğru ne yanlış, saçmadır; ve bir kategori hatası, çoğu zaman, bir ifadenin yerine başka bir ifade konduğunda cümlenin anlamlı kalıp kalmadığı sınanarak fark edilebilir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci bir şeyi tanımlarken, çoğu zaman onun hangi türden bir şey olduğunu sormaz; bunu zaten bildiğini varsayar. Bir el yazmasının bir nesne, bir yazarın bir kişi, bir tartışmanın bir olay olduğunu bilir. Ama bazı durumlarda bu soru açık değildir: bir metin, bir el yazması gibi bir nesne midir, yoksa birçok el yazmasında bulunan soyut bir şey mi? Bir hastalık, bir organ gibi bir şey midir, yoksa bir süreç mi? Bu sorulara verilen cevap, o şey hakkında hangi cümlelerin kurulabileceğini belirler.
Bir el yazması hakkında, onun yüz yirmi yaprak olduğunu, yıpranmış olduğunu ya da müzede durduğunu söyleyebiliriz. Ama bir metin hakkında, eğer metni birçok el yazmasında bulunan soyut bir şey sayıyorsak, onun yüz yirmi yaprak olduğunu ya da müzede durduğunu söyleyemeyiz; bu cümleler, metin hakkında yanlış değil, yersizdir. Metnin yaprakları yoktur; yalnızca onu taşıyan el yazmalarının yaprakları vardır.
Bu yüzden bir şeyin hangi kategoriye ait olduğunu bilmek, o şey hakkında hangi soruların sorulabileceğini ve hangi yüklemlerin ona uygulanabileceğini bilmektir. Bir şeyi yanlış kategoriye yerleştirmek, ona uygulanamayacak bir yüklemi uygulamaya ve bir akıl yürütmeyi, yanlış değil ama anlamsız bir sonuca götürmeye yol açar.
Görüşler ve pozisyonlar
Kategorilerin neyi sınıfladığı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, varlık görüşüdür. Buna göre kategoriler, dünyada var olan şeylerin en genel türleridir: tözler, nitelikler, ilişkiler, olaylar. Bir kategori listesi, dünyanın en genel yapısının bir betimlemesidir ve doğru bir kategori listesi, dünyanın kendisinin bölümlerine karşılık gelir.
İkinci görüş, düşünce görüşüdür. Buna göre kategoriler, dünyadaki şeylerin değil, bizim bir şeyi düşünebilmek için kullandığımız temel kavramların türleridir. Bir şeyi bir töz olarak, bir nedenin sonucu olarak ya da bir niceliğe sahip olarak düşünmek, dünyanın bize dayattığı bir şey değil, bizim düşünme biçimimizin bir özelliğidir.
Üçüncü görüş, yüklem görüşüdür. Buna göre kategoriler, en azından bir mantık açısından, bir şey hakkında söyleyebileceklerimizin, yani yüklemlerin, en genel türleridir. İki ifade, aynı cümle kalıplarında birbirinin yerine konabiliyorsa aynı kategoriye, birinin ötekinin yerine konması cümleyi saçmalaştırıyorsa farklı kategorilere aittir. Bu görüş, kategorilerin dünyanın mı yoksa düşüncenin mi yapısını yansıttığı sorusunu açık bırakır, ama bir akıl yürütmede kategori hatalarını bulmanın bir yolunu sunar.
Bu ders, mantık açısından, üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, kategorilerin dünyanın genel yapısıyla bir ilişkisi olabileceğini doğru görür; Felsefenin Dalları kursunun ontoloji dersi bu soruyu ayrıntılı olarak ele aldı. İkinci görüş, Kant'ın gösterdiği gibi, kategorilerin düşünmenin temel kavramları olabileceğini doğru görür. Ama bir mantıkçı, bu iki soruyu çözmeden de, bir cümlede bir kategori hatası bulunup bulunmadığını, ifadelerin birbirinin yerine konmasıyla sınayabilir.
Argümanın yapısı
Bir akıl yürütmede kategori hatalarını bulmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, bir ifadenin hangi soru türüne cevap verdiğini sormaktır. Değerlendiren, bir cümlenin öznesinin ve yükleminin, bir şeyin ne olduğunu mu, ne kadar olduğunu mu, nasıl olduğunu mu, neyle ilişkili olduğunu mu, nerede ya da ne zaman olduğunu mu söylediğini belirler.
İkinci adım, aynı cümle kalıbında iki ifadenin yerini değiştirerek saçmalık aramaktır. Değerlendiren, bir cümlenin öznesini, aynı kategoriye ait olduğunu varsaydığı başka bir ifadeyle değiştirir; cümle saçmalaşıyorsa, iki ifade farklı kategorilere aittir ve ilk cümle de bir kategori hatası içeriyor olabilir.
Üçüncü adım, bir kavramın farklı kategorilerde farklı anlamlar taşıyıp taşımadığına bakmaktır. Değerlendiren, bir sözcüğün, bir cümlede bir nesneyi, bir başka cümlede bir ilişkiyi ya da bir süreci gösterip göstermediğini sorar; gösteriyorsa, iki kullanımı farklı ifadelerle ayırır.
Dördüncü adım, bir kategori hatasını, cümlenin öznesini doğru kategoriye yerleştirerek düzeltmektir. Değerlendiren, bir cümlenin bir şeye ait olmadığı bir yüklemi uyguladığını gördüğünde, o yüklemin gerçekte hangi şeye uygulanabileceğini bulur ve cümleyi o şey hakkında yeniden yazar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Kategorileri ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Kategoriler, bir şey hakkında söylenebilecek şeylerin ya da sorulabilecek soruların en genel türleridir ve farklı düşünürlerin listeleri, bu türlerin dünyanın mı, düşüncenin mi, yoksa dilin mi yapısını yansıttığı konusunda ayrılır. Bir kategori hatası, bir şeye yalnızca başka bir kategoriden şeylere uygulanabilen bir yüklemi uygulamaktır ve bir yanlıştan farklıdır: yanlış bir cümle doğru olabilirdi, bir kategori hatası içeren bir cümle ise saçmadır. Bir kategori hatası, ifadelerin bir cümle kalıbında birbirinin yerine konmasıyla sınanabilir ve cümlenin öznesini doğru kategoriye yerleştirerek düzeltilir. Ve kategoriler hakkındaki felsefi tartışma açık kalsa da, bir akıl yürütmedeki kategori hatasını bulmak, onun çözülmesini beklemez.
Açık kalan sorular
Kant, Aristoteles'in kategori listesini bir ilkeye dayanmadan toplandığı için eleştirdi ve kendi listesini yargıların biçimlerinden türetti. Ama yargıların biçimleri de bir listedir; bu listenin eksiksiz olduğunu nereden biliriz? Bir kategori listesinin eksiksiz olduğunu göstermenin bir yolu var mıdır, yoksa her liste, sonunda bulunduğu gibi toplanmış olmak zorunda mıdır?
Ryle, felsefi sorunların bir kısmının kategori hatalarından doğduğunu savundu. Ama bir kategori hatası ile yeni bir kavramsal keşif arasındaki sınır nerededir? Barış'ın tüzel kişisi, bir kategorinin bilinçli olarak genişletilebildiğini gösterdi; bir zamanlar bir kategori hatası gibi görünen bir cümle, "bir şirket bir sözleşme yapar", sonradan anlamlı hâle gelmişti. Hangi kategori genişletmeleri meşrudur ve hangileri bir hatadır?
Lina'nın karma kategorisi, bir kavramın hem bir süreç hem de bir ilişki olarak konuşulabildiğini, ama bir nesne olarak konuşulamadığını gösterdi. Bir kavram, birden fazla kategoriye aynı anda ait olabilir mi? Yoksa bu, kavramın aslında iki farklı kavram olduğunun, aynı sözcüğün iki farklı kategoride iki farklı şeyi adlandırdığının bir işareti midir?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBir soyut şeye bir nesne yüklemi uygulamak.
Bir metne, bir kurama ya da bir görüşe, yalnızca fiziksel nesnelere uygulanabilen bir yüklemi, bir yaşı, bir yeri ya da bir boyutu, uygulamak, bir kategori hatası yapmaktır. Yüklemin gerçekte hangi nesneye uygulanabileceği bulunur ve cümle o nesne hakkında yeniden yazılır.
Yaygın yanlışSaçmalığı yanlışlık sanmak.
Bir kategori hatası içeren bir cümleyi yanlış bir cümle sayıp onu çürütecek bir kanıt aramak, onun hiçbir durumda doğru olamayacağını gözden kaçırır. Böyle bir cümle, bir kanıtla değil, ne demek istediğinin yeniden düşünülmesiyle düzeltilir.
Yaygın yanlışBir kavramı tek bir kategoriye sabitlemek.
Bir kavramın, farklı cümlelerde farklı kategorilerde kullanılabildiğini görmemek, onun bir kullanımındaki özellikleri öteki kullanımına taşımaya yol açar. Bir kavramın her kullanımının hangi kategoriye ait olduğu ayrı ayrı sorulur.
Yaygın yanlışKategori genişletmesini sorgulamamak.
Bir kategorinin yeni üyelere genişletildiğini görünce, eski üyelere uygulanabilen bütün yüklemlerin yeni üyelere de uygulanabileceğini varsaymak, genişletmenin sınırlarını gözden kaçırır. Yeni üyelere hangi yüklemlerin uygulanabileceği ayrıca belirlenir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kategoriler, bir şey hakkında söylenebilecek şeylerin ya da sorulabilecek soruların en genel türleridir ve bir kategori hatası, bir şeye yalnızca başka bir kategoriden şeylere uygulanabilen bir yüklemi uygulamaktır.
Aristoteles'in Kategoriler'deki listesi kategorilerin bir şey hakkında sorulabilecek soruların türleri olarak okunabildiğini, Kant'ın kategoriler tablosu kategorilerin düşünmenin temel kavramları olarak yargıların biçimlerinden türetilebildiğini, Ryle'ın sınaması ise bir kategori hatasının ifadelerin yer değiştirmesiyle bulunabildiğini ve bir yanlıştan değil bir saçmalıktan doğduğunu gösterdi.
Bir akıl yürütmede kategori hataları dört adımla bulunur: bir ifadenin hangi soru türüne cevap verdiğini sormak, ifadeleri bir cümle kalıbında yer değiştirerek saçmalık aramak, bir kavramın farklı kategorilerde farklı anlamlar taşıyıp taşımadığına bakmak ve hatayı öznenin doğru kategorisini bularak düzeltmek.
Tek bir doğru kategori listesi bulunduğu, kategori hatalarının sıradan yanlışlar olduğu ve kategorilerin yalnızca dilin özelliği olduğu itirazları, kategori hatasını bulmanın listeler arasındaki tartışmanın çözülmesini beklemediğini, saçma bir cümlenin hiçbir durumda doğru olamadığını ve kategori farklarının dilin ötesinde sonuçları olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir şey hakkında akıl yürütmek, önce onun hangi türden bir şey olduğunu ve onun hakkında hangi soruların sorulabileceğini bilmektir.
Sonraki derse köprü
Kant'ın kategoriler tablosu, grubun dikkatini yargıların biçimlerine çekti. Kant, her yargının bir niceliği olduğunu söylüyordu: bir yargı, bir öznenin bütününden, bir kısmından ya da tek bir üyesinden söz edebilirdi. Tolga, raporun tanıklar hakkındaki cümlelerinin bu üç biçimin hepsini kullandığını fark ediyor: "bütün tanıklar bir okunuş taşır", "bazı tanıklar 'kendiliğinden' okunuşunu taşır", "üçüncü el yazması 'zamanı gelince' okunuşunu taşır". Kerem, çelişki üzerine konuşurken çizdiği karenin de, bu biçimler arasındaki ilişkileri gösterdiğini hatırlıyor. Ama Deniz, "bazı" sözcüğünün tam olarak ne kadarını kastettiğini soruyor: bir tanık mı, birden fazlası mı, yoksa bütün tanıklar olabilir mi?
Bir önermenin öznesinin bütününden mi, bir kısmından mı, yoksa tek bir üyesinden mi söz ettiği, onun niceliğidir ve bu nicelik, önermenin öteki önermelerle ilişkisini ve bir akıl yürütmede nasıl kullanılabileceğini belirler.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Nicelik dersi, bir önermenin niceliğinin ne olduğunu, tümel, tikel ve tekil önermelerin nasıl ayrıldığını ve "bazı" gibi bir niceleyicinin mantıkta tam olarak ne anlama geldiğini soruyor.