İçeriğe geç

P02-D01-M02-02·Kavram ve tanım

Cins ve ayrım

temel3.763 kelime≈ 25 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir kavramı cins ve ayrımla tanımlamak, onu önce içine düştüğü en yakın cinsin içine yerleştirmek, sonra onu o cinsin öteki türlerinin hepsinden ayıran bir ayırıcı özellik eklemektir.

Aristoteles'in Metafizik'teki çözümlemesi bir tanımın düzenli bir bölme dizisi olması ve her ayrımın bir öncekini bölmesi gerektiğini, Porphyrios'un Eisagoge'si kavramların cinslerden türlere inen bir hiyerarşi içinde düzenlenebildiğini, Linnaeus'un sistemi ise cins ve ayrım yönteminin bir bilimin sınıflama aracı olabildiğini ama bu sınıflamanın o bilimin kuramlarıyla birlikte değişebildiğini gösterdi.

Bir kavram dört adımla cins ve ayrımla tanımlanır: en yakın cinsi bulmak, o cinsin öteki türlerini listelemek, kavramı bütün bu türlerden ayıran özelliği bulup her biriyle sınamak ve cinsin seçiminin bir yorumu önceden belirleyip belirlemediğini sormak.

Her kavramın cins ve ayrımla tanımlanabildiği, cinsin seçiminin bir ayrıntı olduğu ve yöntemin yalnızca biyolojiye uygun olduğu itirazları, bazı kavramların örtüşen benzerliklerle bir araya geldiğini, cinsin seçiminin tartışmanın yarısını önceden çözebildiğini ve yöntemin işlediği yerin kavramın açık sınırlı bir türler düzeni içinde yer almasıyla belirlendiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir kavramı cins ve ayrımla tanımlamak, onu yalnızca bir sınıfa yerleştirmek değil, o sınıfın her öteki üyesinden neyle ayrıldığını bulmak ve o sınıfı seçerken neyi seçtiğini bilmektir.

Açılış sahnesi

Ece, raporun tutarsızlığını düzeltirken "temel metnin görüşü" ifadesini tanımlamıştı: okulun görüşlerinden biri, ki yalnızca temel metinde bulunur. Tolga, bu tanımın iki parçadan oluştuğunu fark ediyor: bir kavramı içine yerleştirdiği daha geniş bir sınıf, okulun görüşleri, ve onu o sınıfın öteki üyelerinden ayıran bir özellik, yalnızca temel metinde bulunmak. Tolga, raporun öteki tanımlarına bakıyor ve eleştirel edisyonun da aynı biçimde tanımlandığını görüyor: bir baskı, ki metnin farklı tanıklarını karşılaştırır. Ama Tolga, bu tanımın bir sorunu olduğunu da fark ediyor: Darwin'in eserleri için hazırlanan değişkeler baskısı da farklı baskıları karşılaştırıyordu, ama bir eleştirel edisyon değildi.

Kerem, bir tanımın ayırıcı özelliğinin, kavramı yalnızca geniş sınıfın bazı üyelerinden değil, hepsinden ayırması gerektiğini söylüyor. Lina ise karma kavramını tanımlamaya çalışıyor ve bir güçlükle karşılaşıyor: karmayı hangi geniş sınıfın içine yerleştireceğini bilmiyordu. Birinci monografiye göre karma bir yasaydı; niyet izlerinden söz eden düşünüre göre ise bir izdi. Karmayı "bir yasa" ya da "bir iz" olarak tanımlamak, daha tanımın ilk sözcüğünde bir yorumu seçmek demekti. Deniz de "felsefe okulu" kavramını tanımlamayı deniyor ve bütün felsefe okullarını ortak bir özellikle öteki düşünce gruplarından ayıramadığını görüyor. Bu ders, Mantık ve Akıl Yürütme programının Klasik Mantığa Giriş kursunda, bir kavramın daha geniş bir cinsin içine nasıl yerleştirildiğini, onu aynı cinsin öteki türlerinden ayıran ayrımın nasıl bulunduğunu ve bu tanım biçiminin hangi kavramlar için işleyip hangileri için işlemediğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bu programın içlem ve kaplam dersi, bir kavramın içleminin, yani taşıdığı özelliklerin, onun kaplamının sınırını çizdiğini ve bir içleme bir özellik eklemenin çoğu zaman kaplamı daralttığını gösterdi. Bu ders, bu ilişkiyi bir tanım yöntemine dönüştürüyor. Bir kavramı tanımlamanın en eski ve en çok kullanılan yollarından biri, onu daha geniş bir sınıfın, yani bir cinsin içine yerleştirmek ve ona, o cinsin öteki türlerinden ayıran bir özelliği, yani bir ayrımı eklemektir. Cins, kavramın kaplamını geniş bir sınıfla sınırlar; ayrım ise onu o sınıfın içinde daha da daraltır.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Aristoteles, Metafizik'in yedinci kitabında, bir tanımın bir cins ve bir dizi ayrımdan oluştuğunu ve iyi bir tanımda her ayrımın bir önceki ayrımı bölmesi gerektiğini söyler. Porphyrios, üçüncü yüzyılda yazdığı ve orta çağ boyunca mantığa giriş kitabı olarak okunan eserinde, cinsi, türü, ayrımı, özgülüğü ve ilineği ayırır ve kavramları cinslerden türlere doğru inen bir bölme dizisi içinde düzenler. Carl Linnaeus ise 1758'de yayımladığı doğa sisteminin onuncu baskısında, hayvanları bir cins adı ve bir tür adıyla adlandırmayı tutarlı biçimde uygular ve insanı da bu sistemde Homo sapiens olarak adlandırır.

Ardından üç itirazı tartacağız: her kavramın bir cins ve bir ayrımla tanımlanabileceği, cinsin seçiminin tanımı etkilemeyen bir ayrıntı olduğu ve cins ve ayrım yönteminin biyoloji dışındaki kavramlara uygulanamayacağı itirazları.

Sonda, bir kavramı cins ve ayrımla tanımlamanın dört adımını göstereceğiz: kavramın içine düştüğü en yakın cinsi bulmak, o cinsin öteki türlerini listelemek, kavramı bütün bu türlerden ayıran özelliği bulmak ve cinsin seçiminin bir yorumu önceden belirleyip belirlemediğini sormak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir kavram daha geniş bir cinsin içine nasıl yerleştirilir, onu aynı cinsin öteki türlerinden ayıran ayrım nasıl bulunur ve bu tanım biçimi hangi kavramlar için işler?

Ölçülü iddiam şu: bir kavramı cins ve ayrımla tanımlamak, onu önce içine düştüğü en yakın geniş sınıfın, yani cinsin içine yerleştirmek, sonra onu o cinsin öteki türlerinin hepsinden ayıran bir özelliği, yani ayrımı eklemektir; iyi bir tanımda cins, kavramın kaplamını gereğinden geniş bırakmayacak kadar yakın, ayrım ise kavramı cinsin bütün öteki türlerinden ayıracak kadar belirleyicidir; bir tanımda cinsin seçimi yansız değildir: bir kavramı hangi cinsin içine yerleştirdiğimiz, onun ne tür bir şey olduğuna dair bir görüşü dile getirir ve bu yüzden tartışmalı bir kavramın cinsini seçmek, çoğu zaman o tartışmada bir taraf tutmak olur; ve cins ve ayrım yöntemi, açık sınırlı bir türler hiyerarşisi içinde yer alan kavramlar için iyi işler, ama örnekleri tek bir ortak özellikle değil, birbiriyle örtüşen benzerliklerle bir araya gelen kavramlar için işlemeyebilir.

Sıfır noktası

Bir öğrenci bir kavramı tanımlaması istendiğinde, çoğu zaman onu tanıdığı bir şeye benzeterek başlar: "Eleştirel edisyon, bir tür kitaptır." Bu, iyi bir başlangıçtır, çünkü tanımlanan kavramı daha geniş ve bilinen bir sınıfa bağlar. Ama tek başına yetersizdir: bütün kitaplar eleştirel edisyon değildir. Öğrenci, bir sonraki adımda, eleştirel edisyonu öteki kitaplardan ayıran bir şey eklemek zorundadır.

Bu iki adım, cins ve ayrım yönteminin iki parçasıdır. Cins, bir kavramın içine düştüğü daha geniş sınıftır; tür ise o cinsin içindeki daha dar sınıflardan biridir. Ayrım, bir türü aynı cinsin öteki türlerinden ayıran özelliktir. "İnsan, akıllı bir hayvandır" tanımında, hayvan cinstir, akıllı olmak ayrımdır ve insan, hayvan cinsinin bir türüdür. Tanım, insanı önce hayvanların arasına yerleştirir, sonra onu öteki hayvanlardan ayırır.

Bu yöntemin gücü, içlem ile kaplam arasındaki ilişkiyi somut bir işleme dönüştürmesidir. Cins, kaplamı geniş bir sınıfla sınırlar; ayrım, içleme bir özellik ekleyerek kaplamı o sınıfın içinde daraltır. Ama yöntemin iki güçlüğü vardır: doğru cinsi bulmak ve kavramı cinsin bütün öteki türlerinden gerçekten ayıran bir ayrımı bulmak.

Görüşler ve pozisyonlar

Cins ve ayrım yönteminin kapsamı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, evrensel yöntem görüşüdür. Buna göre her kavram bir cins ve bir ayrımla tanımlanabilir. Bir kavramı tanımlayamıyorsak, bunun nedeni kavramın bu yönteme uymaması değil, henüz doğru cinsi ya da doğru ayrımı bulamamış olmamızdır.

İkinci görüş, yapay yöntem görüşüdür. Buna göre cins ve ayrım yöntemi, kavramları gerçekte olmayan düzenli bir hiyerarşiye sokan yapay bir araçtır. Gerçek kavramların çoğu, açık cinslere ve ayrımlara sahip değildir; yöntem, bu kavramları çarpıtarak tanımlar.

Üçüncü görüş, sınırlı yöntem görüşüdür. Buna göre cins ve ayrım yöntemi, açık sınırlı bir türler hiyerarşisi içinde yer alan kavramlar için güçlü ve güvenilir bir yöntemdir: bir baskı türü, bir suç türü, bir hayvan türü. Ama bazı kavramlar, örnekleri tek bir ortak özellikle değil, birbiriyle örtüşen benzerliklerle bir araya geldiği için bu yönteme uymaz. Yöntem uygulandığında da cinsin seçimi yansız değildir: bir kavramı hangi cinsin içine yerleştirdiğimiz, onun ne tür bir şey olduğuna dair bir görüşü dile getirir.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, cins ve ayrım yönteminin birçok kavram için başarıyla işlediğini doğru görür, ama Deniz'in felsefe okulu örneğinin gösterdiği gibi, bazı kavramların ortak bir ayrıma sahip olmayabileceğini hesaba katmaz. İkinci görüş, yöntemin bazı kavramlar için yapay olabileceğini doğru görür, ama Tolga'nın değişkeler baskısı durumunun gösterdiği gibi, açık sınırlı kavramlar için yöntemin bir tanımın hatasını bulmanın ve onu düzeltmenin en güvenilir yolu olduğunu göz ardı eder.

Argümanın yapısı

Bir kavramı cins ve ayrımla tanımlamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, kavramın içine düştüğü en yakın cinsi bulmaktır. Tanımlayan, kavramı içine yerleştirebileceği geniş sınıfları düşünür ve bunlardan en yakın olanını, yani kavramı kapsayan ama gereğinden çok fazla şeyi kapsamayan sınıfı seçer. "Eleştirel edisyon" için "şey" ya da "nesne" çok uzak bir cinstir; "kitap" daha yakındır; "baskı" daha da yakındır.

İkinci adım, o cinsin öteki türlerini listelemektir. Tanımlayan, seçtiği cinsin içindeki öteki türleri, yani tanımlanan kavrama en çok benzeyenleri tek tek yazar: ilk baskı, yeni baskı, değişkeler baskısı, tıpkıbasım.

Üçüncü adım, kavramı bütün bu türlerden ayıran özelliği bulmaktır. Tanımlayan, tanımlanan kavramın taşıyıp listedeki öteki türlerin hiçbirinin taşımadığı bir özelliği arar. Bulduğu özelliği, listedeki her türe tek tek uygulayarak sınar: özellik başka bir türe de uyuyorsa, ayrım yetersizdir.

Dördüncü adım, cinsin seçiminin bir yorumu önceden belirleyip belirlemediğini sormaktır. Tanımlayan, özellikle tartışmalı bir kavramı tanımlarken, seçtiği cinsin kavram hakkındaki tartışmada bir tarafı tutup tutmadığını sorar; tutuyorsa, bunu açıkça belirtir ya da tartışmanın taraflarının kabul edebileceği daha geniş bir cins seçer.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Cins ve ayrım yöntemini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir kavramı cins ve ayrımla tanımlamak, onu önce içine düştüğü en yakın cinsin içine yerleştirmek, sonra onu o cinsin öteki türlerinin hepsinden ayıran bir ayırıcı özellik eklemektir; iyi bir tanımda ayrımlar düzenli bir bölme dizisi oluşturur. Ayırıcı özellik, cinsin öteki türleri tek tek düşünülerek bulunur ve sınanır. Cinsin seçimi yansız değildir: bir kavramı hangi cinsin içine yerleştirdiğimiz, onun ne tür bir şey olduğuna dair bir görüşü dile getirir ve tartışmalı bir kavramda, tartışmanın taraflarının kabul edebileceği bir cins seçmek gerekir. Ve yöntem, açık sınırlı bir türler düzeni içinde yer alan kavramlar için güçlüdür; örnekleri örtüşen benzerliklerle bir araya gelen kavramlar için ise işlemeyebilir.

Açık kalan sorular

Aristoteles, bir tanımın birliğini, en son ayrımın bütün önceki ayrımları içermesiyle açıkladı. Ama bir şeyin en son ayrımı, onun gerçek doğasını mı dile getirir, yoksa bizim onu sınıflama biçimimizi mi? İnsanı "akıllı hayvan" olarak tanımlamak, insanın ne olduğunu mu söyler, yoksa bizim insanları öteki hayvanlardan ayırmak için en çok önemsediğimiz özelliği mi?

Linnaeus'un sınıflamasının ayrıntıları, evrim kuramından sonra değiştirildi. Evrim kuramına göre türler zaman içinde birbirinden türer ve aralarındaki sınırlar sabit değildir. Türler arasındaki sınırlar belirsizse, bir türü bir ayırıcı özellikle tanımlamak mümkün müdür? Yoksa bir türün tanımı, bir özellikle değil, bir soy ilişkisiyle mi yapılmalıdır?

Deniz'in felsefe okulu, bazı kavramların cins ve ayrımla tanımlanamayabileceğini gösterdi. Böyle bir kavram, bir akıl yürütmede güvenle kullanılabilir mi? Bir kavramın açık bir tanımı olmaması, onun bir argümanda belirsiz ve tutarsız kullanılmasına yol açar mı, yoksa merkezî örnekleri ve benzerlikleri iyi betimlenmiş bir kavram, açık bir tanımı olan bir kavram kadar güvenilir olabilir mi?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışCinsi çok uzak seçmek.
Doğrusu

Bir kavramı "şey", "nesne" ya da "durum" gibi çok genel bir cinsin içine yerleştirmek, ayrımın çok fazla türü dışarıda bırakmak zorunda kalmasına ve tanımın belirsiz kalmasına yol açar. Kavramı kapsayan en yakın cins seçilir.

Yaygın yanlışAyrımı yalnızca bazı türlerle sınamak.
Doğrusu

Bir ayırıcı özelliği, cinsin yalnızca aklına gelen birkaç türüyle sınamak, kavramı cinsin başka bir türünden ayırmadığını gözden kaçırabilir. Cinsin öteki türleri tek tek listelenir ve ayrım her biriyle sınanır.

Yaygın yanlışBirbirini bölmeyen ayrımlarla bölmek.
Doğrusu

Bir kavramlar kümesini, biri ötekinin ayrımı olmayan iki özelliğe göre art arda bölmek, bazı türleri sınıflamanın dışında bırakır. Bağımsız ölçütler, bir bölme dizisinde değil, bir tabloda ayrı ayrı uygulanır.

Yaygın yanlışCinsin yorumu taşıdığını görmemek.
Doğrusu

Tartışmalı bir kavramı, tartışmanın bir tarafının görüşünü dile getiren bir cinsin içine yerleştirmek, tanımın daha ilk sözcüğünde tartışmayı önceden çözmesine yol açar. Tartışmanın taraflarının kabul edebileceği bir cins seçilir ya da seçim açıkça belirtilir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir kavramı cins ve ayrımla tanımlamak, onu önce içine düştüğü en yakın cinsin içine yerleştirmek, sonra onu o cinsin öteki türlerinin hepsinden ayıran bir ayırıcı özellik eklemektir.

Aristoteles'in Metafizik'teki çözümlemesi bir tanımın düzenli bir bölme dizisi olması ve her ayrımın bir öncekini bölmesi gerektiğini, Porphyrios'un Eisagoge'si kavramların cinslerden türlere inen bir hiyerarşi içinde düzenlenebildiğini, Linnaeus'un sistemi ise cins ve ayrım yönteminin bir bilimin sınıflama aracı olabildiğini ama bu sınıflamanın o bilimin kuramlarıyla birlikte değişebildiğini gösterdi.

Bir kavram dört adımla cins ve ayrımla tanımlanır: en yakın cinsi bulmak, o cinsin öteki türlerini listelemek, kavramı bütün bu türlerden ayıran özelliği bulup her biriyle sınamak ve cinsin seçiminin bir yorumu önceden belirleyip belirlemediğini sormak.

Her kavramın cins ve ayrımla tanımlanabildiği, cinsin seçiminin bir ayrıntı olduğu ve yöntemin yalnızca biyolojiye uygun olduğu itirazları, bazı kavramların örtüşen benzerliklerle bir araya geldiğini, cinsin seçiminin tartışmanın yarısını önceden çözebildiğini ve yöntemin işlediği yerin kavramın açık sınırlı bir türler düzeni içinde yer almasıyla belirlendiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir kavramı cins ve ayrımla tanımlamak, onu yalnızca bir sınıfa yerleştirmek değil, o sınıfın her öteki üyesinden neyle ayrıldığını bulmak ve o sınıfı seçerken neyi seçtiğini bilmektir.

Sonraki derse köprü

Tolga'nın eleştirel edisyon tanımı, ilk hâliyle bir değişkeler baskısını da kapsıyordu; yani gereğinden genişti. Tolga, tanımı düzelttikten sonra ters yönde bir hata yapmaktan korkuyor: yeni tanımı, bir eleştirel edisyonun aygıtının seçilmeyen okunuşları bildirmesini şart koşuyordu, ama bazı eski eleştirel edisyonların aygıtı çok kısaydı ve bütün okunuşları bildirmiyordu. Tanım şimdi gereğinden dar olabilirdi. Kerem ise raporda başka bir tanıma dikkat çekiyor: bir bölümde "tanık, bir metnin tanıklık eden el yazmasıdır" yazılmıştı; tanım, tanımlanan sözcüğü tanımın içinde yeniden kullanıyordu. Selin de bir başka tanımın yalnızca bir şeyin ne olmadığını söylediğini fark ediyor: "popüler kaynak, uzman olmayan bir kaynaktır."

Bir tanımın iyi olup olmadığını sınamanın, cins ve ayrımı bulmaktan öte, bazı genel kuralları vardır: bir tanım gereğinden geniş ya da dar olmamalı, tanımlanan şeyi kendisiyle tanımlamamalı ve bir şeyi yalnızca ne olmadığıyla anlatmamalıdır.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Tanım kuralları dersi, iyi bir tanımın hangi kurallara uyması gerektiğini, bir tanımın gereğinden geniş ya da dar, döngüsel ya da olumsuz olduğunun nasıl fark edileceğini ve bu kuralların hangi durumlarda esnetilebileceğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.