Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir çıkar çatışması, bir araştırmacının ya da bir değerlendiricinin tarafsız bir yargıya varma yükümlülüğü ile maddi, mesleki, kişisel ya da fikri bir çıkarı arasındaki gerilimdir; yargının gerçekten etkilendiğini göstermez, ama okurun ona güvenmesi için gereken koşulu zayıflatır.
Coke'un Doktor Bonham kararı bir çıkar çatışmasının sorununun yargının sonucundan yararlanacak bir konumda bulunmakta yattığını, Bekelman ve arkadaşlarının derlemesi çıkar çatışmalarının bir alanın bütününde sonuçlarla ölçülebilir bir ilişki olarak ortaya çıkabildiğini, Cain, Loewenstein ve Moore'un deneyi ise bildirimin sorunu kendiliğinden çözmediğini gösterdi.
Bir araştırmacı ya da değerlendirici çıkar çatışmalarını dört adımla ele alır: bağlarını dört tür olarak dürüstçe saymak, hangilerinin okurun yargısını etkileyeceğini sormak, bunları açıkça bildirmek ve bildirimin telafi edemeyeceği bağlarda çekilmek.
Çıkar çatışmasının yalnızca maddi olduğu, bildirimin sorunu çözdüğü ve küçük alanda değerlendirici kalmayacağı itirazları, ölçütün bağın türü değil okurun yargısına etkisi olduğunu, bildirimin sorunu çözmediğini ama görünür kıldığını ve kuralların küçük alanlarda esnek ve bölüm bölüm uygulanabildiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir çıkar çatışmasını ele almak, kendi yargısının dürüst olduğuna güvenmekle yetinmeyip, okura o yargıyı tartması için gereken her şeyi söylemek ve bu yetmediğinde çekilmektir.
Açılış sahnesi
Barış, grubun raporunu değerlendirmeyi kabul eden öğretim üyesi hakkında öğrendiklerini anlatıyor. Öğretim üyesi, ikinci monografinin yazarının doktora öğrencisi olmuş ve onunla birlikte iki makale yazmıştı. Grubun raporu ise, ikinci monografinin yazarının bir makalesindeki seçici aktarmayı ve ansiklopedi maddesindeki belirtilmemiş metin geri dönüşümünü eleştiren bölümler içeriyordu. Barış bunu öğretim üyesinin kendisinden değil, onun yayın listesinden ve bir dergideki teşekkür notundan öğrenmişti; öğretim üyesi, raporu değerlendirmeyi kabul ederken bu ilişkiden hiç söz etmemişti.
Kerem, öğretim üyesinin raporu dürüstçe değerlendireceğinden şüphe etmediğini söylüyor. Ama komitenin, onun değerlendirmesini okurken bu ilişkiyi bilmesi gerektiğini düşünüyor. Tolga, küçük bir alanda okul üzerine çalışan herkesin ya ikinci monografinin yazarının öğrencisi, ya meslektaşı, ya da rakibi olduğunu, bu yüzden bağı olmayan bir değerlendirici bulmanın neredeyse imkânsız olduğunu hatırlatıyor. Lina ise sorunun yalnızca öğretim üyesinde olmadığını söylüyor: grup da haftalardır bu tartışmanın içindeydi ve raporun belirli sonuçlara varmasını istiyordu. Mert ise burs komitesinde kendi başından geçen bir şeyi anlatmaya hazırlanıyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Kaynak, Atıf ve Araştırma Etiği kursunda, bir araştırmacının ya da bir değerlendiricinin yargısını etkileyebilecek bağların neler olduğunu, bu bağların ne zaman ve nasıl bildirilmesi gerektiğini ve bir çıkar çatışmasının bildirilmesinin, onun doğurduğu sorunu ne ölçüde çözdüğünü soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bu kursun araştırma etiği modülü, kaynak uydurma ve seçici aktarma derslerinde, bir araştırmacının okura kaynaklar ve kanıtlar hakkında yanlış bir izlenim vermesinin iki biçimini ele aldı. Bu ders, bir araştırmacının ya da bir değerlendiricinin kendisi hakkında okurun bilmesi gereken bir şeye bakıyor: yargısını etkileyebilecek bağlar. Bir makalenin yazarının, bir kitabı değerlendiren bir eleştirmenin ya da bir başvuruyu değerlendiren bir komite üyesinin, değerlendirdiği şeyle bir bağı olduğunda, okur onun yargısına ne kadar güveneceğine bu bağı bilerek karar verir.
Sonra üç kaynağa bakacağız. İngiliz yargıç Edward Coke, 1610'da, bir tıp kurulunun, verdiği cezaların yarısını kendisi aldığı için, kendi davasında yargıç olamayacağına hükmeder. Justin Bekelman ve arkadaşları, 2003'te, tıbbi araştırmalardaki mali çıkar çatışmalarını inceleyen çalışmaları bir araya getirerek, bir çalışmanın sanayi tarafından desteklenmesi ile o sanayinin lehine sonuçlara varması arasında bir ilişki bulur. Daylian Cain, George Loewenstein ve Don Moore ise 2005'te, bir çıkar çatışmasını bildirmenin, onun doğurduğu sorunu beklendiği gibi çözmeyebileceğini, hatta bazen ağırlaştırabileceğini bir deneyle gösterir.
Ardından üç itirazı tartacağız: çıkar çatışmasının yalnızca maddi bağlarla ilgili olduğu, bir çıkar çatışmasını bildirmenin sorunu çözdüğü ve küçük bir alanda bağı olan herkesin çekilmesi durumunda değerlendirici kalmayacağı itirazları.
Sonda, bir araştırmacının ya da bir değerlendiricinin çıkar çatışmalarını ele almasının dört adımını göstereceğiz: kendi bağlarını, maddi, mesleki, kişisel ve fikri bağlar olarak dürüstçe saymak, bu bağlardan hangilerinin okurun yargısını etkileyeceğini sormak, bu bağları okura açıkça bildirmek ve bir bağ, bildirimin telafi edemeyeceği kadar güçlüyse çekilmek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir araştırmacının ya da bir değerlendiricinin yargısını etkileyebilecek bağlar nelerdir, bu bağlar ne zaman ve nasıl bildirilmelidir ve bir çıkar çatışmasının bildirilmesi onun doğurduğu sorunu ne ölçüde çözer?
Ölçülü iddiam şu: bir çıkar çatışması, bir araştırmacının ya da bir değerlendiricinin, dürüst ve tarafsız bir yargıya varma yükümlülüğü ile değerlendirdiği şeyin belirli bir sonuca varmasından doğacak maddi, mesleki, kişisel ya da fikri bir çıkarı arasında bir gerilim bulunduğu durumdur; bir çıkar çatışması, kişinin yargısının gerçekten etkilendiğini göstermez, ama okurun o yargıya güvenmesi için gereken koşulu zayıflatır, çünkü okur, yargının çıkardan etkilenip etkilenmediğini dışarıdan göremez; bu yüzden bir araştırmacı ya da bir değerlendirici, okurun yargısını etkileyebilecek bağlarını açıkça bildirir; ama bildirim, sorunu kendiliğinden çözmez: bildirilen bir çıkar da yargıyı etkilemeye devam edebilir ve okur, bildirilen çıkarı ne ölçüde hesaba katacağını her zaman bilemez; bu yüzden bir bağ, bildirimin telafi edemeyeceği kadar güçlü olduğunda, değerlendirici değerlendirmeden çekilir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci çıkar çatışması sözcüğünü duyduğunda, çoğu zaman para düşünür: bir ilaç şirketinden ödeme alan bir hekim, bir şirketin hissesine sahip olan bir yönetici. Bu, çıkar çatışmalarının en kolay tanınan biçimidir, ama tek biçimi değildir. Bir değerlendiricinin, değerlendirdiği kişinin öğrencisi, dostu, rakibi ya da akrabası olması, bir mesleki ya da kişisel bağdır. Bir araştırmacının, yıllarca savunduğu bir kuramın doğrulanmasını istemesi ise bir fikri bağdır: bir kuramın çürütülmesi, onun itibarını ve yıllarca harcadığı emeği de sarsabilir.
Bu bağların hiçbiri, kendi başına, bir kişinin yargısının çarpıtıldığını göstermez. Bir öğretmenin öğrencisinin çalışmasını dürüstçe değerlendirmesi mümkündür; bir hekimin bir şirketten ödeme almasına rağmen bir ilacı tarafsızca değerlendirmesi de mümkündür. Sorun, yargının çarpıtılıp çarpıtılmadığının dışarıdan görülememesidir. Okur, bir değerlendiricinin zihninin içine bakamaz; yalnızca onun yargısını ve varsa bağlarını görür. Bir bağ bilinmediğinde, okur yargıya tam bir güvenle bakar; bilindiğinde, yargıyı bu bağı hesaba katarak tartar.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir çıkar çatışmasının nasıl ele alınacağı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, dürüstlük görüşüdür. Buna göre bir çıkar çatışması, ancak bir kişinin yargısı gerçekten çarpıtıldığında bir sorundur. Dürüst bir araştırmacı ya da değerlendirici, bağlarına rağmen tarafsız bir yargıya varabilir; ona bağlarını bildirmesini ya da çekilmesini istemek, onun dürüstlüğünden şüphe etmektir.
İkinci görüş, bildirim görüşüdür. Buna göre bir çıkar çatışmasının çözümü, onu bildirmektir. Bir araştırmacı ya da değerlendirici bağlarını açıkça söylediğinde, okur onları hesaba katarak yargıyı kendisi tartabilir; bildirimden sonra, çıkar çatışması artık bir sorun değildir.
Üçüncü görüş, bildirim ve çekilme görüşüdür. Buna göre bir çıkar çatışması, bir kişinin yargısı gerçekten çarpıtılmasa bile, okurun o yargıya güvenmesi için gereken koşulu zayıflattığı için bir sorundur. Çoğu durumda bu sorun, bağların açıkça bildirilmesiyle hafifletilir; ama bildirim sorunu tamamen çözmez, çünkü bildirilen bir çıkar da yargıyı etkilemeye devam edebilir ve okur onu ne ölçüde hesaba katacağını her zaman bilemez. Bu yüzden bir bağ, bildirimin telafi edemeyeceği kadar güçlü olduğunda, değerlendirici çekilir; bildirim ile çekilme arasındaki seçim, bağın gücüne ve değerlendirmenin sonuçlarına bağlıdır.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, bağları olan bir kişinin de dürüst bir yargıya varabileceğini doğru görür, ama Coke'un gördüğü gibi, sorunun yargının çarpıtılıp çarpıtılmadığında değil, okurun bunu dışarıdan görememesinde yattığını göz ardı eder. İkinci görüş, bildirimin okura önemli bir bilgi verdiğini doğru görür, ama Cain, Loewenstein ve Moore'un deneyinin gösterdiği gibi, bildirimin sorunu her zaman çözmediğini hesaba katmaz.
Argümanın yapısı
Bir araştırmacının ya da bir değerlendiricinin çıkar çatışmalarını ele alması için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, kendi bağlarını, maddi, mesleki, kişisel ve fikri bağlar olarak dürüstçe saymaktır. Araştırmacı ya da değerlendirici, değerlendirdiği şeyle ya da onun yazarıyla olan bütün bağlarını kendine sorar: bu sonuçtan para kazanacak mıyım, mesleki itibarım etkilenecek mi, yazarla kişisel bir ilişkim var mı, bu sonuç benim savunduğum bir görüşü destekliyor ya da çürütüyor mu?
İkinci adım, bu bağlardan hangilerinin okurun yargısını etkileyeceğini sormaktır. Araştırmacı ya da değerlendirici, kendisini okurun yerine koyar ve sorar: bir okur bu bağı öğrenseydi, benim yargıma farklı bakar mıydı? Cevap evetse, bağ bildirilmelidir.
Üçüncü adım, bu bağları okura açıkça bildirmektir. Araştırmacı ya da değerlendirici, bildirilmesi gereken bağları, değerlendirmenin ya da çalışmanın başında ya da uygun bir yerinde, açık ve anlaşılır bir dille bildirir.
Dördüncü adım, bir bağ bildirimin telafi edemeyeceği kadar güçlüyse çekilmektir. Araştırmacı ya da değerlendirici, bir bağın, bildirilse bile okurun yargısına güvenmesini imkânsız kılacak kadar güçlü olup olmadığını sorar ve öyleyse değerlendirmeden çekilir.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Çıkar çatışmasını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir çıkar çatışması, bir araştırmacının ya da bir değerlendiricinin tarafsız bir yargıya varma yükümlülüğü ile maddi, mesleki, kişisel ya da fikri bir çıkarı arasındaki gerilimdir ve yargının gerçekten etkilendiğini göstermez, ama okurun o yargıya güvenmesi için gereken koşulu zayıflatır. Bir araştırmacı ya da değerlendirici, bağlarını dürüstçe sayar, okurun yargısını etkileyecek olanları açıkça bildirir ve bildirimin telafi edemeyeceği kadar güçlü bağlarda çekilir. Bildirim, sorunu çözmez, görünür kılar; bu yüzden güçlü bağlarda bildirimin yanında çekilme ya da ikinci bir değerlendirici gibi önlemler gerekir. Çıkar bildirimi yalnızca başkalarından değil, yargıya varan herkesten, kendimizden de istenir.
Açık kalan sorular
Coke, hiç kimsenin kendi davasında yargıç olamayacağı ilkesine dayandı. Ama bir araştırmacı, kendi kuramını savunan bir makale yazdığında, bir anlamda kendi davasında yargıçtır. Bir araştırmacının kendi görüşüne duyduğu bağlılık, bir çıkar çatışması mıdır, yoksa bir araştırmacının işinin kaçınılmaz bir parçası mıdır? Fikri bir bağ ne zaman bildirilmesi gereken bir çıkar çatışmasına dönüşür?
Cain, Loewenstein ve Moore'un deneyi, bildirimin çıkarı olan kişiye bir tür izin verebileceğini gösterdi. Bir çıkarını bildiren bir araştırmacı, bundan sonra çıkarını daha rahat izlemekte haklı mıdır? Bildirim, bir sorumluluğu okura mı devreder, yoksa araştırmacının kendi sorumluluğunu mu artırır?
Lina'nın grup bildirimi, bir grubun kendi fikri bağını da bildirebileceğini gösterdi. Ama bir araştırmacı, kendi fikri bağlarının hepsini görebilir mi? Kendi görüşümüze bağlılığımızın yargımızı nasıl etkilediğini, bir başkası bize göstermeden fark edebilir miyiz? Doğrulama yanlılığı üzerine bildiklerimiz, kendi çıkar bildirimlerimizin ne kadar eksik kalabileceği hakkında ne söyler?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışÇıkarı yalnızca parayla sınırlamak.
Çıkar çatışmasını yalnızca maddi bağlarla sınırlamak, mesleki, kişisel ve fikri bağların da bir yargının güvenilirliğini zayıflatabileceğini gözden kaçırır. Bütün bağlar, okurun yargısını etkileyip etkilemeyeceği ölçütüyle sayılır.
Yaygın yanlışBildirmeyi dürüstlükten şüphe saymak.
Bir bağı bildirmeyi ya da bir değerlendirmeden çekilmeyi, kendi dürüstlüğünden şüphe etmek olarak görmek, çıkar çatışmasının sorununun yargının dışarıdan görülememesinde yattığını gözden kaçırır. Bildirim ve çekilme, bir kararın güvenilirliğini korur.
Yaygın yanlışBildirimi yeterli saymak.
Bir çıkarı bildirmenin, onun doğurduğu sorunu tamamen çözdüğünü sanmak, bildirilen bir çıkarın da yargıyı etkilemeye devam edebileceğini ve okurun onu yeterince hesaba katmayabileceğini gözden kaçırır. Güçlü bağlarda başka önlemler de alınır.
Yaygın yanlışKendi bağını görmemek.
Çıkar bildirimini yalnızca başkalarından beklemek, bir araştırmacının kendi fikri bağlarının da onun yargısını etkileyebileceğini gözden kaçırır. Kendi bağları da dürüstçe sayılır ve bildirilir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir çıkar çatışması, bir araştırmacının ya da bir değerlendiricinin tarafsız bir yargıya varma yükümlülüğü ile maddi, mesleki, kişisel ya da fikri bir çıkarı arasındaki gerilimdir; yargının gerçekten etkilendiğini göstermez, ama okurun ona güvenmesi için gereken koşulu zayıflatır.
Coke'un Doktor Bonham kararı bir çıkar çatışmasının sorununun yargının sonucundan yararlanacak bir konumda bulunmakta yattığını, Bekelman ve arkadaşlarının derlemesi çıkar çatışmalarının bir alanın bütününde sonuçlarla ölçülebilir bir ilişki olarak ortaya çıkabildiğini, Cain, Loewenstein ve Moore'un deneyi ise bildirimin sorunu kendiliğinden çözmediğini gösterdi.
Bir araştırmacı ya da değerlendirici çıkar çatışmalarını dört adımla ele alır: bağlarını dört tür olarak dürüstçe saymak, hangilerinin okurun yargısını etkileyeceğini sormak, bunları açıkça bildirmek ve bildirimin telafi edemeyeceği bağlarda çekilmek.
Çıkar çatışmasının yalnızca maddi olduğu, bildirimin sorunu çözdüğü ve küçük alanda değerlendirici kalmayacağı itirazları, ölçütün bağın türü değil okurun yargısına etkisi olduğunu, bildirimin sorunu çözmediğini ama görünür kıldığını ve kuralların küçük alanlarda esnek ve bölüm bölüm uygulanabildiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir çıkar çatışmasını ele almak, kendi yargısının dürüst olduğuna güvenmekle yetinmeyip, okura o yargıyı tartması için gereken her şeyi söylemek ve bu yetmediğinde çekilmektir.
Sonraki derse köprü
Rapor bitmek üzereyken komite, raporun bir öğrenci projesi örneği olarak yayımlanacağını ve kapağında yazarlarının adlarının yer alacağını bildiriyor. Mert, raporun büyük kısmını Ece yazdığı için kapakta yalnızca onun adının yer almasını öneriyor. Ama Lina, tartışmalı cümlenin bütün çevirilerini kendisinin yaptığını, Tolga, el yazması tartışmasının kaynaklarını kendisinin bulduğunu, Selin ise alıntıların ve baskıların denetimini kendisinin yürüttüğünü hatırlatıyor. Deniz, kendi yazdığı taslakların çoğunun sonradan yeniden yazıldığını, bu yüzden kendini yazar sayıp sayamayacağını bilmediğini söylüyor. Barış ise kaynaklara ulaşmalarını sağlayan öğretim üyesinin ve kütüphanecinin adının nerede yer alacağını soruyor.
Bir çalışmanın yazarı kimdir, bir katkı ne zaman yazarlık, ne zaman bir teşekkür gerektirir ve bir çalışmaya emek verenlerin katkıları okura nasıl gösterilir? Bu sorular, atfın yalnızca kaynaklara değil, bir çalışmanın kendi üreticilerine karşı da bir sorumluluk taşıdığını gösterir.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Yazar emeği dersi, bir çalışmanın yazarlığının neye dayandığını, bir katkının ne zaman yazarlık ve ne zaman bir teşekkür gerektirdiğini, yazar sırasının ne anlama geldiğini ve bir çalışmaya emek veren ama adı görünmeyenlerin emeğinin nasıl tanınacağını soruyor.