İçeriğe geç

P01-D08-M03-05·Atıf ve akademik dürüstlük

Öz-atıf

orta3.621 kelime≈ 24 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir araştırmacının kendi önceki çalışmalarına atıf yapması, okura bir argümanın ayrıntısını, bir bulgunun kaynağını ya da bir görüşün gelişimini gösterdiği ölçüde meşrudur; ama atfın okura karşı taşıdığı sorumluluk, kaynağın yazarı ile yeni metnin yazarı aynı kişi olduğunda ortadan kalkmaz.

Nietzsche'nin Ecce Homo'su bir yazarın kendi eserlerine gönderme yapmasının hem bir bilgilendirme hem de bir kendini sunma olabildiğini, Lehrer'in yeniden kullandığı yazılar belirtilmeyen metin geri dönüşümünün yeni bir yazı okuduğunu sanan okuru yanılttığını, Ioannidis ve arkadaşlarının verileri ise öz-atfın görünürlüğü yapay olarak artırmak için kullanılabildiğini ama meşruluğunun bir sayıyla değil her atfın okura kazandırdığıyla değerlendirilmesi gerektiğini gösterdi.

Bir araştırmacı kendi çalışmalarına dört adımla dürüstçe atıf yapar: yeniden kullanılan her metni ve bulguyu belirtmek, öz-atfı yalnızca argümanın gerektirdiği yerde yapmak, başkalarının ilgili çalışmalarını da göstermek ve bir metnin yeni bir okura ne sunduğunu açıkça söylemek.

Kendi emeğini kullanmanın yanlış olamayacağı, öz-atfın her zaman kendini öne çıkarma olduğu ve sorunun yalnızca ölçüt kültürüne ait olduğu itirazları, kimsenin emeğini almayan bir yanlışın yine de okura zarar verebildiğini, öz-atfın meşruluğunun okura kazandırdığından anlaşıldığını ve kendini öne çıkarma eğiliminin ölçüt kültüründen önce de var olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden kendine atıf yapmak, kendi emeğini okurdan gizlemeden ve başkalarının emeğini kendi emeğinin arkasına saklamadan, bir tartışmadaki kendi yerini doğru göstermektir.

Açılış sahnesi

Kerem, uzman ansiklopedisindeki maddeyi ve ikinci monografiyi yan yana açıyor. Maddenin karma bölümündeki dört paragraf, monografinin üçüncü bölümündeki dört paragrafla neredeyse aynı: birkaç sözcük değişmiş, bir cümle kısaltılmış, ama sıra, yapı ve örnekler aynı. İki metnin yazarı da aynı kişi. Madde, monografiyi kaynakçasında sayıyor; ama bu dört paragrafın monografiden alındığını metnin hiçbir yerinde belirtmiyor. Kerem, grubun bu maddeyi okurken, onun ansiklopedi için yeni yazılmış ve alanın bugünkü durumunu özetleyen bir değerlendirme olduğunu sandığını hatırlıyor.

Selin, bir yazarın kendi metnini yeniden kullanmasının bir intihal olup olamayacağını soruyor: sonuçta yazar kimsenin emeğini almamıştı, yalnızca kendi emeğini yeniden kullanmıştı. Tolga ise maddenin okurunun yanıltıldığını söylüyor: okur, dört paragrafı maddenin yazıldığı tarihteki bir değerlendirme sanıyordu, oysa paragraflar monografinin yazıldığı tarihten, yani yeni baskı ve cevap makalesi yayımlanmadan önceki bir dönemden geliyordu. Lina da başka bir şey fark ediyor: aynı yazarın bir makalesinde, karmanın bir Tanrı tarafından yönetildiği görüşü için beş kaynak gösterilmiş ve beşi de yazarın kendi çalışmaları; bu görüşü yazardan önce savunan birinci monografinin eleştirmenlerinden hiçbiri anılmamış. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Kaynak, Atıf ve Araştırma Etiği kursunda, bir araştırmacının kendi önceki çalışmalarına ne zaman ve nasıl atıf yapması gerektiğini, kendi metinlerini yeniden kullanmasının hangi koşullarda okuru yanılttığını ve kendine atıf yapmanın ne zaman bir bilgilendirme, ne zaman bir kendini öne çıkarma olduğunu soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bu kursun intihal dersi, intihali başkasının emeğini kaynağını göstermeden kendi emeği gibi sunmak olarak tanımladı ve intihalin bir metnin okura ne sunduğuyla belirlendiğini gösterdi. Bu ders, bu tanımın ucundaki bir soruya bakıyor: yazarın kendisi de bir kaynak olabilir mi? Bir araştırmacı, kendi önceki bir çalışmasının sözcüklerini, bulgularını ya da argümanlarını yeniden kullandığında, kime karşı bir sorumluluk taşır?

Sonra üç kaynağa bakacağız. Friedrich Nietzsche, 1888'de yazdığı ve ölümünden sonra yayımlanan Ecce Homo'da, kendi kitaplarını tek tek ele alıp yorumlar ve bir yazarın kendi eserlerine gönderme yapmasının hem bir okuma kılavuzu hem de bir kendini sunma olabileceğini gösterir. Gazeteci Jonah Lehrer, 2012'de bir dergi için yazdığı yazılarda, daha önce başka yayın organlarında çıkmış kendi yazılarından pasajları, bunu belirtmeden yeniden kullanır ve dergi, yazıların başına düzeltme notları ekler. John Ioannidis ve arkadaşları ise 2019'da, çok sayıda araştırmacının atıf verilerini inceleyerek, bazı araştırmacıların aldığı atıfların büyük bir kısmının kendi çalışmalarından geldiğini gösterir.

Ardından üç itirazı tartacağız: kendi emeğini yeniden kullanmanın hiçbir zaman bir yanlış olamayacağı, öz-atfın her zaman bir kendini öne çıkarma olduğu ve öz-atıf kurallarının yalnızca atıf sayılarıyla ölçülen bir akademik dünyanın sorunu olduğu itirazları.

Sonda, bir araştırmacının kendi çalışmalarına dürüstçe atıf yapmasının dört adımını göstereceğiz: yeniden kullanılan her metni ve bulguyu belirtmek, kendi çalışmasına yalnızca argümanın gerektirdiği yerde atıf yapmak, kendi çalışmasının yanında başkalarının ilgili çalışmalarını da göstermek ve bir metnin yeni bir okura sunduğu şeyin ne olduğunu sormak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir araştırmacı kendi önceki çalışmalarına ne zaman ve nasıl atıf yapmalıdır, kendi metinlerini yeniden kullanması hangi koşullarda okuru yanıltır ve kendine atıf yapmak ne zaman bir bilgilendirme, ne zaman bir kendini öne çıkarmadır?

Ölçülü iddiam şu: bir araştırmacının kendi önceki çalışmalarına atıf yapması, onun bir argümanın dayandığı daha ayrıntılı bir çalışmayı, bir bulgunun ilk yayımlandığı yeri ya da bir görüşün gelişimini okura göstermesi olarak meşru ve çoğu zaman gereklidir; ama öz-atıf, atfın okura karşı taşıdığı sorumluluğu ortadan kaldırmaz: atıf, bir metnin hangi kısmının yeni, hangi kısmının daha önce yayımlanmış olduğunu da okura söyler; bu yüzden bir araştırmacının kendi metinlerini ya da bulgularını belirtmeden yeniden kullanması, kimsenin emeğini almasa da, okura bir metnin yeniliği ve tarihi hakkında yanlış bir şey söyler; ve bir araştırmacının kendi çalışmalarına, argümanın gerektirdiğinden fazla ya da başkalarının ilgili çalışmalarını gizleyecek biçimde atıf yapması, atfı bir bilgilendirme aracından bir kendini öne çıkarma aracına dönüştürür.

Sıfır noktası

Bir araştırmacı yıllarca aynı konu üzerinde çalıştığında, onun her yeni çalışması, önceki çalışmalarının üzerine kurulur. Bir makalede bir kavramı tanımlamış, bir monografide bir argümanı ayrıntılı olarak geliştirmiş, bir başka makalede bir bulguyu yayımlamıştır. Yeni bir çalışmada bu tanımı, bu argümanı ya da bu bulguyu kullanması kaçınılmazdır; ve onlara atıf yapması, okurun daha fazlasını nerede bulacağını bilmesi için gereklidir. Bu anlamda öz-atıf, bir araştırma hayatının doğal bir parçasıdır ve kendi başına bir sorun değildir.

Sorun, iki yerde başlar. Birincisi, bir araştırmacının kendi önceki bir metnini, bunu belirtmeden, yeni bir metnin içine taşıdığı yerdir. Burada kimsenin emeği alınmaz; ama okur, bir metnin yeni yazıldığını, yeni bir değerlendirme ya da yeni bir bulgu sunduğunu sanır. İkincisi, bir araştırmacının kendi çalışmalarına, argümanın gerektirdiğinden çok, ya da başkalarının aynı konudaki çalışmalarının yerine atıf yaptığı yerdir. Burada atıf, okura bir tartışmanın haritasını sunmaz; yazarın kendi yerini büyütür.

Görüşler ve pozisyonlar

Öz-atfın ve kendi metinlerini yeniden kullanmanın değerlendirilmesi konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, sahiplik görüşüdür. Buna göre bir yazar kendi metinlerinin sahibidir ve onları istediği gibi yeniden kullanabilir. İntihal, başkasının emeğini almaktır; bir yazar kendi emeğini kullandığında kimsenin emeği alınmaz ve hiçbir yanlış yapılmaz. Öz-atıf ise yazarın kendi işine gönderme yapmasıdır ve bunun sınırını yazarın kendisi belirler.

İkinci görüş, yasak görüşüdür. Buna göre bir yazarın kendi önceki metinlerini yeniden kullanması, "öz-intihal" olarak adlandırılmalı ve intihal gibi yasaklanmalıdır. Her yeni çalışma, tümüyle yeni bir metin olmalıdır; öz-atıf da, atıf sayılarıyla değerlendirilen bir akademik dünyada, kendini öne çıkarmanın bir aracı olduğu için olabildiğince sınırlanmalıdır.

Üçüncü görüş, okura karşı sorumluluk görüşüdür. Buna göre bir yazarın kendi metinlerini ve bulgularını yeniden kullanması kendi başına bir yanlış değildir; ama atıf, okura karşı bir sorumluluk taşır ve bu sorumluluk, kaynağın yazarı ile yeni metnin yazarı aynı kişi olduğunda ortadan kalkmaz. Okur, bir metnin hangi kısmının yeni, hangi kısmının daha önce yayımlanmış olduğunu bilme hakkına sahiptir. Bu yüzden yeniden kullanılan her metin ve bulgu belirtilir; öz-atıf ise argümanın gerektirdiği yerde ve başkalarının ilgili çalışmalarıyla birlikte yapılır.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, bir yazarın kendi metinlerini yeniden kullanmasının başkasının emeğini almak olmadığını doğru görür, ama intihal dersinde gördüğümüz gibi, atıf yalnızca kaynağın yazarına değil, okura karşı da bir sorumluluktur. İkinci görüş, öz-atfın kötüye kullanılabileceğini doğru görür, ama bir araştırmacının önceki çalışmalarının üzerine kurmasının ve onlara atıf yapmasının, bir araştırma hayatının doğal bir parçası olduğunu ve bunu yasaklamanın okuru bilgilendirmekten mahrum bırakacağını hesaba katmaz.

Argümanın yapısı

Bir araştırmacının kendi çalışmalarına dürüstçe atıf yapması için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, yeniden kullanılan her metni ve bulguyu belirtmektir. Araştırmacı, önceki bir çalışmasından sözcükleri, paragrafları, tabloları ya da bulguları yeni bir çalışmada kullandığında, bunu kullandığı yerde belirtir: bir dipnotla, bir giriş cümlesiyle ya da bir alıntı işaretiyle.

İkinci adım, kendi çalışmasına yalnızca argümanın gerektirdiği yerde atıf yapmaktır. Araştırmacı, bir öz-atfın okura ne kazandırdığını sorar: okur, bu atfı izleyerek bir argümanın ayrıntısını, bir bulgunun kaynağını ya da bir görüşün gelişimini bulabilecek mi? Bulamayacaksa, atıf gereksizdir.

Üçüncü adım, kendi çalışmasının yanında başkalarının ilgili çalışmalarını da göstermektir. Araştırmacı, bir görüş ya da bir bulgu için kendi çalışmasına atıf yaptığında, aynı görüşü daha önce ya da ondan bağımsız olarak savunan başka çalışmaları da gösterir; öz-atıf, bir tartışmanın haritasını yalnızca yazarın kendi yeriyle sınırlamamalıdır.

Dördüncü adım, bir metnin yeni bir okura sunduğu şeyin ne olduğunu sormaktır. Araştırmacı, yeni metninin, önceki çalışmalarına göre neyi yeni sunduğunu açıkça söyler; bir metin büyük ölçüde önceki bir çalışmanın yeniden sunumuysa, bunu okura bildirir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Öz-atfı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir araştırmacının kendi önceki çalışmalarına atıf yapması, okura bir argümanın ayrıntısını, bir bulgunun kaynağını ya da bir görüşün gelişimini gösterdiği ölçüde meşru ve çoğu zaman gereklidir. Ama atıf, okura bir metnin hangi kısmının yeni, hangi kısmının daha önce yayımlanmış olduğunu da söyler ve bu sorumluluk, kaynağın yazarı ile yeni metnin yazarı aynı kişi olduğunda ortadan kalkmaz. Bu yüzden yeniden kullanılan her metin ve bulgu belirtilir, öz-atıf argümanın gerektirdiği yerde yapılır ve başkalarının ilgili çalışmalarıyla birlikte verilir. Kendi emeğini kullanmak bir yanlış değildir; kendi emeğinin tarihini ve yerini okurdan gizlemek bir yanlıştır.

Açık kalan sorular

Nietzsche'nin Ecce Homo'su, bir yazarın kendi eserlerini nasıl okunmaları gerektiğini söyleyerek sunmasının bir örneğiydi. Bir yazarın kendi eserleri hakkındaki yorumu, o eserlerin okunuşunda ne kadar yetkili sayılmalıdır? Bir yazar, kendi eserinin en iyi okuru mudur, yoksa onun yalnızca bir okuru mu?

Barış'ın dilekçesi, öz-atıf kurallarının bir metin türünün okura ne vaat ettiğine bağlı olduğunu gösterdi. Bir ders kitabı, bir ansiklopedi maddesi ya da bir popüler kitap, bir akademik makale kadar yenilik vaat eder mi? Bu türlerde bir yazarın kendi önceki metinlerini yeniden kullanması, bir makalede olduğundan farklı mı değerlendirilmelidir?

Defne'nin çift yayını, aynı kanıtın tekrarlandığında bağımsız kanıtlar gibi görünebileceğini gösterdi ve Kerem, bunun el yazması tartışmasında da olup olmadığını sordu. Bir araştırmacı, bir iddiayı destekleyen birçok kaynak bulduğunda, bu kaynakların bağımsız kanıtlar mı, yoksa aynı kanıtın farklı sunumları mı olduğunu nasıl ayırt edebilir? Kanıtların bağımsızlığını denetlemek, kaynakların sayısını denetlemekten daha mı önemlidir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKendi metnini belirtmeden taşımak.
Doğrusu

Önceki bir çalışmanın paragraflarını ya da bulgularını, bunu belirtmeden yeni bir çalışmaya taşımak, okura bu kısımların yeni olduğu izlenimini verir. Yeniden kullanılan her metin, kullanıldığı yerde belirtilir.

Yaygın yanlışKaynakçayı yeterli saymak.
Doğrusu

Önceki bir çalışmayı kaynakçada saymanın, ondan alınan paragrafları metinde belirtmeyi gereksiz kıldığını sanmak, okurun hangi paragrafın nereden geldiğini bilmesini engeller. Belirli bir borç, kullanıldığı yerde gösterilir.

Yaygın yanlışBaşkalarını öz-atfın arkasında gizlemek.
Doğrusu

Bir görüş için yalnızca kendi çalışmalarına atıf yapmak, o görüşü daha önce ya da bağımsız olarak savunan başka çalışmaları gizler. Öz-atıf, başkalarının ilgili çalışmalarıyla birlikte verilir.

Yaygın yanlışAynı bulguyu yeni bir bulgu gibi yayımlamak.
Doğrusu

Daha önce yayımlanmış bulguları, önceki yayına atıf yapmadan yeni bir çalışmada sunmak, okura ve sonraki çalışmalara bağımsız bir kanıt izlenimi verir. Önceki yayın açıkça gösterilir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir araştırmacının kendi önceki çalışmalarına atıf yapması, okura bir argümanın ayrıntısını, bir bulgunun kaynağını ya da bir görüşün gelişimini gösterdiği ölçüde meşrudur; ama atfın okura karşı taşıdığı sorumluluk, kaynağın yazarı ile yeni metnin yazarı aynı kişi olduğunda ortadan kalkmaz.

Nietzsche'nin Ecce Homo'su bir yazarın kendi eserlerine gönderme yapmasının hem bir bilgilendirme hem de bir kendini sunma olabildiğini, Lehrer'in yeniden kullandığı yazılar belirtilmeyen metin geri dönüşümünün yeni bir yazı okuduğunu sanan okuru yanılttığını, Ioannidis ve arkadaşlarının verileri ise öz-atfın görünürlüğü yapay olarak artırmak için kullanılabildiğini ama meşruluğunun bir sayıyla değil her atfın okura kazandırdığıyla değerlendirilmesi gerektiğini gösterdi.

Bir araştırmacı kendi çalışmalarına dört adımla dürüstçe atıf yapar: yeniden kullanılan her metni ve bulguyu belirtmek, öz-atfı yalnızca argümanın gerektirdiği yerde yapmak, başkalarının ilgili çalışmalarını da göstermek ve bir metnin yeni bir okura ne sunduğunu açıkça söylemek.

Kendi emeğini kullanmanın yanlış olamayacağı, öz-atfın her zaman kendini öne çıkarma olduğu ve sorunun yalnızca ölçüt kültürüne ait olduğu itirazları, kimsenin emeğini almayan bir yanlışın yine de okura zarar verebildiğini, öz-atfın meşruluğunun okura kazandırdığından anlaşıldığını ve kendini öne çıkarma eğiliminin ölçüt kültüründen önce de var olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden kendine atıf yapmak, kendi emeğini okurdan gizlemeden ve başkalarının emeğini kendi emeğinin arkasına saklamadan, bir tartışmadaki kendi yerini doğru göstermektir.

Sonraki derse köprü

Deniz, raporun son bölümlerini yazarken bir yapay zekâ sohbet aracına başvurduğunu anlatıyor. Araçtan, ikinci monografinin bir bölümünü kısaca özetlemesini istemiş ve araç, birkaç saniye içinde akıcı bir özet vermişti. Deniz, özetin bir kısmını rapora almayı düşünmüş, ama önce onu monografinin kendisiyle karşılaştırmıştı. Özetin çoğu doğruydu; ama bir cümlesi, monografinin hiçbir yerinde bulunmayan bir iddiayı, okulun belirli bir düşünürünün karma üzerine bir eser yazdığını söylüyordu ve Deniz, böyle bir eserin var olup olmadığını hiçbir kaynakta doğrulayamamıştı. Selin, aracın bir kaynak olup olmadığını, özetine atıf yapılıp yapılamayacağını soruyor. Kerem ise aracı kullanmanın kendisinin rapora yazılması gerekip gerekmediğini ve raporun bir cümlesi yanlışsa, bunun sorumluluğunun kime ait olacağını soruyor.

Yapay zekâ araçları, bir araştırmacının kaynaklarını okurken, özetlerken, çevirirken ve yazarken başvurabileceği yeni yardımcılardır. Ama bu yardımcıların bir araştırmada nasıl bir yer tuttuğu, atıf ve dürüstlük kurallarının onlara nasıl uygulanacağı ve bir araştırmacının onların ürettiği metinlerden nasıl sorumlu olacağı, bu kursun şimdiye kadar ele aldığı sorulardan farklı sorular açar.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Yapay zekâ kullanımı dersi, bir araştırmacının yapay zekâ araçlarını bir araştırmada nasıl kullanabileceğini, bu kullanımın okura nasıl bildirileceğini, bir yapay zekâ aracının ürettiği bir metnin neden bir kaynak olarak gösterilemeyeceğini ve bir araştırmacının bu araçların ürettiği iddialardan nasıl sorumlu olacağını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.