İçeriğe geç

P01-D08-M03-03·Atıf ve akademik dürüstlük

Ortak bilgi

orta3.519 kelime≈ 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir bilgi, metnin hedef okurunun çoğunun onu zaten bildiği, birçok bağımsız kaynakta üzerinde anlaşılmış biçimde yer aldığı ve hiçbir yazarın özgün katkısı olmadığı durumda ortak bilgidir ve atıf gerektirmez; ortaklık mutlak değil, metnin hedef okuruna göredir.

Lewis'in çözümlemesi ortak bilginin yalnızca herkesin bir şeyi bilmesi değil herkesin herkesin bildiğini bilmesi olduğunu, Fleck'in çözümlemesi bir alanın adsız bilgisi gibi görünen birçok bilginin bir zamanlar belirli yazarların tartışmalı iddiaları olduğunu, Shi'nin araştırması ise ortak bilginin sınırının aynı alanın okurları arasında bile farklı çizilebildiğini gösterdi.

Bir bilginin ortak bilgi olup olmadığına dört adımla karar verilir: hedef okuru belirlemek, bilginin bağımsız kaynaklarda üzerinde anlaşılmış biçimde yer alıp almadığına bakmak, bilginin bir yoruma, tanıma, sayıya ya da sınıflamaya dayanıp dayanmadığını sormak ve karar belirsizse atıf yapmak.

Ortak bilginin açıkça belli olduğu, şüphede her şeye atıf yapılması gerektiği ve ortak bilginin bir bahane olduğu itirazları, belirsizliğin en çok yazılan cümlelerde yoğunlaştığını, her şeye atıf yapmanın atfın işlevini zayıflattığını ve kavramın kötüye kullanımına karşı korumanın ölçütlerini açık tutmak olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir bilgiyi ortak bilgi saymak, onu bildiğini değil, okurunun onu zaten bildiğini ve hiç kimsenin onu kendine ait saymayacağını söylemektir.

Açılış sahnesi

Ece, raporun giriş paragrafındaki üç cümlenin altını çiziyor. "Okul, Hindistan'da doğmuş bir düşünce geleneğidir." "Karma, eylem ve onun sonuçları anlamına gelen bir terimdir." "Eleştirel bir edisyon, bir metnin farklı el yazmalarını karşılaştırır." Grubun okuduğu kaynakların neredeyse hepsinde bu cümlelerin bir benzeri geçiyor; hiçbiri tek bir yazara ait bir buluş gibi görünmüyor. Ece, bunlara atıf yapmanın gerekip gerekmediğini soruyor. Yapılacaksa hangi kaynağa? İki monografiye, ansiklopedi maddesine, yoksa üçüne birden? Yapılmayacaksa, grup bu cümleleri bildiğini nereden biliyor?

Kerem, üçüncü cümlenin grup için iki hafta önce yeni bir bilgi olduğunu hatırlatıyor: eleştirel edisyonun ne olduğunu kütüphanede Lina'dan öğrenmişlerdi. Bir metin eleştirmeni için bu cümle herkesin bildiği bir şeydi; grup için değildi. Lina ise ikinci cümlede bir sorun görüyor: karma sözcüğü gündelik dilde "ne ekersen onu biçersin" anlamında kullanılıyordu, ama okulun kendi terimi çok daha dar ve teknik bir anlam taşıyordu; üstelik bu anlam, iki monografinin tam da tartıştığı şeydi. Tolga da birinci cümlede bir tuhaflık fark ediyor: okul doğduğunda Hindistan adında bir devlet yoktu. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Kaynak, Atıf ve Araştırma Etiği kursunda, bir bilginin ne zaman ortak bilgi sayılıp atıf gerektirmediğini, bu ortaklığın hangi alana ve hangi okur kitlesine göre belirlendiğini ve bir araştırmacının bir bilgiyi ortak bilgi sayarken hangi hatalara düşebileceğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bu kursun doğrudan alıntı ve paraphrase dersleri, bir kaynağın sözcüklerini ya da düşüncesini aktaran her cümlenin bir atıf gerektirdiğini gösterdi. Ama bir araştırmacının her cümlesi bir kaynaktan aktarılmış değildir; bazı cümleler, hiçbir kaynağa özgü olmayan, bir alanın ya da bir okur kitlesinin ortak malı sayılan bilgileri dile getirir. Bu ders, atıf gerektirmeyen bu bilgilerin sınırına bakıyor: bir bilgi ne zaman ortaktır ve kimin için?

Sonra üç kaynağa bakacağız. David Lewis, 1969'da, bir toplulukta ortak bilginin yalnızca herkesin bir şeyi bilmesi değil, herkesin herkesin onu bildiğini de bilmesi olduğunu gösterir. Ludwik Fleck, 1935'te, bilimsel bir bulgunun, dergilerdeki kişisel ve temkinli iddialardan ders kitaplarındaki adsız ve kesin bilgilere doğru nasıl yol aldığını anlatır. Ling Shi ise 2011'de, farklı alanlardan öğrencilerin ve öğretim üyelerinin aynı metin parçalarında neyin ortak bilgi sayılacağı konusunda ne kadar ayrıştığını inceler.

Ardından üç itirazı tartacağız: ortak bilginin her zaman açıkça belli olduğu, şüphe durumunda her şeye atıf yapmanın en güvenli yol olduğu ve ortak bilgi kavramının bir araştırmacının atıf yapmaktan kaçınması için bir bahane olduğu itirazları.

Sonda, bir bilginin ortak bilgi sayılıp sayılamayacağına karar vermenin dört adımını göstereceğiz: metnin hedef okurunu belirlemek, bilginin birçok bağımsız kaynakta üzerinde anlaşılmış biçimde yer alıp almadığına bakmak, bilginin bir yoruma, bir tanıma ya da bir sayıya dayanıp dayanmadığını sormak ve karar belirsizse atıf yapmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir bilgi ne zaman ortak bilgi sayılır ve atıf gerektirmez, bu ortaklık hangi alana ve hangi okura göre belirlenir ve bir araştırmacı bir bilgiyi ortak bilgi sayarken hangi hatalara düşebilir?

Ölçülü iddiam şu: bir bilgi, bir araştırmacının metninin hedef okurunun çoğunun onu zaten bildiği, birçok bağımsız kaynakta üzerinde anlaşılmış biçimde yer aldığı ve hiçbir yazarın özgün katkısı olmadığı durumda ortak bilgi sayılır ve atıf gerektirmez; ortaklık mutlak değildir, metnin hedef okuruna ve alanına göredir: bir alanın uzmanları için ortak olan bir bilgi, genel bir okur için olmayabilir; bir bilginin ortak bilgi gibi görünmesi, onun üzerinde bir uzlaşma bulunduğunu göstermez, çünkü bir alanın ders kitaplarında adsız hâle gelmiş birçok bilgi, bir zamanlar belirli yazarların tartışmalı iddialarıydı ve bazıları hâlâ öyledir; bir yoruma, bir tanıma, bir sayıya ya da bir sınıflamaya dayanan bilgiler, yaygın olsalar bile, çoğu zaman ortak bilgi değildir; ve bir araştırmacı, bir bilginin ortak bilgi olup olmadığından emin değilse, atıf yapar.

Sıfır noktası

Bir öğrenci, atıf kurallarını ilk öğrendiğinde, çoğu zaman iki uca kayar. Ya her cümlesine bir atıf ekler ve metni, her satırında bir kaynağa yaslanan bir yamaya dönüşür; ya da yalnızca doğrudan alıntılara atıf yapar ve paraphrase'lerini, özetlerini ve bir kaynaktan öğrendiği bilgileri kendi bilgisi gibi yazar. İki uç da, hangi bilginin kime ait olduğunu sormamaktan doğar.

Atıf, bir bilginin kime ait olduğunu gösterir. Bir yazarın özgün bir düşüncesi, bir araştırmacının bulgusu, bir çevirmenin kararı, bir düzenleyicinin seçimi: bunlar belirli kişilere aittir ve atıf onları gösterir. Ama bazı bilgiler kimseye ait değildir. Paris'in Fransa'nın başkenti olduğunu, Aristoteles'in Platon'un öğrencisi olduğunu ya da bir üçgenin iç açılarının toplamının Öklid geometrisinde iki dik açıya eşit olduğunu bir yazarın buluşu olarak göstermek, okura yanlış bir şey söylemek olur: bu bilgiler, bir yazardan değil, bir kültürün ya da bir alanın ortak birikiminden gelir.

Sorun, bu ortak birikimin sınırının nerede olduğudur. Bir bilgi, kimin için ortaktır? Ne kadar yaygın olmalıdır? Ve yaygın olduğu için ortak sayılan bir bilgi, gerçekten tartışılmayan mıdır?

Görüşler ve pozisyonlar

Ortak bilginin sınırı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, yaygınlık görüşüdür. Buna göre bir bilgi, birçok kaynakta geçiyorsa ortak bilgidir. Bir araştırmacı, bir bilgiyi beş ya da daha fazla bağımsız kaynakta bulduğunda, ona atıf yapmadan kullanabilir; yaygınlık, bilginin kimseye ait olmadığının göstergesidir.

İkinci görüş, genel okur görüşüdür. Buna göre bir bilgi, eğitimli genel bir okurun bildiği bir şeyse ortak bilgidir. Ölçüt, bilginin bir alanın uzmanları arasında değil, geniş bir okur kitlesi arasında bilinip bilinmemesidir; bir alanın uzmanlarına özgü bilgiler, ne kadar yerleşik olursa olsun, atıf gerektirir.

Üçüncü görüş, hedef okur görüşüdür. Buna göre ortak bilgi, metnin hedef okuruna göredir. Bir alanın uzmanları için yazılmış bir makalede, o alanın herkesçe bilinen bilgileri ortak bilgidir; genel bir okur için yazılmış bir raporda ise aynı bilgiler açıklama ve çoğu zaman atıf gerektirir. Ama hangi okur için olursa olsun, bir bilgi yaygın olduğu için değil, üzerinde uzlaşıldığı ve hiçbir yazarın özgün katkısı olmadığı için ortak sayılır; bir yoruma, bir tanıma, bir sayıya ya da bir sınıflamaya dayanan yaygın bilgiler bu sınamadan çoğu zaman geçemez.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, yaygınlığın ortak bilginin bir işareti olduğunu doğru görür, ama Ece'nin ikinci cümlesi, bir bilginin birçok kaynakta geçip yine de tartışmalı olabildiğini gösterdi. İkinci görüş, ortaklığın bir okur kitlesine göre belirlendiğini doğru görür, ama her metnin genel bir okur için yazılmadığını ve bir uzman makalesinde uzmanların ortak bilgisine atıf yapmanın metni gereksiz yere ağırlaştıracağını hesaba katmaz.

Argümanın yapısı

Bir bilginin ortak bilgi sayılıp sayılamayacağına karar vermek için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, metnin hedef okurunu belirlemektir. Araştırmacı, metnini kimin için yazdığını, bu okurun hangi alanı ve ne ölçüde bildiğini belirler. Ortaklık sorusu, bu okur belirlenmeden cevaplanamaz.

İkinci adım, bilginin birçok bağımsız kaynakta üzerinde anlaşılmış biçimde yer alıp almadığına bakmaktır. Araştırmacı, bilgiyi birbirinden bağımsız birkaç kaynakta, örneğin bir ansiklopedi maddesinde, bir ders kitabında ve bir monografide bulup bulamadığına ve bu kaynakların bilgi konusunda anlaşıp anlaşmadığına bakar. Kaynaklar birbirinden kopyalamışsa, bu bağımsızlık sağlanmamıştır.

Üçüncü adım, bilginin bir yoruma, bir tanıma, bir sayıya ya da bir sınıflamaya dayanıp dayanmadığını sormaktır. Araştırmacı, bilginin bir olgu mu, yoksa bir olguya dair bir yorum ya da bir tercih mi olduğunu sorar. Bir tarih, bir yer, bir ad çoğu zaman ortak bilgidir; bir kavramın tanımı, bir dönemin sınıflaması, bir sayının tahmini ya da bir etkinin değerlendirmesi ise çoğu zaman belirli yazarlara aittir.

Dördüncü adım, karar belirsizse atıf yapmaktır. Araştırmacı, bir bilginin ortak bilgi olup olmadığından emin değilse, ona atıf yapar. Gereksiz bir atıf, metni biraz ağırlaştırır; eksik bir atıf ise başkasının katkısını görünmez kılar.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Ortak bilgiyi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir bilgi, metnin hedef okurunun çoğunun onu zaten bildiği, birçok bağımsız kaynakta üzerinde anlaşılmış biçimde yer aldığı ve hiçbir yazarın özgün katkısı olmadığı durumda ortak bilgidir ve atıf gerektirmez. Ortaklık, metnin hedef okuruna göredir ve bir araştırmacının bir bilgiyi yeni öğrenmiş olması, onun ortak olmadığını düşündürmek için yeterli bir nedendir. Yaygın ve adsız görünen bir bilgi, bir yoruma, bir tanıma, bir sayıya ya da bugünkü bir adın geçmişe taşınmasına dayanabilir ve bu durumda ortak bilgi değildir. Karar belirsizse araştırmacı atıf yapar; ama bu belirsizliği, bir karar vermekten kaçınmanın bahanesi yapmaz.

Açık kalan sorular

Lewis'in çözümlediği ortak bilgi, bir topluluğun her üyesinin herkesin bir şeyi bildiğini bilmesini gerektiriyordu. Bir araştırmacı, okurunun neyi bildiğini ne ölçüde bilebilir? Bir yazar ile okur arasında Lewis'in anlamında bir ortak bilgi hiç kurulabilir mi, yoksa atıf kurallarındaki ortak bilgi, her zaman yazarın okuru hakkındaki bir tahmini midir?

Fleck, bir bulgunun dergilerden ders kitaplarına geçerken adsızlaştığını ve kesinleştiğini gösterdi. Bir alanın ders kitaplarının adsız bilgileri, o alanın ortak bilgisini mi oluşturur, yoksa o alanın unuttuğu tartışmaları mı gizler? Bir araştırmacı, ders kitabında atıfsız yazılmış bir bilgiyi ne zaman ortak bilgi olarak kabul edebilir, ne zaman onun kökenini aramalıdır?

Lina'nın iki karma'sı, aynı sözcüğün gündelik anlamının bir okur kitlesi için ortak, teknik anlamının ise tartışmalı olabildiğini gösterdi. Bir kavramın gündelik anlamı ile teknik anlamı arasındaki fark, bir araştırmacının okuruna ne zaman açıkça söylenmelidir? Bir okurun bir sözcüğü zaten bildiğini sanması, onun o sözcüğün teknik anlamını öğrenmesini zorlaştırır mı?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışYeni öğrendiğini ortak saymak.
Doğrusu

Bir bilgiyi, araştırmacı onu bir kaynaktan yeni öğrendiği hâlde, yaygın olduğu için ortak bilgi saymak, o kaynağın katkısını görünmez kılar. Bir bilginin bir kaynaktan öğrenilmiş olması, onun ortak olmadığını düşündürmek için bir nedendir.

Yaygın yanlışYaygınlığı uzlaşma saymak.
Doğrusu

Bir bilgiyi, birçok kaynakta geçtiği için ortak bilgi saymak, bu kaynakların bilgi konusunda anlaşıp anlaşmadığını ya da birbirinden kopyalayıp kopyalamadığını gözden kaçırır. Kaynakların bağımsızlığına ve anlaşmasına bakılır.

Yaygın yanlışOkuru belirlememek.
Doğrusu

Bir bilginin ortak bilgi olup olmadığına, metnin hedef okurunu belirlemeden karar vermek, ortaklığın kime göre ölçüldüğünü belirsiz bırakır. Metnin kimin için yazıldığı önce belirlenir.

Yaygın yanlışTanımı ortak bilgi gibi sunmak.
Doğrusu

Bir kavramın tanımını, bir dönemin sınıflamasını ya da bir sayının tahminini, yaygın olduğu için ortak bilgi gibi sunmak, bunların belirli yazarların tercihleri olabileceğini gözden kaçırır. Yoruma, tanıma ve sayıya dayanan bilgiler ayrıca denetlenir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir bilgi, metnin hedef okurunun çoğunun onu zaten bildiği, birçok bağımsız kaynakta üzerinde anlaşılmış biçimde yer aldığı ve hiçbir yazarın özgün katkısı olmadığı durumda ortak bilgidir ve atıf gerektirmez; ortaklık mutlak değil, metnin hedef okuruna göredir.

Lewis'in çözümlemesi ortak bilginin yalnızca herkesin bir şeyi bilmesi değil herkesin herkesin bildiğini bilmesi olduğunu, Fleck'in çözümlemesi bir alanın adsız bilgisi gibi görünen birçok bilginin bir zamanlar belirli yazarların tartışmalı iddiaları olduğunu, Shi'nin araştırması ise ortak bilginin sınırının aynı alanın okurları arasında bile farklı çizilebildiğini gösterdi.

Bir bilginin ortak bilgi olup olmadığına dört adımla karar verilir: hedef okuru belirlemek, bilginin bağımsız kaynaklarda üzerinde anlaşılmış biçimde yer alıp almadığına bakmak, bilginin bir yoruma, tanıma, sayıya ya da sınıflamaya dayanıp dayanmadığını sormak ve karar belirsizse atıf yapmak.

Ortak bilginin açıkça belli olduğu, şüphede her şeye atıf yapılması gerektiği ve ortak bilginin bir bahane olduğu itirazları, belirsizliğin en çok yazılan cümlelerde yoğunlaştığını, her şeye atıf yapmanın atfın işlevini zayıflattığını ve kavramın kötüye kullanımına karşı korumanın ölçütlerini açık tutmak olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir bilgiyi ortak bilgi saymak, onu bildiğini değil, okurunun onu zaten bildiğini ve hiç kimsenin onu kendine ait saymayacağını söylemektir.

Sonraki derse köprü

Mert, grubun ortak bilgi tartışmasını dinledikten sonra, burs komitesinde yaşanan bir olayı anlatıyor. Komite, başvuru mektuplarından birinde, birkaç cümlenin bir internet sitesindeki bir yazıyla neredeyse aynı olduğunu fark etmişti. Başvuran öğrenci, sitenin yazısının "herkesin bildiği şeyleri" anlattığını, bu yüzden atıf yapmaya gerek görmediğini söylemişti. Komitenin bir üyesi bunun açık bir intihal olduğunu, bir başka üyesi ise öğrencinin atıf kurallarını bilmediğini ve bunun bir aldatma değil bir öğrenme eksikliği olduğunu savunmuştu. Deniz, kendi yamalı paragrafını hatırlıyor: o paragraf da atıfsızdı ve monografinin yapısını kopyalıyordu. Deniz, kendisinin de intihal yapıp yapmadığını soruyor.

Bir araştırmacının atıf kurallarını çiğnemesi, farklı biçimlerde ve farklı niyetlerle olabilir. Bir kural ihlalinin ne zaman bir öğrenme eksikliği, ne zaman bir aldatma sayılacağı, hem bir tanım hem de bir yargı sorusudur.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. İntihal dersi, intihalin ne olduğunu, hangi biçimlerde ortaya çıktığını, niyetin bir intihal yargısında nasıl bir yer tuttuğunu ve bir araştırmacının başkasının emeğini kendi emeği gibi sunmaktan nasıl kaçınacağını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.