Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir paraphrase, bir kaynağın düşüncesini, araştırmacının onu anlamış olmasına dayanan kendi sözcükleri, yapısı ve düzeniyle yeniden kurmaktır ve ölçüsü, kaynakla kaç sözcük paylaştığı değil, düşünceyi ne kadar doğru taşıdığı ve kaynağın biçiminden ne kadar bağımsız olduğudur.
Erasmus'un alıştırması aynı düşüncenin çok farklı biçimlerde dile getirilebildiğini ama bu biçimlerin bir kısmının yalnızca yüzeyi değiştirdiğini, Howard'ın yamalı yazım kavramı sözcükleri değiştirilmiş bir kopyanın çoğu zaman bir anlama eksikliğini gösterdiğini, Howard ve arkadaşlarının araştırması ise kaynakları cümle düzeyinde kullanmanın onları metin düzeyinde anlamanın yerine geçebildiğini gösterdi.
Bir araştırmada paraphrase dört adımla yapılır: kaynağın düşüncesini bir soruyla özetlemek, kaynağı kapatıp kendi sözcükleri ve düzeniyle yazmak, yazılanı anlam, sözcük ve yapı bakımından kaynakla karşılaştırmak ve paraphrase'i bir atıfla ve sesin sınırını gösteren işaretlerle yerleştirmek.
Her paraphrase'in çarpıttığı, sözcükleri değiştirmenin yettiği ve paraphrase'e atıf gerekmediği itirazları, belirleyici bir niteliğin bir sözcüğe bağlı olduğu yerde alıntıya dönülebildiğini, bir yazarın emeğinin yapısında da yattığını ve atfın sözcüklerin değil düşüncenin sahibini gösterdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir kaynağı kendi sözcükleriyle anlatmak, onun sözcüklerini değiştirmek değil, onun düşüncesini anlayıp ona yeni bir biçim vermek ve bu düşüncenin kime ait olduğunu söylemektir.
Açılış sahnesi
Deniz, birinci monografinin karma üzerine yazdığı bir paragrafı raporun taslağı için yeniden yazıyor. Monografinin paragrafı, okulun karmayı bir Tanrı'ya gerek duymadan işleyen bir yasa olarak gördüğünü, bu yasanın eylemin niyetine göre işlediğini ve kişinin bir sonraki hayatını belirlediğini üç cümlede söylüyor. Deniz, her sözcüğü bir eş anlamlısıyla değiştiriyor: "yasa" yerine "ilke", "işler" yerine "yürür", "belirler" yerine "biçimlendirir". Ortaya çıkan paragraf, monografinin paragrafıyla tek bir ortak sözcük taşımıyor. Deniz, paragrafı kendi sözcükleriyle yazdığını ve bu yüzden tırnak işaretine gerek olmadığını söylüyor.
Selin, iki paragrafı yan yana koyuyor. Sözcükler farklı, ama cümlelerin sayısı, sırası ve yapısı aynı: birinci cümle okulun görüşünü, ikinci cümle yasanın işleyişini, üçüncü cümle sonucunu söylüyor ve her cümlenin öğeleri aynı yerde duruyor. Kerem, bunun kendi sözcükleriyle anlatmak mı, yoksa monografinin paragrafını başka sözcüklerle kopyalamak mı olduğunu soruyor. Tolga ise Deniz'in paragrafında monografinin atfının bile bulunmadığını fark ediyor: okur, bu üç cümlenin grubun kendi yorumu olduğunu sanacaktı. Deniz, paragrafı monografiye bakmadan yazsaydı ne olacağını merak ediyor ve kitabı kapatıyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Kaynak, Atıf ve Araştırma Etiği kursunda, bir kaynağı kendi sözcükleriyle anlatmanın ne demek olduğunu, bir paraphrase'in kaynağın düşüncesini nasıl koruyup onun sözcüklerinden ve yapısından nasıl ayrılması gerektiğini ve sözcükleri değiştirilmiş bir kopyanın gerçek bir paraphrase'den nasıl ayırt edileceğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bu kursun doğrudan alıntı dersi, bir kaynağın sözcüklerini olduğu gibi aktarmanın ne zaman gerektiğini ve nasıl işaretleneceğini gösterdi; o ders, bir argümanın kaynağın tam sözcüklerine dayanmadığı durumlarda kaynağın araştırmacının kendi sözcükleriyle anlatılması gerektiğini de söylemişti. Bu ders, bu ikinci yola bakıyor. Bir kaynağı kendi sözcükleriyle anlatmak, yani paraphrase, bir araştırmacının kaynaklarını en sık aktarma biçimidir ve bu yüzden en sık yanlış yapılan biçimidir de.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Erasmus, 1512'de yayımladığı bir üslup kitabında, tek bir Latince cümleyi yüzlerce farklı biçimde yeniden yazarak, aynı düşüncenin çok farklı sözcüklerle ve yapılarla dile getirilebileceğini gösterir. Rebecca Moore Howard, 1993'te, öğrencilerin bir kaynağın cümlelerini sözcüklerini değiştirerek ama yapısını koruyarak yeniden yazma alışkanlığına bir ad verir ve bu alışkanlığın bir öğrenme aşaması olabileceğini öne sürer. Howard ve arkadaşları ise 2010'da, üniversite öğrencilerinin kaynaklarıyla nasıl çalıştığını inceleyen bir araştırmada, öğrencilerin kaynaklarıyla çoğu zaman bütün bir metin düzeyinde değil, tek tek cümleler düzeyinde çalıştığını gösterir.
Ardından üç itirazı tartacağız: her paraphrase'in bir yorum olduğu için kaynağı çarpıttığı, sözcükleri değiştirmenin yeterli olduğu ve paraphrase'e atıf yapmanın gereksiz olduğu itirazları.
Sonda, bir araştırmada paraphrase yapmanın dört adımını göstereceğiz: kaynağın düşüncesini anlamak için onu okuyup bir soruyla özetlemek, kaynağı kapatıp düşünceyi kendi sözcükleriyle ve kendi düzeninle yazmak, yazılanı kaynakla karşılaştırıp hem anlamı hem de sözcük ve yapı benzerliğini denetlemek ve paraphrase'i bir atıfla ve kaynağın sözü ile araştırmacının yorumunu ayıran işaretlerle yerleştirmek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir kaynağı kendi sözcükleriyle anlatmak ne demektir, bir paraphrase kaynağın düşüncesini koruyup onun sözcüklerinden ve yapısından nasıl ayrılır ve sözcükleri değiştirilmiş bir kopya gerçek bir paraphrase'den nasıl ayırt edilir?
Ölçülü iddiam şu: bir paraphrase, bir kaynağın düşüncesini, araştırmacının o düşünceyi anlamış olmasına dayanan kendi sözcükleri, kendi cümle yapısı ve kendi düzeniyle yeniden kurmasıdır; bir paraphrase'in ölçüsü, kaynakla kaç sözcük paylaştığı değil, kaynağın düşüncesini ne kadar doğru taşıdığı ve kaynağın sözel ve yapısal biçiminden ne kadar bağımsız olduğudur; kaynağın cümlelerini sözcüklerini eş anlamlılarıyla değiştirerek ama yapısını ve sırasını koruyarak yeniden yazmak, bir paraphrase değil, bir yamalı yazımdır ve kaynağın biçimini okura araştırmacının biçimi gibi sunar; bir paraphrase, kaynağın sözcüklerini kullanmadığı için tırnak işareti gerektirmez, ama kaynağın düşüncesini aktardığı için her zaman bir atıf gerektirir; ve araştırmacı, paraphrase içinde kaynağın söylediği ile kendi yorumunu okura ayırt edilebilir biçimde gösterir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci, bir kaynağı kendi sözcükleriyle anlatması istendiğinde, çoğu zaman kaynağın cümlelerini tek tek alır ve her birini yeniden yazar. Bu, anlaşılır bir alışkanlıktır: kaynağın cümleleri önündedir, düşünce onların içindedir ve onları değiştirmek, düşünceyi korumanın en güvenli yolu gibi görünür. Ama bu yöntemle yazılan metin, kaynağın cümlelerinin bir gölgesi olarak kalır: onun sırasını, yapısını ve vurgularını izler; yalnızca yüzeyini değiştirir.
Gerçek bir paraphrase, farklı bir yerden başlar: kaynağın cümlelerinden değil, kaynağın düşüncesinden. Araştırmacı önce kaynağın ne söylediğini anlar, sonra bu düşünceyi, kaynağı önünde tutmadan, kendi anlayışının diliyle yeniden kurar. Böyle kurulan bir metin, kaynağın cümle sayısını, sırasını ve yapısını izlemek zorunda değildir: üç cümlelik bir düşünceyi tek bir cümlede, ya da tek bir cümlelik bir düşünceyi, onu açıklayan birkaç cümlede verebilir. Kaynağın düşüncesini taşır ama kaynağın biçimini taşımaz.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir araştırmada paraphrase'in ölçüsü konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, sözcük farkı görüşüdür. Buna göre bir paraphrase'in ölçüsü, kaynakla ne kadar az sözcük paylaştığıdır. Bir araştırmacı kaynağın sözcüklerini değiştirdiği ölçüde onu kendi sözcükleriyle anlatmış olur; kaynakla ortak sözcük taşımayan bir metin, kaynağın bir paraphrase'idir.
İkinci görüş, alıntı güvenliği görüşüdür. Buna göre her paraphrase kaynağı bir ölçüde çarpıtır, çünkü kaynağın sözcüklerini araştırmacının sözcükleriyle değiştirir. Bir araştırmacı, bir kaynağı aktarması gerektiğinde, onu doğrudan alıntılamalı ya da hiç aktarmamalıdır; paraphrase, kaynağa sadakatsizliğin kibar bir adıdır.
Üçüncü görüş, düşünce yeniden kurma görüşüdür. Buna göre bir paraphrase'in ölçüsü, kaynağın düşüncesini ne kadar doğru taşıdığı ve kaynağın sözel ve yapısal biçiminden ne kadar bağımsız olduğudur. Sözcükleri değiştirip yapıyı koruyan bir metin, düşünceyi yeniden kurmamış, yalnızca kaynağın biçimini örtmüştür. Gerçek bir paraphrase, kaynağın anlaşılmasına dayanır ve onun düşüncesini yeni bir biçimle taşır; bu biçim, kaynağın bazı teknik terimlerini, atfedilerek, koruyabilir.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, bir paraphrase'in kaynağın sözcüklerinden ayrılması gerektiğini doğru görür, ama Deniz'in ilk paragrafı, kaynakla tek bir ortak sözcük taşımayan bir metnin, kaynağın cümle yapısını ve sırasını olduğu gibi koruyabildiğini gösterdi. İkinci görüş, her paraphrase'in bir yorum içerdiğini doğru görür, ama doğrudan alıntı dersinde gördüğümüz gibi, bir alıntı da seçilmiş ve bağlamından alınmış bir parçadır; çarpıtma riski yalnızca paraphrase'e ait değildir.
Argümanın yapısı
Bir araştırmada paraphrase yapmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, kaynağın düşüncesini anlamak için onu okuyup bir soruyla özetlemektir. Araştırmacı, kaynağın paragrafını ya da bölümünü okur ve kendine sorar: bu metin hangi soruya ne cevap veriyor? Cevabı bir cümleyle yazamıyorsa, metni henüz anlamamıştır ve paraphrase'e geçmeden önce yeniden okur.
İkinci adım, kaynağı kapatıp düşünceyi kendi sözcükleriyle ve kendi düzeniyle yazmaktır. Araştırmacı, kaynağı önünden kaldırır ve düşünceyi, kaynağın cümlelerini değil kendi anlayışını izleyerek yazar. Kaynağın teknik bir terimini korumak zorundaysa, onu tırnak içinde ya da açıkça kaynağa atfederek kullanır.
Üçüncü adım, yazılanı kaynakla karşılaştırıp hem anlamı hem de sözcük ve yapı benzerliğini denetlemektir. Araştırmacı, kaynağı yeniden açar ve iki şeyi sorar: yazdığı metin kaynağın düşüncesini doğru taşıyor mu, yoksa bir şey eklemiş, çıkarmış ya da değiştirmiş mi? Yazdığı metin kaynağın sözcüklerini, cümle yapısını ya da sırasını izliyor mu?
Dördüncü adım, paraphrase'i bir atıfla ve kaynağın sözü ile araştırmacının yorumunu ayıran işaretlerle yerleştirmektir. Araştırmacı, paraphrase'in başında ya da sonunda kaynağa atıf yapar ve paraphrase'in nerede başlayıp nerede bittiğini, "monografiye göre" gibi bir giriş ifadesiyle ya da kendi yorumuna geçtiğini belirten bir ifadeyle okura gösterir.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Paraphrase'i ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir paraphrase, bir kaynağın düşüncesini, araştırmacının onu anlamış olmasına dayanan kendi sözcükleri, yapısı ve düzeniyle yeniden kurmaktır. Onun ölçüsü, kaynakla kaç sözcük paylaştığı değil, düşünceyi ne kadar doğru taşıdığı ve kaynağın biçiminden ne kadar bağımsız olduğudur. Sözcükleri değiştirip yapıyı koruyan bir metin bir yamalı yazımdır ve çoğu zaman bir anlama eksikliğini gösterir; çözümü, kaynağı kapatıp kendi anlayışından yazmak ve sonra kaynakla karşılaştırmaktır. Bir paraphrase tırnak işareti gerektirmez ama her zaman bir atıf gerektirir ve kaynağın sesinin nerede bittiğini okura gösterir.
Açık kalan sorular
Howard, yamalı yazımın yeni bir alanın dilini öğrenen birinin geçtiği bir aşama olabileceğini öne sürdü. Bir öğrencinin yamalı yazımı ile deneyimli bir araştırmacının yamalı yazımı aynı biçimde mi değerlendirilmelidir? Bir yazının dürüstlüğü, yazarının niyetine mi, yoksa yalnızca okura sunduğu şeye mi bağlıdır?
Deniz, kapalı kitapla yazdığı cümlede monografinin "yasa" sözcüğünü bilerek korudu, çünkü bu sözcük monografinin yorum tezinin kendisiydi. Bir paraphrase, kaynağın teknik terimlerini ne ölçüde koruyabilir? Bir alanın yerleşik terimleri, bir yazara değil alanın kendisine ait sayılıyorsa, onları kullanmak bir paraphrase'i zayıflatır mı?
Howard ve arkadaşlarının araştırması, öğrencilerin kaynaklarını cümle düzeyinde kullandığını gösterdi. Bugün bir araştırmacı, bir metnin istediği yerini saniyeler içinde bulup alabiliyor. Bir metni bütün olarak okumadan onun işe yarayan cümlelerini bulmak mümkün olduğunda, bir kaynağı anlamak ne anlama gelir? Bir cümleyi doğru aktarmak, onun içinde bulunduğu metni anlamadan mümkün müdür?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışEş anlamlılarla kopyalamak.
Bir kaynağın cümlelerini sözcüklerini eş anlamlılarıyla değiştirerek ama yapısını ve sırasını koruyarak yeniden yazmak, kaynağın biçimini araştırmacının biçimi gibi sunar. Kaynak kapatılır ve düşünce kendi anlayışından yeniden kurulur.
Yaygın yanlışParaphrase'e atıf yapmamak.
Bir kaynağın düşüncesini kendi sözcükleriyle anlatıp ona atıf yapmamak, başkasının düşüncesini kendi düşüncesi gibi sunmaktır. Her paraphrase bir atıfla birlikte verilir.
Yaygın yanlışKaynağa bir şey eklemek.
Bir paraphrase'e, kaynağın söylemediği bir iddiayı, araştırmacının kendi yorumunu ya da başka bir kaynağın görüşünü karıştırmak, kaynağa söylemediği bir şeyi söyletmek olur. Paraphrase kaynakla yeniden karşılaştırılır ve anlam denetlenir.
Yaygın yanlışSesin sınırını göstermemek.
Bir paraphrase'ten araştırmacının kendi yorumuna bir geçiş ifadesi olmadan geçmek, okurun kaynağın söylediği ile araştırmacının söylediğini ayırt etmesini engeller. Paraphrase'in başı ve sonu açıkça işaretlenir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir paraphrase, bir kaynağın düşüncesini, araştırmacının onu anlamış olmasına dayanan kendi sözcükleri, yapısı ve düzeniyle yeniden kurmaktır ve ölçüsü, kaynakla kaç sözcük paylaştığı değil, düşünceyi ne kadar doğru taşıdığı ve kaynağın biçiminden ne kadar bağımsız olduğudur.
Erasmus'un alıştırması aynı düşüncenin çok farklı biçimlerde dile getirilebildiğini ama bu biçimlerin bir kısmının yalnızca yüzeyi değiştirdiğini, Howard'ın yamalı yazım kavramı sözcükleri değiştirilmiş bir kopyanın çoğu zaman bir anlama eksikliğini gösterdiğini, Howard ve arkadaşlarının araştırması ise kaynakları cümle düzeyinde kullanmanın onları metin düzeyinde anlamanın yerine geçebildiğini gösterdi.
Bir araştırmada paraphrase dört adımla yapılır: kaynağın düşüncesini bir soruyla özetlemek, kaynağı kapatıp kendi sözcükleri ve düzeniyle yazmak, yazılanı anlam, sözcük ve yapı bakımından kaynakla karşılaştırmak ve paraphrase'i bir atıfla ve sesin sınırını gösteren işaretlerle yerleştirmek.
Her paraphrase'in çarpıttığı, sözcükleri değiştirmenin yettiği ve paraphrase'e atıf gerekmediği itirazları, belirleyici bir niteliğin bir sözcüğe bağlı olduğu yerde alıntıya dönülebildiğini, bir yazarın emeğinin yapısında da yattığını ve atfın sözcüklerin değil düşüncenin sahibini gösterdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir kaynağı kendi sözcükleriyle anlatmak, onun sözcüklerini değiştirmek değil, onun düşüncesini anlayıp ona yeni bir biçim vermek ve bu düşüncenin kime ait olduğunu söylemektir.
Sonraki derse köprü
Tolga'nın sınır işaretlerinden sonra grup, raporun her cümlesinin yanına onu destekleyen kaynağı yazmaya başlıyor. Ama Ece, bazı cümlelerde duraksıyor: "Okul, Hindistan'da doğmuş bir düşünce geleneğidir." "Karma, eylem ve onun sonuçları anlamına gelen bir terimdir." "Eleştirel bir edisyon, bir metnin farklı el yazmalarını karşılaştırır." Bu cümlelerin her biri, grubun okuduğu kaynakların birçoğunda geçiyor; ama hiçbiri tek bir kaynağa ait bir düşünce gibi görünmüyor. Ece, bunlara atıf yapmanın gerekip gerekmediğini, yapılacaksa hangi kaynağa yapılacağını soruyor. Kerem ise, Ece'nin üçüncü cümlesinin grup için yeni olduğunu ama bir metin eleştirmeni için herkesin bildiği bir şey olduğunu, bu yüzden bir bilginin "herkesin bildiği" sayılmasının kime göre belirlendiğini soruyor.
Bir araştırmacının her cümlesi bir atıf gerektirmez. Bazı bilgiler, bir alanın ya da bir okur kitlesinin ortak malı sayılır ve atıf gerektirmez; ama bu ortaklığın sınırı her zaman açık değildir.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Ortak bilgi dersi, bir bilginin ne zaman ortak bilgi sayılıp atıf gerektirmediğini, bu ortaklığın hangi alana ve hangi okur kitlesine göre belirlendiğini ve bir araştırmacının bir bilgiyi ortak bilgi sayarken hangi hatalara düşebileceğini soruyor.