İçeriğe geç

P01-D08-M02-05·Kaynak bulma

Baskı karşılaştırması

orta3.352 kelime≈ 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir eserin farklı baskıları, hatta aynı baskının farklı nüshaları, sayfa düzeninde, metinde, aygıtta, açıklamalarda ve bazen yazarın görüşünde birbirinden ayrılabilir ve bir iddia bir baskıya özgü bir yere dayanıyorsa yalnızca o baskı için geçerlidir.

Locke'un baskıları bir eserin en bilinen metinlerinin ilk baskıda bulunmayabileceğini, Peckham'ın Darwin değişkeler baskısı bir yazarın eserini baskıdan baskıya önemli ölçüde değiştirebildiğini ve bu değişikliklerin tek bir kitapta gösterilebileceğini, Hinman'ın karşılaştırmaları ise aynı baskının nüshalarının bile birbirinden farklı olabildiğini gösterdi.

Bir araştırmada iki baskı dört adımla karşılaştırılır: künyeleri ve önsözleri okumak, iddianın dayandığı yerleri satır satır karşılaştırmak, farkları türlerine göre sınıflamak ve atıf yapılacak baskıyı soruya göre seçip belirtmek.

En yeni baskının yettiği, baskı farklarının çoğunun önemsiz olduğu ve baskı karşılaştırmasının uzmanların işi olduğu itirazları, geçmişte ne okunduğunu soran her sorunun o geçmişin baskısını gerektirdiğini, önemli olanın farkların çoğu değil iddianın dayandığı yerdeki fark olduğunu ve birkaç cümleyi iki baskıda karşılaştırmanın herkesin yapabileceği bir iş olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir baskıya atıf yapmak, hangi metni okuduğunu söylemek ve o metnin öteki baskılardan nerede ayrıldığını bilmektir.

Açılış sahnesi

Selin, eleştirel edisyonun iki baskısını kütüphane masasında yan yana açıyor. Eski baskı, elli yıllık monografinin kullandığı baskı; yeni baskı, grubun iki haftadır okuduğu ve üç makalenin atıf yaptığını söylediği baskı. Tartışmalı cümle, eski baskıda bir sayfada, yenisinde bir sonraki sayfada duruyor. Ama Selin'in asıl dikkatini çeken, sayfanın altındaki eleştirel aygıt oluyor. Eski baskının aygıtı iki tanık sayıyor ve "zamanı gelince" okunuşunu, bir kopyacının dikkatsizliği olarak tek satırda geçiyor. Yeni baskının aygıtı ise üç tanık sayıyor; üçüncü el yazması eklenmiş ve tartışmalı cümlenin dipnotu, iki okunuşun da savunulabileceğini, sorunun açık kaldığını söyleyecek biçimde yeniden yazılmış.

Kerem, grubun iki haftadır "eleştirel edisyon" diye tek bir kitaptan söz ettiğini, ama bu kitabın iki baskısının aynı cümle hakkında aynı şeyi söylemediğini fark ediyor. Tolga, üç makalenin yeni baskıya atıf yaptıklarını söylerken eski baskının sayfa numarasını kullandığını hatırlatıyor ve yazarların dipnotu da eski baskıdan okuyup okumadıklarını soruyor. Lina ise kütüphanede yeni baskının iki nüshası olduğunu ve birinin arasına, sonradan basılmış küçük bir düzeltme cetveli iliştirildiğini söylüyor; cetvel, aygıttaki bir okunuşu düzeltiyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Kaynak, Atıf ve Araştırma Etiği kursunda, bir eserin farklı baskılarının nasıl karşılaştırılacağını, iki baskı arasında hangi türden farkların bulunabileceğini, bu farkların bir araştırmacının iddialarını nasıl etkileyebileceğini ve bir araştırmacının hangi baskıya neden atıf yapması gerektiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Felsefi Yazma kursunun kaynak kontrolü dersi, baskı kontrolünü, yani bir alıntının hangi baskıdan ve hangi düzenleyicinin elinden geldiğini denetlemeyi tanıttı. Felsefi Yöntemler kursu eleştirel baskıyı, bu kursun eleştirel edisyon dersi ise eleştirel aygıtı ve temel metni ele aldı. Bu ders, bu kavramların yanına bir karşılaştırma yöntemi ekliyor ve kaynak bulma modülünü kapatıyor: bir araştırmacı, aynı eserin iki baskısını elinde tuttuğunda, onları nasıl karşılaştırır, bulduğu farkları nasıl sınıflar ve hangisine atıf yapacağına nasıl karar verir?

Sonra üç kaynağa bakacağız. John Locke, İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme'nin ikinci baskısına, özdeşlik üzerine bütün bir bölüm ekler ve dördüncü baskıya iki bölüm daha katar; bugün bu esere yöneltilen en bilinen tartışmalardan bazıları, ilk baskıda hiç bulunmayan metinler üzerine yürür. Charles Darwin, Türlerin Kökeni'ni on üç yıl içinde altı baskıda yeniden işler ve Morse Peckham'ın 1959'da yayımladığı değişkeler baskısı, bu altı baskının bütün farklarını tek bir kitapta gösterir. Charlton Hinman ise Shakespeare'in ilk toplu baskısının onlarca nüshasını bir optik karşılaştırma aygıtıyla sayfa sayfa üst üste koyar ve aynı baskının nüshalarının bile birbirinden farklı olabildiğini gösterir.

Ardından üç itirazı tartacağız: her zaman en yeni baskıya atıf yapmanın yeteceği, baskılar arasındaki farkların çoğunun önemsiz olduğu ve baskı karşılaştırmasının uzmanlara ait bir iş olduğu itirazları.

Sonda, bir araştırmada iki baskıyı karşılaştırmanın dört adımını göstereceğiz: baskıların künyelerini ve önsözlerini okumak, iddianın dayandığı yerleri iki baskıda da bulup satır satır karşılaştırmak, bulunan farkları türlerine göre sınıflamak ve atıf yapılacak baskıyı iddianın sorusuna göre seçip bu seçimi belirtmek.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir araştırmacı bir eserin iki baskısını nasıl karşılaştırır, baskılar arasında hangi farklar bulunabilir ve bir araştırmacı hangi baskıya neden atıf yapmalıdır?

Ölçülü iddiam şu: bir eserin farklı baskıları, sayfa düzeninde, metinde, eleştirel aygıtta, açıklamalarda ve bazen yazarın kendi görüşünde birbirinden ayrılabilir; bu farkların bir kısmı biçimseldir, bir kısmı bir hatayı düzeltir, bir kısmı metni genişletir ve bir kısmı yazarın ya da düzenleyicinin görüşünün değiştiğini gösterir; bir araştırmacının iddiası bir baskıya özgü bir metne ya da açıklamaya dayanıyorsa, o iddia yalnızca o baskı için geçerlidir; bu yüzden bir araştırmacı, iddiasının dayandığı yerleri eldeki baskılarda karşılaştırır, farkları türlerine göre sınıflar ve atıf yapacağı baskıyı sorusuna göre seçer: bir eserin bugünkü en güvenilir metnini soruyorsa en iyi eleştirel baskıya, bir yazarın belirli bir tarihteki görüşünü ya da bir okurun belirli bir baskıdan ne okuduğunu soruyorsa o tarihin ya da o okurun baskısına atıf yapar ve bu seçimi açıkça belirtir.

Sıfır noktası

Bir öğrenci, bir kitabın adını ve yazarını bildiğinde, çoğu zaman o kitabı tek bir nesne olarak düşünür: bir eser, bir metin. Ama kütüphane rafında aynı adı taşıyan birkaç kitap durabilir: farklı yıllarda basılmış baskılar, farklı düzenleyicilerin hazırladığı baskılar, aynı baskının yeniden basımları. Bunların bazıları birbirinin sayfa sayfa aynısıdır; bazıları ise yalnızca adı paylaşır.

Bir baskının ötekinden farkı, kapakta çoğu zaman görünmez. Yeni bir baskının önsözü, neyin değiştiğini söyleyebilir; ama her önsöz her değişikliği saymaz, bazı baskılar ise hiç önsöz taşımaz. Bu yüzden iki baskı arasındaki farkı bilmenin tek güvenilir yolu, onları yan yana koyup karşılaştırmaktır. Bu, bütün bir kitabı satır satır karşılaştırmak anlamına gelmez; bir araştırmacı, kendi iddiasının dayandığı yerleri karşılaştırır.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir araştırmada hangi baskıya atıf yapılacağı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, en son baskı görüşüdür. Buna göre bir araştırmacı her zaman bir eserin en yeni baskısına atıf yapmalıdır. En yeni baskı, önceki baskıların hatalarını düzeltmiş, yeni bulunan kaynakları eklemiş ve alanın en güncel bilgisini yansıtır.

İkinci görüş, ilk baskı görüşüdür. Buna göre bir araştırmacı bir eserin ilk baskısına atıf yapmalıdır. İlk baskı, eserin yazarın elinden çıktığı ve ilk okurlarına ulaştığı biçimdir; sonraki baskılar, yazarın ya da düzenleyicilerin sonradan yaptığı değişikliklerle bu özgün biçimden uzaklaşır.

Üçüncü görüş, soruya göre baskı görüşüdür. Buna göre hangi baskıya atıf yapılacağı, araştırmacının sorusuna bağlıdır. Soru bir eserin bugün elde edilebilecek en güvenilir metniyse, en iyi eleştirel baskıya; soru bir yazarın belirli bir tarihteki görüşüyse, o tarihteki baskıya; soru bir okurun ya da bir yorumcunun bir eserden ne okuduğuysa, o okurun kullandığı baskıya atıf yapılır. Her durumda araştırmacı, hangi baskıyı neden seçtiğini belirtir.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, yeni baskıların çoğu zaman eski baskıların hatalarını düzelttiğini doğru görür, ama Locke'un baskıları, yeni bir baskının yalnızca düzeltmediğini, yazarın görüşünü de değiştirebildiğini gösterdi. İkinci görüş, ilk baskının bir eserin tarihindeki özel yerini doğru görür, ama ilk baskının, yazarın sonradan düzelttiği hataları da taşıdığını ve bir eserin en bilinen metinlerinin ilk baskıda bulunmayabileceğini göz ardı eder.

Argümanın yapısı

Bir araştırmada iki baskıyı karşılaştırmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, baskıların künyelerini ve önsözlerini okumaktır. Araştırmacı, her baskının yayın yılını, düzenleyicisini, yayınevini ve kaçıncı baskı olduğunu yazar; yeni baskının önsözünde neyin değiştiğinin söylenip söylenmediğine bakar.

İkinci adım, iddianın dayandığı yerleri iki baskıda da bulup satır satır karşılaştırmaktır. Araştırmacı, bütün kitabı değil, kendi iddiasının dayandığı bölümleri, cümleleri ve dipnotları iki baskıda da bulur ve metni, aygıtı ve açıklamaları ayrı ayrı karşılaştırır.

Üçüncü adım, bulunan farkları türlerine göre sınıflamaktır. Araştırmacı, her farkı dört türden birine yerleştirir: sayfa düzeni ya da yazım gibi biçimsel farklar, bir hatayı düzelten farklar, metni ya da aygıtı genişleten farklar ve yazarın ya da düzenleyicinin görüşünün değiştiğini gösteren farklar.

Dördüncü adım, atıf yapılacak baskıyı iddianın sorusuna göre seçip bu seçimi belirtmektir. Araştırmacı, iddiasının bugünkü en güvenilir metne mi, belirli bir tarihteki görüşe mi, yoksa belirli bir okurun okuduğu metne mi dayandığına karar verir ve atıf yaptığı baskıyı, gerekirse öteki baskıdaki farkı da belirterek, açıkça yazar.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Baskı karşılaştırmasını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir eserin farklı baskıları, hatta aynı baskının farklı nüshaları, sayfa düzeninde, metinde, aygıtta, açıklamalarda ve bazen yazarın görüşünde birbirinden ayrılabilir. Bir araştırmacı, bütün kitabı değil, iddiasının dayandığı yerleri eldeki baskılarda karşılaştırır ve bulduğu farkları biçimsel farklar, düzeltmeler, genişletmeler ve görüş değişiklikleri olarak sınıflar. Atıf yapacağı baskıyı sorusuna göre seçer: bugünkü en güvenilir metin için en iyi eleştirel baskıyı, belirli bir tarihteki görüş ya da okuma için o tarihin baskısını. Bu seçimi ve gerekirse iki baskı arasındaki farkı atfında açıkça belirtir.

Açık kalan sorular

Locke, İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme'yi baskıdan baskıya yeniden işledi ve kişisel özdeşlik bölümü ancak ikinci baskıda ortaya çıktı. Bir yazarın eseri, onun ilk yayımladığı metin midir, son yayımladığı metin midir, yoksa bütün baskılarının toplamı mıdır? "Locke'un Deneme'si" dediğimizde hangi metinden söz ediyoruz?

Darwin'in sonraki baskılarındaki bazı değişikliklerin, onun kendi düşüncesinin gelişiminden çok eleştirilere verdiği ödünlerden kaynaklandığı öne sürülmüştür. Bir yazarın sonraki bir baskıda yaptığı bir değişiklik, onun gerçek görüşünü mü, yoksa eleştirilere uyum sağlama çabasını mı gösterir? Bir araştırmacı bu ikisini nasıl ayırt edebilir?

Lina'nın düzeltme cetveli, aynı baskının iki nüshasının, bir cümlenin aygıtı konusunda farklı şeyler söyleyebildiğini gösterdi. Bir araştırmacı, okuduğu nüshanın aynı baskının öteki nüshalarıyla örtüştüğünden hiçbir zaman tam olarak emin olabilir mi? Bir atıfın bir baskıya değil, bir nüshaya işaret etmesi gereken durumlar var mıdır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışEseri tek bir metin saymak.
Doğrusu

Bir eserin adını ve yazarını vermekle yetinip hangi baskının okunduğunu belirtmemek, farklı baskıların farklı metinler, aygıtlar ve açıklamalar taşıyabileceğini gözden kaçırır. Okunan baskı yıl, düzenleyici ve baskı numarasıyla belirtilir.

Yaygın yanlışBir baskıya atıf yapıp ötekinden okumak.
Doğrusu

Bir baskıya atıf yaptığını söyleyip sayfa numarasını, alıntıyı ya da açıklamayı başka bir baskıdan almak, bir künye hatasının ötesinde, bir argümanı var olmayan bir metne dayandırmaya yol açabilir. Atıf yapılan baskı, okunan baskıdır.

Yaygın yanlışHer zaman en yeni baskıyı seçmek.
Doğrusu

Bir yazarın ya da bir yorumcunun geçmişte ne okuduğunu soran bir soruda en yeni baskıya atıf yapmak, onun okuduğu metni değil, sonradan değişmiş bir metni değerlendirmek olur. Baskı, sorunun ihtiyacına göre seçilir.

Yaygın yanlışDüzeltme cetvelini görmemek.
Doğrusu

Bir baskının düzeltme cetvelini ya da sonradan yayımlanan düzeltmelerini hesaba katmamak, baskının kendi yayıncısının düzelttiği bir hatayı tekrarlamak olur. Baskının düzeltmeleri aranır ve okunan nüshanın bunları içerip içermediği not edilir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir eserin farklı baskıları, hatta aynı baskının farklı nüshaları, sayfa düzeninde, metinde, aygıtta, açıklamalarda ve bazen yazarın görüşünde birbirinden ayrılabilir ve bir iddia bir baskıya özgü bir yere dayanıyorsa yalnızca o baskı için geçerlidir.

Locke'un baskıları bir eserin en bilinen metinlerinin ilk baskıda bulunmayabileceğini, Peckham'ın Darwin değişkeler baskısı bir yazarın eserini baskıdan baskıya önemli ölçüde değiştirebildiğini ve bu değişikliklerin tek bir kitapta gösterilebileceğini, Hinman'ın karşılaştırmaları ise aynı baskının nüshalarının bile birbirinden farklı olabildiğini gösterdi.

Bir araştırmada iki baskı dört adımla karşılaştırılır: künyeleri ve önsözleri okumak, iddianın dayandığı yerleri satır satır karşılaştırmak, farkları türlerine göre sınıflamak ve atıf yapılacak baskıyı soruya göre seçip belirtmek.

En yeni baskının yettiği, baskı farklarının çoğunun önemsiz olduğu ve baskı karşılaştırmasının uzmanların işi olduğu itirazları, geçmişte ne okunduğunu soran her sorunun o geçmişin baskısını gerektirdiğini, önemli olanın farkların çoğu değil iddianın dayandığı yerdeki fark olduğunu ve birkaç cümleyi iki baskıda karşılaştırmanın herkesin yapabileceği bir iş olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir baskıya atıf yapmak, hangi metni okuduğunu söylemek ve o metnin öteki baskılardan nerede ayrıldığını bilmektir.

Sonraki derse köprü

Kaynaklar bulunup karşılaştırıldıktan sonra grup, raporunu yazmaya oturuyor. İlk paragrafta tartışmalı cümleyi aktarmaları gerekiyor ve hemen bir dizi soruyla karşılaşıyorlar. Cümle hangi baskıdan, hangi nüshadan aktarılacak? Özgün dildeki cümle mi yazılacak, yoksa Lina'nın Türkçe çevirisi mi, yoksa iki İngilizce çeviriden biri mi? Cümlenin bir kısmı atlanırsa bu nasıl gösterilecek? Tolga, cümlenin tamamını aktarmak yerine onu kendi sözcükleriyle anlatmayı öneriyor; Kerem ise tartışma tam da cümlenin tek bir sözcüğü üzerine olduğu için, o sözcüğün kendisinin, tırnak içinde ve olduğu gibi görünmesi gerektiğini söylüyor.

Bir araştırmacı, bir kaynağın sözcüklerini ya olduğu gibi aktarır ya da kendi sözcükleriyle anlatır. Olduğu gibi aktarmanın kendi kuralları, gerekçeleri ve tuzakları vardır.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Doğrudan alıntı dersi, bir araştırmacının bir kaynağın sözcüklerini ne zaman olduğu gibi aktarması gerektiğini, bir alıntının nasıl işaretleneceğini, bir alıntıda yapılan atlama ve eklemelerin nasıl gösterileceğini ve bir alıntının kendi bağlamından koparıldığında nasıl çarpıtılabileceğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.