Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir kütüphane kataloğu, bir kütüphanenin elindeki kitapları ve baskıları yazarları, başlıkları, konuları ve raftaki yerleriyle tanımlayan ve onları birçok yoldan bulunabilir kılan bir düzendir; raf bir kitabı tek bir yere koyar, katalog onu birçok yoldan bulur.
Panizzi'nin kuralları bir kataloğun bir eserin bütün baskılarını bir araya getirmesi gerektiğini, Cutter'ın kuralları bir kataloğun okura bir kitabı bulma, bir yazarın ya da bir konunun kitaplarını bir arada görme ve baskılar arasında seçim yapma imkânı vermek için var olduğunu, Dewey'in sınıflaması ise bir sınıflamanın bilginin nasıl bölündüğüne dair bir bakış taşıdığını gösterdi.
Bir araştırmada bir katalog dört adımla kullanılır: yazar, başlık ve konu aramalarını ayrı ayrı yapmak, bir adın farklı yazımlarını denemek, konu başlıklarından yeni aramalara geçmek ve kataloğun içermediği şeyleri not edip başka araçlara yönelmek.
Arama motorunun kataloğu gereksiz kıldığı, kataloğun tarafsız bir liste olduğu ve tek bir kütüphanenin elindekini gösterdiği itirazları, kataloğun yetkili adlar ve konu başlıklarıyla bir sözcük aramasının göremediğini bulduğunu, her sınıflamanın neyin neyle bir arada durduğuna karar verdiğini ve bir aracın sınırını bilmenin onu güvenle kullanmanın koşulu olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir kataloğu kullanmak, ona bir sözcük yazmak değil, onun düzenini tanıyıp o düzenin bütün yollarını denemektir.
Açılış sahnesi
Selin, kütüphanenin felsefe raflarının önünde duruyor. Lina'nın iki monografiyi bulduğu raf burası; ama Selin, okul üzerine başka bir kitap arıyor ve rafta yalnızca o iki monografiyi ve birkaç genel Hint felsefesi kitabını görüyor. Kütüphaneci, Selin'e rafları dolaşmak yerine kataloğa bakmasını öneriyor. Selin, kataloğa okulun adını yazdığında on dört kayıt buluyor. Kayıtların yarısı felsefe raflarında değil, binanın öteki katındaki din raflarında duruyor. Bunların arasında, okulun temel metninin grubun hiç duymadığı üçüncü bir çevirisi ve okul üzerine yazılmış üçüncü bir monografi var.
Selin, grubun iki hafta boyunca kaynakların ancak yarısını görebildiğini ve bunun nedeninin kütüphanenin kitapları iki ayrı yere koyması olduğunu fark ediyor. Kerem, ikinci monografinin yazarının başka kitaplarını kataloğa yazarının adıyla aradığında yalnızca iki kayıt bulduğunu, ama Lina'nın aynı adı başka bir yazımla denediğinde üç kayıt daha çıktığını anlatıyor. Ece ise grubun okuduğu üç makaleyi kataloğa yazdığında hiçbirini bulamadığını, yalnızca makalelerin yayımlandığı dergilerin adlarının çıktığını söylüyor. Tolga, kataloğun ne işe yaradığını, neyi gösterip neyi göstermediğini hiç düşünmediklerini söylüyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Kaynak, Atıf ve Araştırma Etiği kursunda, bir kütüphane kataloğunun bir araştırmada nasıl kullanıldığını, bir katalog kaydının bir kitap hakkında hangi bilgileri verdiğini, yazar, başlık ve konu aramalarının nasıl farklı sonuçlar verdiğini ve bir kataloğun neyi içerip neyi içermediğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bu kursun ilk modülü, bir araştırmada kullanılan kaynak türlerini tek tek tanıttı: birincil eserden popüler kaynağa kadar. Bu ders, kursun ikinci modülünü, kaynak bulma modülünü açıyor. Soru artık bir kaynağın ne tür bir kaynak olduğu değil, bir araştırmacının ihtiyaç duyduğu kaynaklara rastlantıya kalmadan nasıl ulaşacağıdır. Bu yolun ilk aracı, bir kütüphanenin elindeki kitapları ve baskıları tanımlayan ve düzenleyen katalogdur.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Antonio Panizzi, 1841'de British Museum kütüphanesi için yayımladığı katalog kurallarında, bir kataloğun bir eserin bütün baskılarını ve çevirilerini bir araya getirmesi gerektiğini savunur. Charles Ammi Cutter, 1876'da yayımladığı kurallarda, bir kataloğun amaçlarını, okurun bir kitabı yazarı, başlığı ya da konusu aracılığıyla bulabilmesi olarak tanımlar. Melvil Dewey ise aynı yıl yayımladığı onlu sınıflamada, bütün bilgiyi on ana sınıfa ayırır ve bu ayrım, bir kitabın rafta nerede duracağını belirler.
Ardından üç itirazı tartacağız: arama motorlarının kataloğu gereksiz kıldığı, kataloğun tarafsız bir liste olduğu ve bir kataloğun yalnızca tek bir kütüphanenin elindekini gösterdiği için sınırlı bir araç olduğu itirazları.
Sonda, bir araştırmada bir kataloğu kullanmanın dört adımını göstereceğiz: aynı konuyu yazar, başlık ve konu aramalarıyla ayrı ayrı aramak, bir adın farklı yazımlarını denemek, bulunan kayıtların konu başlıklarından yeni aramalara geçmek ve kataloğun içermediği şeyleri not edip başka araçlara yönelmek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir araştırmada bir kütüphane kataloğu nasıl kullanılır, bir katalog kaydı bir kitap hakkında hangi bilgileri verir ve bir katalog neyi gösterip neyi göstermez?
Ölçülü iddiam şu: bir kütüphane kataloğu, bir kütüphanenin elindeki kitapları ve baskıları, her biri için yazarını, başlığını, baskısını, yayın bilgisini, konusunu ve raftaki yerini veren kayıtlar aracılığıyla tanımlayan ve düzenleyen bir araçtır; bir katalog, okura bir kitabı yazarı, başlığı ya da konusu aracılığıyla bulma ve bir yazarın ya da bir konunun bütün kitaplarını bir arada görme imkânı verir; ama bir katalog, kitapları kendi düzeninin kategorilerine göre yerleştirir ve bu kategoriler, bir konunun kitaplarını birbirinden ayırabilir; bir katalog, bir kütüphanenin yalnızca elindekini ve çoğu zaman yalnızca kitap düzeyindeki kaynakları gösterir; bir araştırmacı, kataloğu farklı arama yollarıyla ve bir adın farklı yazımlarıyla kullanır, kayıtların konu başlıklarından yeni aramalara geçer ve kataloğun göstermediği şeyleri not ederek başka araçlara yönelir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci, bir kütüphanede bir konuyu araştırmaya başladığında, çoğu zaman o konunun rafını bulur ve raftaki kitaplara bakar. Bu, kötü bir başlangıç değildir: raflar konulara göre düzenlenmiştir ve bir rafa bakmak, aranan kitabın yanındaki başka kitaplarla da karşılaşmayı sağlar. Ama raf, bir kütüphanenin elindekinin yalnızca bir kısmını gösterir. Bir kitap ödünç verilmiş olabilir, başka bir sınıfa yerleştirilmiş olabilir, ayrı bir koleksiyonda duruyor olabilir.
Katalog, rafın gösteremediği şeyleri gösterir. Bir katalog kaydı, bir kitabın yazarını, başlığını, baskısını, yayın yerini ve tarihini, sayfa sayısını, konusunu ve raftaki yerini verir. Katalog, aynı yazarın bütün kitaplarını, aynı eserin bütün baskılarını ve aynı konudaki bütün kitapları, rafta nerede durduklarından bağımsız olarak bir arada gösterebilir. Bu, rafın düzeninin tek bir düzen, kataloğun ise birçok düzen olduğu anlamına gelir: raf bir kitabı tek bir yere koyar, katalog onu birçok yoldan bulunabilir kılar.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir araştırmada kataloğun yeri konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, raf görüşüdür. Buna göre bir araştırmacı için en iyi yol, konunun rafını bulmak ve raftaki kitaplara bakmaktır. Raf, konuya göre düzenlenmiştir; bir rafa bakmak, bir araştırmacıyı bir kataloğun kuru kayıtlarının gösteremeyeceği beklenmedik karşılaşmalara götürür.
İkinci görüş, arama kutusu görüşüdür. Buna göre bir katalog, bir arama kutusudur: araştırmacı bir sözcük yazar ve katalog ona o sözcüğü içeren kayıtları getirir. Kataloğun nasıl düzenlendiğini bilmeye gerek yoktur; bir arama yeterlidir.
Üçüncü görüş, düzenli arama görüşüdür. Buna göre bir katalog, kitapları birçok yoldan, yazarı, başlığı, konusu ve sınıfı aracılığıyla bulunabilir kılan bir düzendir ve bir araştırmacı bu yolların her birini ayrı ayrı kullanmalıdır. Kataloğun düzeni, bir adın hangi biçimde kaydedildiği, bir konunun hangi başlıkla adlandırıldığı ve bir kitabın hangi sınıfa yerleştirildiği gibi kararlar içerir ve bu kararları bilmek, bir aramanın neden bazı kayıtları getirip bazılarını getirmediğini anlamanın yoludur.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, rafın beklenmedik karşılaşmalar sağladığını doğru görür, ama Selin'in iki katı durumu, aynı konunun kitaplarının iki ayrı rafa dağılabildiğini gösterdi. İkinci görüş, bir aramanın hızlı bir başlangıç olduğunu doğru görür, ama tek bir sözcükle yapılan bir aramanın, bir adın başka biçimde yazıldığı ya da bir konunun başka bir başlıkla adlandırıldığı kayıtları getirmeyebileceğini hesaba katmaz.
Argümanın yapısı
Bir araştırmada bir kataloğu kullanmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, aynı konuyu yazar, başlık ve konu aramalarıyla ayrı ayrı aramaktır. Araştırmacı, bir düşünürün adını hem yazar olarak hem konu olarak arar: yazar araması onun yazdığı kitapları, konu araması onun hakkında yazılmış kitapları getirir. Bir eserin başlığını arar ve aynı eserin farklı baskılarını ve çevirilerini bulur.
İkinci adım, bir adın farklı yazımlarını denemektir. Araştırmacı, özellikle başka bir alfabeden aktarılan ya da farklı dillerde farklı biçimlerde yazılan adlar için, adın bütün bilinen yazımlarını dener ve kataloğun adın hangi biçimini yetkili biçim olarak seçtiğini bulur.
Üçüncü adım, bulunan kayıtların konu başlıklarından yeni aramalara geçmektir. Araştırmacı, işine yarayan bir kitabın kaydındaki konu başlıklarına bakar ve bu başlıklarla yeni bir arama yapar; böylece aynı başlıkla sınıflanmış, ama kendi aradığı sözcükleri içermeyen kitapları bulur.
Dördüncü adım, kataloğun içermediği şeyleri not edip başka araçlara yönelmektir. Araştırmacı, kataloğun hangi kaynakları göstermediğini, örneğin dergilerdeki makaleleri, başka kütüphanelerdeki kitapları ya da henüz kataloglanmamış malzemeyi not eder ve bunlar için başka araçlara başvurur.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Kataloğu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir kütüphane kataloğu, bir kütüphanenin elindeki kitapları ve baskıları, yazarları, başlıkları, konuları ve raftaki yerleriyle tanımlayan ve onları birçok yoldan bulunabilir kılan bir düzendir. Bir araştırmacı, kataloğu yazar, başlık ve konu aramalarıyla ayrı ayrı kullanır, bir adın farklı yazımlarını dener ve kayıtların konu başlıklarından yeni aramalara geçer. Kataloğun düzeni, bir sınıflamanın kararlarını taşır ve bu kararlar bir konunun kitaplarını birbirinden ayırabilir; bu yüzden araştırmacı rafa değil, kataloğa bakar. Katalog, bir kütüphanenin elindeki kitap düzeyindeki kaynakları gösterir; araştırmacı onun göstermediği şeyleri not eder ve başka araçlara yönelir.
Açık kalan sorular
Dewey'in sınıflaması felsefe ile dini ayrı sınıflara ayırıyordu ve bu ayrım, Hint okulu gibi bir geleneğin kitaplarını iki ayrı rafa dağıttı. Bir kütüphane, bir geleneğin kendi kategorilerini mi, yoksa kütüphanenin kendi sınıflamasının kategorilerini mi izlemelidir? Bir geleneğin kendi kendini anlayışı felsefe ile din arasında bir ayrım yapmıyorsa, bir kütüphanenin bu ayrımı yapması bir yanlışlık mıdır, yoksa kaçınılmaz bir seçim midir?
Kerem'in iki yazımı durumu, bir adın farklı yazımlarının bir aramanın sonuçlarını değiştirdiğini gösterdi. Bir katalog, bir yazarın adının yetkili biçimini seçerken, yazarın kendi dilindeki biçimi mi, kütüphanenin dilindeki en yaygın biçimi mi, yoksa bir aktarma sisteminin kurallarını mı izlemelidir? Bu seçim, yazarın kendi dilini konuşmayan okurlar için bir kolaylık mı, yoksa yazarın kendi adı üzerinde bir tasarruf mudur?
Lina'nın tıpkıbasımı, bir kataloğun, makalelerin hiçbirinin kaynakçasında olmayan bir kaynağı gösterebildiğini ortaya koydu. Bir araştırmacı, uzmanların kaynakçalarında yer almayan bir kaynağı bulduğunda, bu kaynağın neden yer almadığını nasıl anlayabilir? Uzmanlar onu bilmiyor muydu, yoksa bilip önemsiz mi saymışlardı?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışRafla yetinmek.
Bir konuyu yalnızca o konunun rafına bakarak araştırmak, aynı konunun kitaplarının başka sınıflara yerleştirilmiş, ödünç verilmiş ya da ayrı koleksiyonlarda duruyor olabileceğini gözden kaçırır. Rafa bakılır, ama katalog da taranır.
Yaygın yanlışTek yazımla aramak.
Bir yazarın ya da bir eserin adını yalnızca bir biçimde aramak, adın başka yazımlarıyla kaydedilmiş kayıtları gözden kaçırır. Adın bilinen bütün yazımları denenir ve kataloğun yetkili adı bulunur.
Yaygın yanlışKonu başlıklarını görmemek.
Yalnızca kendi seçtiği sözcüklerle arama yapmak, aynı konuyu başka sözcüklerle anlatan kitapları gözden kaçırır. İşe yarayan bir kaydın konu başlıkları yeni aramalar için kullanılır.
Yaygın yanlışKataloğu her şeyin listesi saymak.
Kataloğun bir kaynağı göstermemesini, o kaynağın var olmadığı ya da kütüphanede bulunmadığı biçiminde yorumlamak, kataloğun dergilerdeki makaleleri ya da başka kütüphanelerin kitaplarını göstermediğini gözden kaçırır. Kataloğun sınırları not edilir ve başka araçlara başvurulur.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir kütüphane kataloğu, bir kütüphanenin elindeki kitapları ve baskıları yazarları, başlıkları, konuları ve raftaki yerleriyle tanımlayan ve onları birçok yoldan bulunabilir kılan bir düzendir; raf bir kitabı tek bir yere koyar, katalog onu birçok yoldan bulur.
Panizzi'nin kuralları bir kataloğun bir eserin bütün baskılarını bir araya getirmesi gerektiğini, Cutter'ın kuralları bir kataloğun okura bir kitabı bulma, bir yazarın ya da bir konunun kitaplarını bir arada görme ve baskılar arasında seçim yapma imkânı vermek için var olduğunu, Dewey'in sınıflaması ise bir sınıflamanın bilginin nasıl bölündüğüne dair bir bakış taşıdığını gösterdi.
Bir araştırmada bir katalog dört adımla kullanılır: yazar, başlık ve konu aramalarını ayrı ayrı yapmak, bir adın farklı yazımlarını denemek, konu başlıklarından yeni aramalara geçmek ve kataloğun içermediği şeyleri not edip başka araçlara yönelmek.
Arama motorunun kataloğu gereksiz kıldığı, kataloğun tarafsız bir liste olduğu ve tek bir kütüphanenin elindekini gösterdiği itirazları, kataloğun yetkili adlar ve konu başlıklarıyla bir sözcük aramasının göremediğini bulduğunu, her sınıflamanın neyin neyle bir arada durduğuna karar verdiğini ve bir aracın sınırını bilmenin onu güvenle kullanmanın koşulu olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir kataloğu kullanmak, ona bir sözcük yazmak değil, onun düzenini tanıyıp o düzenin bütün yollarını denemektir.
Sonraki derse köprü
Ece'nin kayıp makaleleri, grubu kataloğun sınırına getirdi: katalog, dergileri bir bütün olarak kaydediyor, ama içlerindeki makaleleri tek tek göstermiyordu. Ece, grubun üç makaleyi dergi arşivinde rastlantıyla bulduğunu, ama okul üzerine yazılmış başka kaç makale olduğunu, bu makalelerin hangi dergilerde yayımlandığını ve el yazması tartışmasına başka kimlerin katıldığını bilmediklerini söylüyor. Lina, cevap zincirini izlerken kullandığı akademik veri tabanını hatırlıyor, ama onu nasıl kullandığını değil, yalnızca birkaç sözcük yazdığını hatırlıyor. Tolga ise, üniversitenin kütüphane sayfasında farklı alanlara ayrılmış birçok veri tabanının adını gördüğünü ve hangisinin felsefe makaleleri için kullanılacağını bilmediğini söylüyor.
Makalelere, bir kütüphane kataloğunun göstermediği düzeyde, yani makalelerin kendi başlıkları, yazarları, özetleri ve atıfları düzeyinde ulaşmak için başka bir araç gerekir.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Akademik veri tabanı dersi, bir akademik veri tabanının bir kütüphane kataloğundan nasıl farklı olduğunu, bir araştırmacının bir alandaki makalelere bir veri tabanı aracılığıyla nasıl ulaşabileceğini ve bir veri tabanında yapılan bir aramanın sonuçlarının nasıl değerlendirileceğini soruyor.