Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir araştırmada bir çeviri, yalnızca bir eseri anlamanın değil, bir düşünüre bir iddia atfetmenin aracıdır ve çevirmenin görünmeyen kararları, araştırmacının düşünüre atfettiği şeyi farkında olmadan değiştirebilir.
Loeb Klasik Kütüphanesi iki dilli bir baskının özgün dili tam bilmeyen bir okura da çeviriyi özgün metinle karşılaştırma olanağı verdiğini, Nabokov bir çevirinin akıcılıktan vazgeçip doğruluğu seçebileceğini ve bunu açıklayıcı notlarla desteklemesi gerektiğini, Guyer ile Wood ise bir felsefe çevirisinde temel terimlerin tutarlı biçimde karşılanmasının okurun bir düşünürün kavramlarını izleyebilmesi için gerekli olduğunu gösterdi.
Bir araştırmada bir çeviri dört adımla kaynak olarak kullanılır: çevirinin dayandığı edisyonu ve çevirmenini öğrenmek, terim tutarlılığını sınamak, önemli bir cümlede çeviriyi başka bir çeviriyle ya da özgün metinle karşılaştırmak ve alıntıda çeviri künyesini, standart sayfalamayı ve önemli terimlerin özgün biçimini vermek.
Akıcı çevirinin eseri daha iyi aktardığı, iki dilli baskının özgün dili bilmeyene gereksiz olduğu ve çeviri künyesinin bir şey katmadığı itirazları, bir araştırmanın eserin akışına değil belirli cümlelerine dayandığını, iki dilli baskının önemli terimlerin özgün biçimini gösterip başkalarının sınamasını sağladığını ve künyenin bir alıntıyı sınanabilir kıldığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir çeviriyi bir kaynak olarak kullanmak, onu eserin kendisi sanmak değil, çevirmenin kararlarını görebileceğin bir çeviri seçmek ve bu kararları okura açıkça bildirmektir.
Açılış sahnesi
Grup, Lina'nın seçtiği Hint okulunun temel metnini okumaya hazırlanıyor, ama bir sorun var: Lina dışında hiç kimse metnin özgün dilini okuyamıyor. Kütüphanede iki İngilizce çeviri bulunuyor. Birincisi, eski ve akıcı bir çeviri; metni rahat okunan bir düzyazıyla aktarıyor, hiçbir dipnot içermiyor ve hangi baskıya dayandığını söylemiyor. İkincisi, daha yeni bir çeviri; sol sayfada özgün metni, sağ sayfada çeviriyi veriyor, her önemli terimin yanına özgün sözcüğü köşeli ayraç içinde yazıyor ve dipnotlarda farklı okunuşlardan söz ediyor. Ama bu ikinci çevirinin dili, birincisinden çok daha ağır ve okunması zor.
Tolga, birinci çeviriyi tercih ediyor: metni anlamak için akıcı bir çeviri daha yararlı. Kerem ise ikinci çeviriyi: araştırma için, çevirmenin neyi nasıl çevirdiğini görmek gerekiyor. Lina, iki çeviriyi Lina'nın bulduğu cümlede karşılaştırıyor ve birinci çevirinin cümleyi, eleştirel edisyondaki okunuştan farklı bir okunuşla çevirdiğini, bunu da hiçbir yerde belirtmediğini buluyor. Barış, grubun araştırmasında bir çeviriden alıntı yaparken hangi bilgileri vermesi gerektiğini de bilmediğini söylüyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Kaynak, Atıf ve Araştırma Etiği kursunda, bir araştırmada bir çeviriyi bir kaynak olarak nasıl seçeceğimizi, iki dilli baskıların, çevirmen notlarının ve çevirmenin hangi edisyona dayandığı bilgisinin bu seçimde nasıl bir rol oynadığını ve bir çeviriden alıntı yaparken okura hangi bilgileri vermemiz gerektiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bu seride çeviri, iki kez daha ele alındı. Felsefi Metin Okuma kursunun çeviri dersi, bir çevirinin bir yorum olduğunu, çevirmen kararlarının görünmez olabileceğini ve okurun bir karşılık tablosu tutması gerektiğini gösterdi. Felsefi Yöntemler kursunun çeviri dersi ise, farklı gelenekleri karşılaştırırken çevirinin neyi gizlediğini ve bazen neden çevirmemek gerektiğini sordu. İki ders de çeviriyi bir okuma ya da bir karşılaştırma sorunu olarak ele alıyordu. Bu ders, çeviriyi bir araştırmanın kaynağı olarak ele alıyor: bir araştırmacı, özgün dilini okuyamadığı bir eser için hangi çeviriyi seçer, bu seçimi hangi bilgilere dayandırır ve bir çeviriden alıntı yaparken okura neyi söylemek zorundadır?
Sonra üç kaynağa bakacağız. Loeb Klasik Kütüphanesi, 1911'den beri Yunanca ve Latince eserleri, özgün metin sol sayfada, İngilizce çeviri sağ sayfada olacak biçimde yayımlar ve iki dilli baskının bir örneğini sunar. Vladimir Nabokov, 1955'te, bir şiir çevirisinde akıcılığın doğruluğa feda edilmemesi gerektiğini ve bir çevirinin, gerektiğinde ağır bir harfî çeviri ile uzun açıklayıcı notların birleşimi olabileceğini savunur. Paul Guyer ile Allen Wood ise, 1998'de yayımladıkları bir Kant çevirisinin girişinde, bir felsefe eserinin temel terimlerinin çeviri boyunca tutarlı biçimde karşılanması gerektiğini anlatır.
Ardından üç itirazı tartacağız: akıcı bir çevirinin bir eseri daha iyi aktardığı, iki dilli baskıların özgün dili bilmeyen bir okur için gereksiz olduğu ve bir çevirinin künyesini ayrıntılı biçimde vermenin bir araştırmaya bir şey katmadığı itirazları.
Sonda, bir araştırmada bir çeviriyi bir kaynak olarak kullanmanın dört adımını göstereceğiz: çevirinin hangi edisyona dayandığını ve çevirmenin kim olduğunu öğrenmek, çevirinin temel terimleri tutarlı biçimde karşılayıp karşılamadığını sınamak, argüman için önemli bir cümlede çeviriyi başka bir çeviriyle ya da özgün metinle karşılaştırmak ve alıntıda çevirinin künyesini, standart sayfalamayı ve gerektiğinde özgün terimi vermek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir araştırmada bir çeviri bir kaynak olarak nasıl seçilir, iki dilli baskılar, çevirmen notları ve çevirmenin hangi edisyona dayandığı bilgisi bu seçimde nasıl bir rol oynar ve bir çeviriden alıntı yaparken okura hangi bilgiler verilmelidir?
Ölçülü iddiam şu: bir araştırmada bir çeviri, yalnızca bir eseri anlamanın değil, bir düşünüre bir iddia atfetmenin de aracıdır ve bu yüzden bir araştırmacı, çeviriyi akıcılığına göre değil, hangi edisyona dayandığını, temel terimleri tutarlı biçimde karşılayıp karşılamadığını ve çevirmenin önemli kararlarını notlarla bildirip bildirmediğini göz önünde bulundurarak seçmelidir; iki dilli bir baskı, özgün dili bilmeyen bir okur için bile, önemli bir terimin özgün biçimini görmeyi ve bir başkasının çeviriyi sınamasını sağladığı için değerlidir; bir çeviriden alıntı yapan araştırmacı, okura çevirinin künyesini, çevirmenin adını ve dayandığı edisyonu, eserin standart sayfalamasını ve argüman için önemli terimlerin özgün biçimini vermelidir, çünkü bu bilgiler olmadan okur, alıntının özgün metinde ne söylediğini sınayamaz.
Sıfır noktası
Bir çeviri, bir okur için bir kapıdır: özgün dilini bilmediği bir eserin içine girmesini sağlar. Bu kapıdan geçen okur, çoğu zaman eserin kendisini okuduğunu düşünür; çevirinin kendisini, yani çevirmenin kararlarını, seçimlerini ve dayandığı metni görmez.
Bir okur için bu çoğu zaman yeterlidir. Ama bir araştırmacı için değildir. Bir araştırmacı, bir çeviriden bir cümle alıntıladığında, bu cümleyi bir düşünüre atfeder. Eğer çevirmen, o cümlede özgün metnin bir okunuşunu değil bir başkasını çevirmişse, ya da bir terimi bir yerde bir sözcükle, başka bir yerde başka bir sözcükle karşılamışsa, araştırmacının düşünüre atfettiği şey, düşünürün değil çevirmenin seçimi olabilir.
Lina'nın bulduğu fark, bunun bir örneğiydi. Birinci çeviri, cümleyi eleştirel edisyondan farklı bir okunuşla çevirmişti ve bunu hiçbir yerde söylememişti. Bu çeviriden alıntı yapan bir araştırmacı, farkında olmadan, eleştirel edisyonun reddettiği bir okunuşu düşünüre atfedecekti.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir araştırmada hangi tür çevirinin kullanılması gerektiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, akıcılık görüşüdür. Buna göre en iyi çeviri, özgün eserin hedef dilde yazılmış gibi okunmasını sağlayan akıcı bir çeviridir. Böyle bir çeviri, okurun dikkatini çevirinin kendisinden değil, eserin düşüncelerinden yana çeker. Dipnotlar, köşeli ayraçlar ve özgün sözcükler, okumayı bölen engellerdir.
İkinci görüş, harfîlik görüşüdür. Buna göre en iyi çeviri, özgün eserin sözcüklerine ve yapısına olabildiğince sadık kalan bir çeviridir, bu hedef dilde ağır ve tuhaf bir metin doğursa bile. Bir çeviri, okuru eserin özgün düşünce biçimine götürmelidir ve bu, ancak özgün metnin yapısını koruyarak yapılabilir.
Üçüncü görüş, amaca uygunluk görüşüdür. Buna göre bir çevirinin iyiliği, onun hangi amaçla kullanılacağına bağlıdır. Bir eseri ilk kez tanımak isteyen bir okur için akıcı bir çeviri daha uygun olabilir; ama bir düşünüre belirli bir iddia atfetmek isteyen bir araştırmacı için, temel terimleri tutarlı biçimde karşılayan, önemli kararlarını notlarla bildiren ve dayandığı edisyonu belirten bir çeviri gerekir. Bir araştırmacı, iki türden çeviriyi birlikte kullanabilir: birini eseri anlamak, ötekini alıntı yapmak için.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, akıcı bir çevirinin bir eseri anlamayı kolaylaştırdığını doğru görür, ama bir akıcı çevirinin çevirmenin kararlarını gizlediğini ve bir araştırmacının bu kararları bilmeden bir cümleyi düşünüre atfedemeyeceğini göz ardı eder. İkinci görüş, bir çevirinin özgün metne sadık kalmasının değerini doğru görür, ama harfî bir çevirinin de kararlar içerdiğini ve bu kararların notlarla bildirilmeden sadakatin sınanamayacağını hesaba katmaz.
Argümanın yapısı
Bir araştırmada bir çeviriyi bir kaynak olarak kullanmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, çevirinin hangi edisyona dayandığını ve çevirmenin kim olduğunu öğrenmektir. Araştırmacı, çevirinin önsözünde ya da künyesinde, çevirmenin hangi özgün metni, hangi eleştirel edisyonu ya da baskıyı temel aldığını ve çevirmenin kim olduğunu arar. Bir çeviri bu bilgiyi vermiyorsa, bu bir uyarı işaretidir.
İkinci adım, çevirinin temel terimleri tutarlı biçimde karşılayıp karşılamadığını sınamaktır. Araştırmacı, eserin birkaç temel teriminin çevirinin farklı yerlerinde aynı sözcükle mi, yoksa farklı sözcüklerle mi karşılandığına bakar. Farklı sözcüklerle karşılanıyorsa, çeviri, özgün eserde aynı olan bir kavramı okura farklı kavramlar gibi gösteriyor olabilir.
Üçüncü adım, argüman için önemli bir cümlede çeviriyi başka bir çeviriyle ya da özgün metinle karşılaştırmaktır. Araştırmacı, argümanının dayandığı bir cümlede, çeviriyi başka bir çeviriyle, iki dilli bir baskıyla ya da özgün dili bilen biriyle karşılaştırır ve çevirinin bir okunuşu ya da bir sözcüğü nasıl karşıladığını sınar.
Dördüncü adım, alıntıda çevirinin künyesini, standart sayfalamayı ve gerektiğinde özgün terimi vermektir. Araştırmacı, alıntının hangi çeviriden yapıldığını, çevirmenin adını ve çevirinin dayandığı edisyonu belirtir; eserin standart sayfalamasını verir; ve argüman için önemli bir terimin özgün biçimini, bir köşeli ayraç ya da bir dipnotla ekler.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Çeviriyi bir kaynak olarak ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir araştırmada bir çeviri, bir düşünüre bir iddia atfetmenin aracıdır ve bu yüzden akıcılığına göre değil, hangi edisyona dayandığına, temel terimleri tutarlı biçimde karşılayıp karşılamadığına ve çevirmenin önemli kararlarını notlarla bildirip bildirmediğine göre seçilmelidir. Akıcı bir çeviri eseri anlamak için yararlı olabilir, ama alıntı için daha titiz bir çeviri gerekir. İki dilli bir baskı, özgün dili bilmeyen bir okura bile önemli terimlerin özgün biçimini gösterir ve başkalarının çeviriyi sınamasını sağlar. Bir çeviriden alıntı yapan bir araştırmacı, çeviri künyesini, standart sayfalamayı ve önemli terimlerin özgün biçimini vermelidir, çünkü bu bilgiler olmadan okur alıntının özgün metinde ne söylediğini sınayamaz.
Açık kalan sorular
Guyer ile Wood, terim tutarlılığını korumak için bazı yerlerde hedef dilde en doğal olmayan sözcükleri seçtiklerini söyledi. Ama bir düşünür, bir terimi eserinin farklı yerlerinde biraz farklı anlamlarda kullanıyorsa, terim tutarlılığı bu farkları gizlemez mi? Bir çevirmen, bir terimin tutarlılığı ile onun bağlama göre değişen anlamları arasında nasıl bir denge kurmalıdır?
Nabokov, akıcılıktan vazgeçip doğruluğu seçti ve çevirisini uzun notlarla destekledi. Ama bazı eserlerin değeri, özellikle şiirde ve bazı felsefe metinlerinde, onların üslubunda ve biçiminde de yatar. Bir çeviri, bir eserin üslubunu feda ettiğinde, onun düşüncesinin de bir kısmını feda etmiş olmaz mı? Bir felsefe eserinin üslubu, onun düşüncesinden ayrılabilir mi?
Bu ders, özgün dili bilmeyen bir araştırmacının bir çeviriye dayanmak zorunda olduğunu kabul etti. Ama bir araştırmacı, özgün dilini hiç bilmediği bir geleneğin metinleri hakkında, yalnızca çevirilere dayanarak güvenilir bir araştırma yapabilir mi? Bir araştırmacının bir geleneğin dilini öğrenme yükümlülüğü, hangi noktada başlar?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışÇeviriyi akıcılığına göre seçmek.
Bir araştırma için bir çeviriyi, yalnızca kolay ve hoş okunduğu için seçmek, onun hangi edisyona dayandığını, terimleri nasıl karşıladığını ve kararlarını bildirip bildirmediğini gözden kaçırır. Çeviri, araştırmanın amacına göre seçilir.
Yaygın yanlışTerim tutarlılığını sınamamak.
Bir çevirinin temel terimleri farklı yerlerde aynı sözcükle mi, farklı sözcüklerle mi karşıladığına bakmamak, özgün eserde aynı olan bir kavramı farklı kavramlar sanmaya yol açabilir. Temel terimlerin çevirideki karşılıkları sayılır.
Yaygın yanlışÇeviriden künyesiz alıntılamak.
Bir çeviriden yapılan bir alıntıda yalnızca eserin adını verip çeviriyi, çevirmeni ve dayandığı edisyonu belirtmemek, okurun alıntıyı özgün metinle sınamasını engeller. Alıntıda çeviri künyesi verilir.
Yaygın yanlışÖnemli terimin özgün biçimini vermemek.
Argüman için önemli bir terimi yalnızca çevirideki karşılığıyla aktarmak, okurun çevirmenin bu terim için yaptığı seçimi görmesini engeller. Önemli terimlerin özgün biçimi köşeli ayraç ya da dipnotla eklenir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir araştırmada bir çeviri, yalnızca bir eseri anlamanın değil, bir düşünüre bir iddia atfetmenin aracıdır ve çevirmenin görünmeyen kararları, araştırmacının düşünüre atfettiği şeyi farkında olmadan değiştirebilir.
Loeb Klasik Kütüphanesi iki dilli bir baskının özgün dili tam bilmeyen bir okura da çeviriyi özgün metinle karşılaştırma olanağı verdiğini, Nabokov bir çevirinin akıcılıktan vazgeçip doğruluğu seçebileceğini ve bunu açıklayıcı notlarla desteklemesi gerektiğini, Guyer ile Wood ise bir felsefe çevirisinde temel terimlerin tutarlı biçimde karşılanmasının okurun bir düşünürün kavramlarını izleyebilmesi için gerekli olduğunu gösterdi.
Bir araştırmada bir çeviri dört adımla kaynak olarak kullanılır: çevirinin dayandığı edisyonu ve çevirmenini öğrenmek, terim tutarlılığını sınamak, önemli bir cümlede çeviriyi başka bir çeviriyle ya da özgün metinle karşılaştırmak ve alıntıda çeviri künyesini, standart sayfalamayı ve önemli terimlerin özgün biçimini vermek.
Akıcı çevirinin eseri daha iyi aktardığı, iki dilli baskının özgün dili bilmeyene gereksiz olduğu ve çeviri künyesinin bir şey katmadığı itirazları, bir araştırmanın eserin akışına değil belirli cümlelerine dayandığını, iki dilli baskının önemli terimlerin özgün biçimini gösterip başkalarının sınamasını sağladığını ve künyenin bir alıntıyı sınanabilir kıldığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir çeviriyi bir kaynak olarak kullanmak, onu eserin kendisi sanmak değil, çevirmenin kararlarını görebileceğin bir çeviri seçmek ve bu kararları okura açıkça bildirmektir.
Sonraki derse köprü
Grup, ağır çeviriyi kullanarak Hint okulunun temel metnini okudu, ama metnin birçok yeri hâlâ anlaşılmaz geliyor: metin, başka okullara, başka metinlere ve grubun hiç bilmediği tartışmalara sürekli gönderme yapıyor. Lina, grubun bu okulu ve onun metnini daha iyi anlamak için, bu okul üzerine yazılmış kapsamlı bir kitap okuması gerektiğini söylüyor ve kütüphanede bu okulun tarihini, temel kavramlarını ve tartışmalarını tek bir yazarın ayrıntılı biçimde incelediği bir kitap buluyor. Ama Kerem, bir kişinin yazdığı böyle bir kitabın, o kişinin kendi yorumunu taşıyacağını ve grubun bu yorumu okulun kendisi sanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını hatırlatıyor.
Bir araştırmada, tek bir konuyu, tek bir düşünürü ya da tek bir okulu kapsamlı biçimde inceleyen bir kitap, birincil esere giden yolu aydınlatan en değerli kaynaklardan biridir. Ama böyle bir kitap, aynı zamanda yazarının kendi yorumunu da taşır.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Monografi dersi, bir araştırmada tek bir konuyu ya da tek bir düşünürü kapsamlı biçimde inceleyen bir kitabın nasıl bir kaynak olduğunu, bir monografinin güvenilirliğinin nasıl değerlendirileceğini ve bir monografinin yorumunun birincil eserin yerine konmasından nasıl kaçınılacağını soruyor.