Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir araştırmacı bir düşünüre belirli bir iddia atfettiğinde, bu iddianın eserin hangi cümlesine dayandığını göstermek zorundadır ve bu cümle farklı baskılarda farklı biçimlerde geçebildiği için, hangi baskının kullanıldığı ve nasıl okunduğu önem kazanır.
Stephanus baskısı standart sayfalamanın okurun hangi baskıyı kullanırsa kullansın aynı yeri bulmasını sağladığını, West bir eleştirel edisyonun sayfa altındaki notlarının belirli bir düzene göre yazıldığını ve bu düzeni bilen bir okurun bir cümlenin farklı biçimlerini görebileceğini, Greg ise birden çok baskısı yapılmış bir eser için bir düzenleyicinin farklı özellikler için farklı baskılara gerekçeli olarak dayanabileceğini gösterdi.
Bir araştırmada bir eleştirel edisyon dört adımla kullanılır: kullanılacak baskıyı gerekçesiyle seçmek, eseri standart sayfalamasıyla alıntılamak, argüman için önemli cümlelerde aygıtı okumak ve bir okunuş farkını açıkça yazıp argümanın ona bağlılığını söylemek.
Eleştirel edisyonların uzmanlara ait olduğu, iyi bir çevirinin onların yerini tuttuğu ve sayfa altı notların okuru metinden uzaklaştırdığı itirazları, bir edisyonu kullanmanın onu hazırlamaktan çok daha basit olduğunu, bir çevirinin metne alınmayan okunuşları çoğu zaman göstermediğini ve notların metinden değil denetlenmemiş bir varsayımdan uzaklaştırdığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden eleştirel edisyon kullanmak, her cümlede bir el yazması avına çıkmak değil, argümanın dayandığı yerde metnin hangi biçiminin okunduğunu bilmek ve bunu okura açıkça söylemektir.
Açılış sahnesi
Lina, kütüphanenin okuma salonunda iki kitabı yan yana açmış. İkisi de aynı Hint okulunun aynı temel metninin baskısı; ikisi de metni özgün dilinde veriyor. Ama karma konusunun geçtiği bölümde, bir cümlede farklı bir sözcük var. Birinci baskıda cümle, eylemin sonucunun faile "kendiliğinden" döndüğünü söylüyor; ikinci baskıda ise "zamanı gelince" döndüğünü. Birinci baskının sayfalarının altında, küçük harflerle yazılmış, kısaltmalarla ve sayılarla dolu notlar var; ikinci baskıda böyle notlar yok. Lina, notların ne anlama geldiğini çözemiyor.
Barış, metin aktarımı dersinde eleştirel baskıların farklı okunuşları gösterdiğini öğrendiklerini hatırlıyor, ama bu notları okumayı hiç öğrenmediklerini fark ediyor. Kerem ise iki sözcük arasındaki farkın grubun çözümlemesi için önemli olduğunu söylüyor: "kendiliğinden" sözcüğü, sonuçların bir yasa gibi işlediğini; "zamanı gelince" sözcüğü ise bir zamanlama, belki bir yönetici gerektirdiğini düşündürüyor. Tolga, bir de başka bir sorundan söz ediyor: bir ödevinde Platon'dan alıntı yaparken, kullandığı Türkçe çevirinin sayfa numarasını vermiş, hocası ise ona Platon'dan böyle alıntı yapılmayacağını söylemişti. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Kaynak, Atıf ve Araştırma Etiği kursunda, bir araştırmacının bir eserin farklı baskıları arasından hangisini kullanacağına nasıl karar vereceğini, bir eleştirel edisyonun sayfa altındaki farklı okunuşları gösteren notlarının nasıl okunacağını ve bir araştırmacının, bir argümanın dayandığı bir cümlede baskılar arasında bir fark bulduğunda ne yapması gerektiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Felsefi Yöntemler kursunun metin aktarımı dersi, bir metnin el yazmalarından ve baskılardan geçerek bize ulaştığını, bir eleştirel baskının bu farklı biçimler arasında gerekçeli seçimler yaptığını ve soy ağacı yönteminin bu seçimleri nasıl sistemli kıldığını gösterdi. O ders, eleştirel baskının nasıl yapıldığını anlatıyordu. Bu kursun birincil eser dersi de, bir düşünüre bir iddia atfetmeden önce onu birincil eserde bulmayı öğretti. Bu ders, bir araştırmacının masasına dönüyor: bir eleştirel edisyon pratikte nasıl kullanılır, sayfa altındaki notlar nasıl okunur, hangi baskı nasıl seçilir ve bir eser nasıl, hangi numaralarla alıntılanır?
Sonra üç kaynağa bakacağız. Henri Estienne, Latince adıyla Stephanus, 1578'de Platon'un bütün eserlerinin bir baskısını yayımlar ve bu baskının sayfa numaraları, bugün hâlâ Platon'dan alıntı yapmanın standart yoludur. Martin West, 1973'te, bir eleştirel edisyonun sayfa altındaki notlarının nasıl düzenlendiğini ve nasıl okunacağını anlatan bir el kitabı yayımlar. Walter Greg ise, 1950'de, yazarın yaşamında birden çok baskısı yapılmış basılı eserler için, bir düzenleyicinin hangi baskıyı temel alması gerektiğine dair bir ilke önerir.
Ardından üç itirazı tartacağız: eleştirel edisyonların uzmanlara ait olduğu ve bir felsefe öğrencisinin onlarla uğraşmasının gerekmediği, iyi bir çevirinin eleştirel edisyonun yerini tutabileceği ve sayfa altındaki notların okuru metinden uzaklaştırdığı itirazları.
Sonda, bir araştırmada bir eleştirel edisyonu kullanmanın dört adımını göstereceğiz: kullanılacak baskıyı seçmek, eseri standart sayfalamasıyla alıntılamak, argüman için önemli bir cümlede sayfa altındaki notları okumak ve baskılar arasında bir fark bulunduğunda bunu açıkça yazıp argümanın bu farka ne ölçüde bağlı olduğunu söylemek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir araştırmacı bir eserin farklı baskıları arasından hangisini kullanacağına nasıl karar verir, bir eleştirel edisyonun sayfa altındaki farklı okunuşları gösteren notları nasıl okunur ve bir araştırmacı, bir argümanın dayandığı bir cümlede baskılar arasında bir fark bulduğunda ne yapmalıdır?
Ölçülü iddiam şu: bir araştırmacı, bir eserin farklı baskıları arasından, farklı el yazmalarını ya da baskıları karşılaştırıp seçimlerini gerekçeleriyle ve seçmediği okunuşlarla birlikte bildiren bir eleştirel edisyonu, böyle bir edisyon yoksa en güvenilir ve en yaygın kullanılan baskıyı seçmelidir; eseri, okurun hangi baskıyı ya da çeviriyi kullanırsa kullansın aynı yeri bulabilmesi için, varsa standart sayfalamasıyla alıntılamalıdır; bir eleştirel edisyonun sayfa altındaki notları, her cümle için değil, argüman için önemli olan cümleler için okunmalıdır; bir araştırmacı, argümanının dayandığı bir cümlede baskılar arasında bir fark bulursa, bunu gizlememeli, hangi okunuşu seçtiğini ve neden seçtiğini yazmalı ve argümanının bu seçime ne ölçüde bağlı olduğunu açıkça söylemelidir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci, bir felsefe eserini çoğu zaman bir kitapçıdan ya da bir kütüphaneden bulduğu ilk baskıdan okur. Bu baskı bir çeviri olabilir, bir ders baskısı olabilir, ya da yayıncının hangi metne dayandığını hiç belirtmediği bir baskı. Çoğu zaman bu yeterlidir: eserin genel argümanını anlamak için, hangi baskıdan okunduğu pek önemli değildir.
Ama bir araştırma, genel bir anlamayla yetinmez. Bir araştırmacı, bir düşünüre belirli bir iddia atfettiğinde, bu iddianın eserin hangi cümlesine dayandığını göstermek zorundadır ve bu cümlenin farklı baskılarda farklı biçimlerde geçmesi, iddianın kendisini etkileyebilir. Lina'nın iki baskısındaki iki sözcük, bunun bir örneğiydi: "kendiliğinden" ile "zamanı gelince" arasındaki fark, Kerem'in dediği gibi, karma öğretisinin nasıl işlediğine dair iki farklı görüşü taşıyabilirdi.
Bu yüzden bir araştırmacı, hangi baskıyı kullandığını bilmek, bu baskının nasıl hazırlandığını anlamak ve gerektiğinde onu başka baskılarla karşılaştırmak zorundadır. Eleştirel edisyon, bu işi mümkün kılan araçtır; ama onu kullanmayı bilmek, ayrı bir beceridir.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir felsefe araştırmasında baskı seçimi ve eleştirel edisyonların kullanımı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, erişilebilirlik görüşüdür. Buna göre bir araştırmacı, en kolay erişebildiği ve en rahat okuyabildiği baskıyı kullanmalıdır. Eleştirel edisyonlar, uzmanlara yönelik, pahalı ve okunması zor kitaplardır; bir felsefe öğrencisi için iyi bir çeviri ya da bir ders baskısı yeterlidir. Baskılar arasındaki farklar, felsefi bir argümanı nadiren etkiler.
İkinci görüş, en yeni edisyon görüşüdür. Buna göre bir araştırmacı, her zaman bir eserin en yeni eleştirel edisyonunu kullanmalıdır, çünkü en yeni edisyon, önceki edisyonların bütün bulgularını içerir ve en güvenilir metni sunar. Eski baskılar, yalnızca tarihsel bir ilgiyle okunmalıdır.
Üçüncü görüş, gerekçeli seçim görüşüdür. Buna göre bir araştırmacı, kullanacağı baskıyı, araştırmasının sorusuna göre seçer ve seçimini açıkça yazar. Bir eserin genel argümanını inceleyen bir araştırma için güvenilir bir çeviri yeterli olabilir; ama bir cümlenin ya da bir kavramın tam olarak ne dediğine dayanan bir araştırma, bir eleştirel edisyonu ve onun sayfa altındaki notlarını gerektirir. En yeni edisyon çoğu zaman en iyisidir, ama her zaman değil; bazı eski edisyonlar, başka edisyonların kullanmadığı el yazmalarını kullanmış olabilir.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, bir öğrencinin her eser için bir eleştirel edisyon kullanmasının gerekmediğini doğru görür, ama Lina'nın iki sözcüğü gibi, baskılar arasındaki bir farkın bir argümanı doğrudan etkileyebildiği durumları göz ardı eder. İkinci görüş, en yeni edisyonların çoğu zaman en güvenilir olduğunu doğru görür, ama bir edisyonun güvenilirliğinin onun tarihinden değil, kullandığı kaynaklardan ve seçimlerinin gerekçelerinden geldiğini hesaba katmaz.
Argümanın yapısı
Bir araştırmada bir eleştirel edisyonu kullanmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, kullanılacak baskıyı seçmektir. Araştırmacı, eserin hangi baskılarının bulunduğunu, bunlardan hangisinin farklı el yazmalarını ya da baskıları karşılaştırarak hazırlandığını ve hangisinin seçimlerini gerekçeleriyle bildirdiğini araştırır. Uzmanların en çok kullandığı ve güvendiği edisyonu bulmak için, alandaki güncel araştırmaların hangi edisyonu kullandığına bakar.
İkinci adım, eseri standart sayfalamasıyla alıntılamaktır. Araştırmacı, eserin bir standart sayfalaması varsa, alıntılarını bu sayfalamayla yapar ve kullandığı baskıyı ya da çeviriyi ayrıca belirtir. Standart bir sayfalama yoksa, kullandığı baskının sayfa numaralarını verir ve baskıyı tam olarak tanıtır.
Üçüncü adım, argüman için önemli bir cümlede sayfa altındaki notları okumaktır. Araştırmacı, argümanının dayandığı bir cümlede, eleştirel edisyonun sayfa altındaki notlarına bakar ve bu cümlenin farklı el yazmalarında ya da baskılarda farklı biçimlerde geçip geçmediğini öğrenir. Notları okumak için, edisyonun önsözünde açıklanan kısaltmaları ve düzeni bilmek gerekir.
Dördüncü adım, baskılar arasında bir fark bulunduğunda bunu açıkça yazıp argümanın bu farka ne ölçüde bağlı olduğunu söylemektir. Araştırmacı, bir farkla karşılaşırsa, hangi okunuşu seçtiğini ve neden seçtiğini yazar. Argümanı bu seçime bağlıysa, bunu açıkça söyler; bağlı değilse, farkın argümanı etkilemediğini belirtir.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Eleştirel edisyonu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir araştırmacı, bir eserin farklı baskıları arasından, seçimlerini gerekçeleriyle ve seçmediği okunuşlarla birlikte bildiren bir eleştirel edisyonu seçmelidir; bir baskının yeni olması, onun güvenilir olduğunu göstermez. Eser, varsa standart sayfalamasıyla alıntılanmalıdır, çünkü bu sayfalama okurun hangi baskıyı kullanırsa kullansın aynı yeri bulmasını sağlar. Eleştirel aygıt, her cümle için değil, argüman için önemli olan cümleler için okunur ve onu okumak için edisyonun önsözündeki kısaltmaları bilmek yeterlidir. Bir araştırmacı, argümanının dayandığı bir cümlede baskılar arasında bir fark bulursa, bunu gizlemez; hangi okunuşu seçtiğini, neden seçtiğini ve argümanının bu seçime ne ölçüde bağlı olduğunu açıkça yazar.
Açık kalan sorular
Stephanus baskısının sayfa numaraları, Platon'dan alıntı yapmanın standart yolu hâline geldi, ama Stephanus baskısının kendisi bugün güvenilir bir metin sayılmıyor. Bir eserin standart sayfalaması, güvenilir olmayan bir baskıdan geldiğinde, bu bir sorun mudur? Bir alıntı sisteminin güvenilirliği, onun dayandığı baskının güvenilirliğine bağlı mıdır, yoksa yalnızca herkesçe paylaşılmasına mı?
Greg'in ilkesi, biçimsel özellikler için ilk baskıyı, sözcükler için yazarın sonraki düzeltmelerini öneriyordu. Ama bazı yazarlar, sonraki baskılarda eserlerini yalnızca düzeltmekle kalmaz, onları kökten yeniden yazar. Bir yazarın bir eserini yeniden yazdığı durumda, bir düzenleyici hangi baskıyı eserin kendisi saymalıdır? Böyle bir durumda, tek bir eleştirel edisyon mu, yoksa iki ayrı eser mi vardır?
Kerem, argümanının iki okunuşla da ayakta kaldığını gösterdi. Ama bir argüman, bir cümlenin iki okunuşundan yalnızca biriyle ayakta kalıyorsa ve öteki okunuşu destekleyen el yazmaları daha az güvenilir sayılıyorsa, araştırmacı ne yapmalıdır? Bir argümanı, kesin olmayan bir metin seçimine dayandırmak, onu zayıflatır mı, yoksa bu seçimi açıkça yazmak yeterli midir?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışÇevirinin sayfa numarasıyla alıntılamak.
Bir eserden, standart bir sayfalaması varken, yalnızca kullanılan çevirinin sayfa numarasıyla alıntı yapmak, başka bir baskıyı ya da çeviriyi kullanan bir okurun alıntıyı bulmasını engeller. Alıntı, standart sayfalamayla yapılır ve kullanılan çeviri ayrıca belirtilir.
Yaygın yanlışEn yeni baskıyı en güvenilir saymak.
Bir eserin en yeni baskısını, onun nasıl hazırlandığına ve seçimlerini nasıl bildirdiğine bakmadan en güvenilir baskı saymak, seçimlerini gizleyen yeni bir baskıyı gerekçeli bir eski baskıya tercih etmeye yol açabilir. Baskı, önsözü ve gerekçeleri okunarak seçilir.
Yaygın yanlışAygıtı hiç okumamak.
Bir argümanın dayandığı bir cümlede, eleştirel edisyonun sayfa altındaki notlarına bakmamak, o cümlenin farklı el yazmalarında farklı biçimlerde geçtiğini gözden kaçırabilir. Argüman için önemli cümlelerde aygıt okunur.
Yaygın yanlışBir okunuş farkını gizlemek.
Argümanın dayandığı bir cümlede baskılar arasında bir fark bulup bunu yazmamak, okurun argümanın bu farka ne ölçüde bağlı olduğunu bilmesini engeller. Fark açıkça yazılır ve argümanın ona bağlılığı belirtilir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir araştırmacı bir düşünüre belirli bir iddia atfettiğinde, bu iddianın eserin hangi cümlesine dayandığını göstermek zorundadır ve bu cümle farklı baskılarda farklı biçimlerde geçebildiği için, hangi baskının kullanıldığı ve nasıl okunduğu önem kazanır.
Stephanus baskısı standart sayfalamanın okurun hangi baskıyı kullanırsa kullansın aynı yeri bulmasını sağladığını, West bir eleştirel edisyonun sayfa altındaki notlarının belirli bir düzene göre yazıldığını ve bu düzeni bilen bir okurun bir cümlenin farklı biçimlerini görebileceğini, Greg ise birden çok baskısı yapılmış bir eser için bir düzenleyicinin farklı özellikler için farklı baskılara gerekçeli olarak dayanabileceğini gösterdi.
Bir araştırmada bir eleştirel edisyon dört adımla kullanılır: kullanılacak baskıyı gerekçesiyle seçmek, eseri standart sayfalamasıyla alıntılamak, argüman için önemli cümlelerde aygıtı okumak ve bir okunuş farkını açıkça yazıp argümanın ona bağlılığını söylemek.
Eleştirel edisyonların uzmanlara ait olduğu, iyi bir çevirinin onların yerini tuttuğu ve sayfa altı notların okuru metinden uzaklaştırdığı itirazları, bir edisyonu kullanmanın onu hazırlamaktan çok daha basit olduğunu, bir çevirinin metne alınmayan okunuşları çoğu zaman göstermediğini ve notların metinden değil denetlenmemiş bir varsayımdan uzaklaştırdığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden eleştirel edisyon kullanmak, her cümlede bir el yazması avına çıkmak değil, argümanın dayandığı yerde metnin hangi biçiminin okunduğunu bilmek ve bunu okura açıkça söylemektir.
Sonraki derse köprü
Lina, birinci baskıyı kullanmaya karar verdi, ama bir sorun daha var: grubun Lina dışındaki hiçbir üyesi, metnin özgün dilini okuyamıyor. Grup, metnin bir çevirisine ihtiyaç duyuyor ve kütüphanede iki farklı İngilizce çeviri buluyor. İki çeviri, Lina'nın bulduğu cümleyi farklı biçimde çeviriyor: biri "kendiliğinden" okunuşunu izliyor, öteki ise bir dipnotla iki okunuşu da veriyor. Çevirilerden biri, özgün metni sol sayfada, çeviriyi sağ sayfada veriyor; öteki yalnızca çeviriyi. Tolga, grubun hangi çeviriyi kullanması ve araştırmasında bir çeviriden alıntı yaparken hangi bilgileri vermesi gerektiğini bilmediğini söylüyor.
Bir araştırmacı, özgün dilini okuyamadığı bir eserle çalışırken, bir çeviriyi bir kaynak olarak kullanmak zorundadır. Ama bir çeviri, bir kaynak olarak, bir eleştirel edisyondan farklı bir seçim ve farklı bir dikkat gerektirir.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Çeviri dersi, bir araştırmada bir çeviriyi bir kaynak olarak nasıl seçeceğimizi, iki dilli baskıların, çevirmen notlarının ve çevirmenin hangi edisyona dayandığı bilgisinin bu seçimde nasıl bir rol oynadığını ve bir çeviriden alıntı yaparken okura hangi bilgileri vermemiz gerektiğini soruyor.