İçeriğe geç

P01-D07-M04-04·Ampirik ve biçimsel yöntemler

Karar kuramı

orta3.586 kelime≈ 24 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Gündelik yaşamda felsefi bir soru çözülmemişken bir karar vermek gerektiğinde, olgulara ilişkin belirsizlik ile değerlere ilişkin belirsizlik iç içe geçer ve karar kuramı, bu ikisini ayırıp ayrı ayrı ele almanın bir yolunu sunar.

Bernoulli bir seçimin beklenen parasal sonucunun onun kişi için değerini tek başına göstermediğini, Allais beklenen değer ilkesinin insanların kesinliğe karşı akla uygun görünen tutumlarını yakalayamadığını, MacAskill, Bykvist ve Ord ise ahlaki belirsizlik altında karar vermenin sistemli biçimde incelenebileceğini ama farklı değer kuramlarını karşılaştırmanın ayrı bir güçlük doğurduğunu gösterdi.

Belirsizlik altında bir karar dört adımla incelenir: seçenekleri, durumları ve sonuçları bir tabloda ayırmak, olgusal belirsizlikler için olasılıkları tahmin etmek, değer belirsizliğini ayrıca yazmak ve kararın hangi tahminlere duyarlı olduğunu sınamak.

Karar kuramının değerleri sayılara indirgediği, gerçek insanların ona göre karar vermediği ve ahlaki belirsizlik altında kararın imkânsız olduğu itirazları, sayıların kaba yargıların ifadesi olduğunu, kuramın insanların nasıl karar vermesi gerektiğini sorgulamak için de kullanılabildiğini ve farklı kuramların kaba bir karşılaştırmasının bazen yeterli olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden karar kuramı, bir felsefi sorunun cevabını veren değil, cevapsız bir soru karşısında bile bir kararın neye dayandığını açıkça görmeyi ve en çok hangi yargıya duyarlı olduğunu sınamayı sağlayan bir yöntemdir.

Açılış sahnesi

Mert, burs komitesinin son toplantısından yorgun dönüyor. Komitenin önünde tek bir burs ve iki aday var. Birinci aday, notları çok yüksek olan ve yıllardır büyük bir çabayla çalıştığı bilinen bir öğrenci; ailesi orta gelirli. İkinci aday, notları iyi ama birincisinden düşük olan ve ailesinin ağır bir ekonomik sıkıntı içinde olduğu bir öğrenci. Komitenin bir kısmı bursun çaba gösteren öğrenciye, yani hak edene verilmesi gerektiğini düşünüyor; öteki kısmı ise ihtiyacı olana. Üstelik komite, ikinci adayın ailesinin durumunu yalnızca başvuru mektubundan biliyor ve mektubun ne kadar doğru olduğundan emin değil.

Mert, gruba iki tür belirsizlikle karşı karşıya olduklarını söylüyor. Birincisi olgularla ilgili: ikinci adayın gerçekten ne kadar ihtiyacı olduğunu bilmiyorlar. İkincisi değerlerle ilgili: bursun hak etmeye mi, ihtiyaca mı göre verilmesi gerektiğini de bilmiyorlar. Grup, on altı toplantı boyunca hak etme kavramını çözümlemiş, ama bu çözümleme, bursun ona göre verilmesi gerekip gerekmediğini söylemiyor. Kerem, bir felsefi soru çözülmemişken bir karar verilemeyeceğini söylüyor. Tolga ise, komitenin yine de bir karar vermek zorunda olduğunu ve bu kararın da bir yöntemle verilebileceğini düşünüyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yöntemler kursunda, belirsizlik altında bir seçim yaparken olasılıkları ve değerleri nasıl birleştirebileceğimizi, beklenen değer ilkesinin neyi gösterip neyi gösteremeyeceğini ve bir felsefi soruya karar kuramının araçlarıyla bakmanın, özellikle hangi değerin doğru olduğu konusunda emin olmadığımız durumlarda, neyi kazandırıp neyi kaybettirdiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Felsefeye Giriş programının gerekçeli belirsizlik dersi, risk ile belirsizlik arasındaki ayrımı, yani olasılığı ölçülebilen durumlar ile ölçülemeyen durumlar arasındaki ayrımı tanıttı. Aynı programın cehalet perdesi dersi de, olasılıkların bilinmediği bir durumda en kötü sonucu en iyi kılmayı öneren maximin ilkesini gösterdi. Bu ders, karar kuramını bir felsefi yöntem olarak ele alıyor: bir karar, olasılıklar ve değerler birleştirilerek nasıl sistemli biçimde incelenir, bu yöntemin temel ilkesi neden bazen gündelik yargılarımızla çatışır ve yalnızca olgular değil, değerler de belirsiz olduğunda ne yapılabilir?

Sonra üç kaynağa bakacağız. Daniel Bernoulli, 1738'de, bir oyunun beklenen parasal kazancının insanların o oyuna ne kadar değer verdiğini açıklamadığını gösterir ve paranın değerinin kişinin zenginliğine göre değiştiğini öne sürer. Maurice Allais, 1953'te, insanların seçimlerinin beklenen değer ilkesinin öngördüğü biçimde olmadığını gösteren bir örnek yayımlar. William MacAskill, Krister Bykvist ve Toby Ord ise, 2020'de, hangi ahlaki kuramın doğru olduğundan emin olmadığımızda nasıl davranmamız gerektiğini sistemli biçimde incelerler.

Ardından üç itirazı tartacağız: karar kuramının değerleri sayılara indirgediği, gerçek insanların karar kuramına göre karar vermediği ve ahlaki belirsizlik altında karar vermenin farklı ahlaki kuramları karşılaştırmayı gerektirdiği için imkânsız olduğu itirazları.

Sonda, belirsizlik altında bir kararı karar kuramıyla incelemenin dört adımını göstereceğiz: seçenekleri, olası durumları ve sonuçları bir tabloda ayırmak, olgulara ilişkin belirsizlikler için olasılıkları tahmin etmek, sonuçların değerini belirlerken değer belirsizliğini ayrıca yazmak ve bir kararın hangi olasılık ve değer tahminlerine duyarlı olduğunu sınamak.

Merkez soru

Sorumuz şu: belirsizlik altında bir seçim yaparken olasılıkları ve değerleri nasıl birleştirebiliriz, beklenen değer ilkesi neyi gösterir, neyi gösteremez ve bir felsefi soruya karar kuramının araçlarıyla bakmak, özellikle hangi değerin doğru olduğundan emin olmadığımız durumlarda, neyi kazandırır, neyi kaybettirir?

Ölçülü iddiam şu: karar kuramı, bir seçimi seçenekler, olası durumlar ve bu durumlarda ortaya çıkacak sonuçlar olarak ayırıp her sonucun olasılığını ve değerini birleştirerek sistemli biçimde incelemeyi sağlar; bu, bir kararın hangi olasılıklara ve hangi değerlere duyarlı olduğunu görünür kılar ve farklı görüşteki kişilerin ayrılıklarının olgular hakkında mı, yoksa değerler hakkında mı olduğunu ayırt etmelerini sağlar; ama beklenen değer ilkesi, insanların riske ve belirsizliğe karşı akla uygun görünen tutumlarını her zaman yakalayamaz ve değerlerin kendisi belirsiz olduğunda, farklı değer kuramlarının sonuçlarını karşılaştırmak ayrı bir felsefi güçlük doğurur; bu yüzden karar kuramı, bir felsefi sorunun cevabını vermez, ama cevapsız bir soru karşısında bile bir kararın hangi yargılara dayandığını açıkça görmeyi sağlar.

Sıfır noktası

Mert'in komitesinin karşılaştığı durum, felsefi soruların gündelik yaşamda nasıl bir biçim aldığının tipik bir örneğidir. Felsefe, bir soruyu uzun süre açık tutabilir; hak etmenin ne olduğu, yüzyıllardır tartışılmaktadır. Ama gündelik yaşam, çoğu zaman bir kararın bu tartışma bitmeden verilmesini ister. Komite, bursu bu dönem birine verecek ya da hiç vermeyecek; ikisi de bir karardır.

Bu tür kararlarda, iki farklı belirsizlik iç içe geçer. Birincisi, olgulara ilişkin belirsizliktir: ikinci adayın ailesinin durumu, mektubunda yazdığı gibi mi, yoksa abartılmış mı? Bu belirsizlik, daha çok bilgi toplanarak azaltılabilir. İkincisi, değerlere ilişkin belirsizliktir: bursun çabaya mı, ihtiyaca mı göre verilmesi gerektiği. Bu belirsizlik, daha çok bilgi toplanarak azaltılamaz; o, felsefi bir sorudur.

Karar kuramı, bu iki belirsizliği birbirinden ayırmanın ve her birini ayrı ayrı ele almanın bir yolunu sunar. Bir kararı, seçeneklerin, olası durumların ve sonuçların bir tablosu olarak düzenler. Bu tablo, kararın kendisini vermez; ama kararın hangi yargılara dayandığını görünür kılar.

Görüşler ve pozisyonlar

Karar kuramının felsefi kararlardaki yeri konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, hesap görüşüdür. Buna göre belirsizlik altında akla uygun bir karar, beklenen değeri en yüksek seçeneği seçmektir. Bir kararın bütün unsurları, yani olasılıklar ve değerler, sayılarla ifade edilebilir ve karar, bu sayıların hesaplanmasıyla verilir. Değerler hakkındaki belirsizlik de, farklı değer kuramlarına olasılıklar verilerek aynı hesaba katılabilir.

İkinci görüş, reddedici görüştür. Buna göre felsefi ve ahlaki kararlar, sayılarla ifade edilemeyecek değerler içerir ve bu değerleri sayılara çevirmek, onların taşıdığı anlamı yok eder. Bir öğrencinin eğitimini sürdürmesinin değeri, bir sayı değildir. Karar kuramı, ticari ya da teknik kararlar için yararlı olabilir, ama ahlaki bir kararın yöntemi olamaz.

Üçüncü görüş, açıklayıcı araç görüşüdür. Buna göre karar kuramı, bir kararı vermenin değil, onun yapısını açık hâle getirmenin bir aracıdır. Bir kararı seçenekler, durumlar ve sonuçlar olarak ayırmak, kararın hangi olgusal ve hangi değersel yargılara dayandığını görünür kılar. Sayılar, kesin ölçümler olarak değil, bir kişinin yargılarının kaba ifadeleri olarak kullanılır ve bir kararın bu yargılardaki değişikliklere ne kadar duyarlı olduğu sınanır.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, karar kuramının bir kararın unsurlarını sistemli biçimde birleştirebildiğini doğru görür, ama Allais'nin gösterdiği gibi, beklenen değer ilkesinin insanların akla uygun görünen bazı tutumlarını yakalayamadığını ve değerler hakkındaki belirsizliğin olgular hakkındaki belirsizlik gibi ele alınamayabileceğini göz ardı eder. İkinci görüş, ahlaki değerlerin kesin sayılarla ifade edilemeyeceğini doğru görür, ama bir kararın yapısını açık hâle getirmenin, sayılar kaba olsa bile, farklı görüşteki kişilerin nerede ayrıldığını görmelerini sağladığını hesaba katmaz.

Argümanın yapısı

Belirsizlik altında bir kararı karar kuramıyla incelemek için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, seçenekleri, olası durumları ve sonuçları bir tabloda ayırmaktır. Karar veren, seçebileceği seçenekleri satırlara, kararın sonucunu etkileyen ama kendisinin denetleyemediği olası durumları sütunlara yazar ve her seçenek ile her durumun birleşiminde ortaya çıkacak sonucu hücrelere yazar.

İkinci adım, olgulara ilişkin belirsizlikler için olasılıkları tahmin etmektir. Karar veren, her olası durumun ne kadar olası olduğunu tahmin eder. Bu tahmin kesin olmak zorunda değildir; "büyük olasılıkla", "yarı yarıya" ya da "pek olası değil" gibi kaba bir tahmin de işe yarar.

Üçüncü adım, sonuçların değerini belirlerken değer belirsizliğini ayrıca yazmaktır. Karar veren, her sonucun ne kadar iyi ya da kötü olduğunu değerlendirir. Ama bu değerlendirme, hangi değer kuramının doğru olduğuna bağlıysa, farklı değer kuramlarına göre farklı değerlendirmeleri ayrı sütunlarda yazar ve hangi kurama ne kadar güvendiğini de ayrıca not eder.

Dördüncü adım, bir kararın hangi olasılık ve değer tahminlerine duyarlı olduğunu sınamaktır. Karar veren, olasılık ve değer tahminlerini biraz değiştirdiğinde kararın değişip değişmediğine bakar. Kararın, tahminlerdeki küçük değişikliklere karşı kararlı olup olmadığı, onun ne kadar sağlam olduğunu gösterir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Karar kuramını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Karar kuramı, bir seçimi seçenekler, durumlar ve sonuçlar olarak ayırıp olasılıkları ve değerleri birleştirerek sistemli biçimde incelemeyi sağlar. Bu, bir kararın hangi olgusal ve hangi değersel yargılara dayandığını görünür kılar ve farklı görüşteki kişilerin nerede ayrıldığını gösterir. Beklenen değer ilkesi, insanların kesinliğe karşı akla uygun görünen bazı tutumlarını yakalayamayabilir ve değerlerin kendisi belirsiz olduğunda, farklı değer kuramlarını karşılaştırmak ayrı bir güçlük doğurur. Karar kuramı bir felsefi sorunun cevabını vermez, ama cevapsız bir soru karşısında bile bir kararın neye dayandığını açıkça görmeyi ve kararın en çok hangi yargıya duyarlı olduğunu sınamayı sağlar.

Açık kalan sorular

Allais paradoksu, insanların kesinliğe beklenen değer ilkesinin öngördüğünden daha çok değer verdiğini gösterdi. Bu kesinlik tercihi, bir yanılgı mıdır, yoksa akla uygun bir tutum mu? Eğer akla uygunsa, beklenen değer ilkesi nasıl değiştirilmeli ve değiştirilmiş bir ilke, hâlâ sistemli bir karar yöntemi olarak kalabilir mi?

MacAskill, Bykvist ve Ord, farklı ahlaki kuramlara duyulan güvenin hesaba katılmasını önerdi. Ama bir kişi, bir ahlaki kurama ne kadar güvendiğini nasıl belirler? Bir kurama duyulan güven, o kuramın argümanlarının gücüne mi, kişinin içinde büyüdüğü geleneğe mi, yoksa kuramın kişiye doğru görünmesine mi dayanır?

Komite, bursu ikinci adaya verirken birinci adaya bir başarı belgesi verdi. Bu, iki değer arasında bir uzlaşma mıdır, yoksa bir değerin gerçek gereğini yerine getirmeden onu sembolik olarak onurlandırmak mı? Karar kuramı, bu tür uzlaşmaları nasıl değerlendirebilir ve bir kararın sonuçlarının yanında onun sembolik anlamı da bir değer taşır mı?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışOlgusal ve değersel belirsizliği karıştırmak.
Doğrusu

Bir karar hakkındaki ayrılığı, olgular hakkında mı yoksa değerler hakkında mı olduğunu ayırmadan tartışmak, daha çok bilginin çözebileceği bir ayrılık ile bilginin çözemeyeceği bir ayrılığı birbirine karıştırır. Karar tablosunda iki belirsizlik ayrı ayrı yazılır.

Yaygın yanlışSayıları kesin ölçüm saymak.
Doğrusu

Bir karar tablosuna yazılan olasılıkları ve değerleri kesin ölçümler olarak görmek, bunların kaba yargıların ifadeleri olduğunu gözden kaçırır ve hesaba sahte bir kesinlik kazandırır. Sayılar kaba tahminler olarak kullanılır ve kararın bunlara duyarlılığı sınanır.

Yaygın yanlışParasal değeri yararla aynı saymak.
Doğrusu

Bir sonucun değerini onun parasal ya da nicel büyüklüğüyle aynı saymak, Bernoulli'nin gösterdiği gibi, aynı sonucun farklı kişiler için farklı değer taşıdığını gözden kaçırır. Sonuçların değeri, kişiye göre değişen yararları üzerinden değerlendirilir.

Yaygın yanlışDuyarlılık sınamasını atlamak.
Doğrusu

Bir kararı tek bir olasılık ve değer tahminine göre verip bu tahminlerin değişmesi durumunda kararın değişip değişmediğine bakmamak, kararın ne kadar sağlam olduğunu gözden kaçırır. Kararın hangi tahmine en çok duyarlı olduğu sınanır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Gündelik yaşamda felsefi bir soru çözülmemişken bir karar vermek gerektiğinde, olgulara ilişkin belirsizlik ile değerlere ilişkin belirsizlik iç içe geçer ve karar kuramı, bu ikisini ayırıp ayrı ayrı ele almanın bir yolunu sunar.

Bernoulli bir seçimin beklenen parasal sonucunun onun kişi için değerini tek başına göstermediğini, Allais beklenen değer ilkesinin insanların kesinliğe karşı akla uygun görünen tutumlarını yakalayamadığını, MacAskill, Bykvist ve Ord ise ahlaki belirsizlik altında karar vermenin sistemli biçimde incelenebileceğini ama farklı değer kuramlarını karşılaştırmanın ayrı bir güçlük doğurduğunu gösterdi.

Belirsizlik altında bir karar dört adımla incelenir: seçenekleri, durumları ve sonuçları bir tabloda ayırmak, olgusal belirsizlikler için olasılıkları tahmin etmek, değer belirsizliğini ayrıca yazmak ve kararın hangi tahminlere duyarlı olduğunu sınamak.

Karar kuramının değerleri sayılara indirgediği, gerçek insanların ona göre karar vermediği ve ahlaki belirsizlik altında kararın imkânsız olduğu itirazları, sayıların kaba yargıların ifadesi olduğunu, kuramın insanların nasıl karar vermesi gerektiğini sorgulamak için de kullanılabildiğini ve farklı kuramların kaba bir karşılaştırmasının bazen yeterli olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden karar kuramı, bir felsefi sorunun cevabını veren değil, cevapsız bir soru karşısında bile bir kararın neye dayandığını açıkça görmeyi ve en çok hangi yargıya duyarlı olduğunu sınamayı sağlayan bir yöntemdir.

Sonraki derse köprü

Komitenin kararı verildi, ama Mert yeni bir sorunla geliyor. Bir sonraki dönem, komitenin önünde tek bir başvuru değil, üç yüzden fazla başvuru mektubu olacak ve komite, bu mektupları okuyup öğrencilerin çabalarını ve ihtiyaçlarını nasıl anlattıklarını değerlendirmek zorunda. Mert, komite üyelerinin bu kadar çok mektubu dikkatle okuyamayacağını ve mektupların bir kısmını gözden kaçıracaklarını düşünüyor. Ece, bir öneride bulunuyor: bir bilgisayar programı, bütün mektuplarda hangi sözcüklerin sık geçtiğini, öğrencilerin çabalarını ve ihtiyaçlarını anlatırken hangi ifadeleri kullandığını ve bu ifadelerin birbirleriyle nasıl birlikte geçtiğini gösterebilir. Kerem ise, bir mektubun anlamının sözcük sayımıyla yakalanamayacağını düşünüyor.

Çok sayıda metni bir bilgisayar yardımıyla incelemek, tek tek okumanın göremeyeceği örüntüleri görünür kılabilir; ama bu yöntem, bir metnin anlamının bazı yönlerini de kaçırabilir. Son yıllarda felsefe metinleri de bu yöntemlerle incelenmeye başlanmıştır.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Bilgisayar destekli metin analizi dersi, çok sayıda metni bir bilgisayar yardımıyla incelemenin felsefi bir soruya ne katabileceğini, sözcük sayımı ve birlikte geçme gibi yöntemlerin bir metin hakkında neyi gösterip neyi gösteremeyeceğini ve uzaktan bir okumanın yakın bir okumayla nasıl birleştirilebileceğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.