Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
"Ancak ve ancak" ile kurulan bir tanım, bir koşulun gerekli olduğunu ve yeterli olduğunu söyleyen iki ayrı iddiayı birlikte taşır ve bu iki iddia iki ayrı türden durumla çürütülür.
Mackie bir koşulun ne gerekli ne yeterli olduğu hâlde yeterli bir birleşimin vazgeçilmez parçası olabileceğini, Searle bir özel adın hiçbir öğesi tek başına gerekli olmayan bir betimlemeler kümesine dayandığını, Gaut ise sanat kavramının yeterli birleşimleri açıkça söyleyen bir ölçütler kümesiyle çözümlenebileceğini gösterdi.
Bir tanımın koşulları dört adımla sınanır: tanımın iki yarısını ayırmak, her koşulun gerekliliğini ve yeterliliğini ayrı sınamak, bir karşı örneğin sınama yönünü belirlemek ve koşullar tek tek geçemiyorsa kavramın bir küme kavram olup olmadığını sormak.
Küme kavramların bir kaçış olduğu, sınama yönünün gereksiz bir incelik olduğu ve ayrık bir listenin tanım olmadığı itirazları, iyi kurulmuş bir kümenin sınanabilir uçlar koyduğunu, onarımın sınama yönüne bağlı olduğunu ve ayrık bir listenin birliğin nerede aranacağını gösterdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden gerekli ve yeterli koşul ayrımı, bir tanımın tek bir cümle değil, iki ayrı yönden sınanan iki iddia olduğunu görmemizi sağlayan bir yöntemdir.
Açılış sahnesi
Kerem, tanımını tahtaya yazıyor: "Bir kişi bir şeyi eylemi yüzünden hak eder ancak ve ancak o eylem, kişinin ödevinin ötesinde bir çaba, risk ya da fedakârlık içeriyorsa." Defne'nin sorusu hemen geliyor: "Bu üçünden biri yeter mi, yoksa üçü birlikte mi gerekiyor?" Kerem, birinin yeteceğini söylüyor; tanımda "ya da" yazıyor.
Tolga, bir örnek veriyor: bir hırsız, bir kuyumcuyu soymak için büyük bir risk alıyor ve ödevinin ötesinde bir çaba gösteriyor; hırsız, soygunun getirdiği parayı hak ediyor mu? Herkes hayır diyor. Kerem, bu örneğin tanımını çürüttüğünü kabul ediyor, ama tanımın hangi yarısını çürüttüğünü bilmiyor. Barış bir başka örnek getiriyor: sınıfın en yetenekli öğrencisi, hiç çalışmadan sınavda birinci oluyor; öğrenci birinciliği hak ediyor mu? Bu kez grup ikiye bölünüyor. Kerem, iki örneğin tanımına farklı yerlerden vurduğunu seziyor, ama bu farkı adlandıramıyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yöntemler kursunda, bir kavramın gerekli koşulu ile yeterli koşulu arasındaki farkı, her birinin hangi tür bir durumla sınandığını ve birkaç koşulun birlikte yeterli olduğu ama hiçbirinin tek başına gerekli olmadığı kavramların, bir tanımın biçimini nasıl zorladığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Felsefeye Giriş programının kavramları açıklama dersi, gerek koşul ile yeter koşulu tanıttı: gerek koşul, o olmadan kavrama girilemeyen şey, yeter koşul ise sağlandığında kavrama girmeye tek başına yeten şeydir. O ders bu ayrımı bir tanımın iki parçası olarak gösterdi. Bu ders, ayrımı bir yöntemin iki ayrı sınaması olarak ele alıyor ve daha karmaşık yapılara bakıyor: "ya da" ile bağlanmış koşullar, birkaç parçadan oluşan yeterli koşullar ve hiçbir koşulun tek başına gerekli olmadığı kavramlar.
Sonra üç kaynağa bakacağız. John Mackie, 1965'te yayımladığı makalede, nedensellik üzerine yazarken, bir koşulun ne gerekli ne yeterli olduğu hâlde bir sonuç için yine de önemli olabileceğini gösteren bir yapı tarif eder. John Searle, 1958'de, özel adların anlamını bir betimlemeler kümesiyle açıklar ve bu kümenin hiçbir öğesinin tek başına gerekli olmadığını söyler. Berys Gaut ise, 2000'de, sanat kavramının gerekli ve yeterli koşullarla değil, bir ölçütler kümesiyle çözümlenmesi gerektiğini savunur.
Ardından üç itirazı tartacağız: küme kavramların bir tanımdan kaçış olduğu, sınama yönünü ayırmanın gereksiz bir teknik incelik olduğu ve "ya da" ile kurulan her tanımın zaten bir tanım olmadığı itirazları.
Sonda, bir tanımın koşullarını sınamanın dört adımını göstereceğiz: tanımın iki yarısını ayırmak, her koşulun gerekliliğini ve yeterliliğini ayrı ayrı sınamak, bir karşı örneğin hangi yarıyı vurduğunu belirlemek ve koşullar tek tek sınamadan geçemiyorsa kavramın bir küme kavram olup olmadığını sormak.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir kavramın gerekli koşulu ile yeterli koşulu arasındaki fark nedir, her biri hangi tür bir durumla sınanır ve birkaç koşulun birlikte yeterli olduğu ama hiçbirinin tek başına gerekli olmadığı kavramlar bir tanımın biçimini nasıl zorlar?
Ölçülü iddiam şu: "ancak ve ancak" ile kurulan bir tanım iki ayrı iddia taşır ve bu iki iddia iki ayrı yönden sınanır: koşulun gerekliliği, kavramın uygulandığı ama koşulun bulunmadığı bir durumla, koşulun yeterliliği ise koşulun bulunduğu ama kavramın uygulanmadığı bir durumla çürütülür; bir karşı örnek çoğu zaman yalnızca bir yönü vurur ve hangi yönü vurduğunu belirlemek, tanımın nasıl onarılacağını belirler; bazı kavramlarda hiçbir koşul tek başına gerekli değildir ama koşulların belirli birleşimleri yeterlidir ve bu kavramlar, bir tanımın "ancak ve ancak" biçimine sığmasalar da, hangi birleşimin yeterli olduğunu söyleyen bir küme yapısıyla sınanabilir biçimde çözümlenebilir.
Sıfır noktası
Bir tanım, "ancak ve ancak" sözcükleriyle kurulduğunda, tek bir cümle gibi görünür. Ama bu cümle iki cümlenin birleşimidir. "Bir kişi bir şeyi hak eder ancak ve ancak o şey bir çabanın karşılığıysa" cümlesi, şu iki iddiayı birlikte taşır: bir kişi bir şeyi hak ediyorsa, o şey bir çabanın karşılığıdır; ve o şey bir çabanın karşılığıysa, kişi onu hak eder. Birincisi, çabanın hak etme için gerekli olduğunu, ikincisi ise yeterli olduğunu söyler.
Bu iki iddia, farklı türden durumlarla çürütülür. Bir koşulun gerekli olmadığını göstermek için, kavramın uygulandığı ama koşulun bulunmadığı bir durum gerekir: birinin bir şeyi hak ettiği ama bunun hiçbir çabanın karşılığı olmadığı bir durum. Bir koşulun yeterli olmadığını göstermek için ise, koşulun bulunduğu ama kavramın uygulanmadığı bir durum gerekir: bir çabanın karşılığı olan ama hak edilmemiş bir şey.
Bu fark, bir karşı örneğin gücünü de belirler. Tolga'nın hırsızı, koşulun bulunduğu ama kavramın uygulanmadığı bir durumdu; yani Kerem'in koşullarının yeterliliğini vurdu, gerekliliğini değil. Barış'ın yetenekli öğrencisi ise, grubun bir kısmına göre kavramın uygulandığı ama koşulun bulunmadığı bir durumdu; yani gerekliliği vurdu, ama yalnızca bu yargıyı paylaşanlar için.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir kavramın koşullarının nasıl bir yapı taşıması gerektiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, klasik tanım görüşüdür. Buna göre bir kavram, her biri tek başına gerekli ve hep birlikte yeterli olan bir koşullar listesiyle tanımlanır. Bir kavramın doğru tanımı, bu listeyi eksiksiz vermektir. Bir koşul tek başına gerekli değilse, tanımda yeri yoktur.
İkinci görüş, prototip görüşüdür. Buna göre bir kavram, koşullarla değil, tipik bir örnekle ve bu örneğe benzerlikle belirlenir. Bir şey, kavramın en tipik örneğine yeterince benziyorsa kavramın içindedir. Benzerlik bir derece meselesi olduğu için, kavramın sınırları keskin değildir ve koşul aramak yersizdir.
Üçüncü görüş, küme kavram görüşüdür. Buna göre bazı kavramlar, hiçbiri tek başına gerekli olmayan ama belirli birleşimleri yeterli olan bir ölçütler kümesiyle çözümlenir. Bu yapı, klasik tanımın "ancak ve ancak" biçimine sığmaz, ama prototip görüşünden farklı olarak, hangi birleşimlerin yeterli olduğunu açıkça söyler ve bu yüzden sınanabilir.
Bu ders üçüncü görüşü, yalnızca klasik tanıma sığmayan kavramlar için temel alır. Birinci görüş, bir tanımın en keskin ve en sınanabilir biçiminin gerekli ve yeterli koşullar olduğunu doğru görür ve bu biçime sığan kavramlar için hâlâ en iyi araçtır; ama her kavramın bu biçime sığdığını varsayar. İkinci görüş, birçok kavramın keskin sınırları olmadığını doğru görür, ama benzerliğin hangi özelliklerde arandığını söylemediği için, bir karşı örneği neyin oluşturacağını da belirlemez.
Argümanın yapısı
Bir tanımın koşullarını sınamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, tanımın iki yarısını ayırmaktır. "A ancak ve ancak B" biçimindeki bir tanım, iki ayrı cümleye yazılır: "A ise B" ve "B ise A." Birinci cümle B'nin A için gerekli olduğunu, ikinci cümle B'nin A için yeterli olduğunu söyler. Tanım birden çok koşul içeriyorsa, her koşulun tanımda gerekli mi, yoksa yeterli bir birleşimin parçası mı olarak yer aldığı belirlenir.
İkinci adım, her koşulun gerekliliğini ve yeterliliğini ayrı ayrı sınamaktır. Gerekliliği sınamak için, kavramın uygulandığı ama koşulun bulunmadığı bir durum aranır. Yeterliliği sınamak için, koşulun bulunduğu ama kavramın uygulanmadığı bir durum aranır. İki arama, farklı durum türlerine bakar ve biri başarılı olurken öteki başarısız olabilir.
Üçüncü adım, bir karşı örneğin hangi yarıyı vurduğunu belirlemektir. Bir karşı örnek bulunduğunda, önce onun hangi türden olduğu sorulur: kavram uygulanıyor ama koşul yok mu, yoksa koşul var ama kavram uygulanmıyor mu? Birincisi gerekliliği, ikincisi yeterliliği vurur. Onarım buna göre yapılır: gerekliliği vurulan bir koşul, gerekli koşullar listesinden çıkarılır ya da bir "ya da" ile başka bir koşula bağlanır; yeterliliği vurulan bir koşula, onu yeterli kılacak bir ek koşul eklenir.
Dördüncü adım, koşullar tek tek sınamadan geçemiyorsa, kavramın bir küme kavram olup olmadığını sormaktır. Her koşulun gerekliliği bir karşı örnekle vuruluyor, ama bazı koşul birleşimleri hep kavramı getiriyorsa, kavram büyük olasılıkla bir küme kavramdır. Bu durumda tanım, gerekli koşullar listesi yerine, yeterli birleşimler listesi olarak yeniden yazılır.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Gerekli ve yeterli koşulları ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. "Ancak ve ancak" ile kurulan bir tanım iki ayrı iddia taşır ve bu iki iddia iki ayrı yönden sınanır. Bir karşı örneğin sınama yönü, tanımın hangi yarısının onarılacağını belirler. Mackie'nin INUS yapısı, bir koşulun ne gerekli ne yeterli olduğu hâlde bir birleşimin vazgeçilmez parçası olabileceğini gösterir. Bazı kavramlar, Searle'ün özel adları ve Gaut'un sanatı gibi, klasik tanımın biçimine sığmaz; ama hangi birleşimlerin yeterli olduğunu açıkça söyleyen bir küme yapısıyla sınanabilir biçimde çözümlenebilir.
Açık kalan sorular
Barış'ın yetenekli öğrencisi grubu ikiye böldü. Bir durum hakkında insanların yargıları bölündüğünde, bu durum bir karşı örnek mi, bir sınır durumu mu, yoksa kavramın iki farklı kullanımının bir işareti mi sayılmalıdır? Bu kararı, kavramın koşullarından önce mi, sonra mı vermek gerekir?
Gaut, ölçütlerin farklı birleşimlerinin yeterli olduğu bir ara alandan söz etti. Ama bu ara alanda hangi birleşimlerin yeterli olduğunu kim belirler? Bir küme kavram, ara alanın sınırlarını belirsiz bıraktığında, onun sınanabilirliği yalnızca iki uçla mı sınırlı kalır?
Mackie'nin INUS yapısı, nedensellik için geliştirildi. Bir kavramın koşulları ile bir olayın nedenleri aynı türden bir yapı mı taşır? Bir koşulun bir kavram için INUS olması, bir nedenin bir sonuç için INUS olmasıyla aynı anlama mı gelir, yoksa bu yalnızca biçimsel bir benzerlik midir?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Ancak ve ancak"ı tek bir iddia sanmak.
Bir tanımı tek bir cümle olarak görmek, onun gereklilik ve yeterlilik iddialarını ayrı ayrı sınamayı engeller. Tanım iki ayrı cümleye yazılır ve her biri ayrı sınanır.
Yaygın yanlışKarşı örneğin yönünü sormamak.
Bir karşı örneğin bir tanımı çürüttüğünü görüp hangi yarısını çürüttüğünü sormamak, yanlış yarıyı onarmaya yol açar. Karşı örneğin kavramın uygulandığı ama koşulun bulunmadığı bir durum mu, koşulun bulunduğu ama kavramın uygulanmadığı bir durum mu olduğu belirlenir.
Yaygın yanlışHer gerekli olmayan koşulu atmak.
Tek başına gerekli olmayan bir koşulu tanımdan çıkarmak, onun yeterli bir birleşimin vazgeçilmez parçası olabileceğini gözden kaçırır. Koşulun bir INUS koşulu olup olmadığına bakılır.
Yaygın yanlışKüme yapısını belirsiz bırakmak.
Bir kavramı bir küme kavram olarak çözümleyip hangi birleşimlerin yeterli olduğunu söylememek, çözümlemeyi sınanamaz kılar. Küme kavram, en azından yeterli birleşimlerin bir kısmını ve dışlayıcı durumları açıkça söyler.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
"Ancak ve ancak" ile kurulan bir tanım, bir koşulun gerekli olduğunu ve yeterli olduğunu söyleyen iki ayrı iddiayı birlikte taşır ve bu iki iddia iki ayrı türden durumla çürütülür.
Mackie bir koşulun ne gerekli ne yeterli olduğu hâlde yeterli bir birleşimin vazgeçilmez parçası olabileceğini, Searle bir özel adın hiçbir öğesi tek başına gerekli olmayan bir betimlemeler kümesine dayandığını, Gaut ise sanat kavramının yeterli birleşimleri açıkça söyleyen bir ölçütler kümesiyle çözümlenebileceğini gösterdi.
Bir tanımın koşulları dört adımla sınanır: tanımın iki yarısını ayırmak, her koşulun gerekliliğini ve yeterliliğini ayrı sınamak, bir karşı örneğin sınama yönünü belirlemek ve koşullar tek tek geçemiyorsa kavramın bir küme kavram olup olmadığını sormak.
Küme kavramların bir kaçış olduğu, sınama yönünün gereksiz bir incelik olduğu ve ayrık bir listenin tanım olmadığı itirazları, iyi kurulmuş bir kümenin sınanabilir uçlar koyduğunu, onarımın sınama yönüne bağlı olduğunu ve ayrık bir listenin birliğin nerede aranacağını gösterdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden gerekli ve yeterli koşul ayrımı, bir tanımın tek bir cümle değil, iki ayrı yönden sınanan iki iddia olduğunu görmemizi sağlayan bir yöntemdir.
Sonraki derse köprü
Grubun hak etme çözümlemesi, şimdiye kadar birçok karşı örnekle ilerledi: hırsız, sabotajcı, yetenekli öğrenci, bebek ve asker. Ama bu karşı örnekler aynı ağırlığı taşımıyordu. Hırsız, herkesin aynı yargıyla karşıladığı bir örnekti ve Kerem'in tanımını hemen onarmaya zorladı. Yetenekli öğrenci ise grubu böldü ve Kerem, onun bir karşı örnek mi, yoksa bir sınır durumu mu olduğuna karar veremedi. Kerem, bir noktada şunu da soruyor: bir karşı örnek tanımına ters düşüyorsa, tanımı mı değiştirmeli, yoksa kendi tanımına daha çok güvenip karşı örneği mi reddetmeli?
Bir karşı örnek, felsefi yöntemin en keskin araçlarından biridir, ama her karşı örnek aynı güçte değildir. Bir karşı örneğin gücü, onun uyandırdığı yargının ne kadar paylaşıldığına, ne kadar kararlı olduğuna ve tanımın arkasındaki kuramın ne kadar güçlü olduğuna bağlıdır.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Karşı örnek dersi, felsefi bir yöntem olarak bir karşı örneğin bir tanımı ya da bir kuramı ne zaman gerçekten çürüttüğünü, bir karşı örneğin gücünü neyin belirlediğini ve bir karşı örneğe hangi durumda tanımı değiştirerek, hangi durumda karşı örneğin uyandırdığı yargıyı reddederek cevap verilebileceğini soruyor.