İçeriğe geç

P01-D06-M04-03·Moderasyon

Kanıt standardı

temel3.116 kelime≈ 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefi tartışmada anlaşmazlık, çoğu zaman tartışılan sorudan önce, neyin dayanak sayılacağı konusunda başlar ve bu anlaşmazlık adlandırılmadıkça tartışma hiç karşılaşmayan konuşmalara bölünür.

Vohs ile Schooler'ın deneyi ve sonraki yeniden üretim denemesi bir bulgunun bir inancın etkisi hakkında konuşabileceğini ama bu etkinin sağlamlığının ayrıca sınanması gerektiğini, Nichols ile Knobe'un çalışması bir vakanın uyandırdığı sezginin kurulma biçimine bağlı olabileceğini, Hart'ın denemeleri ise bir uygulamanın neyi varsaydığını gösterip bu varsayımın doğruluğunu göstermediğini ortaya koydu.

Bir kanıt standardı dört adımla kurulur: dayanak türünü adlandırmak, dayanağın menzilini sormak, iddiayı bu menzille karşılaştırmak ve dayanak sorusunu herkese aynı sözcüklerle sormak.

Felsefenin deneysel bulguya ihtiyaç duymadığı, dayanak sormanın tartışmayı mahkemeye çevirdiği ve her dayanağın eşit sayılması gerektiği itirazları, felsefi argümanların örtük öngörüler taşıdığını, herkese sorulan dayanak sorusunun bir alışkanlık olduğunu ve eşitliğin her dayanağa aynı sorunun sorulması olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir felsefi tartışmada kanıt standardı, tek bir terazi değil, her dayanağın neyi tartabileceğini soran ortak bir alışkanlıktır.

Açılış sahnesi

On birinci toplantının sorusu tahtada: "Hak etme kavramı, belirlenimci bir dünyada anlamını korur mu?" Tolga ilk sözünde, okuduğu bir araştırmadan söz ediyor: "İnsanlara belirlenimciliği savunan bir metin okutulduğunda, sonrasında daha çok kopya çekiyorlar. Demek ki hak etme kavramını bırakırsak ahlak çöker." Barış, hukuktan örnek veriyor: "Hiçbir mahkeme, sanığın belirlenmiş olup olmadığını sormaz. Hukukta herkes hak etmenin anlamlı olduğunu kabul eder." Defne, bir hastasının vakasını anlatıyor. Kerem ise bir düşünce deneyi kuruyor: her kararı önceden hesaplanabilen bir gezegende yaşayan insanlar.

Mert, dört katkının da sorunun içinde olduğunu görüyor; konu sınırı sorunu yok. Ama tartışma ilerledikçe dört katılımcı birbirini ikna edemiyor ve bunun nedeni, birbirlerinin söylediğini reddetmeleri değil, birbirlerinin dayanağını dayanak saymamaları. Kerem, Tolga'nın araştırmasının "yalnızca psikoloji" olduğunu söylüyor; Tolga, Kerem'in gezegeninin "uydurma" olduğunu. Mert, bir iddiaya neyin dayanak sayılacağı konusunda grubun hiç konuşmadığını fark ediyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Diyalog ve Tartışma kursunda, bir felsefi tartışmada bir iddianın hangi tür dayanakla desteklenmesi gerektiğini, deneysel bulgu, uygulama, vaka ve düşünce deneyi gibi farklı dayanakların neyi gösterip neyi gösteremeyeceğini ve yöneticinin bir iddiaya dayanak sormayı nasıl bir kuşku gösterisine dönüştürmeden yapabileceğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersi yakın derslerden ayıralım. Felsefeye Giriş programı, bir gerekçenin bir iddiayı ne ölçüde taşıdığını ve kanıt yükünün kimde olduğunu gösterdi; Eleştirel Düşünme kursu da uzman tanıklığını tartmanın yollarını ele aldı. Bu ders, o araçları bir kişinin kendi masasından, bir grubun ortasına taşıyor: dört ayrı kişi, dört ayrı türden dayanak getiriyor ve yöneticinin işi, hangisinin haklı olduğuna karar vermek değil, her dayanağın neyi gösterebileceğini grubun birlikte görmesini sağlamak.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Kathleen Vohs ile Jonathan Schooler'ın 2008'de yayımladıkları deney, Tolga'nın söz ettiği türden bir bulguydu ve bu bulgu, sonradan yeniden üretilmeye çalışıldı. Shaun Nichols ile Joshua Knobe, 2007'de, insanların belirlenimcilik ve sorumluluk hakkındaki yargılarının, soru soyut mu yoksa somut bir vaka üzerinden mi sorulduğuna göre değiştiğini gösterdi. H. L. A. Hart ise hukuki sorumluluğun, belirlenimcilik sorusunu çözmeden nasıl işlediğini açıkladı.

Ardından üç itirazı tartacağız: felsefenin deneysel bulguya ihtiyaç duymadığı, dayanak sormanın tartışmayı mahkemeye çevirdiği ve her dayanak türünün eşit ağırlıkta sayılması gerektiği itirazları.

Sonda, bir felsefi tartışmada kanıt standardı kurmanın dört adımını göstereceğiz: bir iddianın dayanak türünü adlandırmak, o dayanağın menzilini sormak, iddia ile dayanağın menzilini karşılaştırmak ve dayanak sorusunu herkese aynı biçimde sormak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefi tartışmada bir iddia hangi tür dayanakla desteklenmeli, deneysel bulgu, uygulama, vaka ve düşünce deneyi gibi dayanaklar neyi gösterip neyi gösteremez ve yönetici bir iddiaya dayanak sormayı nasıl bir kuşku gösterisine çevirmeden yapar?

Ölçülü iddiam şu: bir felsefi tartışmada tek bir kanıt standardı yoktur, çünkü farklı türden dayanaklar farklı türden iddiaları taşır; bir deneysel bulgu insanların nasıl düşündüğünü ya da bir inancın ne yaptığını gösterebilir ama bir kavramın ne anlama geldiğini göstermez, bir kurumun uygulaması o kurumun neyi varsaydığını gösterebilir ama varsayımın doğru olduğunu göstermez, bir vaka ya da düşünce deneyi bir sezgiyi görünür kılabilir ama o sezginin güvenilir olduğunu göstermez; bu yüzden yöneticinin işi tek bir standardı dayatmak değil, her iddianın dayanağını adlandırmak ve bu dayanağın ulaşabileceği yer ile iddianın ulaşmak istediği yeri karşılaştırmaktır; dayanak sorusu herkese aynı biçimde sorulduğunda bir kuşku gösterisi değil, grubun ortak bir aracı olur.

Sıfır noktası

Bir tartışmada iki kişi aynı konuda farklı şeyler söylediğinde, anlaşmazlık iki düzeyde olabilir. Birinci düzeyde, iki kişi aynı türden dayanağı kabul eder ama o dayanağın ne gösterdiği konusunda anlaşamaz: iki bilim insanı aynı deneyin sonucunu farklı yorumlar. İkinci düzeyde, iki kişi hangi türden şeyin dayanak sayılacağı konusunda anlaşamaz: biri bir deneyi, öteki bir düşünce deneyini gösterir ve ikisi de karşısındakinin dayanağını dayanak saymaz.

İkinci düzeydeki anlaşmazlık, birinciden daha sinsidir, çünkü çoğu zaman görünmez kalır. Kerem ile Tolga, hak etme kavramı hakkında anlaşamadıklarını düşünüyorlardı; ama asıl anlaşamadıkları şey, bir felsefi iddianın neye dayanması gerektiğiydi. Bu anlaşmazlık adlandırılmadıkça, ikisi de ötekinin dayanağını "yalnızca psikoloji" ya da "uydurma" diye geçer ve tartışma, hiç karşılaşmayan iki konuşmaya bölünür.

Bu yüzden kanıt standardı sorusu, bir felsefi tartışmada çoğu zaman tartışılan sorudan önce gelir.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefi tartışmada kanıt standardı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, kavramsal saflık görüşüdür. Buna göre felsefi bir soru, kavramların çözümlenmesi ve argümanların sınanmasıyla cevaplanır. Deneysel bulgular, kurumların uygulamaları ve tek tek vakalar, felsefi bir sorunun cevabına katkıda bulunmaz; onlar başka disiplinlerin konusudur. Felsefi tartışmada kabul edilebilecek dayanaklar yalnızca kavramsal argüman ve düşünce deneyidir.

İkinci görüş, ampirik öncelik görüşüdür. Buna göre bir iddianın en güvenilir dayanağı, sistemli bir gözleme ya da deneye dayanan bulgudur. Düşünce deneyleri ve tek tek vakalar, kişisel sezgilere dayanır ve bu sezgiler yanıltıcı olabilir. Felsefi bir tartışmada da, mümkün olduğunda deneysel bulgu tercih edilmelidir.

Üçüncü görüş, dayanak menzili görüşüdür. Buna göre farklı türden dayanaklar, farklı türden iddiaları taşır. Deneysel bulgu, uygulama, vaka ve düşünce deneyi her biri bir şeyi gösterir ve bir şeyi göstermez. Bir tartışmada bir dayanağın kabul edilip edilmeyeceği, onun türüne değil, taşımaya çalıştığı iddiaya uygun olup olmadığına bağlıdır.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, bir kavramın ne anlama geldiği sorusunun bir deneyle cevaplanamayacağını doğru görür, ama felsefi tartışmaların çoğunun, insanların nasıl düşündüğü ya da bir inancın ne yaptığı gibi deneysel bulguların söz sahibi olduğu iddialar da içerdiğini göz ardı eder. İkinci görüş, sezgilerin yanıltıcı olabileceğini doğru görür, ama bir deneyin de bir kavramı değil, yalnızca o kavrama dair yargıları ölçebildiğini hesaba katmaz.

Argümanın yapısı

Bir felsefi tartışmada kanıt standardı kurmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, bir iddianın dayanak türünü adlandırmaktır. Yönetici, bir katkıdan sonra, o katkının iddiasını neye dayandırdığını sorar ve cevabı dört türden birine yerleştirir: sistemli bir gözlem ya da deney, bir kurumun ya da topluluğun uygulaması, tek bir vaka ya da bir düşünce deneyi. Adlandırma, dayanağı değerlendirmez; yalnızca görünür kılar.

İkinci adım, o dayanağın menzilini sormaktır. Yönetici, her dayanak türü için şunu sorar: bu tür bir dayanak, en fazla neyi gösterebilir? Bir deney, insanların nasıl davrandığını ya da yargıladığını gösterebilir. Bir uygulama, uygulayanların neyi varsaydığını gösterebilir. Bir vaka, bir genellemenin istisnasını ya da bir kavramın sınırını gösterebilir. Bir düşünce deneyi, bir sezgiyi görünür kılabilir.

Üçüncü adım, iddia ile dayanağın menzilini karşılaştırmaktır. Yönetici, iddianın, dayanağın menzilinin içinde mi kaldığını, yoksa onun ötesine mi geçtiğini sorar. Tolga'nın ikinci iddiası, deneyin menzilinin ötesine geçiyordu: deney, bir inancın davranışa etkisini ölçmüştü, hak etme kavramının anlamını değil.

Dördüncü adım, dayanak sorusunu herkese aynı biçimde sormaktır. Yönetici, dayanak sorusunu yalnızca aykırı bulduğu iddialara değil, bütün iddialara, aynı sözcüklerle sorar. Dayanak sorusu yalnızca bazı iddialara sorulursa, bir kuşku gösterisi gibi duyulur; herkese sorulursa, grubun ortak bir aracı olur.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Kanıt standardını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefi tartışmada tek bir kanıt standardı yoktur; farklı türden dayanaklar farklı türden iddiaları taşır. Deneysel bulgu, uygulama, vaka ve düşünce deneyi her biri bir şeyi gösterir ve bir şeyi göstermez. Yönetici, her iddianın dayanak türünü adlandırır, dayanağın menzilini sorar ve iddianın bu menzilin içinde kalıp kalmadığını grubun önünde karşılaştırır. Dayanak sorusu herkese aynı sözcüklerle sorulduğunda, bir kuşku gösterisi değil, grubun ortak bir aracı olur ve "henüz bir dayanağım yok" cevabı da meşru bir cevaptır.

Açık kalan sorular

Bir deneysel bulgu yeniden üretilemediğinde, onu dayanak olarak kullanmak ne zaman meşru olmaktan çıkar? Vohs ile Schooler'ın bulgusu tek bir yeniden üretim denemesinde elde edilemedi; ama bu, bulgunun yanlış olduğunu mu, yoksa yalnızca belirsiz olduğunu mu gösterir, ve bir felsefi tartışmada bu ayrımı kim yapmalıdır?

Nichols ile Knobe'un çalışması, somut bir vakanın uyandırdığı sezginin duygusal tepkiden etkilenebileceğini gösterdi. Ama bu, soyut sezgilerin daha güvenilir olduğu anlamına mı gelir? Duygu, bazen bir sorumluluk yargısının önemli bir parçası değil midir, ve öyleyse, somut bir vakanın uyandırdığı sezgi, soyut bir tarifin gözden kaçırdığı bir şeyi yakalıyor olabilir mi?

Dayanak menzilini belirlemek, dayanağın ne gösterebileceği konusunda bir yargı gerektirir. Ama bu yargının kendisi de bir felsefi görüşe dayanabilir: Kerem ile Tolga, bir deneyin menzili konusunda da anlaşmayabilir. Bir grup, dayanak menzili konusunda anlaşamadığında, yönetici ne yapmalıdır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışDayanağı türüne göre reddetmek.
Doğrusu

Bir dayanağı "yalnızca psikoloji", "yalnızca bir vaka" ya da "uydurma bir hikâye" diye geçmek, onun neyi gösterebileceğini sormadan onu tartışmanın dışına atar. Her dayanağın menzili sorulur.

Yaygın yanlışDayanağı menzilinin ötesine taşımak.
Doğrusu

Bir deneyin, bir inancın davranışa etkisini ölçtüğü hâlde, o inancın doğru ya da yanlış olduğunu gösterdiğini söylemek, dayanağın menzilini aşmaktır. İddia, dayanağın menziliyle karşılaştırılır.

Yaygın yanlışDayanağı yalnızca aykırı iddialara sormak.
Doğrusu

Dayanak sorusunu yalnızca yöneticinin katılmadığı iddialara sormak, soruyu bir kuşku gösterisine çevirir. Dayanak sorusu, herkese aynı sözcüklerle sorulur.

Yaygın yanlışDayanağı olmayan iddiayı susturmak.
Doğrusu

Bir katılımcının henüz dayanağı olmayan bir tahminini tartışmanın dışına atmak, yeni fikirlerin öne sürülmesini engeller. Tahmin, tahmin olarak adlandırılır ve nasıl sınanabileceği birlikte düşünülür.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefi tartışmada anlaşmazlık, çoğu zaman tartışılan sorudan önce, neyin dayanak sayılacağı konusunda başlar ve bu anlaşmazlık adlandırılmadıkça tartışma hiç karşılaşmayan konuşmalara bölünür.

Vohs ile Schooler'ın deneyi ve sonraki yeniden üretim denemesi bir bulgunun bir inancın etkisi hakkında konuşabileceğini ama bu etkinin sağlamlığının ayrıca sınanması gerektiğini, Nichols ile Knobe'un çalışması bir vakanın uyandırdığı sezginin kurulma biçimine bağlı olabileceğini, Hart'ın denemeleri ise bir uygulamanın neyi varsaydığını gösterip bu varsayımın doğruluğunu göstermediğini ortaya koydu.

Bir kanıt standardı dört adımla kurulur: dayanak türünü adlandırmak, dayanağın menzilini sormak, iddiayı bu menzille karşılaştırmak ve dayanak sorusunu herkese aynı sözcüklerle sormak.

Felsefenin deneysel bulguya ihtiyaç duymadığı, dayanak sormanın tartışmayı mahkemeye çevirdiği ve her dayanağın eşit sayılması gerektiği itirazları, felsefi argümanların örtük öngörüler taşıdığını, herkese sorulan dayanak sorusunun bir alışkanlık olduğunu ve eşitliğin her dayanağa aynı sorunun sorulması olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir felsefi tartışmada kanıt standardı, tek bir terazi değil, her dayanağın neyi tartabileceğini soran ortak bir alışkanlıktır.

Sonraki derse köprü

Mert'in dayanak tablosu, grubun tartışmasını keskinleştirdi. Ama on beşinci toplantıda, tablonun keskinliği bir yerde kırılıyor. Kerem, Tolga'nın bir iddiasının dayanak menzilini aştığını üçüncü kez gösterdikten sonra, sabırsızlıkla ekliyor: "Sen zaten hiçbir şeyi okumadan konuşuyorsun." Tolga susuyor. Barış, Kerem'e sert bir karşılık veriyor, Kerem de ona. Birkaç saniye içinde tartışma, hak etme kavramından, kimin ne okuduğuna kayıyor ve masadaki hava değişiyor.

Katılımcıların birbirine yönelttiği bir saldırı, tartışmanın sorusundan bir sapmadan farklıdır: sapma, konuşmayı başka bir konuya taşır; saldırı ise konuşmanın kendisini tehdit eder. Yöneticinin saldırı karşısında ne zaman ve nasıl müdahale edeceği, tartışmanın geri kalanının güvenli olup olmayacağını belirler.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Saldırıyı durdurma dersi, bir felsefi tartışmayı yöneten kişinin, bir katılımcının bir başkasına yönelttiği kişisel bir saldırıya ne zaman ve nasıl müdahale etmesi gerektiğini, saldırıyı durdururken saldıranı da tartışmanın dışına itmemenin yolunu ve saldırıdan sonra tartışmanın sorusuna nasıl dönülebileceğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.