İçeriğe geç

P01-D06-M04-01·Moderasyon

Tur düzeni

temel3.078 kelime≈ 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefi tartışmada söz sırasını düzenlememek tarafsız bir tutum değildir, çünkü kimse seçilmediğinde sıra, konuyu en iyi düşünene değil, sessizliği ilk doldurana gider.

Sacks, Schegloff ve Jefferson gündelik konuşmada sıranın yerel olarak dağıtıldığını ve kimse seçilmediğinde ilk söze girene gittiğini, Robert'in usul kuralları herkes bir kez konuşmadan kimsenin ikinci kez konuşmamasını, Heckmann'ın Sokratik konuşması ise her katkının herkesçe anlaşılmadan bir sonrakine geçilmemesini gösterdi.

Bir tur düzeni dört adımla kurulur: açık davetin kimi öne çıkardığını görmek, bir söz listesi tutmak, ikinci söz kuralını uygulamak ve doğrudan cevap için kısa bir istisna tanımak.

Tur düzeninin felsefeyi prosedüre çevirdiği, konuşmak istemeyeni zorladığı ve iyi fikrin sıra beklemediği itirazları, düzenin amacının tartışmayı resmîleştirmek değil kime açık olduğunu belirlemek olduğunu, listenin kimseyi zorlamadığını ve doğrudan cevap istisnasının anlık katkıyı koruduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden iyi bir tur düzeni, herkese aynı sırayı dayatan bir çember değil, sözü herkese açan ve bir itirazı cevabından koparmayan bir listedir.

Açılış sahnesi

Mert, grubun toplantısını ilk kez yönetiyor. Konu belli: bağdaşırcılık, yani bir failin belirlenimci bir dünyada da ahlaki olarak sorumlu olup olamayacağı. Mert toplantıyı "Kim başlamak ister?" diye açıyor. Kerem hemen söz alıyor ve bağdaşmazcılığı savunan uzun bir konuşma yapıyor. Barış, Kerem'in son cümlesine yetişip hukuktan bir karşılık veriyor. Kerem, Barış'a cevap veriyor; Barış, Kerem'e. Yirmi dakika sonra Mert saatine bakıyor ve toplantının neredeyse tamamının iki kişi arasında geçtiğini fark ediyor. Defne iki kez söze başlamış, ikisinde de Kerem'in sesi onu bastırmış. Tolga hiç konuşmamış.

Toplantıdan sonra Tolga, Mert'e söz almaya çalışmadığını, çünkü araya girebileceği bir boşluk hiç görmediğini söylüyor. Mert şaşırıyor: kimseyi susturmamıştı, herkese aynı açık davetle başlamıştı. Ama açık davet, herkese aynı fırsatı vermemişti; hızlı konuşan, kendinden emin ve araya girmeye alışkın olanlara daha büyük bir fırsat vermişti. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Diyalog ve Tartışma kursunda, bir felsefi tartışmayı yöneten kişinin söz sırasını nasıl kurması gerektiğini, sık konuşanlar ile hiç söz almayanlar arasında bu sırayı nasıl dengeleyeceğini ve bir tur düzeninin tartışmanın akışını ne zaman kolaylaştırıp ne zaman engellediğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersi yakın bir dersten ayıralım. Güç dengesi dersi, bir tartışmada kıdem, statü ya da uzmanlık farklarının kimin sözünün ağır basacağını nasıl belirlediğine bakıyordu; orada soru, katılımcıların birbirine karşı konumuydu. Bu ders, o soruyu tartışmayı yönetenin elindeki en basit araca taşıyor: kimin ne zaman konuşacağına karar veren kurala. Güç farkı olmayan bir grupta bile, Mert'in toplantısında olduğu gibi, söz sırasının kuruluş biçimi bazı sesleri öne çıkarıp bazılarını hiç duyulmaz kılabilir.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Harvey Sacks, Emanuel Schegloff ve Gail Jefferson, gündelik konuşmada sıranın nasıl el değiştirdiğini inceleyen bir çalışmada, bu el değiştirmenin konuşmanın içinde, anbean ve katılımcıların kendileri tarafından düzenlendiğini gösterirler. Henry Martyn Robert, toplantı usulü üzerine yazdığı el kitabında, oturumu yöneten kişinin söz vermesini ve bir konuda herkes bir kez konuşmadan kimsenin ikinci kez konuşmamasını önerir. Gustav Heckmann ise Leonard Nelson'dan devraldığı Sokratik konuşma geleneğini anlatırken, konuşmayı yönetenin kendi görüşünü katmadan her katkının herkesçe anlaşılmasını gözetmesi gerektiğini söyler.

Ardından üç itirazı tartacağız: tur düzeninin felsefi tartışmayı bir toplantı prosedürüne çevirdiği, konuşmak istemeyeni konuşmaya zorladığı ve iyi fikrin sıra beklemeden gelmesi gerektiği itirazları.

Sonda, bir felsefi tartışmada tur düzeni kurmanın dört adımını göstereceğiz: açık davetin kimi öne çıkardığını görmek, bir söz listesi tutmak, ikinci söz kuralını uygulamak ve doğrudan cevap için kısa bir istisna tanımak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefi tartışmayı yöneten kişi söz sırasını nasıl kurmalı, sık konuşanlar ile hiç söz almayanlar arasında bu sırayı nasıl dengelemeli ve bir tur düzeni tartışmanın akışını ne zaman kolaylaştırır, ne zaman engeller?

Ölçülü iddiam şu: bir felsefi tartışmada söz sırasını katılımcıların kendi aralarında kapışmasına bırakmak, herkese eşit fırsat veriyor gibi görünse de, sırayı hızlı ve kendinden emin konuşanlara verir; yöneten kişi bir söz listesi tutup bir konuda herkes bir kez konuşmadan kimseye ikinci söz vermeyerek bu dengesizliği giderebilir, ama bu kuralı katı bir çember gibi uygularsa, bir katkıya doğrudan verilen cevabın yerini kaybettirir ve tartışmayı birbirine bağlanmayan konuşmaların art arda sıralanmasına çevirir; bu yüzden iyi bir tur düzeni, söz listesini temel alır ve bir önceki konuşmacıya doğrudan cevap için kısa, sınırlı bir istisna tanır.

Sıfır noktası

Bir grupta söz sırası, hiç kimse onu düzenlemese de bir biçimde düzenlenir. Birisi bir cümleyi bitirir, kısa bir sessizlik olur ve o sessizliği ilk dolduran kişi sırayı alır. Bu düzen, bir kural gibi görünmez; herkese açık bir boşluk gibi görünür. Mert'in "Kim başlamak ister?" sorusu da böyle bir boşluk açmıştı.

Ama açık bir boşluk, herkese aynı uzaklıkta değildir. Sessizliği ilk dolduran kişi, çoğu zaman en hızlı düşünen değil, en hızlı konuşmaya başlayandır. Bir cümlenin bitişini önceden sezip hemen söze girenler, bir düşünceyi tamamlamak için birkaç saniye bekleyenlerden önce sırayı alır. Defne, Kerem'in cümlesinin bittiği yerde başlamak istemişti; ama Kerem'in cümlesi bitmeden Barış başlamıştı.

Bu yüzden söz sırasını düzenlememek, tarafsız bir tutum değildir. Düzenlemeyen yönetici, sırayı bir yarışa bırakır ve bu yarışı, konunun en iyi düşünenleri değil, sıra almaya en alışkın olanları kazanır.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefi tartışmada söz sırasının nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, serbest akış görüşüdür. Buna göre bir felsefi tartışmada söz sırası düzenlenmemelidir. Felsefi düşünce, bir fikrin bir başkasını tetiklediği, bir itirazın hemen bir cevabı doğurduğu canlı bir alışverişte gelişir. Sıraya bağlanan bir tartışma, bu canlılığı öldürür. Yönetici yalnızca açıkça kaba davranışlara müdahale etmelidir.

İkinci görüş, katı çember görüşüdür. Buna göre her katılımcı, belirli bir sırayla ve eşit sürelerle konuşmalıdır. Masanın çevresinde dönen bir çember, herkese aynı fırsatı verir ve hızlı konuşanların üstünlüğünü tamamen ortadan kaldırır.

Üçüncü görüş, esnek liste görüşüdür. Buna göre yönetici söz isteyenleri bir listeye yazar, ilk kez konuşacak olanları ikinci kez konuşacak olanların önüne alır ve bir önceki konuşmaya doğrudan, kısa bir cevap vermek isteyen biri için sınırlı bir istisna tanır. Bu düzen, sıranın yarışa dönmesini engeller ama bir itiraz ile cevabı arasındaki bağı koparmaz.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, bir itirazın hemen bir cevabı doğurmasının değerini doğru görür, ama düzenlenmemiş akışın, yerel sıra dağıtımı yüzünden, bu canlılığı yalnızca birkaç kişiye tanıdığını hesaba katmaz. İkinci görüş, eşit fırsatın değerini doğru görür, ama bir çemberin, bir itirazın muhatabını cevap vermek için beş konuşmacı beklemeye zorladığını ve tartışmayı birbirine bağlanmayan konuşmalara böldüğünü göz ardı eder.

Argümanın yapısı

Bir felsefi tartışmada tur düzeni kurmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, açık davetin kimi öne çıkardığını görmektir. Yönetici, tartışmayı "Kim başlamak ister?" diye açtığında, sırayı hızlı söze girenlere bıraktığını bilir. Bu, açık daveti yasaklamayı gerektirmez; ama yöneticinin sıranın kime gittiğini izlemesini gerektirir.

İkinci adım, bir söz listesi tutmaktır. Yönetici, söz isteyenlerin, el kaldırarak ya da kısa bir işaretle, bunu belirtmesini ister ve onları bir listeye yazar. Söz, listede sırası gelene verilir. Liste, sıranın sessizliği ilk dolduranın değil, istek sırasının olmasını sağlar ve bir cümlenin bitmesini bekleyen birinin, araya girenlerin gerisinde kalmasını önler.

Üçüncü adım, ikinci söz kuralını uygulamaktır. Bir konu üzerinde, söz isteyen herkes bir kez konuşmadan, kimse ikinci kez konuşmaz. Listede ikinci kez konuşmak isteyen biri varsa, ilk kez konuşacak biri geldiğinde o öne alınır. Bu kural, sık konuşanların sesini kısmaz, ama onların sözünü, ilk sözünü henüz söylememiş olanların arkasına koyar.

Dördüncü adım, doğrudan cevap için kısa bir istisna tanımaktır. Bir konuşmacı bir başkasına doğrudan bir soru sorduğunda ya da onun iddiasına bir karşı örnek getirdiğinde, yönetici muhataba kısa, bir iki cümlelik bir cevap hakkı tanır ve ardından listeye döner. Bu istisna, çemberin kopardığı bağı korur; ama kısa ve sınırlı olduğu için, serbest akışın iki kişilik bir alışverişe dönüşmesini önler.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Tur düzenini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefi tartışmada söz sırasını düzenlememek, tarafsız bir tutum değildir; yerel sıra dağıtımı, kimse seçilmediğinde sırayı hızlı konuşanlara verir. Yönetici bir söz listesi tutarak, ikinci söz kuralını uygulayarak ve her katkıdan sonra bir anlaşılma turu yaparak, sözün herkese açık olmasını ve her yeni sözün bir öncekinin üzerine kurulmasını sağlayabilir. Doğrudan cevap için kısa bir istisna, bir itiraz ile cevabı arasındaki bağı korur. Böyle bir tur düzeni, tartışmayı bir prosedüre çevirmez; onu birkaç kişinin alışverişinden bir grubun ortak düşüncesine çevirir.

Açık kalan sorular

Doğrudan cevap istisnası, kimin kime doğrudan cevap verdiğine yöneticinin karar vermesini gerektirir. Ama bir katılımcı her konuşmasını "bu doğrudan bir cevap" diye sunarsa, yönetici bunu nasıl ayırt eder? İstisna, zamanla sık konuşanların listeyi atlamanın yeni bir yolu hâline gelebilir mi?

Anlaşılma turu, her katkıdan sonra zaman alır. Kısa bir toplantıda, her katkının anlaşılmasını sağlamak ile daha çok katkıya yer açmak arasında bir seçim yapmak gerekir mi, ve bu seçimi kim, hangi ölçütle yapmalıdır?

İkinci söz kuralı, her katılımcıyı eşit sayar. Ama bir konuda gerçekten daha çok bilgisi olan biri, örneğin Defne'nin tıpta ya da Barış'ın hukukta sahip olduğu bilgi, daha çok söz almayı hak eder mi? Bilgi farkı ile sıra alma alışkanlığı farkı, bir yöneticinin gözünde nasıl birbirinden ayrılır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışAçık daveti tarafsız saymak.
Doğrusu

"Kim konuşmak ister?" diye açılan ve sonra kendi hâline bırakılan bir tartışma, sırayı hızlı söze girenlere verir. Yönetici, sıranın kime gittiğini izler ve gerektiğinde bir söz listesi tutar.

Yaygın yanlışÇemberi eşitlik sanmak.
Doğrusu

Herkesin oturuş sırasıyla ve eşit sürelerle konuştuğu bir çember, herkese söz verir ama bir itiraz ile cevabı arasındaki bağı koparır. Söz listesi, doğrudan cevap için kısa bir istisnayla birlikte kurulur.

Yaygın yanlışSık konuşanı susturmak.
Doğrusu

İkinci söz kuralını, sık konuşan birinin sözünü kesmek ya da ona hiç söz vermemek biçiminde uygulamak, kuralın amacını aşar. Kural, sık konuşanın sırasını yalnızca henüz konuşmamış olanların arkasına alır.

Yaygın yanlışSöz vermeyi anlaşmakla karıştırmak.
Doğrusu

Herkese sırayla söz verildiğinde tartışmanın verimli olduğunu varsaymak, katkıların birbirini anlamadan art arda dizilmesini gözden kaçırır. Bir katkıdan sonra, bir sonrakine geçmeden, onun anlaşılıp anlaşılmadığı sorulur.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefi tartışmada söz sırasını düzenlememek tarafsız bir tutum değildir, çünkü kimse seçilmediğinde sıra, konuyu en iyi düşünene değil, sessizliği ilk doldurana gider.

Sacks, Schegloff ve Jefferson gündelik konuşmada sıranın yerel olarak dağıtıldığını ve kimse seçilmediğinde ilk söze girene gittiğini, Robert'in usul kuralları herkes bir kez konuşmadan kimsenin ikinci kez konuşmamasını, Heckmann'ın Sokratik konuşması ise her katkının herkesçe anlaşılmadan bir sonrakine geçilmemesini gösterdi.

Bir tur düzeni dört adımla kurulur: açık davetin kimi öne çıkardığını görmek, bir söz listesi tutmak, ikinci söz kuralını uygulamak ve doğrudan cevap için kısa bir istisna tanımak.

Tur düzeninin felsefeyi prosedüre çevirdiği, konuşmak istemeyeni zorladığı ve iyi fikrin sıra beklemediği itirazları, düzenin amacının tartışmayı resmîleştirmek değil kime açık olduğunu belirlemek olduğunu, listenin kimseyi zorlamadığını ve doğrudan cevap istisnasının anlık katkıyı koruduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden iyi bir tur düzeni, herkese aynı sırayı dayatan bir çember değil, sözü herkese açan ve bir itirazı cevabından koparmayan bir listedir.

Sonraki derse köprü

Mert'in listesi, grubun her üyesine söz verdi. Ama beşinci toplantının sonunda Mert, yeni bir sorun fark ediyor. Barış, hukuktaki sorumluluk kavramını anlatırken, tartışmayı ceza hukukunun amacı üzerine uzun bir konuşmaya taşımıştı; Defne'nin tıp örneği ise bir süre sonra beyin tümörlerinin teşhisine dair bir soru-cevaba dönüşmüştü. İki katkı da ilginçti ve ikisi de toplantının sorusuyla, yani bağdaşırcılıkla bir yerden bağlıydı. Ama toplantı bittiğinde grup, bağdaşırcılık hakkında toplantının başındakinden pek fazla şey düşünmüyordu.

Söz sırasını düzenlemek, kimin konuşacağını belirler, ama konuşulan şeyin tartışmanın sorusuna bağlı kalıp kalmayacağını belirlemez. Bir katkı, sorudan ne kadar uzaklaştığında tartışmayı zenginleştirmekten çıkıp onu dağıtmaya başlar?

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Konu sınırı dersi, bir felsefi tartışmayı yöneten kişinin, bir katkının tartışmanın sorusuyla ilgili bir bağlantı mı, yoksa sorudan bir sapma mı olduğunu nasıl ayırt edeceğini ve bir sapmayı, katkıyı getireni küçümsemeden tartışmanın sorusuna nasıl geri bağlayacağını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.