İçeriğe geç

P01-D06-M03-05·Sözlü savunma

Görüş değiştirme

temel2.898 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir tartışmada görüş değiştirmek, kaybetme ve tutarsız görünme korkularıyla karşılaşır, ama bu iki korku, görüşün kişinin bir parçası olduğu varsayımına dayanır.

Gorgias'taki Sokrates çürütülmeyi tartışmanın en büyük kazancı saydı, Lewis Anscombe'un itirazından sonra bölümünü yeniden yazarak görüşünü bırakmadan düzeltti, Putnam ise kurduğu bir görüşü kendi başka görüşlerinden çıkan bir gerekçeyle açıkça bıraktı.

Gerekçeli bir değişim dört adımla yapılır: değişim gerekçesini adlandırmak, değişimin kapsamını belirlemek, değişimi bir güncelleme bildirimiyle açıklamak ve geriye kalan görüşü yeniden kurmak.

Görüş değiştirmenin güvenilirliği zedelediği, tartışmanın ortasında acelecilik olduğu ve gerekçe ile baskının içeriden ayırt edilemediği itirazları, güvenilirliğin gerekçelerin görülebilirliğinden geldiğini, değişimin ertelenmek yerine daraltılabileceğini ve sınamanın bir hissi değil bir cümleyi istediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir tartışmada görüş değiştirmek, bir yenilgi değil, neyi neden bıraktığını söyleyebilen birinin tartışmadan bir şey öğrenmiş olmasıdır.

Açılış sahnesi

Grubun perşembe toplantısında Kerem, Ece'nin ayrıştırıcı cevabının üzerine yeni bir itiraz kuruyor: "İşaret ile karar aynı beyin sürecinden geliyorsa ve kararı o süreç belirliyorsa, Frankfurt örneğindeki fail başka türlü karar veremezdi. Tezinin ilk sürümünde, belirlenimcilik sorusuna hiç girmediğini, tezinin iki yanıt için de geçerli olduğunu söylüyordun. Ama geçen hafta verdiğin cevap, belirlenimci bir dünyayı kabul ediyor ve o dünyada da failin sorumlu olduğunu söylüyor. Bu, tarafsız bir tez değil; bu, bağdaşırcılık."

Ece önce itirazı geri çevirmek istiyor, sonra duruyor. Kerem'in haklı olduğunu görüyor: tezinin tarafsızlık iddiası, kendi cevabıyla çelişiyor. Toplantının sonunda Tolga, gülerek, Ece'nin "Kerem'e teslim olduğunu" söylüyor. Ece rahatsız oluyor, çünkü bir şeyi kabul etmiş olmakla birine teslim olmuş olmak arasında bir fark sezdiği hâlde, bu farkı adlandıramıyor. Üstelik ne kadarını kabul ettiğini de bilmiyor: tezinin bütününü mü bırakmalı, yoksa yalnızca bir parçasını mı? Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Diyalog ve Tartışma kursunda, bir tartışmanın içinde görüşümüzü ne zaman değiştirmemiz gerektiğini, gerekçeli bir değişimi bir baskıya boyun eğmekten neyin ayırdığını ve görüş değiştirmenin konuşan kişinin güvenilirliğini nasıl etkilediğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersi yakın derslerden ayıralım. Belirsizliği kabul etme dersi, bir soruya cevabımızın olmadığını söylemeye bakıyordu; orada tez yerinde kalıyor, yalnızca bir boşluğu gösteriliyordu. İtiraza cevap dersi, bir itirazın doğru yanını kabul edip tezi itirazın yanıldığı noktada savunmayı gösterdi; orada da tez yerinde kalıyordu. Bu ders, tezin kendisinin yerinden oynadığı ana bakıyor: itiraz doğru çıkmış ve konuşmacının artık başka bir şey düşünmesi gerekiyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Gorgias diyaloğunda Sokrates, çürütülmeyi çürütmekten daha değerli saydığını söyler. 1948'de Oxford'daki Sokrates Kulübü'nde Elizabeth Anscombe, C. S. Lewis'in bir argümanına itiraz eder ve Lewis, kitabının ilgili bölümünü yıllar sonra yeniden yazar. Hilary Putnam ise, kendisinin kurucularından olduğu işlevselcilik görüşünü, 1988'de yayımladığı bir kitapta açıkça bırakır ve nedenini anlatır.

Ardından üç itirazı tartacağız: görüş değiştirmenin güvenilirliği zedelediği, tartışmanın ortasında görüş değiştirmenin aceleci olduğu ve gerekçe ile baskının içeriden ayırt edilemeyeceği itirazları.

Sonda, bir tartışmada görüş değiştirmenin dört adımını göstereceğiz: değişimi doğuran gerekçeyi adlandırmak, değişimin kapsamını belirlemek, değişimi açıkça bildirmek ve geriye kalan görüşü yeniden kurmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir tartışmanın içinde görüşümüzü ne zaman değiştirmeliyiz, gerekçeli bir değişimi bir baskıya boyun eğmekten ne ayırır ve görüş değiştirmek konuşan kişinin güvenilirliğini nasıl etkiler?

Ölçülü iddiam şu: bir tartışmada görüş değiştirmek, değişimi doğuran şey bir gerekçe olduğunda, yani önceden bilinmeyen bir karşı örnek, gözden kaçmış bir çelişki ya da görüşün kendi içinden çıkan bir sonuç olduğunda yerindedir; böyle bir değişim, kapsamı sınırlanıp açıkça bildirildiğinde konuşmacının güvenilirliğini zedelemez, aksine artırır, çünkü dinleyenler bu kişinin görüşlerini neye dayanarak tuttuğunu ve neyle karşılaşınca bırakacağını görür; buna karşılık değişimi doğuran şey sayıca üstünlük, bir otoritenin hoşnutsuzluğu ya da tartışmayı bitirme isteği olduğunda, ortaya çıkan şey bir görüş değişimi değil, bir boyun eğmedir.

Sıfır noktası

Bir tartışmada görüş değiştirmek, iki ayrı korkuyla karşılaşır. Birincisi, kaybetme korkusudur. Tartışma bir yarışma gibi yaşandığında, görüşünü değiştiren kişi yenilmiş sayılır. Tolga'nın "teslim oldun" şakası bu korkuyu seslendiriyordu: Ece bir şeyi kabul ettiği anda, sanki bir puan kaybetmişti.

İkinci korku, tutarsız görünme korkusudur. Bir kişi dün savunduğu şeyi bugün bırakırsa, dinleyenler onun yarın ne düşüneceğine güvenemeyeceklerini düşünebilir. Bu korku, görüş değiştirmeyi bir karakter kusuru gibi gösterir.

Bu iki korkunun ortak bir varsayımı vardır: görüşün, kişinin bir parçası olduğu ve görüşün yerinden oynamasının kişiyi de yerinden oynattığı. Kişi ve görüş ayrımı dersi bu varsayımı karşı taraf açısından sorgulamıştı: bir görüşe yapılan saldırı, onu tutan kişiye yapılmış sayılmamalıdır. Bu ders aynı ayrımı konuşmacının kendi açısından uyguluyor: kendi görüşünü bırakan kişi, kendini bırakmış olmaz.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir tartışmada görüş değiştirmenin yeri konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, direnç görüşüdür. Buna göre bir konuşmacı, bir tartışmanın içinde görüşünü değiştirmemelidir. Tartışmanın ortasında gelen bir itiraz, ne kadar güçlü görünürse görünsün, henüz yeterince düşünülmemiştir; konuşmacı görüşünü savunmayı sürdürmeli ve değişimi, tartışma bittikten sonra yapılacak sakin bir değerlendirmeye bırakmalıdır. Bu görüş, anlık baskı altında verilen kararlara karşı bir güvence arar.

İkinci görüş, açıklık görüşüdür. Buna göre bir konuşmacı, ikna edici bulduğu her itiraz karşısında görüşünü hemen değiştirmeye hazır olmalıdır. Görüşlere bağlanmamak, entelektüel dürüstlüğün kendisidir; bir itirazı ikna edici bulup yine de görüşünü korumak, inatçılıktır.

Üçüncü görüş, gerekçeli değişim görüşüdür. Buna göre görüş değiştirmenin doğru zamanı, değişimi doğuran şeyin türüne bağlıdır. Değişimi bir gerekçe doğuruyorsa, konuşmacı değişimi tartışmanın içinde yapabilir, ama yalnızca gerekçenin gerçekten dokunduğu kadarını değiştirir ve bunu açıkça söyler. Değişimi bir baskı doğuruyorsa, konuşmacı onu tartışmanın içinde de sonrasında da yapmamalıdır.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, anlık baskı altında görüş değiştirmenin tehlikesini doğru görür, ama güçlü bir gerekçeyle karşılaşmış bir konuşmacıyı, artık inanmadığı bir şeyi savunmaya zorlar. İkinci görüş, görüşlere bağlanmamanın değerini doğru görür, ama ikna edici görünmek ile gerekçe sunmak arasındaki farkı ve bir itirazın görüşün yalnızca bir parçasına dokunabileceğini hesaba katmaz.

Argümanın yapısı

Bir tartışmada gerekçeli bir görüş değişimi dört adımda yapılabilir.

Birinci adım, değişimi doğuran gerekçeyi adlandırmaktır. Konuşmacı, kendine "beni değiştiren şey tam olarak ne?" diye sorar ve cevabı bir cümleyle söyleyebilmelidir: bir karşı örnek, bir çelişki, görüşün kendi içinden çıkan bir sonuç. Bu cümleyi kuramıyorsa, Defne'nin durumunda olduğu gibi, değişimi bir gerekçe değil, bir baskı doğurmuş olabilir.

İkinci adım, değişimin kapsamını belirlemektir. Konuşmacı, gerekçenin görüşünün hangi parçasına dokunduğunu sorar. Bir gerekçe çoğu zaman bir görüşün bütününü değil, bir öncülünü, bir tarafsızlık iddiasını ya da bir kapsam genişliğini çürütür. Konuşmacı yalnızca bu parçayı bırakır.

Üçüncü adım, değişimi açıkça bildirmektir. Konuşmacı, neyi bıraktığını, neyi koruduğunu ve bunun hangi gerekçe yüzünden olduğunu dinleyenlere söyler. Sessizce yapılan bir değişim, dinleyenlere tutarsızlık gibi görünür; açıkça bildirilen bir değişim ise bir öğrenme gibi görünür.

Dördüncü adım, geriye kalan görüşü yeniden kurmaktır. Konuşmacı, bıraktığı parçadan sonra görüşünün hâlâ ayakta durup durmadığını ve nasıl bir biçim aldığını gösterir. Bu adım atlanırsa, dinleyenler neyin kaldığını bilemez ve kısmi bir değişim, toptan bir teslim gibi algılanır.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Görüş değiştirmeyi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir tartışmada görüş değiştirmek, kaybetmek ya da tutarsız görünmek değildir; değişimi bir gerekçe doğurduğunda, konuşmacının tartışmadan bir şey öğrendiğini gösterir. Gerekçeli bir değişim, değişim gerekçesini adlandırmayı, yalnızca gerekçenin dokunduğu parçayı bırakmayı, değişimi bir güncelleme bildirimiyle açıklamayı ve geriye kalan görüşü yeniden kurmayı gerektirir. Değişim gerekçesi adlandırılamıyorsa, ortaya çıkan şey bir görüş değişimi değil, bir boyun eğme olabilir ve konuşmacı onu geri almayı düşünmelidir.

Açık kalan sorular

Bir kişi, bir tartışmada karşılaştığı bir itirazı tek bir cümleyle adlandırabiliyor, ama bu itirazın gerçekten tezinin o parçasını çürütüp çürütmediğinden emin değilse, ne yapmalıdır? Bir gerekçeyi adlandırabilmek, onun geçerli olduğunu göstermez; bu durumda kısmi geri çekilme mi, yoksa değişimi gündeme almak mı daha dürüsttür?

Putnam, kendi kurduğu bir görüşü bıraktı. Ama bir kişinin çevresi, akademik kimliği ya da yayımlanmış çalışmaları bir görüşe bağlıysa, o görüşü bırakmanın bedeli büyüktür. Bu bedel, kişinin gerekçeleri tartma biçimini ne ölçüde etkiler ve kişi bu etkiyi kendi içinden görebilir mi?

Bir tartışmada birden fazla kişi aynı itirazı getiriyorsa, bu sayı kendi başına bir gerekçe midir, yoksa yalnızca bir baskı mı? Birçok kişinin aynı itirazı bağımsız olarak kurması ile birlikte, birbirinden etkilenerek kurması arasında bir fark var mıdır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışGörüş değiştirmeyi kaybetmek saymak.
Doğrusu

Bir tartışmada görüşünü değiştirmeyi bir yenilgi olarak yaşamak, konuşmacıyı artık inanmadığı bir görüşü savunmaya iter. Görüş değiştirmek, tartışmadan bir şey öğrenmiş olmaktır.

Yaygın yanlışGerekçesiz bir değişimi kabul etmek.
Doğrusu

Sayıca üstünlük, otorite ya da tartışmayı bitirme isteği karşısında görüş değiştirmek, bir değişim değil, bir boyun eğmedir. Değişimden önce değişim gerekçesi bir cümleyle adlandırılır.

Yaygın yanlışBir parçadaki kusur yüzünden bütün görüşü bırakmak.
Doğrusu

Bir itirazın görüşün yalnızca bir parçasına dokunduğu durumda görüşün bütününü bırakmak, savunulabilir bir çekirdeği gereksiz yere kaybetmektir. Değişimin kapsamı belirlenir ve yalnızca dokunulan parça bırakılır.

Yaygın yanlışDeğişimi sessizce yapmak.
Doğrusu

Görüşünü değiştiren konuşmacının bunu söylemeden yeni görüşü savunmaya başlaması, dinleyenlere tutarsızlık gibi görünür. Değişim bir güncelleme bildirimiyle açıklanır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir tartışmada görüş değiştirmek, kaybetme ve tutarsız görünme korkularıyla karşılaşır, ama bu iki korku, görüşün kişinin bir parçası olduğu varsayımına dayanır.

Gorgias'taki Sokrates çürütülmeyi tartışmanın en büyük kazancı saydı, Lewis Anscombe'un itirazından sonra bölümünü yeniden yazarak görüşünü bırakmadan düzeltti, Putnam ise kurduğu bir görüşü kendi başka görüşlerinden çıkan bir gerekçeyle açıkça bıraktı.

Gerekçeli bir değişim dört adımla yapılır: değişim gerekçesini adlandırmak, değişimin kapsamını belirlemek, değişimi bir güncelleme bildirimiyle açıklamak ve geriye kalan görüşü yeniden kurmak.

Görüş değiştirmenin güvenilirliği zedelediği, tartışmanın ortasında acelecilik olduğu ve gerekçe ile baskının içeriden ayırt edilemediği itirazları, güvenilirliğin gerekçelerin görülebilirliğinden geldiğini, değişimin ertelenmek yerine daraltılabileceğini ve sınamanın bir hissi değil bir cümleyi istediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir tartışmada görüş değiştirmek, bir yenilgi değil, neyi neden bıraktığını söyleyebilen birinin tartışmadan bir şey öğrenmiş olmasıdır.

Sonraki derse köprü

Ece'nin kısmi geri çekilmesi, tartışmayı yeni bir yere taşıdı: grubun konusu artık Ece'nin tezi değil, bağdaşırcılığın kendisi. Bir sonraki toplantıda herkes söz almak istiyor. Kerem bağdaşmazcılığı savunmak, Barış hukuktaki sorumluluk kavramını getirmek, Defne tıptan bir örnek vermek istiyor; Tolga ise geçen haftaki tartışmada söz alamadığını söylüyor. Mert, toplantıyı ilk kez kendisinin yöneteceğini açıklıyor ve ilk sorunun kimin ne zaman konuşacağı olduğunu fark ediyor.

Bir tartışmaya katılmak ile onu yönetmek farklı işlerdir. Katılan kişi, kendi görüşünü kurar, savunur ve gerektiğinde değiştirir. Yöneten kişi ise kendi görüşünü bir kenara koyar ve tartışmanın herkes için verimli olmasını sağlamaya çalışır; bunun ilk aracı, söz sırasının nasıl dağıtılacağıdır.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Tur düzeni dersi, bir felsefi tartışmayı yöneten kişinin söz sırasını nasıl kurması gerektiğini, sık konuşanlar ile hiç söz almayanlar arasında bu sırayı nasıl dengeleyeceğini ve bir tur düzeninin tartışmanın akışını ne zaman kolaylaştırıp ne zaman engellediğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.