Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir sözlü savunmada bir itiraz, konuşmacıyı karşı saldırıya ya da toptan redde iter ve bu iki refleks de itirazın gerçek gücünü görmeyi ve ona gerçek bir cevap vermeyi engeller.
Phaidon'daki Sokrates'in öğüdü itiraz karşısında kendini değil hakikati önemsemenin cevabın niteliğini belirlediğini, Franklin'in özyaşamöyküsü bir karşı görüşe önce onun doğru olabileceği durumu kabul ederek cevap vermenin cevabı düşünceli kıldığını, Quintilianus'un çürütme öğütleri ise bir itiraza cevap vermenin itirazın gücünü doğru tartmayı gerektirdiğini gösterdi.
Bir itiraza dört adımla cevap verilir: bir duraklama istemek ve itirazı geri söylemek, itirazın tezin hangi parçasını hedef aldığını belirlemek, itirazın doğru olan yanını kabul etmek ve cevabı yalnızca yanlış olduğu düşünülen yanına yöneltmek.
Anlık cevabın yüzeysel kaldığı, doğru yanı kabul etmenin tezi zayıflattığı ve karşı saldırının bazen en iyi savunma olduğu itirazları, anlık cevabın işinin tartışmayı bitirmek değil doğru yöne yöneltmek olduğunu, doğru yanı kabul etmenin tezin sınırını çizdiğini ve karşı saldırının itirazdan bir kaçış olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir sözlü savunmada bir itiraza cevap vermek, itirazı yenmek değil, onun doğru olduğu yeri kabul edip tezi tam olarak onun yanıldığı noktada savunmaktır.
Açılış sahnesi
Jüri denemesinin son dakikalarında Kerem, bağdaşmazcı olarak en sert itirazını getiriyor: "Bir kararı önceden kesin olarak gösteren bir işaret varsa, o karar zaten belirlenmiştir. Senin ayrımın, bu gerçeği yalnızca başka sözcüklerle ifade ediyor." Ece, itirazın tezinin çekirdeğine yöneldiğini hemen fark ediyor. Bu kez bilmediğini söyleyemez: tez bu itiraza bir cevap veremezse çöker.
Ece'nin ilk tepkisi hızla karşı saldırıya geçmek oluyor. Kerem'in bağdaşmazcılığının zaten sorunlu olduğunu, bağdaşmazcıların gündelik sorumluluk uygulamalarını açıklayamadığını söylemeye başlıyor. Kerem sözünü kesiyor: bu, onun itirazına bir cevap değil, başka bir konuya geçiş. Ece bir an duraksıyor ve bu kez itirazın kendisine dönüyor, ama cevabı dağınık çıkıyor: bir cümlede Kerem'in haklı olduğunu kabul ediyor gibi görünüyor, bir sonraki cümlede bunu reddediyor. Deneme bittikten sonra Mert, Ece'ye itirazın gerçekten güçlü olduğunu, ama Ece'nin cevabının iki hatadan zarar gördüğünü söylüyor: ilk olarak itirazın hedefinden kaçtı, ikinci olarak itirazın hangi kısmını kabul edip hangisini reddettiğini hiç netleştirmedi. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Diyalog ve Tartışma kursunda, bir sözlü savunmada tezimize yöneltilen bir itiraza o anda nasıl cevap vereceğimizi, itirazın neyi hedef aldığını hızla nasıl belirleyeceğimizi ve cevabımızı savunmacı değil düşünceli bir biçimde nasıl kuracağımızı soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersi daha önceki itiraz derslerinden ayıralım. Felsefi Yazma kursunda, bir yazıda güçlü sunulmuş bir itiraza verilecek cevabın hedefini, bedelini ve bir alışverişin nerede tıkandığını gördük. O ders, yazarın masasında, zaman sınırı olmadan kurulan bir cevaba bakıyordu. Bu kursun önceki derslerinde, bir soruyu onaylamayı, doğrudan açılışı ve bir itirazın kişiye yöneldiği durumlarda onarım cümlesini gördük. Bu ders, bu araçları bir araya getiriyor ve bir yazının masasından bir jürinin önüne taşıyor: itiraz hazırlanılamayacak bir anda gelir ve cevap, birkaç saniye içinde kurulmak zorundadır.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Phaidon diyaloğunda Sokrates, Simmias ile Kebes'in itirazlarına cevap vermeden önce, onlara bir öğüt verir: kendisini değil, hakikati önemsemelerini, ve kendisi yanılıyorsa ona her argümanla karşı çıkmalarını ister. Benjamin Franklin, özyaşamöyküsünde, bir tartışmada karşıdakinin hatalı gördüğü bir iddiasına hemen karşı çıkma zevkinden nasıl vazgeçtiğini ve cevaplarına, karşıdakinin görüşünün hangi durumlarda doğru olabileceğini söyleyerek başladığını anlatır. Quintilianus ise hatiplik eğitimi üzerine eserinde, karşı tarafın argümanlarını çürütmenin, yani bir itiraza cevap vermenin, kendi argümanını kurmaktan daha zor olduğunu söyler ve bunun için birkaç öğüt verir.
Ardından üç itirazı tartacağız: bir itiraza o anda cevap vermenin her zaman yüzeysel kalacağı, itirazın doğru olan yanını kabul etmenin tezi zayıflattığı ve bir jüri önünde karşı saldırının bazen en iyi savunma olduğu itirazları.
Sonda, bir sözlü savunmada bir itiraza cevap vermenin dört adımını göstereceğiz: bir duraklama istemek ve itirazı geri söylemek, itirazın tezin hangi parçasını hedef aldığını hızla belirlemek, itirazın doğru olan yanını kabul etmek ve cevabı yalnızca itirazın yanlış olduğunu düşünülen yanına yöneltmek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir sözlü savunmada tezimize yöneltilen güçlü bir itiraza, hazırlanamayacağımız bir anda nasıl cevap veririz, itirazın neyi hedef aldığını hızla nasıl belirleriz ve cevabımızı savunmacı değil düşünceli bir biçimde nasıl kurarız?
Ölçülü iddiam şu: bir sözlü savunmada bir itiraza iyi cevap vermek, cevaba bir duraklamayla ve itirazın geri söylenmesiyle başlamayı, itirazın tezin hangi parçasını, yani bir öncülü, bir ayrımı ya da bir sonucu hedef aldığını belirlemeyi, itirazın doğru olan yanını açıkça kabul etmeyi ve cevabı yalnızca itirazın yanlış olduğu düşünülen yanına yöneltmeyi gerektirir, çünkü bir itiraz karşısında konuşmacı çoğu zaman, Ece'nin karşı saldırısında olduğu gibi, itirazın hedefinden kaçmaya ya da itirazın her parçasını birden reddetmeye yönelir ve bu iki tepki de, itirazın gerçek gücünü görmeyi ve ona gerçek bir cevap vermeyi engeller.
Sıfır noktası
Bir itiraz, bir sorudan farklı bir baskı yaratır. Soru bir bilgi ister ve konuşmacı onu bilmiyorsa bunu söyleyebilir. İtiraz ise tezin bir noktasını reddeder ve konuşmacıdan o noktayı savunmasını bekler. Konuşmacı bir itirazı, kendi tezine, dolayısıyla kendisine yönelmiş bir tehdit olarak duyar ve bu tehdit, iki refleksi harekete geçirir.
Birinci refleks, karşı saldırıdır. Konuşmacı, itiraza cevap vermek yerine, itirazı getiren kişinin kendi görüşünün zayıflıklarına saldırır. Ece'nin ilk tepkisi buydu: Kerem'in itirazına değil, Kerem'in bağdaşmazcılığına yöneldi. Bu refleks bir anlık rahatlama sağlar, çünkü konuşmacıyı savunmadan saldırıya geçirir; ama itirazın kendisine hiçbir cevap vermez ve jüriye, konuşmacının itiraza cevap veremediği izlenimini verir.
İkinci refleks, toptan reddir. Konuşmacı, itirazın her parçasını birden reddetmeye çalışır, çünkü itirazın bir parçasını bile kabul etmenin tezi çökerteceğinden korkar. Ama güçlü bir itirazın çoğu zaman doğru olan bir yanı vardır ve konuşmacı bu yanı reddettiğinde, jüri onun itirazı gerçekten dinlemediğini düşünür. Ece'nin ikinci cevabındaki dağınıklık buradan geliyordu: Ece, itirazın doğru olan yanını hem kabul etmek hem reddetmek istemişti.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir sözlü savunmada bir itiraza nasıl cevap verilmesi gerektiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, tam savunma görüşüdür. Buna göre bir konuşmacı, tezine yöneltilen bir itirazın hiçbir parçasını kabul etmemelidir. Bir jüri önünde itirazın bir parçasını bile kabul etmek, tezin zayıf olduğu izlenimini verir ve jüri, kabul edilen parçayı tezin çöküşü olarak görebilir. Konuşmacı, itirazın her iddiasını reddetmeli ve tezinin tümünü savunmalıdır.
İkinci görüş, uzlaşma görüşüdür. Buna göre bir konuşmacı, bir itirazla karşılaştığında onun haklı yanlarını kabul etmeli ve tezini buna göre yumuşatmalıdır. Bir jüri, itirazları dinleyip tezini onlara göre uyarlayan bir konuşmacıyı, tezini katı bir biçimde savunan birinden daha olgun bulur.
Üçüncü görüş, ayrıştırıcı cevap görüşüdür. Buna göre bir konuşmacı, bir itirazı parçalarına ayırır: itirazın doğru olan yanını açıkça kabul eder ve cevabını yalnızca itirazın yanlış olduğunu düşündüğü yanına yöneltir. Bu, tezi yumuşatmak değildir; itirazın gerçek gücünü görüp tezi tam olarak itirazın yanıldığı noktada savunmaktır.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, bir tezin çekirdeğini savunmanın önemini doğru görür, ama itirazın doğru olan yanını reddetmenin, jüriye konuşmacının itirazı dinlemediğini gösterdiğini göz ardı eder. İkinci görüş, itirazın haklı yanlarını kabul etmenin değerini doğru görür, ama tezin çekirdeği savunulabilirken onu yumuşatmanın, tezi gereksiz yere kaybetmek olduğunu hesaba katmaz.
Argümanın yapısı
Bir sözlü savunmada bir itiraza cevap vermek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, bir duraklama istemek ve itirazı geri söylemektir. Konuşmacı, itirazı duyduktan sonra hemen cevaba başlamaz; kısa bir düşünme süresi ister ve itirazı kendi sözleriyle, itirazı getirenin onaylayacağı biçimde geri söyler. Bu, soru onayının bir itiraza uygulanmış biçimidir ve karşı saldırı refleksini durdurur.
İkinci adım, itirazın tezin hangi parçasını hedef aldığını hızla belirlemektir. Konuşmacı kendine sorar: bu itiraz tezin bir öncülüne mi, bir ayrımına mı, bir örneğine mi, yoksa sonucuna mı yöneliyor? Felsefi Yazma kursunda gördüğümüz cevabın hedefi kavramı, burada birkaç saniyede uygulanır. Ece, Kerem'in itirazının kendi ayrımına yöneldiğini, yani tezinin çekirdeğine dokunduğunu hemen gördü.
Üçüncü adım, itirazın doğru olan yanını kabul etmektir. Konuşmacı, itirazın hangi kısmının doğru olduğunu açıkça söyler: "Haklısın, şu noktada..." Bu kabul, bir nezaket değildir; itirazın gerçek gücünü gördüğünü gösterir ve cevabın geri kalanının yalnızca itirazın yanlış olduğu düşünülen yanına yöneleceğini jüriye bildirir.
Dördüncü adım, cevabı yalnızca itirazın yanlış olduğu düşünülen yanına yöneltmektir. Konuşmacı, itirazın doğru olan yanını kabul ettikten sonra, onun hangi noktada yanıldığını düşündüğünü söyler ve cevabını bu noktaya yöneltir. Cevap, itirazın bütününe değil, yalnızca bu noktaya yöneldiği için, hem kısa hem keskin olur.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
İtiraza cevabı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir sözlü savunmada bir itiraz, konuşmacıyı karşı saldırıya ya da toptan redde iter ve bu iki refleks de itirazın gerçek gücünü görmeyi engeller. İyi bir cevap, bir duraklamayla ve itirazın geri söylenmesiyle başlar, itirazın tezin hangi parçasını hedef aldığını belirler, itirazın doğru olan yanını açıkça kabul eder ve cevabı yalnızca itirazın yanlış olduğu düşünülen yanına yöneltir. Böyle bir cevap, bir yazının derinliğinde olmasa da, itirazın tam hedefine yönelir ve tartışmayı verimli bir noktaya taşır.
Açık kalan sorular
Bir konuşmacı, bir itirazın doğru olan yanını kabul ederken, bunun tezinin çekirdeğine dokunup dokunmadığını birkaç saniye içinde nasıl bilebilir? Anlık bir değerlendirmede, konuşmacı yanlışlıkla çekirdeğe dokunan bir kısmı kabul edebilir mi, ve bu durumda ne yapmalıdır?
Franklin'in mütevazı ifadesi, onun görüşlerinin daha kolay kabul görmesini sağladı. Ama bu, bir ikna tekniği değil midir? Bir kişi, gerçekten emin olduğu bir iddiayı "bana öyle geliyor" diye sunduğunda, dürüst mü davranır, yoksa bir tür retorik mi yapar?
Sokrates, Phaidon'da kendisini değil hakikati önemsemeyi öğütledi. Ama bir kişi, kendi tezini yıllarca savunmuşsa, ona yönelen bir itiraz karşısında gerçekten yalnızca hakikati önemseyebilir mi? Hakikate bağlılık, bir tutum mudur, yoksa zamanla kazanılan bir alışkanlık mı?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışİtirazdan karşı saldırıyla kaçmak.
Bir itiraza, itirazı getirenin kendi görüşünün zayıflıklarına saldırarak cevap vermek, itirazın kendisine hiçbir cevap vermez ve jüriye konuşmacının ona cevap veremediği izlenimini verir. Önce itirazın kendisine cevap verilir.
Yaygın yanlışİtirazın her parçasını birden reddetmek.
Güçlü bir itirazın doğru olan yanını da reddetmek, konuşmacıyı gereksiz yere yanlış bir iddiayı savunmaya iter. İtiraz parçalarına ayrılır ve doğru olan yanı kabul edilir.
Yaygın yanlışİtirazı duyar duymaz cevaba başlamak.
Bir itiraz karşısında hemen konuşmaya başlamak, karşı saldırı ya da toptan ret reflekslerinin devreye girmesine yol açar. Cevaptan önce bir duraklama istenir ve itiraz geri söylenir.
Yaygın yanlışBütün itirazlara aynı ağırlığı vermek.
Birden çok itirazla karşılaşıldığında, her birine eşit uzunlukta cevap vermek, en güçlü itiraza yeterli yer bırakmaz. İtirazların ağırlığı tartılır ve cevabın büyük kısmı en güçlü itiraza ayrılır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir sözlü savunmada bir itiraz, konuşmacıyı karşı saldırıya ya da toptan redde iter ve bu iki refleks de itirazın gerçek gücünü görmeyi ve ona gerçek bir cevap vermeyi engeller.
Phaidon'daki Sokrates'in öğüdü itiraz karşısında kendini değil hakikati önemsemenin cevabın niteliğini belirlediğini, Franklin'in özyaşamöyküsü bir karşı görüşe önce onun doğru olabileceği durumu kabul ederek cevap vermenin cevabı düşünceli kıldığını, Quintilianus'un çürütme öğütleri ise bir itiraza cevap vermenin itirazın gücünü doğru tartmayı gerektirdiğini gösterdi.
Bir itiraza dört adımla cevap verilir: bir duraklama istemek ve itirazı geri söylemek, itirazın tezin hangi parçasını hedef aldığını belirlemek, itirazın doğru olan yanını kabul etmek ve cevabı yalnızca yanlış olduğu düşünülen yanına yöneltmek.
Anlık cevabın yüzeysel kaldığı, doğru yanı kabul etmenin tezi zayıflattığı ve karşı saldırının bazen en iyi savunma olduğu itirazları, anlık cevabın işinin tartışmayı bitirmek değil doğru yöne yöneltmek olduğunu, doğru yanı kabul etmenin tezin sınırını çizdiğini ve karşı saldırının itirazdan bir kaçış olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir sözlü savunmada bir itiraza cevap vermek, itirazı yenmek değil, onun doğru olduğu yeri kabul edip tezi tam olarak onun yanıldığı noktada savunmaktır.
Sonraki derse köprü
Ece'nin ayrıştırıcı cevabı, Kerem'in itirazını tam hedefinden karşıladı ve tartışmayı ortak neden sorusuna taşıdı. Ama Kerem, bir sonraki toplantıda bu sorunun üzerine yeni bir itirazla geliyor: işaret ile karar aynı beyin sürecinden geliyorsa, o süreç kararı belirliyorsa, Frankfurt örneğindeki fail başka türlü karar veremezdi; ve bu, Ece'nin kendi tanımına göre, yani sorumluluğun nedenlere duyarlı bir karardan çıkması tanımına göre bile, sorumluluğu zorlaştırır mı? Ece, bu yeni itirazı düşündükçe, Kerem'in haklı olabileceğini ve kendi tezinin bir noktasını değiştirmesi gerekebileceğini fark ediyor.
Bir felsefi tartışmanın en zor ve en değerli anlarından biri, bir kişinin karşıdakinin itirazı karşısında kendi görüşünü değiştirmesidir. Bu, bir yenilgi gibi görünebilir: kişi, savunduğu görüşü bırakır ve karşıdakinin haklı olduğunu kabul eder. Ama bir görüşü değiştirmek, bir tartışmanın en açık kazanımı da olabilir: kişi, tartışmadan önce bilmediği bir şeyi öğrenmiştir.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Görüş değiştirme dersi, bir felsefi tartışmada ne zaman görüşümüzü değiştirmemiz gerektiğini, bir görüşü değiştirmek ile bir baskıya boyun eğmek arasındaki farkı ve görüş değiştirmenin bir kişinin güvenilirliğini nasıl etkilediğini soruyor.