Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir grupta bir katılımcı bir itiraz getirmekten çoğu zaman itirazın kendisinden değil, onun sonuçlarından çekinir; güvenli anlaşmazlık, anlaşmazlıkları yumuşatarak değil, sonuçlarını öngörülebilir kılarak kurulur.
Montaigne'in sohbet sanatı üzerine denemesi bir itirazın bir tehdit değil bir armağan olarak karşılanabildiğini, Edmondson'ın psikolojik güvenlik çalışması bir grubun anlaşmazlıklardan öğrenebilmesinin anlaşmazlık getirmenin cezasız olmasına bağlı olduğunu, Nemeth ve arkadaşlarının çalışması ise gerçek muhalefetin rol gereği yapılan itirazdan daha verimli olduğunu gösterdi.
Güvenli anlaşmazlık dört adımla kurulur: anlaşmazlıkların nasıl karşılanacağını açıkça konuşmak, itirazlara teşekkürle cevap vermek, anlaşmazlıklardan sonra kısa onarımlar yapmak ve anlaşmazlıkları bir kazanım olarak kaydetmek.
Güvenli ortamın anlaşmazlıkları yumuşattığı, anlaşmazlığın riskinin ortadan kaldırılamayacağı ve güvenliğin bireyin cesaret meselesi olduğu itirazları, güvenliğin keskinliğin koşulu olduğunu, riskin ortadan kaldırılmasının değil azaltılmasının amaçlandığını ve bir grubun kurduğu ortamın cesaretin ne kadar gerekli olduğunu belirlediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir grupta güvenli anlaşmazlık kurmak, kimseyi kırmamak için susmak değil, herkesin kırılmadan konuşabileceği bir zemin kurmaktır.
Açılış sahnesi
Defne, okuma grubunda artık daha rahat konuşuyor. Ama bir toplantıdan sonra Selin'e, grupta hâlâ yapamadığı bir şeyi anlatıyor: birine gerçekten karşı çıkmak. O günkü toplantıda Tolga, bağımlılık tedavisindeki hastaların, bakış açıları genişledikten sonra geçmiş kararlarından tam olarak sorumlu tutulması gerektiğini savunmuş. Defne buna katılmıyordu: hastanede gördüğü kadarıyla, bakış açısının genişlemesi geçmişi değiştirmiyordu ve bir hastayı geçmiş kararlarından şimdiki bakış açısıyla yargılamak, ona bir haksızlık olurdu. Ama Defne bunu söylemedi. Tolga'nın itirazına bir itiraz getirmenin bir tartışmaya, o tartışmanın da bir kırgınlığa dönüşmesinden çekindi.
Selin, Defne'nin söylemediği itirazın Tolga'nın görüşüne yöneltilebilecek en güçlü itiraz olduğunu düşünüyor ve bunu bir sonraki toplantıda gruba anlatmak istiyor. Ama önce Defne'ye soruyor: bu itirazı söylemesini ne kolaylaştırırdı? Defne biraz düşündükten sonra cevap veriyor: Tolga'nın itirazına nasıl tepki vereceğini bilseydi. Bir itiraz getirdiğinde Tolga'nın bunu bir saldırı olarak mı, yoksa bir katkı olarak mı göreceğini bilseydi. Ve grubun bir anlaşmazlığı nasıl karşıladığını görmüş olsaydı. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Diyalog ve Tartışma kursunda, bir felsefi tartışmada katılımcıların birbirine karşı çıkmaktan çekinmediği bir ortamın nasıl kurulabileceğini, bir anlaşmazlığın bir kırgınlığa dönüşmesinin nasıl önlenebileceğini ve güvenli bir anlaşmazlığın, anlaşmazlığın keskinliğini yumuşatmadan nasıl mümkün olduğunu soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin modüldeki yerini kuralım. Bu modül, bir felsefi tartışmanın etiğini adım adım kurdu: karşıdakini dinlemek, orada olmayanın görüşünü adil temsil etmek, kişiyi görüşten ayırmak ve güç farklarını gözetmek. Bu son ders, bütün bu adımların ortak bir sonucuna bakıyor: katılımcıların birbirine karşı çıkabildiği bir ortam. Güç dengesi dersi, sessiz katılımcıların neden sessiz kaldığını sordu; bu ders, konuşmaya başlamış bir katılımcının neden hâlâ karşı çıkmaktan çekindiğini ve bu çekingenliğin nasıl aşılabileceğini soruyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Michel de Montaigne, sohbet sanatı üzerine denemesinde, biri ona karşı çıktığında bunun onun öfkesini değil dikkatini uyandırdığını ve güçlü, sert dostlarla tartışmayı sevdiğini anlatır. Amy Edmondson, çalışma ekipleri üzerine araştırmasında, üyelerin bir hatayı kabul etmekten, yardım istemekten ya da bir itiraz getirmekten çekinmediği ekipleri tarif eder ve bu durumu psikolojik güvenlik olarak adlandırır. Charlan Nemeth ve arkadaşları ise bir grupta rol gereği karşı çıkan bir şeytanın avukatı ile gerçekten karşı çıkan bir üyenin grubun düşünmesini farklı biçimlerde etkilediğini gösterir.
Ardından üç itirazı tartacağız: güvenli bir ortamın anlaşmazlıkları yumuşattığı, anlaşmazlığın her zaman bir risk taşıdığı ve bu riskin ortadan kaldırılamayacağı ve güvenli bir ortam kurmanın bir grubun sorumluluğu değil, her bireyin kendi cesaret meselesi olduğu itirazları.
Sonda, bir grupta güvenli anlaşmazlığı kurmanın dört adımını göstereceğiz: grubun bir anlaşmazlığı nasıl karşılayacağını açıkça konuşmak, bir itiraza teşekkürle cevap vermeyi bir alışkanlık hâline getirmek, bir anlaşmazlıktan sonra kısa bir onarım yapmak ve bir anlaşmazlığı grubun bir kazanımı olarak kaydetmek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefi tartışmada katılımcıların birbirine karşı çıkmaktan çekinmediği bir ortam nasıl kurulur, bir anlaşmazlığın bir kırgınlığa dönüşmesi nasıl önlenir ve bir anlaşmazlığı güvenli kılmak, onun keskinliğini yumuşatmadan nasıl mümkün olur?
Ölçülü iddiam şu: bir grupta güvenli anlaşmazlık, anlaşmazlığın keskinliğini azaltarak değil, anlaşmazlığın sonuçlarını, yani karşı çıkan kişinin ve karşı çıkılan kişinin grupta nasıl karşılanacağını öngörülebilir kılarak kurulur, ve bu öngörülebilirlik, grubun bir anlaşmazlığı nasıl karşılayacağını açıkça konuşmasıyla, itirazlara teşekkürle cevap verilmesiyle, anlaşmazlıklardan sonra kısa onarımlar yapılmasıyla ve anlaşmazlıkların grubun bir kazanımı olarak kaydedilmesiyle sağlanır, çünkü bir katılımcı bir itiraz getirmekten çoğu zaman itirazın kendisinden değil, onun sonuçlarından çekinir ve Defne'nin söylemediği itiraz gibi, söylenmeyen bir itiraz grubun en güçlü itirazı olabilir.
Sıfır noktası
Bir grupta birine karşı çıkmak, her zaman bir risk taşır. Karşı çıkılan kişi kırılabilir, bir tartışma uzayabilir, grup iki tarafa bölünebilir, karşı çıkan kişi grubun gözünde bir sorun çıkaran olarak görülebilir. Bu riskler gerçektir ve bir katılımcının onlardan çekinmesi bir korkaklık değil, bir akıllılıktır: kişi, grubun ona nasıl tepki vereceğini bilmiyorsa, en güvenli yol susmaktır.
Defne'nin sessizliği tam da böyle bir akıllılıktı. Defne, Tolga'nın görüşüne karşı çıkmanın neye yol açacağını bilmiyordu. Tolga'nın bir önceki toplantıda Kerem'e söylediği cümleyi, yani bağdaşmazcıların sorumluluğun ne olduğunu hiç düşünmediği cümlesini hatırlıyordu; ve Tolga'nın kendisine de benzer bir cümle söyleyebileceğinden çekiniyordu. Defne, anlaşmazlığın kendisinden değil, onun sonuçlarından çekiniyordu.
Bu yüzden güvenli anlaşmazlık, anlaşmazlığın kendisini yumuşatmak değildir. Bir grup, anlaşmazlıkları nazik, dolaylı ya da çekingen bir dille söylemeyi bir kural hâline getirirse, anlaşmazlıklar güvenli olmaz, yalnızca görünmez olur. Güvenli anlaşmazlık, anlaşmazlığın sonuçlarını öngörülebilir kılmaktır: bir katılımcı bir itiraz getirdiğinde, grubun ona nasıl tepki vereceğini, karşı çıkılan kişinin nasıl karşılık vereceğini ve anlaşmazlığın grubun ilişkilerini nasıl etkileyeceğini önceden bilir.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir grupta anlaşmazlığın nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, uyum görüşüdür. Buna göre bir grubun sağlıklı işlemesi için üyeler arasında uyum gereklidir ve anlaşmazlıklar bu uyumu bozar. Anlaşmazlıklar olabildiğince yumuşak bir dille, dolaylı yollardan ve kişisel ilişkileri zedelemeden dile getirilmelidir; gerekirse, bir anlaşmazlık grubun uyumunu tehdit ediyorsa, söylenmeyebilir.
İkinci görüş, sertlik görüşüdür. Buna göre bir grubun düşünmesi için anlaşmazlıklar keskin ve açık olmalıdır ve katılımcılar birbirinin duygularını gözetmeden, en güçlü itirazlarını getirmelidir. Duyguları gözetmek, itirazları yumuşatır ve düşünmeyi zayıflatır. Kırılan kişi, bir itirazı bir saldırı olarak algılamamayı öğrenmelidir.
Üçüncü görüş, güvenli keskinlik görüşüdür. Buna göre bir grupta anlaşmazlıklar keskin olabilir ve olmalıdır, ama bu keskinlik, anlaşmazlığın sonuçlarının öngörülebilir olduğu bir ortamda mümkündür. Grup, anlaşmazlıkları yumuşatmak yerine, onların nasıl karşılanacağını açıkça belirler: bir itiraz bir katkı olarak karşılanır, karşı çıkan kişi cezalandırılmaz ve bir anlaşmazlıktan sonra ilişkiler onarılır.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, bir grubun ilişkilerinin önemli olduğunu doğru görür, ama anlaşmazlıkları yumuşatmanın ya da söylememenin, Defne'nin söylemediği itirazda olduğu gibi, grubun en değerli itirazlarını kaybettirebileceğini göz ardı eder. İkinci görüş, keskin itirazların değerini doğru görür, ama bir itirazın bir saldırı olarak algılanıp algılanmamasının yalnızca dinleyenin sorumluluğu olmadığını ve güvenli olmayan bir ortamda en keskin itirazların hiç dile getirilmeyeceğini hesaba katmaz.
Argümanın yapısı
Bir grupta güvenli anlaşmazlığı kurmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, grubun bir anlaşmazlığı nasıl karşılayacağını açıkça konuşmaktır. Grup, bir toplantının başında ya da bir sorun çıktığında, anlaşmazlıklar hakkında birkaç ortak kabul belirler: bir itiraz bir görüşe yönelir, kişiye değil; bir itiraz bir katkı olarak karşılanır; karşı çıkan kişi, itirazı yanlış çıksa bile grupta bir sorun çıkaran olarak görülmez. Bu kabuller, bir anlaşmazlık sözleşmesi oluşturur.
İkinci adım, bir itiraza teşekkürle cevap vermeyi bir alışkanlık hâline getirmektir. Bir itirazla karşılaşan kişi, itiraza cevap vermeden önce, onun için teşekkür eder ya da itirazın kendi görüşünün hangi noktasına dokunduğunu söyler. Bu, bir nezaket kuralı değildir; karşı çıkan kişiye ve öteki katılımcılara, itirazın bir saldırı olarak değil bir katkı olarak karşılandığını gösterir. Montaigne'in kendisine karşı çıkana doğru ilerlemesi bunun bir örneğidir.
Üçüncü adım, bir anlaşmazlıktan sonra kısa bir onarım yapmaktır. Keskin bir anlaşmazlıktan sonra, iki taraf ya da grubun bir üyesi, anlaşmazlığın görüşler hakkında olduğunu ve ilişkiyi etkilemediğini kısaca söyler. Bu onarım, anlaşmazlığın içeriğini değiştirmez; yalnızca iki tarafın anlaşmazlıktan sonra da birlikte düşünmeye devam edebileceğini gösterir.
Dördüncü adım, bir anlaşmazlığı grubun bir kazanımı olarak kaydetmektir. Bir toplantının sonunda grup, o gün hangi anlaşmazlıkların ortaya çıktığını ve bunların grubun düşüncesini nasıl ilerlettiğini kısaca not eder. Bu, anlaşmazlıkların bir sorun değil bir kazanım olarak görüldüğünü görünür kılar ve bir sonraki toplantıda katılımcıların itiraz getirmesini kolaylaştırır.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Güvenli anlaşmazlığı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir grupta bir katılımcı bir itiraz getirmekten çoğu zaman itirazın kendisinden değil, onun sonuçlarından çekinir. Güvenli anlaşmazlık, anlaşmazlıkları yumuşatarak değil, onların sonuçlarını öngörülebilir kılarak kurulur: grup anlaşmazlıkların nasıl karşılanacağını açıkça konuşur, itirazlara teşekkürle cevap verir, anlaşmazlıklardan sonra kısa onarımlar yapar ve anlaşmazlıkları bir kazanım olarak kaydeder. Böyle bir ortamda, en keskin itirazlar da dile getirilebilir ve grup, üyelerinin gerçek anlaşmazlıklarından öğrenebilir.
Açık kalan sorular
Montaigne, kendisine karşı çıkana doğru ilerlediğini söyledi. Ama bu tutum, bir kişinin kendi görüşünden emin olmadığı ya da onu çok önemsemediği durumlarda mı kolaydır? Bir kişi, derinden inandığı bir görüşe yönelen bir itirazı da bir armağan olarak karşılayabilir mi?
Nemeth'in çalışması, gerçek muhalefetin şeytanın avukatından daha etkili olduğunu gösterdi. Ama bir grupta gerçek bir karşıt yoksa, grup ne yapmalıdır? Şeytanın avukatı, gerçek bir karşıtın yokluğunda hiç işe yaramaz mı, yoksa hiç yoktan iyi midir?
Bir anlaşmazlık sözleşmesi, grubun üyelerinin anlaşmazlıklarını bir kurala bağlar. Ama bu kural, zamanla anlaşmazlıkları bir ritüele dönüştürüp onların gerçekliğini azaltabilir mi? Bir grubun ortak kabulleri, anlaşmazlıkların kendiliğindenliğini ne ölçüde korur?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışGüvenliği uyumla karıştırmak.
Bir grupta herkesin birbirine katılması ya da itirazların hep yumuşak bir dille söylenmesi, güvenli bir ortamın değil, anlaşmazlıkların bastırıldığı bir ortamın işareti olabilir. Güvenli bir ortamda keskin itirazlar dile getirilebilir.
Yaygın yanlışAnlaşmazlığın sonuçlarını belirsiz bırakmak.
Bir grup, anlaşmazlıkların nasıl karşılanacağını açıkça konuşmazsa, her üye bunu kendi deneyimine göre tahmin eder ve en kötüsünü varsayan üyeler susar. Anlaşmazlıkların nasıl karşılanacağı açıkça belirlenir.
Yaygın yanlışBir itiraza hemen bir karşı itirazla cevap vermek.
Bir itirazı hemen çürütmeye çalışmak, karşı çıkan kişiye itirazının bir saldırı gibi karşılandığını gösterir. İtiraza, cevaptan önce, onun hangi noktaya dokunduğu söylenerek karşılık verilir.
Yaygın yanlışŞeytanın avukatını gerçek karşıtın yerine koymak.
Rol gereği yapılan itirazlar, grup tarafından daha az ciddiye alınır. Bir grup, yapay itirazlar üretmekten çok, gerçek anlaşmazlıkların dile getirilebildiği bir ortam kurmaya çalışır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir grupta bir katılımcı bir itiraz getirmekten çoğu zaman itirazın kendisinden değil, onun sonuçlarından çekinir; güvenli anlaşmazlık, anlaşmazlıkları yumuşatarak değil, sonuçlarını öngörülebilir kılarak kurulur.
Montaigne'in sohbet sanatı üzerine denemesi bir itirazın bir tehdit değil bir armağan olarak karşılanabildiğini, Edmondson'ın psikolojik güvenlik çalışması bir grubun anlaşmazlıklardan öğrenebilmesinin anlaşmazlık getirmenin cezasız olmasına bağlı olduğunu, Nemeth ve arkadaşlarının çalışması ise gerçek muhalefetin rol gereği yapılan itirazdan daha verimli olduğunu gösterdi.
Güvenli anlaşmazlık dört adımla kurulur: anlaşmazlıkların nasıl karşılanacağını açıkça konuşmak, itirazlara teşekkürle cevap vermek, anlaşmazlıklardan sonra kısa onarımlar yapmak ve anlaşmazlıkları bir kazanım olarak kaydetmek.
Güvenli ortamın anlaşmazlıkları yumuşattığı, anlaşmazlığın riskinin ortadan kaldırılamayacağı ve güvenliğin bireyin cesaret meselesi olduğu itirazları, güvenliğin keskinliğin koşulu olduğunu, riskin ortadan kaldırılmasının değil azaltılmasının amaçlandığını ve bir grubun kurduğu ortamın cesaretin ne kadar gerekli olduğunu belirlediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir grupta güvenli anlaşmazlık kurmak, kimseyi kırmamak için susmak değil, herkesin kırılmadan konuşabileceği bir zemin kurmaktır.
Sonraki derse köprü
Okuma grubu, anlaşmazlık sözleşmesinden sonra birbirine rahatça karşı çıkabilen bir grup hâline geldi. Ama Ece'nin önünde yeni bir sınav var: seminerin hocası, ondan dönem sonunda yazısını bir jüri önünde sözlü olarak savunmasını istiyor. Jüride üç öğretim üyesi olacak ve Ece'nin tezini iki dakikada özetlemesi, ardından jürinin sorularına cevap vermesi gerekecek. Ece, okuma grubunda tezini onlarca kez tartışmış, ama onu hiç iki dakikada, kesintisiz ve bir jüri önünde anlatmamış.
Bir felsefi görüşü bir yazıda savunmak ile onu sözlü olarak savunmak farklı becerilerdir. Yazıda yazar, tezini istediği kadar uzun bir girişle kurabilir ve okurun geri dönüp okuyabileceğine güvenebilir. Sözlü bir savunmada ise dinleyici geri dönemez: tez, ilk birkaç cümlede açıkça kurulmalı ve dinleyicinin aklında kalmalıdır.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Tezi kısaca kurma dersi, bir sözlü savunmada bir felsefi tezi birkaç cümlede nasıl kuracağımızı, bu kısa kuruluşun tezin inceliklerini nasıl koruyabileceğini ve dinleyicinin aklında kalacak bir tez cümlesinin nasıl yazılacağını soruyor.