İçeriğe geç

P01-D06-M02-01·Tartışma etiği

Dinleme

temel3.091 kelime≈ 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefi tartışmada iyi dinlemek, karşıdakinin sözlerini kendi cevabımızın malzemesi olarak değil, onun ne söylediğini ve neden söylediğini anlamak için izlemektir; cevap için dinleyen kişi, karşıdakinin söylemediği bir şeye itiraz edebilir.

Plutarkhos'un denemesi iyi dinlemenin dinleyicinin kendi tepkilerini de izlediği etkin bir dikkat olduğunu, Zenon'un iki kulak sözü dinlemenin felsefi eğitimin başlangıcı sayıldığını, Gadamer'in sahici konuşması ise iyi dinlemenin karşıdakinin görüşünün ağırlığını tartmaya ve kendi görüşünün değişebileceğine açık olmaya dayandığını gösterdi.

İyi dinleme dört adımla yapılır: dinlerken cevabı hazırlamayı fark edip bırakmak, karşıdakinin söylediğini onun kabul edeceği biçimde geri söylemek, onun görüşünde doğru olabilecek bir şey aramak ve ancak bundan sonra kendi katkısını yapmak.

Dinlemenin tartışmayı yavaşlattığı, bazı görüşlerin dinlenmeye değmediği ve anlamak için dinlemenin kapılmaya yol açtığı itirazları, yavaşlığın gereksiz itirazları ortadan kaldırdığını, bir görüşü reddetmek için önce onu anlamak gerektiğini ve iyi dinlemenin anlamakla bitmeyip tartmayı ve kendi katkısını yapmayı içerdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir tartışmada dinlemek, sessizce sıra beklemek değil, karşıdakinin gerçekten ne söylediğini ona geri söyleyebilecek kadar anlamaktır.

Açılış sahnesi

Okuma grubunun bir toplantısında Barış, bakış açısının geçmişle biçimlenmesi sorusu üzerine uzun bir açıklama yapıyor. Yoksulluk içinde büyüyen bir kişinin bazı seçenekleri hiç göremeyebileceğini, bu yüzden onun kararlarının nedenlere duyarlı olsa bile sınırlı bir neden kümesine duyarlı olduğunu söylüyor. Barış konuşmasını bitirir bitirmez Tolga söz alıyor: "Ama o zaman kimse sorumlu olmaz, çünkü herkesin bakış açısı geçmişiyle biçimlenmiştir." Barış bir an duraksıyor ve Tolga'ya kendisinin bunu söylemediğini hatırlatıyor: o, sorumluluğun kalktığını değil, derecesinin değiştiğini söylemişti.

Mert, Tolga'ya bir soru soruyor: Barış konuşurken ne düşünüyordun? Tolga dürüstçe cevap veriyor: Barış'ın ilk cümlesini duyar duymaz bir itiraz aklına gelmiş ve Barış'ın geri kalan konuşmasını bu itirazı nasıl söyleyeceğini düşünerek geçirmiş. Barış'ın "derecesi değişir" dediği cümleyi hiç duymamış. Mert, Tolga'dan Barış'ın ne söylediğini, itirazına geçmeden önce, Barış'ın kabul edeceği biçimde yeniden söylemesini istiyor. Tolga ilk denemesinde başaramıyor; Barış iki kez düzeltiyor. Üçüncü denemede Barış, "evet, bunu söyledim" diyor. Tolga, bu kez itirazının Barış'ın gerçekte söylediğine hiç yönelmediğini fark ediyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Diyalog ve Tartışma kursunda, bir felsefi tartışmada karşımızdakini gerçekten dinlemenin ne demek olduğunu, cevap vermek için dinlemek ile anlamak için dinlemek arasındaki farkı ve iyi bir dinlemenin bir tartışmayı nasıl değiştirdiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu yeni modülün yerini kuralım. Bu kursun ilk modülü, Sokratik diyaloğun adımlarını izledi ve bir diyaloğun bir yarışmadan bir ortak araştırmaya nasıl dönüşebileceğini gösterdi. Bu ikinci modül, Tartışma etiği, bu dönüşümün koşullarına bakıyor: bir tartışmanın adil ve verimli olması için katılımcıların birbirine karşı nasıl davranması gerekir? Modülün ilk dersi, bütün öteki koşulların temelinde duran bir beceriye, dinlemeye ayrılıyor. Eleştirel Düşünme kursunda tanıksal adaletsizliği, yani dinleyicinin önyargısı yüzünden konuşanın sözüne gereken güvenin verilmemesini gördük; bu ders, dinlemenin bir güven meselesinden önce bir dikkat meselesi olduğunu soruyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Plutarkhos, Dinlemek Üzerine adlı denemesinde, bir gencin bir konuşmayı nasıl dinlemesi gerektiğini anlatır ve iyi dinlemenin iyi yaşamanın başlangıcı olduğunu söyler. Diogenes Laertios, Stoacılığın kurucusu Kitionlu Zenon'un çok konuşan bir gence söylediği bir sözü aktarır: iki kulağımız ve bir ağzımız vardır. Hans-Georg Gadamer ise sahici bir konuşmayı, katılımcıların karşıdakini yenmeye değil, onun görüşünün ağırlığını gerçekten tartmaya çalıştığı bir konuşma olarak tarif eder.

Ardından üç itirazı tartacağız: dinlemenin bir tartışmayı yavaşlattığı, bazı görüşlerin dinlenmeye değmediği ve anlamak için dinlemenin karşıdakinin görüşüne kapılmaya yol açabileceği itirazları.

Sonda, bir tartışmada iyi dinlemenin dört adımını göstereceğiz: dinlerken kendi cevabını hazırlamayı fark edip bırakmak, karşıdakinin söylediğini onun kabul edeceği biçimde geri söylemek, karşıdakinin görüşünde doğru olabilecek bir şey aramak ve ancak bundan sonra kendi katkısını yapmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefi tartışmada karşımızdakini gerçekten dinlemek ne demektir, cevap vermek için dinlemek ile anlamak için dinlemek arasındaki fark nedir ve iyi bir dinleme bir tartışmayı nasıl değiştirir?

Ölçülü iddiam şu: bir felsefi tartışmada iyi dinlemek, karşıdakinin sözlerini onun kendi cevabımıza malzeme olarak değil, onun gerçekte ne söylediğini ve neden söylediğini anlamak için izlemektir, ve bu dinleme, dinleyicinin karşıdakinin söylediğini onun kabul edeceği biçimde geri söyleyebilmesiyle sınanır, çünkü cevap vermek için dinleyen bir kişi, Tolga'nın Barış'a verdiği cevapta olduğu gibi, karşıdakinin söylemediği bir şeye itiraz eder ve bir tartışma, katılımcıların birbirinin söylemediği şeylere cevap verdiği bir konuşma olduğunda, hiçbir soruyu ilerletmez.

Sıfır noktası

Bir tartışmada, karşıdakinin konuşması bitmeden kendi cevabımızı hazırlamaya başlamak çok doğaldır. Karşıdaki bir cümle söyler, aklımıza bir itiraz gelir ve o andan sonra dikkatimizin bir kısmı bu itirazı nasıl söyleyeceğimize kayar. Karşıdakinin geri kalan cümlelerini duyarız, ama onları itirazımızı destekleyen ya da zayıflatan şeyler olarak süzeriz. Tolga, Barış'ın ilk cümlesini duyduğunda bir itiraz bulmuş ve Barış'ın "derecesi değişir" dediği kritik cümleyi, itirazına uymadığı için duymamıştı.

Bu, cevap için dinlemektir. Cevap için dinleyen kişi, karşıdakinin sözlerini kendi cevabının malzemesi olarak kullanır. Anlamak için dinleyen kişi ise karşıdakinin sözlerini, onun ne demek istediğini ve bunu neden söylediğini kavramak için izler; kendi cevabını, karşıdakinin söylediğini anladıktan sonra kurar. İki dinleme arasındaki fark, dışarıdan bakıldığında görünmez: iki dinleyici de sessiz oturur, iki dinleyici de başını sallar. Fark, dinleyicinin sonra ne söylediğinde ortaya çıkar.

Bu yüzden iyi dinlemenin sınaması, dinleyicinin karşıdakinin söylediğini geri söyleyebilmesidir. Geri söyleme, yalnızca sözcükleri tekrar etmek değil, karşıdakinin kabul edeceği biçimde, onun ne demek istediğini ve neden söylediğini aktarmaktır. Tolga'nın iki başarısız denemesi, onun Barış'ı duyduğunu ama anlamadığını gösterdi.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefi tartışmada dinlemenin yeri konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, verimlilik görüşüdür. Buna göre bir tartışmada dinleme, karşıdakinin argümanının zayıf noktalarını bulmanın bir aracıdır. İyi bir tartışmacı, karşıdakini dikkatle dinler, çünkü onun argümanındaki boşlukları ancak dikkatli bir dinlemeyle bulabilir. Dinleme, bir itirazın hazırlığıdır.

İkinci görüş, anlama görüşüdür. Buna göre bir tartışmada dinlemenin amacı, karşıdakinin görüşünü onun kendi bakış açısından anlamaktır. Dinleyici, bir süre kendi görüşünü ve itirazlarını bir kenara bırakır ve karşıdakinin dünyasına girmeye çalışır. İtiraz, ancak bu anlama tamamlandıktan sonra gelebilir.

Üçüncü görüş, tartma görüşüdür. Buna göre bir tartışmada iyi dinlemek, karşıdakinin görüşünü hem anlamayı hem de onun ağırlığını tartmayı gerektirir: dinleyici, karşıdakinin söylediğinde doğru olabilecek bir şey arar ve kendi görüşünün bu doğru payla nasıl değişebileceğini sorar. Dinleme ne yalnızca bir itirazın hazırlığıdır ne de yalnızca bir empati alıştırmasıdır; kendi görüşünü karşıdakinin görüşüyle sınamaya açık olmaktır.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, dikkatli dinlemenin karşıdakinin argümanındaki boşlukları gösterebileceğini doğru görür, ama Tolga'nın örneğinde olduğu gibi, bir itirazın hazırlığı olarak dinlemenin karşıdakinin söylemediği boşlukları bulmaya yol açabileceğini göz ardı eder. İkinci görüş, karşıdakini kendi bakış açısından anlamanın değerini doğru görür, ama bu anlamanın dinleyicinin kendi görüşünü sınamasına dönüşmediği durumda, dinlemenin tartışmaya bir şey katmadığını hesaba katmaz.

Argümanın yapısı

Bir tartışmada iyi dinlemek için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, dinlerken kendi cevabını hazırlamayı fark edip bırakmaktır. Dinleyici, karşıdakinin konuşması sırasında aklına bir itiraz geldiğini fark ettiğinde, bu itirazı bir kâğıda kısaca not eder ve dikkatini yeniden karşıdakinin sözlerine verir. Not almak, itirazı unutma korkusunu giderir ve dinleyicinin itirazını zihninde tekrar etmek yerine karşıdakini dinlemeye devam etmesini sağlar.

İkinci adım, karşıdakinin söylediğini onun kabul edeceği biçimde geri söylemektir. Dinleyici, kendi katkısına geçmeden önce, karşıdakinin söylediğini kısaca yeniden söyler ve ona bunun doğru olup olmadığını sorar. Karşıdaki düzeltirse, dinleyici düzeltmeyi içeren yeni bir geri söyleme yapar. Bu, karşıdakinin anlaşıldığını hissetmesini sağlar ve dinleyicinin karşıdakinin söylemediği bir şeye cevap vermesini önler.

Üçüncü adım, karşıdakinin görüşünde doğru olabilecek bir şey aramaktır. Dinleyici, karşıdakinin görüşünü doğru anladıktan sonra, bu görüşün hangi noktasının doğru olabileceğini sorar. Bu, karşıdakinin görüşünü kabul etmek değil, onun ağırlığını tartmaktır: bu görüşte, benim görüşümü değiştirebilecek ya da zenginleştirebilecek bir şey var mı?

Dördüncü adım, ancak bundan sonra kendi katkısını yapmaktır. Dinleyici, karşıdakinin görüşünü geri söyledikten ve onda doğru olabilecek bir şey aradıktan sonra, kendi itirazını ya da katkısını yapar. Bu katkı, artık karşıdakinin gerçekte söylediğine yönelir ve çoğu zaman, dinleyicinin ilk itirazından daha keskin ya da farklıdır.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Dinlemeyi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefi tartışmada iyi dinlemek, karşıdakinin sözlerini kendi cevabımızın malzemesi olarak değil, onun ne söylediğini ve neden söylediğini anlamak için izlemektir. Bu dinleme, karşıdakinin söylediğini onun kabul edeceği biçimde geri söyleyebilmekle sınanır, karşıdakinin görüşünde doğru olabilecek bir şeyi arar ve ancak bundan sonra kendi katkısını yapar. Böyle bir dinleme, bir tartışmanın katılımcılarının birbirinin söylemediği şeylere değil, gerçekten söylediklerine cevap vermesini sağlar.

Açık kalan sorular

Bir kişi, karşıdakinin söylediğini onun kabul edeceği biçimde geri söyleyebilirse, onu gerçekten anlamış mıdır? Geri söyleme bir anlamanın kanıtı mıdır, yoksa yalnızca iyi bir özetin mi?

Gadamer'e göre sahici bir konuşmada konu konuşmayı yönetir. Ama katılımcıların farklı soruları ve farklı ilgileri varsa, konunun kendisi ne demektir? Bir konuşmanın konusu, katılımcılardan önce mi vardır, yoksa konuşmanın içinde mi kurulur?

Zenon'un iki kulak ve bir ağız sözü, dinlemenin konuşmadan daha değerli olduğunu mu söyler? Bir tartışmada hiç konuşmayan ama iyi dinleyen biri, tartışmaya katkıda bulunmuş sayılır mı?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışDinlerken kendi cevabını hazırlamak.
Doğrusu

Bir itiraz aklına geldiği anda karşıdakinin geri kalan sözlerini o itiraz açısından süzmek, onun kritik cümlelerini kaçırmaya yol açar. İtiraz kısaca not edilir ve dikkat karşıdakine geri verilir.

Yaygın yanlışGeri söylemeyi atlamak.
Doğrusu

Karşıdakinin söylediğini geri söylemeden kendi katkısına geçen kişi, onun söylemediği bir şeye cevap verebilir. Önce geri söylenir, onay beklenir, sonra katkı yapılır.

Yaygın yanlışGeri söylemeyi kendi itirazına göre biçimlendirmek.
Doğrusu

Karşıdakinin söylediğini, kendi itirazının kolayca çürüteceği bir biçimde geri söylemek, bir geri söyleme değil bir çarpıtmadır. Geri söyleme, karşıdakinin onaylayacağı biçimde yapılır.

Yaygın yanlışSıkılmayı dinlememenin gerekçesi saymak.
Doğrusu

Bir konuşma ilgisiz ya da uzun göründüğünde dinlemeyi bırakmak, konuşmanın kritik bir bağlantısını kaçırmaya yol açabilir. Sıkılma bir iç tepki olarak fark edilir ve nedeni sorulur.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefi tartışmada iyi dinlemek, karşıdakinin sözlerini kendi cevabımızın malzemesi olarak değil, onun ne söylediğini ve neden söylediğini anlamak için izlemektir; cevap için dinleyen kişi, karşıdakinin söylemediği bir şeye itiraz edebilir.

Plutarkhos'un denemesi iyi dinlemenin dinleyicinin kendi tepkilerini de izlediği etkin bir dikkat olduğunu, Zenon'un iki kulak sözü dinlemenin felsefi eğitimin başlangıcı sayıldığını, Gadamer'in sahici konuşması ise iyi dinlemenin karşıdakinin görüşünün ağırlığını tartmaya ve kendi görüşünün değişebileceğine açık olmaya dayandığını gösterdi.

İyi dinleme dört adımla yapılır: dinlerken cevabı hazırlamayı fark edip bırakmak, karşıdakinin söylediğini onun kabul edeceği biçimde geri söylemek, onun görüşünde doğru olabilecek bir şey aramak ve ancak bundan sonra kendi katkısını yapmak.

Dinlemenin tartışmayı yavaşlattığı, bazı görüşlerin dinlenmeye değmediği ve anlamak için dinlemenin kapılmaya yol açtığı itirazları, yavaşlığın gereksiz itirazları ortadan kaldırdığını, bir görüşü reddetmek için önce onu anlamak gerektiğini ve iyi dinlemenin anlamakla bitmeyip tartmayı ve kendi katkısını yapmayı içerdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir tartışmada dinlemek, sessizce sıra beklemek değil, karşıdakinin gerçekten ne söylediğini ona geri söyleyebilecek kadar anlamaktır.

Sonraki derse köprü

Tolga, Barış'ın görüşünü üç denemede geri söyleyebildi. Ama okuma grubunun bir sonraki toplantısında başka bir sorun çıkıyor: Ece, grubun dışında, bir seminerde sunduğu yazısında Widerker'in görüşünü anlatırken, Widerker'in orada olmadığını ve kendi görüşünün nasıl aktarıldığını düzeltemeyeceğini fark ediyor. Karşıdaki yüzümüzde olduğunda, onun onayını bekleyebiliriz; ama bir tartışmada çoğu zaman orada olmayan birinin görüşünü, bir yazarın, bir geleneğin ya da bir karşı grubun görüşünü aktarırız.

Orada olmayan birinin görüşünü aktarmak, dinlemenin bir uzantısıdır, ama ondan daha zordur: karşıdaki bizi düzeltemez. Bu durumda, aktardığımız görüşün adil olup olmadığını, yani onun savunucusunun onu kendi görüşü olarak tanıyıp tanımayacağını, kendimiz sınamak zorundayız. Felsefi Yazma kursunda bir yazıda karşı görüşü güçlü sunmanın yollarını gördük; şimdi aynı soruyu bir sözlü tartışmanın içinde, anında soruyoruz.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Adil temsil dersi, bir felsefi tartışmada orada olmayan birinin ya da karşıdakinin görüşünü nasıl adil biçimde aktaracağımızı, bir aktarımın adil olup olmadığını nasıl sınayacağımızı ve adil olmayan bir aktarımın bir tartışmaya ne yaptığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.