Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefi diyalog, katılımcıların dikkati kimin haklı olduğundan sorunun kendisine kaydığında bir yarışmadan bir ortak araştırmaya dönüşür ve bu kayma, grubun farklı bilgileri birbirine bağlayarak tek başına hiçbir üyenin göremeyeceği bir kavrayışa varmasını mümkün kılar.
Protagoras'taki Homeros dizesi Sokratik diyaloğun birlikte bir yolda yürüyen iki kişinin araştırması olarak düşünüldüğünü, Lipman'ın araştırma topluluğu bu araştırmanın dinleme, üzerine kurma ve gerekçe isteme alışkanlıklarıyla oluştuğunu, Bohm'un diyalog anlayışı ise görüşleri savunmadan askıda tutmanın bir grubun kendi düşünme alışkanlıklarını görmesini sağladığını gösterdi.
Bir diyalog dört adımla ortak araştırmaya dönüşür: sorunun görünür tutulması, her katkının bir öncekinin üzerine kurulması, rollerin dönüşümlü üstlenilmesi ve grubun vardığı noktanın katkılarıyla birlikte kaydedilmesi.
Ortak araştırmanın itirazları yumuşattığı, her grubun bir yarışmaya dönüştüğü ve ortak araştırmanın yavaş olduğu itirazları, itirazın neyi kabul ettiğini söyledikten sonra daha keskin hâle geldiğini, grupların bu eğiliminin belirli uygulamalarla karşılanabildiğini ve hızın tek ölçüt olmadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir felsefi diyalog, en iyi hâlinde, birinin ötekini yendiği bir oyun değil, birinin ötekinden önce gördüğünü ona gösterdiği ortak bir yürüyüştür.
Açılış sahnesi
Okuma grubu, aporia haritasının altına yazdığı yeni soruyla bir sonraki toplantıya başlıyor: bir kişinin bakış açısı yıllar içinde kendi kararlarıyla biçimlendiyse, onun kararları nedenlere duyarlı mıdır? Bu kez toplantıya iki yeni kişi katılmış: Selin'in bir arkadaşı olan hukuk öğrencisi Barış ve bir tıp öğrencisi. İlk yarım saat kötü geçiyor. Tolga her öneriye hemen bir karşı örnek getiriyor, Barış her karşı örneğe hukuktan bir davayla itiraz ediyor ve ikisi arasında bir yarışma başlıyor. Öteki üyeler susuyor. Ece, konuşmanın soruya değil, Tolga ile Barış'ın kimin haklı olduğuna döndüğünü fark ediyor.
Mert, yarım saatin sonunda konuşmayı durduruyor ve bir öneri getiriyor: herkes bir sonraki katkısına, bir önceki konuşmacının söylediği bir şeyi alarak başlasın. Tolga bir karşı örnek getirecekse, önce Barış'ın davasında neyi kabul ettiğini söylesin. Toplantının ikinci yarısı farklı ilerliyor. Tıp öğrencisi, bağımlılık tedavisinde hastaların kendi bakış açılarını yeniden kurmalarının nasıl bir süreç olduğunu anlatıyor. Barış bunu hukuktaki cezai ehliyet kavramına bağlıyor. Deniz, ikisinin birlikte Hume'un alışkanlık kavramına benzeyen bir şeyi tarif ettiğini fark ediyor. Toplantının sonunda grup, hiçbir üyenin tek başına varamayacağı bir ayrıma varıyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Diyalog ve Tartışma kursunda, bir felsefi diyaloğu bir yarışmadan bir ortak araştırmaya nasıl dönüştüreceğimizi, katılımcıların farklı rolleri nasıl üstlenebileceğini ve bir grubun tek başına hiçbir üyesinin varamayacağı bir kavrayışa nasıl varabileceğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin modüldeki yerini kuralım. Bu modül Sokratik diyaloğun adımlarını izledi: tanım isteme, karşı örnek, çelişki ve aporia. Bu adımların hepsi, yanlış kullanıldığında bir yarışmanın araçlarına dönüşebilir: tanım isteği karşıdakini sıkıştırmanın, karşı örnek onu yenmenin, çelişki onu utandırmanın bir yolu olabilir. Bu modülün son dersi, aynı adımların bir ortak araştırmanın parçası olarak nasıl kullanılabileceğini soruyor. Eleştirel Düşünme kursunda epistemik sürtünmeyi ve farklı bakış açılarının birbirine karşı ölçülmesinin değerini gördük; bu ders, bu değerin bir diyalogda nasıl gerçekleştiğine bakıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Protagoras diyaloğunda Sokrates, uzun konuşmalar yerine birlikte araştırmayı önerirken Homeros'tan bir dize anar: iki kişi birlikte yürüdüğünde, biri ötekinden önce görür. Matthew Lipman, sınıfta felsefe yapmak üzerine çalışmalarında, bir grubun birbirinin fikirleri üzerine kurduğu ve akıl yürütmeyi birlikte sınadığı bir araştırma topluluğunu tarif eder. Fizikçi David Bohm ise diyalog üzerine yazılarında, katılımcıların kendi varsayımlarını savunmak yerine onları askıda tutup birlikte gözlemledikleri bir konuşma biçimini anlatır.
Ardından üç itirazı tartacağız: ortak araştırmanın karşı görüşlerin keskinliğini yumuşattığı, her grubun bir yarışmaya dönüşme eğilimi taşıdığı ve ortak araştırmanın bir kişinin tek başına yapabileceği düşünmeden daha yavaş olduğu itirazları.
Sonda, bir diyaloğu ortak araştırmaya dönüştürmenin dört adımını göstereceğiz: diyaloğun sorusunu herkesin görebileceği bir yere yazmak, her katkıyı bir önceki katkıdan bir şey alarak başlatmak, katılımcıların farklı rolleri dönüşümlü üstlenmesini sağlamak ve diyaloğun sonunda grubun birlikte neye vardığını ve bu varışa kimin neyi kattığını kaydetmek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefi diyaloğu, katılımcıların birbirini yenmeye çalıştığı bir yarışmadan, birlikte bir soruyu araştırdığı bir ortak araştırmaya nasıl dönüştürürüz ve bir grubun, tek başına hiçbir üyesinin varamayacağı bir kavrayışa varması ne koşullarda mümkün olur?
Ölçülü iddiam şu: bir diyalog, katılımcıların dikkati kimin haklı olduğundan sorunun kendisine kaydığında bir ortak araştırmaya dönüşür, ve bu kayma kendiliğinden olmaz: sorunun görünür tutulmasını, her katkının bir öncekinin üzerine kurulmasını, katılımcıların öneri getirme, sınama ve bağlama gibi farklı rolleri dönüşümlü üstlenmesini ve kendi varsayımlarını savunmak yerine bir süre askıda tutmalarını gerektirir, ve bu koşullar sağlandığında grup, farklı bilgi ve bakış açılarını birbirine bağlayarak tek başına hiçbir üyenin göremeyeceği bir ayrımı görebilir, çünkü Homeros'un dediği gibi, iki kişi birlikte yürüdüğünde biri ötekinden önce görür.
Sıfır noktası
Bir felsefi diyalog, çoğu zaman bir yarışmaya dönüşme eğilimi taşır. Bir kişi bir görüş öne sürer, öteki ona karşı çıkar ve ikisi de haklı çıkmak ister. Bu eğilim bir kötü niyetten gelmez: bir görüşü savunmak, onu sınamanın doğal bir yoludur ve bir karşı görüşe direnmek, onun gücünü ölçmenin bir biçimidir. Ama yarışma, bir noktadan sonra sorunun yerine geçer. Tolga ile Barış'ın ilk yarım saati, sorunun değil, ikisinin arasındaki bir güç ölçüşmesinin konuşmasıydı.
Bir yarışmada her katılımcı kendi görüşünü korumaya odaklanır ve ötekinin söylediğini, onu nasıl çürüteceği açısından dinler. Bu, yarışmanın en büyük kaybıdır: ötekinin söylediğindeki doğru payı, onu kendi görüşüne bağlama fırsatı kaybolur. Ortak araştırmada ise katılımcı ötekinin söylediğini, onun soruya ne kattığı açısından dinler. Barış'ın hukuk davası, ilk yarım saatte Tolga'nın çürütmesi gereken bir itirazdı; ikinci yarım saatte tıp öğrencisinin anlattığı süreçle birleşen bir parçaya dönüştü.
Bu kayma, bir grubun farklı bilgi ve bakış açılarını birleştirmesini mümkün kılar. Okuma grubunun her üyesi farklı bir alandan geliyordu: felsefe, hukuk, tıp. Tek başına hiçbiri, bağımlılık tedavisindeki bakış açısı yeniden kurulumunu, cezai ehliyeti ve Hume'un alışkanlığını birbirine bağlayamazdı. Ortak araştırma, bu bağlantıyı mümkün kılan şeydir.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir felsefi diyaloğun nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, çekişme görüşüdür. Buna göre bir felsefi diyalog en iyi, iki tarafın görüşlerini sonuna kadar savunduğu bir çekişmeyle ilerler. Bir görüş, ancak ona karşı en güçlü itirazlar yöneltildiğinde gerçekten sınanır ve her tarafın kendi görüşünü savunması, bu sınamanın en güvenilir yoludur. Hukuktaki karşılıklı savunma bu görüşün bir örneğidir.
İkinci görüş, uzlaşma görüşüdür. Buna göre bir felsefi diyaloğun amacı, katılımcıların ortak bir görüşe varmasıdır. Çekişme, katılımcıları birbirinden uzaklaştırır; diyalog, farklılıkların yumuşatıldığı ve herkesin kabul edebileceği bir noktanın arandığı bir süreç olmalıdır.
Üçüncü görüş, ortak araştırma görüşüdür. Buna göre bir felsefi diyalog, katılımcıların bir soruyu birlikte araştırdığı bir süreçtir; ama bu araştırma, keskin itirazları ve anlaşmazlıkları dışlamaz. Katılımcılar birbirine karşı çıkabilir ve çıkmalıdır, ama bu karşı çıkış kimin haklı olduğunu değil, sorunun cevabını hedefler. Uzlaşma bir amaç değildir; bir diyalog bir anlaşmazlıkla da bitebilir, yeter ki anlaşmazlığın yeri birlikte bulunmuş olsun.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, keskin itirazların değerini doğru görür, ama çekişmenin kolayca bir güç ölçüşmesine dönüşebileceğini ve ötekinin söylediğindeki doğru payı kaçırabileceğini göz ardı eder. İkinci görüş, katılımcıların birbirinden uzaklaşmasının tehlikesini doğru görür, ama uzlaşmayı amaç yaptığında gerçek anlaşmazlıkların üstünü örtebileceğini hesaba katmaz.
Argümanın yapısı
Bir diyaloğu ortak araştırmaya dönüştürmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, diyaloğun sorusunu herkesin görebileceği bir yere yazmaktır. Bir tahta, bir kâğıt ya da ekranın bir köşesi: sorunun kendisi, konuşma boyunca görünür durur. Bu, konuşmanın sorudan kişilere kaymasını önler. Bir katılımcı bir katkı yaptığında, öteki katılımcılar bu katkının soruya ne kattığını sorabilir.
İkinci adım, her katkıyı bir önceki katkıdan bir şey alarak başlatmaktır. Bir katılımcı konuşmaya başlamadan önce, bir önceki konuşmacının söylediği bir şeyi anar: kabul ettiği bir noktayı, sorduğu bir soruyu ya da üzerine kurduğu bir düşünceyi. Bu, katkıları birbirine bağlar ve bir katkı zinciri kurar. İtiraz eden kişi de önce neyi kabul ettiğini söyler.
Üçüncü adım, katılımcıların farklı rolleri dönüşümlü üstlenmesini sağlamaktır. Bir ortak araştırmada birkaç farklı rol vardır: bir öneri getirmek, bir öneriyi bir karşı örnekle sınamak, iki öneri arasındaki bağı görmek, konuşmanın nereye geldiğini özetlemek. Bir diyalog bir yarışmaya dönüştüğünde, katılımcılar çoğu zaman tek bir role, genellikle sınamaya takılır. Rolleri dönüşümlü üstlenmek, her katılımcının diyaloğa farklı biçimlerde katkıda bulunmasını sağlar.
Dördüncü adım, diyaloğun sonunda grubun birlikte neye vardığını ve bu varışa kimin neyi kattığını kaydetmektir. Aporia dersindeki aporia haritası gibi, bir ortak araştırmanın sonunda da grubun vardığı nokta yazılır. Ama bu kez bir sütun daha eklenir: bu adım kimin katkısıyla atıldı? Bu kayıt, grubun kavrayışının hiçbir üyenin tek başına varamayacağı bir yer olduğunu görünür kılar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Ortak araştırmayı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefi diyalog, katılımcıların dikkati kimin haklı olduğundan sorunun kendisine kaydığında bir ortak araştırmaya dönüşür. Bu kayma, sorunun görünür tutulmasıyla, katkıların birbirine bağlanmasıyla, rollerin dönüşümlü üstlenilmesiyle ve görüşlerin bir süre askıda tutulmasıyla sağlanır. Bu koşullar sağlandığında, grup farklı bilgileri ve bakış açılarını birbirine bağlayarak, tek başına hiçbir üyenin göremeyeceği bir kavrayışa varabilir.
Açık kalan sorular
Bir ortak araştırmanın vardığı bir kavrayış, grubun bir üyesine ait midir, yoksa grubun kendisine mi? Bir grubun bilgisinden, bireylerin bilgisinden ayrı olarak söz edilebilir mi?
Bohm'un askıda tutması, gerçekten mümkün müdür? Bir kişi, derinden inandığı bir görüşü, ona sarılmadan ve onu bırakmadan, gerçekten askıda tutabilir mi, yoksa bu yalnızca bir savunmanın daha kibar bir biçimi midir?
Sokrates, Protagoras'a amacının onu yenmek olmadığını söyledi; ama diyaloğun sonunda Protagoras ve Sokrates, başladıkları görüşlerin tersine varmış görünürler. Bir ortak araştırma, katılımcıları kendi görüşlerinin tersine götürebilir mi, ve bu bir kazanım mıdır, yoksa bir kafa karışıklığı mı?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışSorunun görünmez kalması.
Diyaloğun sorusu yazılmadığında, konuşma kolayca sorudan kişilere kayar. Soru, herkesin görebileceği bir yere yazılır ve her katkı ona göre sorulur.
Yaygın yanlışHer katkıyı "ama" ile başlatmak.
Bir önceki katkıdan hiçbir şey almadan ona hemen karşı çıkmak, katkıları birbirinden koparır ve bir yarışma başlatır. Her katkı, bir önceki katkıdan bir şey alarak başlar.
Yaygın yanlışTek bir role takılmak.
Bir katılımcının yalnızca sınayan rolünü üstlenmesi, onun öneri getirmenin ve bağlantı kurmanın zorluğunu hiç görmemesine yol açar. Roller dönüşümlü üstlenilir.
Yaygın yanlışSessiz üyeleri görmezden gelmek.
Bir grubun bazı üyeleri, bilgilerinin değersiz olduğunu düşündükleri için susabilir. Farklı alanlardan gelen bilgiler, bir ortak araştırmanın en değerli malzemesidir; sessiz üyelere doğrudan soru sorulur.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefi diyalog, katılımcıların dikkati kimin haklı olduğundan sorunun kendisine kaydığında bir yarışmadan bir ortak araştırmaya dönüşür ve bu kayma, grubun farklı bilgileri birbirine bağlayarak tek başına hiçbir üyenin göremeyeceği bir kavrayışa varmasını mümkün kılar.
Protagoras'taki Homeros dizesi Sokratik diyaloğun birlikte bir yolda yürüyen iki kişinin araştırması olarak düşünüldüğünü, Lipman'ın araştırma topluluğu bu araştırmanın dinleme, üzerine kurma ve gerekçe isteme alışkanlıklarıyla oluştuğunu, Bohm'un diyalog anlayışı ise görüşleri savunmadan askıda tutmanın bir grubun kendi düşünme alışkanlıklarını görmesini sağladığını gösterdi.
Bir diyalog dört adımla ortak araştırmaya dönüşür: sorunun görünür tutulması, her katkının bir öncekinin üzerine kurulması, rollerin dönüşümlü üstlenilmesi ve grubun vardığı noktanın katkılarıyla birlikte kaydedilmesi.
Ortak araştırmanın itirazları yumuşattığı, her grubun bir yarışmaya dönüştüğü ve ortak araştırmanın yavaş olduğu itirazları, itirazın neyi kabul ettiğini söyledikten sonra daha keskin hâle geldiğini, grupların bu eğiliminin belirli uygulamalarla karşılanabildiğini ve hızın tek ölçüt olmadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir felsefi diyalog, en iyi hâlinde, birinin ötekini yendiği bir oyun değil, birinin ötekinden önce gördüğünü ona gösterdiği ortak bir yürüyüştür.
Sonraki derse köprü
Okuma grubunun ikinci yarım saati, Mert'in tek bir kuralıyla başlamıştı: herkes bir sonraki katkısına, bir önceki konuşmacının söylediği bir şeyi alarak başlasın. Bu kural, basit göründüğü hâlde, grubun bütün konuşmasını değiştirdi. Ama Ece, kuralın neden bu kadar etkili olduğunu düşünürken bir şey fark ediyor: bir önceki konuşmacının söylediğini anabilmek için, onu dinlemiş olmak gerekiyordu. İlk yarım saatte Tolga ve Barış birbirini dinlemiyordu; yalnızca birbirinin bir sonraki cümlesini bekliyordu.
Bir ortak araştırmanın ve daha genel olarak her felsefi tartışmanın temelinde, konuşmadan önce gelen bir beceri yatar: dinlemek. Dinlemek, yalnızca karşıdakinin sözlerini duymak değil, onun ne demek istediğini anlamaya çalışmak, onu kendi cevabımızı hazırlamak için değil, onun görüşünü kavramak için izlemektir. Bu, bir felsefi tartışmanın etiğinin ilk adımıdır.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Dinleme dersi, bir felsefi tartışmada karşımızdakini gerçekten dinlemenin ne demek olduğunu, cevap vermek için dinlemek ile anlamak için dinlemek arasındaki farkı ve iyi bir dinlemenin bir tartışmayı nasıl değiştirdiğini soruyor.