Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir diyalogda karşı örnek, tanımı öneren kişiye kavramının bir sınırını gösteren bir hamledir ve değeri, tanımı ne kadar hızlı düşürdüğünde değil, iki tarafın ondan ne öğrendiğindedir.
Kharmides'in üç tanımı karşı örneğin gösterdiği şey üzerine düşünmeden yeni bir tanıma atlamanın bir ilerleme değil bir tanımlar dizisi ürettiğini, Büyük Hippias'taki güzel genç kız bir örneğin neden bir tanımın yerini tutmadığını, Aristoteles'in huysuzluk kuralı ise karşı örneğin diyalogda iki taraf için de bir yükümlülük getirdiğini gösterdi.
Karşı örnek alışverişi dört adımla yürütülür: karşı örneği bir soru olarak sunmak, önce karşı örneği kabul edip etmediğini söylemek, onarımın kavram hakkında mı yoksa örnek hakkında mı olduğunu sormak ve birkaç turdan sonra karşı örneklerin ortak noktasına bakmak.
Karşı örneğin bir saldırı olarak algılandığı, her karşı örneğe hemen onarımın tanımı iyileştirdiği ve karşı örnek oyununun bir tanıma varmadığı itirazları, soru biçiminin bir sınama fırsatı verdiğini, onarımın değerinin kavram hakkında ne söylediğine bağlı olduğunu ve bir tanıma varmayan bir alışverişin de kavramın haritasını çizdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir diyalogda karşı örnek alışverişi, bir tanımı yıkma yarışı değil, iki kişinin bir kavramın sınırlarını birlikte bulduğu bir araştırmadır.
Açılış sahnesi
Seminerde Ece, geriye dönük sorumluluğu şöyle tanımlamıştı: bir kişi, bir eylemden dolayı övgüyü ya da suçlamayı hak ediyorsa, o eylemden sorumludur. Selin hemen bir örnek getiriyor: dört yaşında bir çocuk, oturma odasında top oynarken bir vazoyu kırıyor. Çocuk vazoyu kırdı; ama suçlamayı hak ediyor mu? Ece bir an düşünüyor ve tanımını onarıyor: bir kişi, eyleminin sonuçlarını öngörebilecek yaşta ve durumdaysa ve bir eylemden dolayı övgüyü ya da suçlamayı hak ediyorsa, o eylemden sorumludur.
Selin bu kez başka bir örnek getiriyor: bir yetişkin, çok yorgun olduğu bir gece, farkında olmadan bir arkadaşının vazosunu devirip kırıyor. Yetişkin sonuçları öngörebilecek yaşta, ama o anda dikkati yok. Sorumlu mu? Ece tanımını bir kez daha onarmaya başlıyor, ama seminerin hocası konuşmayı kısa bir süre durduruyor ve iki öğrenciye bir soru soruyor: son iki onarım tanımı daha iyi mi kıldı, yoksa yalnızca Selin'in örneklerini dışarıda bırakmak için mi yapıldı? Ece, ikinci onarımı yaparken sorumluluğun ne olduğunu değil, Selin'in bir sonraki örneğini nasıl engelleyeceğini düşündüğünü fark ediyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Diyalog ve Tartışma kursunda, bir felsefi diyalogda önerilen bir tanımın bir örnekle nasıl sınanacağını, karşı örneğin konuşmada nasıl sunulacağını ve tanımı öneren kişinin bir karşı örneğe nasıl cevap verebileceğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersi karşı örnek üzerine önceki derslerden ayıralım. P00'da karşı örneği bir düşünme aracı olarak inceledik ve hedef öncülü, sahte karşı örneği, canavar dışlamayı ve örneği içeri almayı tanımladık. Felsefi Yazma kursunda bir yazarın kendi yazısında tek başına bir karşı örnek kurmasını, karşı örnek kartını ve yama öngörüsünü gördük. Bu ders, karşı örneğin üçüncü bir biçimine bakıyor: bir diyalogda, iki kişi arasında gidip gelen bir hamle olarak. Yazıda karşı örneği kuran ile ona cevap veren aynı kişiydi; diyalogda ise iki ayrı kişidir ve cevap hemen, konuşmanın içinde gelir.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Kharmides diyaloğunda, genç Kharmides ölçülülüğün ne olduğuna üç ayrı tanım verir ve Sokrates her birine bir örnekle karşılık verir; Kharmides her karşı örnekten sonra yeni bir tanıma geçer. Büyük Hippias'ta Hippias, güzelliğin ne olduğu sorusuna güzel bir genç kızı göstererek cevap verir ve Sokrates bu cevabı bir dizi karşı örnekle sınar. Aristoteles ise Topikler'in son kitabında, soran ile cevap veren arasındaki diyalektik alışverişin kurallarını anlatır ve bir genel önermeyi karşı örnek göstermeden reddeden kişinin huysuzluk ettiğini söyler.
Ardından üç itirazı tartacağız: diyalogda karşı örneğin bir saldırı olarak algılandığı, her karşı örneğe hemen bir onarımla cevap vermenin tanımı iyileştirdiği ve karşı örnek oyununun hiçbir zaman bir tanıma varmadığı itirazları.
Sonda, bir diyalogda karşı örnek alışverişini yürütmenin dört adımını göstereceğiz: karşı örneği bir soru olarak sunmak, tanımı öneren kişinin önce karşı örneği kabul edip etmediğini söylemesi, onarımın sorumluluk kavramı hakkında mı yoksa yalnızca örnek hakkında mı olduğunu sormak ve birkaç turdan sonra karşı örneklerin ortak olarak neyi gösterdiğine bakmak.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefi diyalogda önerilen bir tanımı bir örnekle nasıl sınarız, karşı örneği konuşmada nasıl sunarız ve tanımı öneren kişi bir karşı örneğe, tanımı gerçekten iyileştirecek biçimde nasıl cevap verir?
Ölçülü iddiam şu: bir diyalogda karşı örnek, en iyi bir soru olarak, yani "bu durumda ne dersin?" biçiminde sunulur ve tanımı öneren kişi, onarıma geçmeden önce karşı örneği bir karşı örnek olarak kabul edip etmediğini söyler, ve iyi bir onarım yalnızca örneği dışarıda bırakmakla kalmaz, kavram hakkında yeni bir şey söyler, ve birkaç tur karşı örnek ve onarımdan sonra taraflar, karşı örneklerin ortak olarak neyi gösterdiğine bakar, çünkü her karşı örneğe yalnızca o örneği engelleyen bir onarımla verilen cevap, Ece'nin ikinci onarımında olduğu gibi, tanımı kavramın değil karşıdakinin sorularının haritasına dönüştürür.
Sıfır noktası
Bir diyalogda karşı örnek, yazıdakinden farklı işler. Yazıda yazar, bir tanıma karşı örnek kurarken, tanımın savunucusunun vereceği cevabı öngörmek zorundaydı. Diyalogda ise tanımın savunucusu karşıdadır ve cevabını hemen verir. Bu, karşı örneği hem daha güçlü hem daha kırılgan kılar. Daha güçlüdür, çünkü karşı örnek tanımı öneren kişinin kendi sezgisine doğrudan seslenir: Selin, Ece'nin kendisinin de çocuğun suçlanmaması gerektiğini düşündüğünü bilerek sormuştu. Daha kırılgandır, çünkü tanımı öneren kişi hemen bir onarım bulabilir ve konuşma bir örnek-onarım yarışına dönüşebilir.
Ece ile Selin'in konuşması bu yarışın ilk iki turunu gösteriyordu. Birinci onarım, yani sonuçları öngörebilecek yaşta olma koşulu, sorumluluk hakkında gerçek bir şey söylüyordu: sorumluluğun bir yetkinlik koşulu vardı. Ama ikinci onarım, Ece'nin kendisinin de fark ettiği gibi, sorumluluk hakkında değil, Selin'in bir sonraki sorusu hakkındaydı. Ece yorgun yetişkin örneğini dışarıda bırakmak için bir koşul arıyordu, sorumluluğun ne olduğunu düşünmüyordu.
Bu yüzden diyalogda karşı örneğin değeri, onun tanımı ne kadar hızlı düşürdüğünde değil, iki tarafın ondan ne öğrendiğindedir. Bir karşı örnek, tanımı öneren kişiye kavramının bir sınırını gösterir. Bu sınırı görmeden yapılan bir onarım, sınırı kapatır ama göstermez.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir diyalogda karşı örneğe nasıl cevap verileceği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, hızlı onarım görüşüdür. Buna göre tanımı öneren kişi, her karşı örneğe hemen bir onarımla cevap vermelidir. Karşı örnek tanımın bir eksiğini gösterir ve onarım bu eksiği kapatır; tur tur yapılan onarımlarla tanım giderek kusursuzlaşır.
İkinci görüş, yeni tanım görüşüdür. Buna göre bir karşı örnek tanımı düşürür ve tanımı öneren kişi onu onarmak yerine, Kharmides'in yaptığı gibi, yepyeni bir tanım denemelidir. Onarılmış bir tanım, çoğu zaman kavrama değil karşı örneklere uyarlanmış bir yamalar yığınıdır.
Üçüncü görüş, öğrenen cevap görüşüdür. Buna göre tanımı öneren kişi, bir karşı örneğe cevap vermeden önce onun neyi gösterdiğini sorar: kavramın hangi sınırını ortaya çıkarıyor? Onarım ya da yeni tanım, bu sorunun cevabından gelir. Bir onarım, yalnızca örneği dışarıda bırakıyorsa değil, kavram hakkında yeni bir şey söylüyorsa iyi bir onarımdır.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, onarımın bir tanımı iyileştirebileceğini doğru görür, ama Ece'nin ikinci onarımında olduğu gibi onarımların kavramı değil karşıdakinin sorularını izleyebileceğini göz ardı eder. İkinci görüş, yamalar yığınının tehlikesini doğru görür, ama her yeni tanımın bir öncekinin öğrettiği şeyi kaybedebileceğini, Kharmides'in üç tanımının birbirinden hiçbir şey öğrenmediğini hesaba katmaz.
Argümanın yapısı
Bir diyalogda karşı örnek alışverişini yürütmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, karşı örneği bir soru olarak sunmaktır. Karşı örneği getiren kişi, "tanımın yanlış, çünkü şu durum var" demek yerine, "bu durumda ne dersin?" diye sorar ve durumu anlatır. Soru biçimi, tanımı öneren kişiye önce kendi sezgisini sınama fırsatı verir: belki o, durumun tanımın karşısına çıktığını kabul etmeyecek ve durumu tanımın içinde görecektir. Bu da bir öğrenmedir.
İkinci adım, tanımı öneren kişinin önce karşı örneği kabul edip etmediğini söylemesidir. Tanımı öneren kişi hemen onarıma geçmez. Önce, durumun gerçekten tanımının karşısına çıkıp çıkmadığını söyler. Kabul ediyorsa, bunu açıkça söyler. Kabul etmiyorsa, neden etmediğini söyler: belki durum tanımın içindedir, belki durumun kavrama girip girmediği tartışmalıdır.
Üçüncü adım, onarımın kavram hakkında mı yoksa yalnızca örnek hakkında mı olduğunu sormaktır. Tanımı öneren kişi bir onarım önerdiğinde, iki taraf da sorar: bu onarım kavram hakkında yeni bir şey söylüyor mu, yoksa yalnızca bu örneği dışarıda bırakıyor mu? Ece'nin birinci onarımı, yani yetkinlik koşulu, kavram hakkında bir şey söylüyordu. İkinci onarımı ise yalnızca yorgun yetişkin örneğini engelliyordu.
Dördüncü adım, birkaç turdan sonra karşı örneklerin ortak olarak neyi gösterdiğine bakmaktır. Tek tek karşı örnekler tanımın farklı eksiklerini gösterebilir; ama birlikte bakıldığında, çoğu zaman kavramın tek bir boyutunu gösterirler. Ece'nin üç karşı örneği, yani çocuk, yorgun yetişkin ve hekim, birlikte bakıldığında, sorumluluğun eylemi yapanın o anda neyi bilebileceğine ve neyi denetleyebileceğine bağlı olduğunu gösteriyordu.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Karşı örnek alışverişini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir diyalogda karşı örnek, tanımı öneren kişiye kavramının bir sınırını gösterir. Karşı örnek bir soru olarak sunulduğunda, tanımı öneren kişi onu önce kabul edip etmediğini söylediğinde ve onarım kavram hakkında yeni bir şey söylediğinde, alışveriş bir örnek-onarım yarışı değil, iki kişinin birlikte bir kavramın haritasını çizdiği bir araştırma olur.
Açık kalan sorular
Tanımı öneren kişi bir karşı örneği kabul etmiyorsa, yani durumun kavrama girip girmediği konusunda iki taraf anlaşamıyorsa, diyalog nasıl ilerler? Karşı örneğin kendisi mi tartışılmalı, yoksa başka bir karşı örneğe mi geçilmeli?
Sokrates, Kharmides'te ve Büyük Hippias'ta karşı örnekleri hep soru biçiminde sundu. Ama muhatapları çoğu zaman sıkıştırılmış hissettiler. Soru biçimi, bir karşı örneğin saldırı gibi algılanmasını gerçekten önler mi, yoksa yalnızca saldırıyı daha kibar mı kılar?
Aristoteles, karşı örnek göstermeden bir genel önermeyi reddetmeyi huysuzluk saydı. Ama bir kişi bir karşı örnek bulamasa da bir tanımın yanlış olduğunu sezebilir. Bu sezgi diyalogda nasıl bir yer bulmalıdır?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKarşı örneği bir hüküm olarak sunmak.
"Tanımın yanlış, çünkü şu durum var" demek, tanımı öneren kişiyi savunmaya iter. Karşı örnek, "bu durumda ne dersin?" diye bir soru olarak sunulur.
Yaygın yanlışKarşı örneği kabul edip etmediğini söylemeden onarıma geçmek.
Tanımı öneren kişi hemen bir onarım yaptığında, iki taraf da karşı örneğin gerçekten tanımın karşısına çıkıp çıkmadığını konuşmamış olur. Önce kabul ya da ret, sonra onarım gelir.
Yaygın yanlışHer karşı örneğe ayrı bir yama eklemek.
Yalnızca örneği dışarıda bırakan onarımlar birikince, tanım bir istisnalar listesine dönüşür. Birkaç turdan sonra karşı örneklerin ortak noktası aranır.
Yaygın yanlışKarşı örnek göstermeden tanımı reddetmek.
"Bu tanım bana yetmiyor" demek, tanımı öneren kişiye neyi onaracağını söylemez. Bir tanım, bir karşı örnekle reddedilir ya da ret bir sezgi olarak açıkça adlandırılır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir diyalogda karşı örnek, tanımı öneren kişiye kavramının bir sınırını gösteren bir hamledir ve değeri, tanımı ne kadar hızlı düşürdüğünde değil, iki tarafın ondan ne öğrendiğindedir.
Kharmides'in üç tanımı karşı örneğin gösterdiği şey üzerine düşünmeden yeni bir tanıma atlamanın bir ilerleme değil bir tanımlar dizisi ürettiğini, Büyük Hippias'taki güzel genç kız bir örneğin neden bir tanımın yerini tutmadığını, Aristoteles'in huysuzluk kuralı ise karşı örneğin diyalogda iki taraf için de bir yükümlülük getirdiğini gösterdi.
Karşı örnek alışverişi dört adımla yürütülür: karşı örneği bir soru olarak sunmak, önce karşı örneği kabul edip etmediğini söylemek, onarımın kavram hakkında mı yoksa örnek hakkında mı olduğunu sormak ve birkaç turdan sonra karşı örneklerin ortak noktasına bakmak.
Karşı örneğin bir saldırı olarak algılandığı, her karşı örneğe hemen onarımın tanımı iyileştirdiği ve karşı örnek oyununun bir tanıma varmadığı itirazları, soru biçiminin bir sınama fırsatı verdiğini, onarımın değerinin kavram hakkında ne söylediğine bağlı olduğunu ve bir tanıma varmayan bir alışverişin de kavramın haritasını çizdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir diyalogda karşı örnek alışverişi, bir tanımı yıkma yarışı değil, iki kişinin bir kavramın sınırlarını birlikte bulduğu bir araştırmadır.
Sonraki derse köprü
Ece'nin tahtaya yazdığı yeni tanım, sorumluluğu eylemi yapanın sonuç üzerindeki bilgi ve denetim olanağına bağlıyordu. Ama Tolga, tanımı okuduktan sonra bir şey fark ediyor: Ece'nin yazısının tezi, bir kişinin başka türlü davranma olanağı olmasa da sorumlu olabileceğiydi. Yeni tanım ise sorumluluğu denetim olanağına bağlıyor. Denetim olanağı, başka türlü davranma olanağı değil midir? Ece'nin seminerde kabul ettiği tanım, yazısının tezine aykırı düşüyor gibi görünüyor.
Sokratik diyaloğun en keskin anı, karşıdakinin iki ayrı zamanda kabul ettiği iki şeyin birbiriyle çeliştiğinin ortaya çıktığı andır. Bu, bir karşı örnekten farklıdır: dışarıdan bir durum getirilmez, karşıdakinin kendi sözleri yan yana konur. Sokrates'in sınama yöntemi, yani elenkhos, tam da bu çelişkiyi göstermeye dayanır.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Çelişki dersi, bir felsefi diyalogda karşıdakinin kabul ettiği iki şeyin birbiriyle çeliştiğini nasıl göstereceğimizi, bir çelişkiyle karşılaşan kişinin ne yapabileceğini ve çelişkinin bir yenilgi mi yoksa bir düşünme fırsatı mı olduğunu soruyor.