İçeriğe geç

P01-D06-M01-01·Sokratik diyalog

Tanım isteme

temel3.162 kelime≈ 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefi diyalogda tanım isteği, konuşmanın sorusu kavramın sınırına bağlı olduğunda düşünceyi ilerletir; bağlı olmadığında ise konuşmayı durdurur ve karşıdakinin gerçek örnek bilgisini hiçe sayar.

Theaitetos'un bilgiler listesi ve kendi matematik tanımı, bir liste cevabının neden bir cevap olmadığını ama nasıl bir başlangıç olabileceğini, Aristoteles'in değerlendirmesi Sokratik tanım isteğinin tek tek durumlardan ortak özelliğe giden bir akıl yürütmeyle birlikte işlediğini, Geach'in Sokratik yanılgı eleştirisi ise tanım isteğinin hangi varsayıma dayandığında yanıltıcı olduğunu gösterdi.

Tanım dört adımla istenir: isteğin nedenini söylemek, liste cevabını bir başlangıç olarak almak, ortak özelliği birlikte aramak ve tanımın konuşmanın sorusu için ne kadar kesin olması gerektiğine karar vermek.

Tanım isteğinin konuşmayı durdurduğu, bazı kavramların tanımlanamayacağı ve tanım isteğinin bir güç hamlesi olabileceği itirazları, tanımın yalnızca sınır durumunda istendiğini, konuşmanın sorusu için yeterli bir kesinliğin yettiğini ve nedeni söylenen ortak bir aramanın bir sınav sorusu olmadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir diyalogda tanım istemek, karşıdakinin bilmediğini göstermek değil, bir anlaşmazlığın kavramın hangi sınırında durduğunu birlikte bulmaktır.

Açılış sahnesi

Ece, yazısını bir seminerde sunuyor. On dakikalık bir özet veriyor: Frankfurt örneği, Widerker'in ikilemi ve kendi cevabı. Sunum bittiğinde, seminere katılan Selin adlı bir öğrenci elini kaldırıyor ve tek bir soru soruyor: "Senin yazında sorumluluk ne demek?" Ece bir an duraksıyor. Sonra bir liste veriyor: bir kişi, bir sözü tuttuğunda ya da tutmadığında, birine zarar verdiğinde, bir işi üstlendiğinde sorumludur. Selin başını sallıyor, ama tatmin olmuş görünmüyor. "Bunlar sorumlu olduğun durumlar," diyor, "ama ben sorumluluğun ne olduğunu sordum."

Seminerin hocası konuşmayı durdurmuyor, ama bir not düşüyor. Ece'nin yazısı, sorumluluğun alternatif olanaklar gerektirip gerektirmediğini soruyordu ve bu soruya bir tanım vermeden de cevap verilebilirdi. Ama Selin'in sorusu başka bir şey istiyordu: bütün bu durumları sorumluluk durumu yapan ortak şey neydi? Ece bu soruya bir cevap veremediğini fark ediyor. Seminerden sonra Mert'e, Selin'in sorusunun haklı olup olmadığını soruyor: bir kavramın tanımını bilmeden onun hakkında bir argüman kurulabilir mi? Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Diyalog ve Tartışma kursunda, bir felsefi diyalogda "X nedir?" sorusunun ne işe yaradığını, karşımızdakinden bir tanım istemenin ne zaman bir düşünceyi ilerlettiğini ve ne zaman yalnızca konuşmayı durdurduğunu soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu yeni kursun yerini kuralım. Önceki kurs, bir felsefe yazısını tek başına kurmayı ve okura bırakmayı öğretti. Bu kurs, felsefenin öteki büyük biçimine, yani konuşmaya bakıyor: iki ya da daha çok kişinin bir soruyu birlikte sorduğu, birinin söylediğine ötekinin itiraz ettiği ve düşüncenin bu alışverişte ilerlediği diyaloğa. Kursun ilk modülü, bu diyaloğun en eski ve en etkili biçimine, Sokratik diyaloğa ayrılıyor. P00'da Sokrates'in sınama yöntemini, yani elenkhosu, tanımladık. Bu ders o yöntemin ilk hamlesine bakıyor: tanım istemeye.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Theaitetos diyaloğunda Sokrates, bilginin ne olduğunu sorar ve genç Theaitetos ona bir bilgiler listesi verir; Sokrates listenin neden bir cevap olmadığını açıklar ve Theaitetos kendi matematik çalışmasından bir tanım örneği bulur. Aristoteles, Metafizik'te, Sokrates'e haklı olarak atfedilebilecek iki şeyden birinin tümel tanım arayışı olduğunu söyler. Peter Geach ise yirminci yüzyılda, Sokrates'in tanım istemesinin bir yanılgıya dayandığını, yani bir şeyin örneklerini bilmek için önce onun tanımını bilmek gerektiği varsayımına dayandığını savunur.

Ardından üç itirazı tartacağız: tanım istemenin bir konuşmayı durdurduğu, bazı kavramların tanımlanamayacağı ve tanım istemenin karşıdakini sıkıştırmak için kullanılan bir güç hamlesi olabileceği itirazları.

Sonda, bir diyalogda tanım istemenin dört adımını göstereceğiz: tanım isteğinin konuşmada neden gerekli olduğunu söylemek, liste cevabını reddetmeden onu bir başlangıç olarak almak, listeden ortak özelliği birlikte aramak ve tanımın bu konuşmanın sorusu için ne kadar kesin olması gerektiğine karar vermek.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefi diyalogda karşımızdakinden bir kavramın tanımını istemek ne zaman bir düşünceyi ilerletir, ne zaman yalnızca konuşmayı durdurur ve bir tanım isteğini diyaloğu ilerletecek biçimde nasıl yaparız?

Ölçülü iddiam şu: bir diyalogda tanım isteği, konuşmanın sorusu o kavramın sınırına bağlı olduğunda, yani bir anlaşmazlığın ya da bir argümanın sonucunun kavramın neyi kapsayıp neyi kapsamadığına dayandığı yerde, düşünceyi ilerletir, ve iyi bir tanım isteği karşıdakinin verdiği örnek listesini reddetmez, onu ortak özelliğin aranacağı bir başlangıç olarak alır ve konuşmanın sorusu için yeterli kesinlikte bir tanımla yetinir, çünkü konuşmanın sorusu kavramın sınırına bağlı değilken yapılan bir tanım isteği, Geach'in eleştirdiği yanılgıya düşer ve karşıdakinin bildiği şeyi bilmediğini göstermekten başka bir iş görmez.

Sıfır noktası

"X nedir?" sorusu, felsefenin en eski sorularından biridir ve çoğu zaman en rahatsız edici olanıdır. Bir kişi bir kavramı yıllarca kullanır, onu doğru uyguladığından emindir ve biri ona o kavramın ne olduğunu sorduğunda, bir cevap veremediğini fark eder. Ece sorumluluk kavramını yazısı boyunca kullanmış, onun alternatif olanaklar gerektirip gerektirmediğini tartışmıştı; ama sorumluluğun ne olduğunu söyleyemedi.

Bu rahatsızlık iki farklı şeyi gösterebilir. Birinci olasılık, kişinin kavramı gerçekten anlamadığıdır: kavramı alışkanlıkla kullanmış, ama sınırlarını hiç düşünmemiştir ve zor bir durumda onu yanlış uygulayabilir. İkinci olasılık ise, kişinin kavramı iyi anladığı ama onu tek bir cümleyle tanımlayamadığıdır: birçok kavram, örnekleri tanınarak ve kullanılarak öğrenilir ve bu bilgi tanım biçiminde olmayabilir.

Bir diyalogda tanım istemenin değeri, bu iki olasılıktan hangisinin geçerli olduğuna ve konuşmanın neye ihtiyaç duyduğuna bağlıdır. Selin'in sorusu, Ece'nin yazısının argümanı için gerekli miydi? Ece'nin argümanı, sorumluluğun alternatif olanaklar gerektirip gerektirmediğini soruyordu ve bu soru, sorumluluğun tam tanımı bilinmeden de tartışılabilirdi. Ama Selin'in sorusu başka bir şeyi ortaya çıkarıyordu: Ece'nin yazısının sorumluluğun hangi anlamıyla, yani ahlaki mi hukuki mi, geriye dönük mü ileriye dönük mü, ilgilendiği belli değildi.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefi diyalogda tanım istemenin yeri konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, tanımın önceliği görüşüdür. Buna göre bir kavram hakkında anlamlı bir tartışma yapmak için önce onun tanımı bilinmelidir. Bir kişi adaletin ne olduğunu bilmiyorsa, bir eylemin adil olup olmadığını da bilemez. Bu yüzden her ciddi felsefi diyalog, tartışılan kavramın tanımını isteyerek başlamalıdır.

İkinci görüş, örneklerin önceliği görüşüdür. Buna göre bir kavramı bilmek, onun örneklerini tanıyabilmektir ve bu bilgi bir tanımdan önce gelir. Adaletin tanımını veremeyen biri de açık bir haksızlığı tanıyabilir. Tanım istemek, bu bilgiyi hiçe sayar ve karşıdakini bildiği bir şeyi bilmediğine inandırır.

Üçüncü görüş, soruya göre tanım görüşüdür. Buna göre bir diyalogda tanım isteğinin gerekli olup olmadığı, konuşmanın sorusuna bağlıdır. Konuşma bir kavramın açık örnekleri hakkındaysa, tanıma gerek yoktur. Ama konuşma bir sınır durumu hakkındaysa, yani bir anlaşmazlık bir durumun kavrama girip girmediğine dayanıyorsa, tanım isteği konuşmayı ilerletir, çünkü taraflar ancak kavramın sınırını belirleyerek anlaşabilir ya da anlaşmazlığın yerini görebilir.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, tanımın bir tartışmayı netleştirebileceğini doğru görür, ama her tartışmanın bir tanımla başlaması gerektiğini varsayar ve bu, Geach'in eleştirdiği yanılgıya yol açar. İkinci görüş, örnek bilgisinin gerçek bir bilgi olduğunu doğru görür, ama bir sınır durumunda örnek bilgisinin yetmediğini ve tarafların farklı örneklerden farklı sınırlar çıkardığını göz ardı eder.

Argümanın yapısı

Bir diyalogda tanım istemek için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, tanım isteğinin konuşmada neden gerekli olduğunu söylemektir. Tanım isteyen kişi, yalnızca "X nedir?" diye sormaz; bu soruyu neden sorduğunu da söyler: "Bu durumun adil olup olmadığı konusunda anlaşamıyoruz; adaletin ne olduğunu biraz daha açık söylersek, anlaşmazlığımızın nerede olduğunu görebiliriz." Bu, tanım isteğini bir sınav sorusu olmaktan çıkarıp ortak bir araştırmanın adımı yapar.

İkinci adım, liste cevabını reddetmeden onu bir başlangıç olarak almaktır. Karşıdaki çoğu zaman önce örnekler verir. Bu örnekler bir cevap değildir, ama değerli bir malzemedir: ortak özellik, bu örneklerde aranacaktır. Tanım isteyen kişi, "bunlar örnek, ben tanım istedim" demek yerine, "bu örneklerin hepsinde ortak olan ne?" diye sorar.

Üçüncü adım, listeden ortak özelliği birlikte aramaktır. Tanım, karşıdakinin tek başına vermesi gereken bir cevap değil, iki tarafın birlikte kurduğu bir öneridir. Tanım isteyen kişi de bir öneri getirebilir, karşıdaki onu bir örnekle sınayabilir. Bu alışveriş, bir sonraki dersin konusu olan örnek ve karşı örnek oyununa kapı açar.

Dördüncü adım, tanımın bu konuşmanın sorusu için ne kadar kesin olması gerektiğine karar vermektir. Her konuşma, kavramın mükemmel bir tanımını gerektirmez. Konuşmanın sorusu belirli bir sınır durumu hakkındaysa, tanımın o durumu ayırt edecek kadar kesin olması yeter. Taraflar bu noktaya vardığında, tanım arayışını bırakıp asıl sorularına dönebilir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Tanım isteğini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir diyalogda "X nedir?" sorusu, konuşmanın sorusu kavramın sınırına bağlı olduğunda düşünceyi ilerletir; bağlı olmadığında ise konuşmayı durdurur ve karşıdakinin gerçek bilgisini hiçe sayar. İyi bir tanım isteği nedenini söyler, liste cevabını bir başlangıç olarak alır, ortak özelliği birlikte arar ve konuşmanın sorusu için yeterli bir kesinlikte durur. Böyle bir tanım isteği, bir sınav sorusu değil, bir ortak araştırmanın ilk adımıdır.

Açık kalan sorular

Geach Sokrates'i doğru mu okudu? Sokrates gerçekten bir şeyin örneklerini bilmek için önce onun tanımını bilmek gerektiğini mi düşünüyordu, yoksa yalnızca muhataplarının örneklerle yetinip kavramın sınırını düşünmediklerini mi gösteriyordu?

Bir kavramın örneklerinde bile anlaşılamıyorsa, "adil ücret" örneğinde olduğu gibi, tanım isteği bu anlaşmazlığı çözebilir mi? Yoksa taraflar farklı örneklerden farklı tanımlar çıkarıp anlaşmazlıklarını yalnızca bir düzey yukarı mı taşır?

Theaitetos, kendi matematik alanında bir tanım kurabilmişti ama bilgi için kuramadı. Bazı alanlarda tanım kurmak neden kolaydır, bazılarında neden zordur? Bu fark, kavramların kendisinden mi, yoksa bizim onları öğrenme biçimimizden mi gelir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışTanımı konuşmanın başında istemek.
Doğrusu

Konuşmanın sorusu kavramın sınırına bağlı değilken yapılan bir tanım isteği, konuşmayı asıl konusundan tanım tartışmasına kaydırır. Tanım, anlaşmazlığın kavramın sınırına dayandığı görüldüğünde istenir.

Yaygın yanlışListe cevabını küçümsemek.
Doğrusu

"Bunlar örnek, ben tanım istedim" demek, karşıdakinin verdiği değerli malzemeyi atar. Örnekler, ortak özelliğin aranacağı başlangıçtır.

Yaygın yanlışTanımı karşıdakinden tek başına beklemek.
Doğrusu

Tanım isteyen kişi de bir öneri getirebilir ve karşıdaki onu bir örnekle sınayabilir. Tanım, iki tarafın birlikte kurduğu bir öneridir.

Yaygın yanlışMükemmel tanımda ısrar etmek.
Doğrusu

Birçok kavramın eksiksiz tanımı verilemez. Tanım arayışı, konuşmanın sorusu için yeterli kesinliğe ulaşıldığında bırakılır ve asıl soruya dönülür.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefi diyalogda tanım isteği, konuşmanın sorusu kavramın sınırına bağlı olduğunda düşünceyi ilerletir; bağlı olmadığında ise konuşmayı durdurur ve karşıdakinin gerçek örnek bilgisini hiçe sayar.

Theaitetos'un bilgiler listesi ve kendi matematik tanımı, bir liste cevabının neden bir cevap olmadığını ama nasıl bir başlangıç olabileceğini, Aristoteles'in değerlendirmesi Sokratik tanım isteğinin tek tek durumlardan ortak özelliğe giden bir akıl yürütmeyle birlikte işlediğini, Geach'in Sokratik yanılgı eleştirisi ise tanım isteğinin hangi varsayıma dayandığında yanıltıcı olduğunu gösterdi.

Tanım dört adımla istenir: isteğin nedenini söylemek, liste cevabını bir başlangıç olarak almak, ortak özelliği birlikte aramak ve tanımın konuşmanın sorusu için ne kadar kesin olması gerektiğine karar vermek.

Tanım isteğinin konuşmayı durdurduğu, bazı kavramların tanımlanamayacağı ve tanım isteğinin bir güç hamlesi olabileceği itirazları, tanımın yalnızca sınır durumunda istendiğini, konuşmanın sorusu için yeterli bir kesinliğin yettiğini ve nedeni söylenen ortak bir aramanın bir sınav sorusu olmadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir diyalogda tanım istemek, karşıdakinin bilmediğini göstermek değil, bir anlaşmazlığın kavramın hangi sınırında durduğunu birlikte bulmaktır.

Sonraki derse köprü

Ece'nin ikinci cevabından sonra Selin bir karşı örnek getirmişti: bir çocuk kırdığı bir vazodan suçlanabilir mi? Ece'nin tanımı, geriye dönük sorumluluğu bir kişinin bir eylemden dolayı övgüyü ya da suçlamayı hak etmesi olarak kuruyordu. Selin'in örneği tam bu tanımın sınırında duruyordu: çocuk vazoyu kırmıştı, ama suçlamayı hak edip etmediği belli değildi.

Sokratik diyaloğun ikinci hamlesi, bir tanım önerildikten sonra onu bir örnekle sınamaktır. Bir taraf bir tanım önerir, öteki taraf o tanımın kapsadığı ama kavrama girmeyen ya da kavrama giren ama tanımın kapsamadığı bir durum bulur. Bu, yazıdaki karşı örnekten farklıdır: diyalogda karşı örnek bir yazarın tek başına kurduğu bir durum değil, iki kişinin arasında gidip gelen bir hamledir ve tanımı öneren kişi ona hemen cevap verebilir.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Örnek ve karşı örnek dersi, bir felsefi diyalogda önerilen bir tanımın bir örnekle nasıl sınanacağını, karşı örneğin konuşmada nasıl sunulacağını ve tanımı öneren kişinin bir karşı örneğe nasıl cevap verebileceğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.