İçeriğe geç

P01-D05-M04-06·Revizyon

Son okuma

temel3.045 kelime≈ 20 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe yazısının son okuması, yazının yapısını yeniden kurmak değil, önceki denetimlerin bıraktığı izleri ve yüzeydeki hataları bulmaktır; son okumada yapılan büyük bir değişiklik, sınanmamış yeni bir tutarsızlık yaratır.

Horatius'un dokuz yıl öğüdü bekletmenin yazara kendi metnini bir okur gözüyle gösterdiğini, Montaigne'in eklediğini ama düzeltmediğini söylemesi bırakılmış bir metne dönmenin yolunun onun yanına bir şey eklemek olabileceğini, Valéry'nin sözü ise bir yazının bitmişliğinin yazarın verdiği bir karar olduğunu gösterdi.

Son okuma dört adımla yapılır: yazıyı bekletip soğuk bir gözle okumak, bir son okuma listesine bağlı kalmak, büyük sorunları not etmek ve bir bırakma ölçütüne göre yazıyı bırakmak.

Büyük bir sorunu düzeltmemenin dürüst olmadığı, son okumanın yalnızca yazım denetimi olduğu ve hiçbir yazının bitmediği itirazları, sorunun gizlenmeyip not edildiğini, izlere bakmanın yapıya dokunmak olmadığını ve bırakma ölçütünün mükemmelliği değil hazır olmayı söylediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir felsefe yazısının son okuması, onu mükemmel kılmak değil, onu okura verilmeye hazır kılmak ve sonra gerçekten okura vermektir.

Açılış sahnesi

Ece'nin yazısının teslim tarihi yarın. Yazı mantık, tekrar, terim, kaynak ve üslup bakımından denetlendi; her denetim yazıyı biraz değiştirdi. Ece akşam yazıyı son bir kez açıyor ve baştan okumaya başlıyor. Üçüncü sayfada, girişteki yazı sözlüğünde "önceden göstermek" terimini tanımladığı cümlede bir yazım hatası buluyor. Beşinci sayfada, üslup düzeltmesi sırasında böldüğü bir cümlenin ikinci yarısının bir sonraki cümleyle aynı sözcükle başladığını görüyor. Yedinci sayfada ise, kaynak kontrolünde düzelttiği Widerker alıntısının sayfa numarasının dipnotta hâlâ eski hâliyle durduğunu fark ediyor.

Ece bu küçük hataları düzeltirken, sekizinci sayfada daha büyük bir şey görüyor: üçüncü bölümün bir paragrafı, şimdi okuyunca ona zayıf geliyor. Paragrafı baştan yazmaya başlıyor ve bir saat sonra, yeni paragrafın öteki bölümlerle uyuşup uyuşmadığından emin olamadığını fark ediyor. Mert'e bir mesaj yazıyor: yazıyı bitiremiyorum, her okumada değiştirecek yeni bir şey buluyorum. Mert'in cevabı kısa: son okumada paragraf yazılmaz; paragrafı eski hâline getir, yazım hatalarını düzelt ve yazıyı bırak. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe yazısını teslim etmeden önce son kez nasıl okuyacağımızı, bu okumada neye bakıp neye bakmayacağımızı ve bir yazının ne zaman bitmiş sayılabileceğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin kursun bütünündeki yerini kuralım. Bu kurs bir felsefe yazısını baştan sona kurdu: ilk modülde tezi, kapsamı, katkıyı ve yolu; ikinci modülde paragrafı, gerekçeyi, örneği, itirazı, geçişi ve sonucu; üçüncü modülde öncül savunmasını, karşı görüşü, itiraza cevabı, karşı örneği ve kavramsal ayrımı; bu son modülde ise mantık kontrolünü, tekrarı, terimi, kaynağı ve üslubu. Son okuma, bu kursun son adımı ve yazarın yazıyı okura verdiği andır.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Horatius, şiir sanatı üzerine mektubunda, bir yazarın yazdığını yayımlamadan önce dokuz yıl bekletmesini öğütler ve bekletmenin yazarın kendi metnine yabancı bir gözle bakmasını sağladığını düşünür. Michel de Montaigne, Denemeler'ini yaşamı boyunca yeni baskılarda genişletti ve bir denemesinde, eklediğini ama düzeltmediğini söyler. Paul Valéry ise bir eserin hiçbir zaman bitmediğini, yalnızca bırakıldığını yazar.

Ardından üç itirazı tartacağız: son okumada fark edilen büyük bir sorunun düzeltilmemesinin dürüst olmadığı, son okumanın yalnızca yazım denetimi olduğu ve bir yazının hiçbir zaman gerçekten bitmediği itirazları.

Sonda, bir yazının son okumasını yapmanın dört adımını göstereceğiz: yazıyı bekletip soğuk bir gözle okumak, yalnızca bir son okuma listesindeki şeylere bakmak, son okumada fark edilen büyük sorunları düzeltmek yerine not etmek ve bir bırakma ölçütüne göre yazıyı bırakmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe yazısının son okumasında neye bakmalı, neye bakmamalıyız ve bir yazının ne zaman bitmiş sayılacağına nasıl karar veririz?

Ölçülü iddiam şu: bir felsefe yazısının son okuması, yazının argümanını yeniden kurmak değil, önceki denetimlerin bıraktığı küçük tutarsızlıkları, yazım ve biçim hatalarını ve değişikliklerin birbiriyle uyuşup uyuşmadığını sınamaktır, ve yazar bu okumayı yazıyı bir süre bekletip soğuk bir gözle, önceden belirlenmiş bir listeye göre yapar, son okumada fark ettiği büyük sorunları düzeltmek yerine not eder ve yazıyı bir bırakma ölçütüne göre bırakır, çünkü son okumada yapılan büyük bir değişiklik, Ece'nin yeniden yazdığı paragrafta olduğu gibi, önceki bütün denetimlerin sınamadığı yeni bir tutarsızlık yaratabilir ve her okumada değiştirecek yeni bir şey bulan yazar, yazıyı hiçbir zaman okura veremez.

Sıfır noktası

Bir yazar, yazısını ne kadar çok okursa, onda o kadar çok değiştirecek şey bulur. Bu, yazının kötü olduğunu göstermez; yazarın gözünün yazıya alıştığını, her cümlenin başka türlü de yazılabileceğini görmeye başladığını gösterir. Her felsefe yazısı sonsuza kadar geliştirilebilir: her paragraf daha keskin, her örnek daha iyi, her itiraz daha güçlü olabilir. Ama bir yazının okura ulaşması için, yazarın bir noktada onu bırakması gerekir.

Son okuma bu bırakma anının hazırlığıdır. Önceki denetimler yazının büyük yapısını kurdu ve düzeltti; son okuma bu yapıya dokunmaz. Son okumanın işi, önceki denetimlerin bıraktığı küçük izleri bulmaktır: bir üslup düzeltmesinde bölünen bir cümlenin yarım kalmış bir bağlacı, bir kaynak düzeltmesinde güncellenmeyen bir dipnot, bir terim bölmesinde bir yerde unutulan eski terim. Bu izler küçüktür, ama okur onları gördüğünde yazıya duyduğu güven sarsılır.

Ece'nin sekizinci sayfadaki paragrafı ise bir iz değildi. Ece o paragrafı son okumada zayıf buldu ve yeniden yazmaya başladı. Ama yeniden yazılan paragraf, mantık kontrolünden, terim denetiminden ve kaynak kontrolünden geçmemişti. Son okumada yapılan büyük bir değişiklik, önceki bütün denetimlerin dışında kalır ve tam da yazının teslim edilmeden önceki son hâline, sınanmamış bir parça ekler.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefe yazısının son okumasında neye bakılması gerektiği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, tam gözden geçirme görüşüdür. Buna göre son okuma, yazının bütün katmanlarını, yani argümanı, terimleri, kaynakları ve üslubu, son kez baştan denetlemelidir. Yazı teslim edilmeden önce, önceki denetimlerin gözden kaçırdığı her şey bulunmalı ve düzeltilmelidir.

İkinci görüş, yüzey denetimi görüşüdür. Buna göre son okuma yalnızca yazım, noktalama ve biçim hatalarına bakar. Yazının içeriği önceki denetimlerde son hâlini almıştır ve son okumada içeriğe dokunmak, yazıyı yeniden açmaktır.

Üçüncü görüş, iz denetimi görüşüdür. Buna göre son okuma, yazım ve biçim hatalarının yanında, önceki denetimlerin bıraktığı izlere, yani yapılan değişikliklerin yazının başka yerleriyle uyuşup uyuşmadığına bakar. Ama yazının büyük yapısına dokunmaz: son okumada fark edilen büyük bir sorun düzeltilmez, not edilir.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, son okumanın yazının son güvencesi olduğunu doğru görür, ama her son okumayı bir tam revizyona dönüştürerek yazarın yazıyı hiç bırakamamasına ve son okumada yapılan değişikliklerin sınanmamış kalmasına yol açar. İkinci görüş, son okumanın büyük değişikliklere kapalı olması gerektiğini doğru görür, ama önceki denetimlerin bıraktığı izlerin, yani yol haritasında unutulan eski terim gibi küçük tutarsızlıkların, yazım hatası kadar önemli olduğunu göz ardı eder.

Argümanın yapısı

Bir yazının son okumasını yapmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, yazıyı bekletip soğuk bir gözle okumaktır. Yazar, son denetimden sonra yazıyı en az bir gece bekletir ve mümkünse başka bir biçimde, örneğin kâğıt üzerinde ya da farklı bir yazı tipiyle okur. Bekletme ve biçim değişikliği, yazarın gözünün yazıya alışkanlığını kırar ve metni bir okurun gözüyle görmesini sağlar.

İkinci adım, yalnızca bir son okuma listesindeki şeylere bakmaktır. Yazar okumadan önce, neye bakacağını bir listeye yazar: yazım ve noktalama hataları, önceki denetimlerde değiştirilen terimlerin her geçişi, düzeltilen alıntıların dipnotları, bölünen cümlelerin bağlaçları, giriş ile sonucun hâlâ uyuşup uyuşmadığı. Liste, son okumanın bir tam revizyona dönüşmesini önler.

Üçüncü adım, son okumada fark edilen büyük sorunları düzeltmek yerine not etmektir. Yazar son okumada bir argümanın zayıf olduğunu, bir örneğin daha iyi olabileceğini ya da bir paragrafın yeniden yazılması gerektiğini düşünürse, bu düşünceyi bir kâğıda yazar ama yazıya dokunmaz. Sorun gerçekten büyükse ve teslimden önce yeterli zaman varsa, yazı son okumadan çıkarılıp yeni bir revizyon turuna sokulur; zaman yoksa, not bir sonraki yazıya ya da yazının sonundaki bir sınır cümlesine taşınır.

Dördüncü adım, bir bırakma ölçütüne göre yazıyı bırakmaktır. Yazar, yazının ne zaman bitmiş sayılacağını önceden belirler: listedeki her madde denetlendiğinde, soğuk okumada hiçbir yazım hatası ve iz kalmadığında ve son okumada fark edilen büyük sorunlar not edildiğinde, yazı bırakılır. Bu ölçüt, yazarın her okumada yeni bir şey bulma döngüsünü kırar.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Son okumayı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe yazısının son okuması, yazının yapısını yeniden kurmak değil, önceki denetimlerin bıraktığı izleri ve yüzeydeki hataları bulmaktır. Yazar yazıyı bekletir, bir listeyle okur, büyük sorunları not eder ve bir bırakma ölçütüne göre yazıyı bırakır. Bu, yazının mükemmel olduğunu söylemek değil, yazının okura verilmeye hazır olduğunu söylemektir; ve bir felsefe yazısı ancak okura verildiğinde, onun itirazlarıyla sınanabilir.

Açık kalan sorular

Horatius dokuz yıl bekletmeyi öğütledi; bugünün felsefe yazarları çoğu zaman bir gece bile bekletemez. Bekletmenin süresi, soğuk okumanın niteliğini ne ölçüde belirler ve kısa bir bekletme, bir başkasının okumasıyla telafi edilebilir mi?

Montaigne eklediğini ama düzeltmediğini söyledi. Bir felsefe yazarı, yayımladığı bir yazıda sonradan bir yanlış bulursa, onu düzeltmeli mi, yoksa yeni bir yazıyla mı cevaplamalıdır? Frege'nin sonsözü ile Montaigne'in eklemeleri arasında bir fark var mıdır?

Valéry'ye göre bir eser bırakılır. Bir yazının bırakılma kararı yalnızca yazara mı aittir, yoksa bir öğretmen, bir editör ya da bir arkadaş da bu kararı verebilir mi?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSon okumada paragraf yazmak.
Doğrusu

Son okumada yeniden yazılan bir paragraf, önceki denetimlerin dışında kalır ve yazıya sınanmamış bir parça ekler. Büyük bir sorun son okumada not edilir, düzeltilmez.

Yaygın yanlışYazıyı bekletmeden son okuma yapmak.
Doğrusu

Yazıyı yazdığı gün okuyan yazar, cümleleri kafasında tamamlar ve hataları görmez. Yazı en az bir gece bekletilir ve mümkünse başka bir biçimde okunur.

Yaygın yanlışListesiz okumak.
Doğrusu

Neye bakılacağı önceden belirlenmemiş bir son okuma, ya yalnızca yazım hatalarında kalır ya da bir tam revizyona dönüşür. Son okuma, önceden yazılmış bir listeyle yapılır.

Yaygın yanlışHer okumada yeni bir şey bulup yazıyı bırakamamak.
Doğrusu

Her felsefe yazısı sonsuza kadar geliştirilebilir. Bir bırakma ölçütü olmadan, yazar yazıyı hiçbir zaman okura veremez.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe yazısının son okuması, yazının yapısını yeniden kurmak değil, önceki denetimlerin bıraktığı izleri ve yüzeydeki hataları bulmaktır; son okumada yapılan büyük bir değişiklik, sınanmamış yeni bir tutarsızlık yaratır.

Horatius'un dokuz yıl öğüdü bekletmenin yazara kendi metnini bir okur gözüyle gösterdiğini, Montaigne'in eklediğini ama düzeltmediğini söylemesi bırakılmış bir metne dönmenin yolunun onun yanına bir şey eklemek olabileceğini, Valéry'nin sözü ise bir yazının bitmişliğinin yazarın verdiği bir karar olduğunu gösterdi.

Son okuma dört adımla yapılır: yazıyı bekletip soğuk bir gözle okumak, bir son okuma listesine bağlı kalmak, büyük sorunları not etmek ve bir bırakma ölçütüne göre yazıyı bırakmak.

Büyük bir sorunu düzeltmemenin dürüst olmadığı, son okumanın yalnızca yazım denetimi olduğu ve hiçbir yazının bitmediği itirazları, sorunun gizlenmeyip not edildiğini, izlere bakmanın yapıya dokunmak olmadığını ve bırakma ölçütünün mükemmelliği değil hazır olmayı söylediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir felsefe yazısının son okuması, onu mükemmel kılmak değil, onu okura verilmeye hazır kılmak ve sonra gerçekten okura vermektir.

Sonraki derse köprü

Ece yazısını teslim ettikten bir hafta sonra, hocası onu bir seminerde sunmasını istiyor. Ece yazının özetini okuduktan sonra, seminere katılan bir öğrenci el kaldırıp tek bir soru soruyor: "Senin yazında sorumluluk ne demek?" Ece, yazısının bu soruya bir cevap vermediğini fark ediyor: yazı sorumluluğun alternatif olanaklar gerektirip gerektirmediğini sordu, ama sorumluluğun ne olduğunu hiç tanımlamadı. Soru Ece'yi yazının dışına, konuşmaya çağırıyor.

Bir felsefe yazısı tek başına yazılır ve okura bırakılır. Ama felsefe yalnızca yazıda değil, konuşmada da yapılır: bir soruya bir cevap, o cevaba bir itiraz, o itiraza bir yeni soru. Bu konuşmanın en eski biçimlerinden biri, Sokrates'in bir kavramın ne olduğunu sorduğu, karşısındakinin bir tanım verdiği ve o tanımın birlikte sınandığı diyalogdur.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Tanım isteme dersi, bir felsefi diyalogda "X nedir?" sorusunun ne işe yaradığını, karşımızdakinden bir tanım istemenin ne zaman bir düşünceyi ilerlettiğini ve ne zaman yalnızca konuşmayı durdurduğunu soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.