İçeriğe geç

P01-D05-M04-02·Revizyon

Gereksiz tekrar

temel3.136 kelime≈ 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe yazısında bir tekrar, yazının o noktasında yeni bir iş gördüğünde işlevlidir; aynı işi ikinci kez gördüğünde ya da yazının birçok turda yazılmasından kaldığında gereksizdir.

Pascal'ın mektubu kısa yazmanın uzun yazmaktan daha çok emek istediğini, Locke'un mektubu bir yazarın kendi tekrarlarını itiraf edilen ve savunulan türlere ayırabildiğini, Schopenhauer'in önsözü ise bir yazının yapısının bazı tekrarları kaçınılmaz kılabildiğini ve bunun okura açıkça söylenebildiğini gösterdi.

Gereksiz tekrar dört adımla çıkarılır: tekrarları bir haritaya çıkarmak, her birinin işini yazmak, iş görmeyeni silip bağlantıları sınamak ve iş gören tekrarları birbirinden farklılaştırmak.

Tekrarın öğrenmeye yardım ettiği, farklı açılardan söylemenin derinleştirme olduğu ve tekrarları çıkarmanın yazıyı sıkıştırdığı itirazları, bu yardımın ve derinleştirmenin işlevli tekrardan geldiğini ve okura dinlenme alanını gereksiz tekrarın değil örneğin ve geçişin verdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden gereksiz tekrarı çıkarmak, bir düşünceyi yazıdan silmek değil, onun yazıda gördüğü her işi korumak ve aynı işi ikinci kez gören her cümleyi bırakmaktır.

Açılış sahnesi

Ece'nin yazısı mantık kontrolünden geçti: iskeleti tutarlı, giriş ve sonuç şimdiki argümanla uyuşuyor. Ama Ece iskeleti çıkarırken bir şey fark etmişti ve şimdi onu okuma grubuna gösteriyor. Yazının dayanağı, yani zorunlu kılmanın belirlemek olmadığı, dört ayrı yerde neredeyse aynı cümlelerle söyleniyor: girişin katkı cümlesinde, ikinci bölümün son paragrafında, üçüncü bölümün ilk paragrafında ve sonucun kazanım cümlesinde. Ece dört cümleyi alt alta okuyor ve dördünün de iki üç sözcük dışında aynı olduğunu görüyor.

Tolga, dört tekrarın hepsinin gereksiz olmadığını söylüyor: girişteki cümle okura ne geleceğini söylüyor, sonuçtaki cümle ne kazanıldığını söylüyor ve bunların ikisi de yerinde. Deniz, ikinci bölümün sonundaki cümlenin ise tuhaf durduğunu ekliyor: ikinci bölüm Widerker'in ikilemini sunuyor ve sonunda, daha üçüncü bölüm başlamadan, Ece'nin cevabını söylüyor. Bu, okura cevabı gerekçesinden önce veriyor ve üçüncü bölümün ilk paragrafını, aynı cümleyle başladığı için, bir yankıya dönüştürüyor. Mert, Ece'ye her tekrarın yanına onun ne iş gördüğünü yazmasını öneriyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe yazısında hangi tekrarların okura yardım ettiğini, hangilerinin yalnızca yazıyı uzattığını nasıl ayırt edeceğimizi ve gereksiz tekrarları yazının argümanına zarar vermeden nasıl çıkaracağımızı soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bu kursun ilk modülünde, girişin tezi söylediğini ve sonucun onu bir kazanım cümlesiyle yeniden söylediğini gördük. İkinci modülde, bir bölümün başında bir önceki bölümü kısaca hatırlatan özetleri ve geçişleri gördük. Bunların hepsi tekrardır ve yazıya hizmet eder. Bu ders, bu işlevli tekrarları, yazının birçok turda yazılmasından kalan ve hiçbir iş görmeyen tekrarlardan ayırmayı soruyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Blaise Pascal, Taşralı Mektuplar'ın birinde, bir mektubun uzunluğunu kısaltmaya vakti olmamasıyla açıklar ve kısa yazmanın uzun yazmaktan daha çok emek istediğini söyler. John Locke, İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme'nin başındaki mektupta, kitabındaki tekrarları hem itiraf eder hem de kısmen savunur. Arthur Schopenhauer ise ana eserinin önsözünde, kitabının tek bir düşünceyi aktardığını ve bu yüzden iki kez okunması gerektiğini söyleyerek, tekrarın bir yazının yapısından doğabileceğini savunur.

Ardından üç itirazı tartacağız: tekrarın okurun öğrenmesine yardım ettiği, felsefi bir düşüncenin farklı açılardan yeniden söylenmesinin bir tekrar değil derinleştirme olduğu ve tekrarları çıkarmanın yazıyı fazla sıkıştırdığı itirazları.

Sonda, gereksiz tekrarı bulup çıkarmanın dört adımını göstereceğiz: yazıdaki tekrarları bir tekrar haritasına çıkarmak, her tekrarın yanına ne iş gördüğünü yazmak, iş görmeyen tekrarı silip ondan önceki ve sonraki cümlelerin hâlâ bağlandığını sınamak ve iş gören tekrarları birbirinden farklılaştırmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe yazısında aynı şeyin birden çok yerde söylenmesi ne zaman okura yardım eder, ne zaman yalnızca yazıyı uzatır ve gereksiz tekrarı argümana zarar vermeden nasıl çıkarırız?

Ölçülü iddiam şu: bir felsefe yazısında bir tekrar, okura yazının o noktasında yeni bir iş gördüğünde, yani ne geleceğini haber verdiğinde, ne kazanıldığını toparladığında, uzun bir sapmadan sonra ana çizgiyi hatırlattığında ya da bir düşünceyi yeni bir açıdan gösterdiğinde işlevlidir, ve aynı yerde aynı işi gören ikinci bir cümle ya da yazının birçok turda yazılmasından kalmış bir cümle gereksizdir, ve yazar tekrarları bir haritaya çıkarıp her birinin işini yazarak ikisini ayırır, çünkü iş görmeyen bir tekrar okurun dikkatini ana çizgiden dağıtır ve Ece'nin ikinci bölümündeki cümle gibi, bir argümanın sırasını da bozabilir.

Sıfır noktası

Bir yazar kendi yazısındaki tekrarı çoğu zaman göremez. Aynı düşünceyi farklı zamanlarda, farklı paragrafları yazarken yeniden söylemiştir ve her seferinde o cümle o paragrafta gerekli görünmüştür. Okur ise yazıyı tek oturuşta okur ve aynı cümleyle üçüncü kez karşılaştığında, yazarın ya kendisine güvenmediğini ya da söyleyecek başka bir şeyi olmadığını düşünür.

Ama her tekrar kusur değildir. Bir felsefe yazısının yapısı, bazı tekrarları gerektirir. Giriş tezi söyler, sonuç onu kazanım olarak yeniden söyler; bu, okura yazının sözünü tuttuğunu gösterir. Uzun bir bölüm başında bir önceki bölümün sonucu kısaca hatırlatılır; bu, okurun ana çizgiyi kaybetmesini önler. Bir düşünce, bir örnekle somutlaştırılmadan önce soyut olarak, sonra örnekle birlikte yeniden söylenebilir; bu, düşünceyi iki açıdan gösterir.

İşlevli bir tekrarı gereksiz olandan ayıran şey, tekrarın o noktada okura yeni bir şey vermesidir. Girişteki tez ile sonuçtaki kazanım aynı düşünceyi söyler, ama biri bir söz, öteki bir hesaptır. Ece'nin ikinci bölümünün sonundaki cümle ise okura yeni bir şey vermiyordu: üçüncü bölümün ilk cümlesiyle aynı işi, yani Ece'nin cevabını ilan etmeyi, bir paragraf önce yapıyordu.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefe yazısında tekrarın yeri konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, en az tekrar görüşüdür. Buna göre bir felsefe yazısı her düşünceyi yalnızca bir kez, en iyi yerinde söylemelidir. Okur dikkatlidir ve bir düşünceyi bir kez okuduğunda onu hatırlar; tekrar, okurun zekâsına güvensizliktir ve yazıyı uzatır.

İkinci görüş, pedagojik tekrar görüşüdür. Buna göre felsefi düşünceler zordur ve okur onları ilk okumada tam kavrayamaz. Önemli bir düşünceyi yazının farklı yerlerinde yeniden söylemek, okurun onu adım adım kavramasına yardım eder; iyi bir öğretmen de aynı şeyi farklı biçimlerde birkaç kez söyler.

Üçüncü görüş, işlev görüşüdür. Buna göre bir tekrarın yerinde olup olmadığı, onun yazının o noktasında gördüğü işe bağlıdır. Bir düşünce, farklı işler gördüğü sürece birçok kez söylenebilir: bir söz olarak, bir konu cümlesi olarak, bir örneğin okuması olarak, bir kazanım olarak. Ama aynı işi ikinci kez gören bir tekrar, ne kadar önemli bir düşünceyi söylerse söylesin, gereksizdir.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, gereksiz tekrarın yazıyı uzattığını doğru görür, ama giriş ile sonuç arasındaki ya da uzun bir sapmadan sonraki işlevli tekrarları da dışarıda bırakır. İkinci görüş, okurun zor bir düşünceyi birden çok kez görmekten yararlanabileceğini doğru görür, ama aynı cümlenin aynı biçimde yinelenmesinin bir öğretim değil, yalnızca bir yankı olduğunu göz ardı eder.

Argümanın yapısı

Gereksiz tekrarı bulup çıkarmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, yazıdaki tekrarları bir tekrar haritasına çıkarmaktır. Yazar, yazısının ana düşüncelerini, yani tezini, dayanağını, kilit ayrımlarını ve kazanımını birer satıra yazar ve her birinin yazıda geçtiği her yeri sırasıyla not eder. Bu, mantık kontrolünde yapılan kilit terim aramasının bir benzeridir, ama bu kez amaç anlamın tutarlılığını değil, düşüncenin kaç kez ve nerede söylendiğini görmektir.

İkinci adım, her tekrarın yanına ne iş gördüğünü yazmaktır. Yazar her tekrar için sorar: bu cümle burada okura ne veriyor? Bir söz mü, bir konu cümlesi mi, bir hatırlatma mı, bir örneğin okuması mı, bir kazanım mı? İş yazılamayan tekrar, gereksiz olmaya adaydır. Aynı işi gören iki tekrar yan yana ya da art arda duruyorsa, biri gereksizdir.

Üçüncü adım, iş görmeyen tekrarı silip ondan önceki ve sonraki cümlelerin hâlâ bağlandığını sınamaktır. Bir cümle silindiğinde, ondan önceki cümle ile sonraki cümle arasında bir boşluk kalabilir: silinen cümle bir geçiş işi de görüyor olabilir. Yazar silme sonrasında iki cümleyi yan yana okur ve gerekirse aralarına kısa bir geçiş koyar.

Dördüncü adım, iş gören tekrarları birbirinden farklılaştırmaktır. Aynı düşünce farklı işler görerek birkaç kez söylenecekse, her seferinde aynı cümleyle değil, o işe uygun bir biçimle söylenir. Girişteki söz geleceği, sonuçtaki kazanım geçmişi anlatır; bir örneğin okuması örneğe, bir konu cümlesi paragrafa bağlanır. Aynı cümlenin aynen yinelenmesi, işlevli bir tekrarı bile yankıya dönüştürebilir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Tekrarı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe yazısında bir düşünce, farklı işler gördüğü sürece birçok kez söylenebilir; ama aynı işi ikinci kez gören ya da yazının tarihinden kalmış bir tekrar, okura yalnızca bir yankı verir. Yazar tekrarları bir haritaya çıkarır, her birinin işini yazar, iş görmeyeni siler ve iş görenleri birbirinden farklılaştırır. Böylece yazı kısalır, ama okura verdiği hiçbir şeyi kaybetmez.

Açık kalan sorular

Schopenhauer okurdan kitabını iki kez okumasını istedi. Bir yazar, okurun yazıyı iki kez okuyacağını varsayarak yazabilir mi, yoksa her yazı ilk okumada anlaşılır olmayı mı amaçlamalıdır?

Bir düşüncenin yeni bir açıdan söylenip söylenmediğini kim belirler? Yazara yeni bir açı gibi görünen bir tekrar, okura aynı şeyin yinelenmesi gibi görünebilir mi?

Pascal'ın cümlesi doğruysa, zaman sınırı altında yazılan bir yazının gereksiz tekrarları kaçınılmaz mıdır? Bir yazar, revizyona zamanı kalmadığında, hangi tekrarları öncelikle çıkarmalıdır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışTekrarı paragraf içinden aramak.
Doğrusu

Gereksiz tekrarların çoğu tek bir paragrafın içinde değil, farklı bölümlerde, farklı zamanlarda yazılmış paragraflar arasında durur. Tekrar haritası, bütün yazıyı tarar.

Yaygın yanlışÖnemli düşünceyi her bölümde yinelemek.
Doğrusu

Bir düşünce ne kadar önemli olursa olsun, her bölümün başında ve sonunda aynı cümleyle yinelendiğinde, okur onu okumayı bırakır ve yanındaki yeni şeyleri de kaçırır.

Yaygın yanlışTekrarı silip geçişi kaybetmek.
Doğrusu

Silinen bir tekrar cümlesi, aynı zamanda iki paragraf arasında bir geçiş işi görüyor olabilir. Silme sonrasında önceki ve sonraki cümleler yan yana okunur ve gerekirse kısa bir geçiş eklenir.

Yaygın yanlışİşlevli tekrarı aynı cümleyle yapmak.
Doğrusu

Giriş ile sonuç aynı düşünceyi söyleyebilir, ama aynı cümleyle söylediğinde sonuç bir hesap değil bir yankı olur. İşlevli tekrar, gördüğü işe uygun bir biçimle yazılır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe yazısında bir tekrar, yazının o noktasında yeni bir iş gördüğünde işlevlidir; aynı işi ikinci kez gördüğünde ya da yazının birçok turda yazılmasından kaldığında gereksizdir.

Pascal'ın mektubu kısa yazmanın uzun yazmaktan daha çok emek istediğini, Locke'un mektubu bir yazarın kendi tekrarlarını itiraf edilen ve savunulan türlere ayırabildiğini, Schopenhauer'in önsözü ise bir yazının yapısının bazı tekrarları kaçınılmaz kılabildiğini ve bunun okura açıkça söylenebildiğini gösterdi.

Gereksiz tekrar dört adımla çıkarılır: tekrarları bir haritaya çıkarmak, her birinin işini yazmak, iş görmeyeni silip bağlantıları sınamak ve iş gören tekrarları birbirinden farklılaştırmak.

Tekrarın öğrenmeye yardım ettiği, farklı açılardan söylemenin derinleştirme olduğu ve tekrarları çıkarmanın yazıyı sıkıştırdığı itirazları, bu yardımın ve derinleştirmenin işlevli tekrardan geldiğini ve okura dinlenme alanını gereksiz tekrarın değil örneğin ve geçişin verdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden gereksiz tekrarı çıkarmak, bir düşünceyi yazıdan silmek değil, onun yazıda gördüğü her işi korumak ve aynı işi ikinci kez gören her cümleyi bırakmaktır.

Sonraki derse köprü

Ece tekrar haritasını çıkarırken bir şey daha fark ediyor: dayanağın altı yerde geçtiğini sayarken, "zorunlu kılmak" ifadesinin her yerde aynı anlamda kullanılıp kullanılmadığından emin olamıyor. Bir yerde işaretin kararın olacağını kesin olarak göstermesi anlamında, başka bir yerde işaretin kararı olmaya mecbur bırakması anlamında kullanılıyor gibi. İki anlam farklı ve Ece'nin argümanı tam da ikisi arasındaki farka dayanıyor.

Bir felsefe yazısının kilit terimleri, yazı boyunca aynı anlamda kullanılmalıdır. Ama bir terim yazının farklı yerlerinde, farklı zamanlarda yazılmış cümlelerde, yazarın fark etmediği biçimde anlam kaydırabilir. D03'te belirsizliği bir safsata olarak tanıdık; şimdi yazar olarak kendi yazımızda bir terimin belirsiz kaldığı ya da anlam kaydırdığı yerleri bulmanın ve düzeltmenin yolunu arıyoruz.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Belirsiz terim dersi, bir felsefe yazısında kilit terimlerin yazı boyunca aynı anlamda kullanılıp kullanılmadığını nasıl sınayacağımızı, belirsiz kalan bir terimi nasıl tanımlayacağımızı ve anlam kaydıran bir terimi nasıl düzelteceğimizi soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.