İçeriğe geç

P01-D05-M03-04·Argüman yazımı

Karşı örnek

temel3.183 kelime≈ 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir yazıdaki karşı örnek, hedeflediği iddianın savunucusunun kendi ifadesine yönelir ve ya iddianın bütün koşullarını karşılayıp sonucunu yanlışlar ya da sonucu doğru olduğu hâlde bir koşulunu karşılamaz.

Sokrates'in deli dostu iki cümlelik bir örneğin bir tanımı fazla geniş bulabildiğini, Feldman'ın Nogot örneği bir yamanın da karşı örnekle sınanabildiğini, Kripke'nin Gödel ve Schmidt örneği ise bir karşı örneğin savunucuların kendi sezgilerini onlara karşı çevirebildiğini gösterdi.

Karşı örnek dört adımla kurulur: iddiayı savunucusunun ifadesiyle yazmak, örneğin koşullara nasıl oturduğunu bir kartta göstermek, örneği en az ayrıntıyla kurmak ve karşı tarafın yamasını öngörüp bedelini söylemek.

Karşı örneğin yalnızca yıktığı, her örneğin bir yamayla dışarıda bırakılabildiği ve kurmaca örneklerin gerçek iddiaları sınamadığı itirazları, yama öngörüsünün iddianın düzeltilme yönünü gösterdiğini, her yamanın bir bedeli olduğunu ve kavramsal iddiaların kavramın uygulanabileceği her duruma yöneldiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir karşı örnek kurmak, çarpıcı bir durum bulmak değil, iddianın kendisine tam oturan en küçük durumu kurmak ve karşı tarafın ona ne diyeceğini önceden görmektir.

Açılış sahnesi

Deniz, okuma grubuna yeni bir taslak getiriyor. Hume üzerine yazısının bir bölümünde, şerhin döngüsellik tanımına bir karşı örnek kurmaya karar vermiş. Şerhe göre bir açıklama, açıklamaya çalıştığı şeyi kendi işleyişinde kullanıyorsa döngüseldir. Deniz'in karşı örneği şöyle: bir dil bilimci, dilin nasıl işlediğini açıklarken dili kullanır; ama kimse dilbilimin döngüsel olduğunu söylemez. Deniz, bu örneğin şerhin tanımını çürüttüğünü yazmış.

Grup örneği ilginç buluyor, ama Tolga hemen bir soru soruyor: şerhin yazarı bu örneğe ne derdi? Deniz bir an düşündükten sonra, şerhin yazarının "dilbilimci dilin nasıl işlediğini açıklıyor, ama dilin neden güvenilir olduğunu gerekçelendirmiyor; benim tanımım gerekçelendirme iddiası taşıyan açıklamalar için" diyebileceğini kabul ediyor. Mert, Deniz'in örneğinin şerhin tanımına değil, şerhin tanımının Deniz'in sandığı bir biçimine yöneldiğini söylüyor. Ayrıca şerhin yazarının tanımına küçük bir koşul ekleyerek örneği kolayca dışarıda bırakabileceğini ve Deniz'in yazısının bu yamayı hiç öngörmediğini ekliyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe yazısında bir tezi ya da tanımı yanlışlayan bir karşı örneği nasıl kuracağımızı, onun hedefini nasıl belirleyeceğimizi ve karşı tarafın ona vereceği olası cevapları nasıl öngöreceğimizi soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin P00'daki karşı örnek dersleriyle ilişkisini kuralım. P00'da karşı örneği bir düşünme aracı olarak inceledik: hedef öncülü, sahte karşı örneği, kurmaca karşı örneği ve karşı örneğe verilen iki tepkiyi, yani canavar dışlamayı ve örneği içeri almayı tanımladık. Bu kavramlar bu derste yeniden tanımlanmıyor. Bu ders, yazarın kendi yazısında bir karşı örnek kurduğu anı soruyor: yazar hedeflediği iddiayı yazıda nasıl kesinleştirir, örneği nasıl en az ayrıntıyla kurar ve karşı tarafın ona vereceği yamayı nasıl önceden görür?

Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Devlet'inin birinci kitabında Sokrates, Kephalos'un adalet tanımına tek bir kısa durumla karşı çıkar ve tanımın fazla geniş olduğunu gösterir. Richard Feldman, Gettier'ye verilen bir cevaba, o cevabın eklediği koşulu karşılayan ama yine de bilgi sayılmayan bir durumla karşılık verir. Saul Kripke ise adların betimlemelerle eşanlamlı olduğu görüşüne, bir adın taşıdığı betimlemeyi karşılamayan birine yine de göndermede bulunduğu bir durumla itiraz eder.

Ardından üç itirazı tartacağız: karşı örneğin yalnızca bir kusuru gösterip bir alternatif önermediği, karşı tarafın her karşı örneği bir yamayla dışarıda bırakabileceği ve kurmaca karşı örneklerin gerçek iddiaları sınamadığı itirazları.

Sonda, bir yazıda karşı örnek kurmanın dört adımını göstereceğiz: hedeflenen iddiayı savunucusunun kendi ifadesiyle yazmak, örneğin iddianın hangi koşulunu karşılayıp hangi sonucunu yanlışladığını bir kartta göstermek, örneği bu iki şeyi taşıyan en az ayrıntıyla kurmak ve karşı tarafın vereceği yamayı öngörüp onun bedelini söylemek.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe yazısında bir tezi ya da tanımı yanlışlayan bir karşı örneği, hedeflediği iddiayı gerçekten vuracak, en az ayrıntıyla ve karşı tarafın kolayca bir kenara koyamayacağı biçimde nasıl kurarız?

Ölçülü iddiam şu: bir yazıdaki karşı örnek, hedeflediği iddianın savunucusunun kendi ifadesine yönelmeli, iddianın bütün koşullarını karşılayıp sonucunu yanlışlayan ya da sonucu doğru olduğu hâlde bir koşulunu karşılamayan bir durum olarak kurulmalı ve bunu taşıyan en az ayrıntıyla yazılmalıdır, ve yazar karşı tarafın örneği dışarıda bırakmak için ekleyeceği koşulu, yani yamayı öngörüp o yamanın bedelini söylemelidir, çünkü savunucunun ifadesine yönelmeyen bir örnek, Deniz'in dilbilimci örneğinde olduğu gibi, bir karikatürü vurur ve yamasını öngörmeyen bir örnek, tek bir cümlelik bir koşulla etkisiz kalır.

Sıfır noktası

Bir karşı örnek, bir genel iddiayı tek bir durumla yanlışlar. Bu gücü, tümevarımın en eski dersinden gelir: bir genel iddia ne kadar çok örnekle desteklenirse desteklensin, onu yanlışlayan tek bir durum iddianın genel olarak doğru olmadığını gösterir. Ama bu güç ancak durum iddiayı gerçekten vurduğunda işler. Bir karşı örneğin gücü, onun ne kadar çarpıcı olduğundan değil, hedeflediği iddiaya ne kadar tam oturduğundan gelir.

Bir tanıma karşı örnek iki yoldan kurulabilir. Birinci yol, tanımın bütün koşullarını karşılayan ama tanımlanan kavrama girmeyen bir durum bulmaktır: bu, tanımın fazla geniş olduğunu gösterir. İkinci yol, tanımlanan kavrama giren ama tanımın bir koşulunu karşılamayan bir durum bulmaktır: bu, tanımın fazla dar olduğunu gösterir. Yazar, kurduğu örneğin bu iki yoldan hangisini izlediğini bilmelidir, çünkü iki yol karşı tarafın vereceği cevabı da belirler.

Deniz'in dilbilimci örneği birinci yolu izliyordu: dilbilimin şerhin döngüsellik tanımını karşıladığını, ama döngüsel olmadığını söylüyordu. Ama örnek, tanımın bütün koşullarını gerçekten karşılamıyordu. Şerhin tanımında, Deniz'in özetinde düşmüş bir koşul vardı: açıklamanın bir gerekçelendirme iddiası taşıması. Dilbilim bu koşulu karşılamadığı için, örnek tanımı değil, Deniz'in özetini vuruyordu. Karşı görüşü güçlü sunma dersindeki alıntı kuralı, karşı örnek için daha da önemlidir: örnek, iddianın savunucusunun kendi ifadesine karşı sınanmalıdır.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefe yazısında karşı örneğin ne işe yaradığı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, yıkıcı karşı örnek görüşüdür. Buna göre bir karşı örneğin işi, hedeflediği iddiayı çürütmektir. İyi bir karşı örnek iddiayı yanlışlar ve yazar bunu gösterdikten sonra yazısının işini yapmış olur; iddianın yerine ne konacağı başka bir yazının konusudur.

İkinci görüş, yapıcı karşı örnek görüşüdür. Buna göre bir karşı örneğin asıl işi, iddianın neden yanlış olduğunu göstererek doğru iddiaya bir ipucu vermektir. Karşı örnek, iddianın hangi koşulunun eksik ya da fazla olduğunu gösterir ve bu, daha iyi bir iddianın nasıl kurulacağına yol açar.

Üçüncü görüş, öngörülü karşı örnek görüşüdür. Buna göre bir yazıdaki karşı örnek, yalnızca iddiayı yanlışlamakla kalmamalı, karşı tarafın ona vereceği olası cevabı, yani iddiaya ekleyeceği yamayı da öngörmelidir. Karşı örneğin gücü, bu yamanın ne kadar pahalı olduğuna bağlıdır: yama ucuzsa, karşı örnek iddiayı yalnızca küçük bir düzeltmeye zorlar; pahalıysa, iddianın kendisini sarsar.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşü onun bir sonucu olarak görür: yamanın ne olacağını öngörmek, çoğu zaman doğru iddianın nereye doğru gittiğini de gösterir. Birinci görüş, karşı örneğin yıkıcı gücünü doğru görür, ama yazıda kolayca yamalanabilen bir karşı örneğin okura çok az şey kattığını göz ardı eder.

Argümanın yapısı

Bir yazıda karşı örnek kurmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, hedeflenen iddiayı savunucusunun kendi ifadesiyle yazmaktır. Yazar iddiayı kendi özetiyle değil, iddiayı savunan metnin kendi cümlesiyle yazar. Özet, farkında olmadan iddianın bir koşulunu düşürebilir ya da ekleyebilir ve örnek o zaman iddiayı değil özeti vurur.

İkinci adım, örneğin iddianın hangi koşulunu karşılayıp hangi sonucunu yanlışladığını bir kartta göstermektir. Örnek iddiayı fazla geniş buluyorsa, iddianın bütün koşullarını karşılamalı ve sonucunu yanlışlamalıdır. Fazla dar buluyorsa, iddianın sonucunun doğru olduğu ama bir koşulunun karşılanmadığı bir durum olmalıdır. Kart, örneğin bu iki yoldan hangisini izlediğini ve iddiaya tam oturup oturmadığını gösterir.

Üçüncü adım, örneği bu iki şeyi taşıyan en az ayrıntıyla kurmaktır. Örnek bölümündeki ekonomi ilkesi burada da geçerlidir: koşulları karşılamak ve sonucu yanlışlamak için gereken ayrıntılar yazılır, geri kalanı yazılmaz. Sokrates'in deli dostu iki cümleydi.

Dördüncü adım, karşı tarafın vereceği yamayı öngörüp onun bedelini söylemektir. Yazar kendine sorar: iddianın savunucusu bu örneği dışarıda bırakmak için iddiaya hangi koşulu ekleyebilir? Bu koşulun bedeli nedir, yani iddia bu koşulla neyi kaybeder? Yazar bu yamayı yazıda anar ve ya örneğin yamadan sonra da ayakta kaldığını gösterir ya da yamanın bedelinin iddia için ne kadar yüksek olduğunu söyler.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Karşı örneği ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir yazıdaki karşı örnek, hedeflediği iddianın savunucusunun kendi ifadesine yönelir, iddianın koşullarına tam oturur, bunu en az ayrıntıyla yapar ve karşı tarafın vereceği yamayı önceden görür. Böyle bir örnek, iddiayı tek başına çürütmese bile, savunucusunu bir bedel ödemeye zorlar ve okura doğru iddianın nereye doğru gittiğini gösterir.

Açık kalan sorular

Bir iddiaya karşı birkaç yama birbiri ardına eklendiğinde, iddianın artık başka bir iddiaya dönüştüğünü nereden anlarız? Bir yamanın bedeli ne zaman iddiayı terk etmeyi gerektirecek kadar yükselir?

Kripke'nin örneği, betimleme görüşünün savunucularının kendi sezgilerini onlara karşı çevirir. Ama savunucular farklı bir sezgiye sahipse, yani "Gödel" dediklerinde Schmidt'i kastettiklerini düşünüyorlarsa, karşı örnek onlara karşı ne kadar güç taşır?

Bir yazar, kendi tezine karşı bir karşı örnek bulursa, onu yazısına koymalı mıdır? Kendi karşı örneğini anmak, yazının güvenilirliğini mi artırır, yoksa tezini mi zayıflatır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKarşı örneği iddianın özetine karşı kurmak.
Doğrusu

Yazarın kendi özeti, iddianın bir koşulunu düşürebilir. Örnek o zaman iddiayı değil özeti vurur ve savunucu onu kolayca bir kenara koyar. Örnek, iddianın kendi ifadesine karşı kurulur.

Yaygın yanlışÖrneğin hangi yolu izlediğini bilmemek.
Doğrusu

Bir karşı örnek ya iddianın bütün koşullarını karşılayıp sonucunu yanlışlar ya da sonucu doğru olduğu hâlde bir koşulunu karşılamaz. Yazar örneğinin hangisini yaptığını bir kartta gösterir.

Yaygın yanlışÖrneği gereksiz ayrıntılarla doldurmak.
Doğrusu

İddiayla ilgisiz ayrıntılar, karşı tarafa örneği o ayrıntılar üzerinden bir kenara koyma fırsatı verir. Örnek, koşulları karşılamak ve sonucu yanlışlamak için gereken en az ayrıntıyla kurulur.

Yaygın yanlışYamayı öngörmemek.
Doğrusu

Karşı tarafın iddiaya ekleyeceği tek bir koşul örneği etkisiz kılabilir. Yazar bu yamayı önceden bulur, yazıda anar ve bedelini söyler.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir yazıdaki karşı örnek, hedeflediği iddianın savunucusunun kendi ifadesine yönelir ve ya iddianın bütün koşullarını karşılayıp sonucunu yanlışlar ya da sonucu doğru olduğu hâlde bir koşulunu karşılamaz.

Sokrates'in deli dostu iki cümlelik bir örneğin bir tanımı fazla geniş bulabildiğini, Feldman'ın Nogot örneği bir yamanın da karşı örnekle sınanabildiğini, Kripke'nin Gödel ve Schmidt örneği ise bir karşı örneğin savunucuların kendi sezgilerini onlara karşı çevirebildiğini gösterdi.

Karşı örnek dört adımla kurulur: iddiayı savunucusunun ifadesiyle yazmak, örneğin koşullara nasıl oturduğunu bir kartta göstermek, örneği en az ayrıntıyla kurmak ve karşı tarafın yamasını öngörüp bedelini söylemek.

Karşı örneğin yalnızca yıktığı, her örneğin bir yamayla dışarıda bırakılabildiği ve kurmaca örneklerin gerçek iddiaları sınamadığı itirazları, yama öngörüsünün iddianın düzeltilme yönünü gösterdiğini, her yamanın bir bedeli olduğunu ve kavramsal iddiaların kavramın uygulanabileceği her duruma yöneldiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir karşı örnek kurmak, çarpıcı bir durum bulmak değil, iddianın kendisine tam oturan en küçük durumu kurmak ve karşı tarafın ona ne diyeceğini önceden görmektir.

Sonraki derse köprü

Tolga'nın yama turunda Deniz'in önerdiği yama, Platon'un ilkesini "bakımından benzerlik" ile sınırlıyordu: iki şey her bakımdan değil, belirli bir bakımdan benziyorsa, o bakımın formuna katılırlar. Ece'nin kilitli oda örneğine gelen en güçlü yama da bir ayrımdan geçiyordu: kalmak ile kalmaya karar vermek. İki durumda da tartışma, bir karşı örnekten bir ayrıma geçti.

Karşı örneklere verilen en güçlü cevaplar çoğu zaman bir kavramsal ayrımdır: bir kavramın iki anlamı arasındaki ya da bir durumun iki yönü arasındaki bir ayrım. Ama bir ayrım da yazarın kendi aracı olabilir: yazar, bir tartışmayı çözmek ya da bir karşı örneği açıklamak için bir kavramı ikiye ayırabilir. Bu ayrımın yazıda işe yaraması için ise ayrımın gerçekten var olması, iki tarafının açıkça tanımlanması ve tartışmada bir şeyi değiştirmesi gerekir.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Kavramsal ayrım dersi, bir felsefe yazısında bir kavramı ikiye ayırmanın ne zaman bir tartışmayı ilerlettiğini, bir ayrımı nasıl kuracağımızı ve bir ayrımın keyfî bir kaçış mı yoksa gerçek bir kavrayış mı olduğunu nasıl sınayacağımızı soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.