İçeriğe geç

P01-D05-M03-03·Argüman yazımı

İtiraz ve cevap

temel3.175 kelime≈ 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir itiraza verilen cevap, itiraz argümanının belirli bir parçasını hedef alır: bir öncülü reddeder, geçişi keser, itirazın kapsamını daraltır ya da itirazı kabul edip tezin kapsamını daraltır.

Clark'ın Gettier'ye cevabı itirazın kapsamını bir koşulla daraltmayı, Mele ile Robb'un örneği itirazın dayandığı öncülü gereksiz kılacak biçimde yeniden kurmayı, Leibniz ile Clarke'ın mektuplaşması ise bir alışverişin turlar boyunca nasıl ilerleyip bir temel ilkede nasıl tıkandığını gösterdi.

İtiraza dört adımla cevap verilir: itirazı öncüllerine ve sonucuna ayırmak, cevabın hedefini seçip söylemek, cevabın bedelini belirtmek ve cevaba yöneltilebilecek bir sonraki itirazı öngörmek.

Cevabın türünü önceden seçmenin yazarı bağladığı, birden çok cevabın cevabı güçlendirdiği ve her cevabın yeni bir itiraz doğurduğu itirazları, seçimin son yazıda yapıldığını, birden çok cevabın ancak tutarlı bedellerle verilebildiğini ve alışverişin tıkandığı yerde temel ilkenin adlandırılabildiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir itiraza cevap vermek, onu bütün olarak reddetmek değil, onun hangi parçasına dokunduğunu, bunun neye mal olduğunu ve alışverişin nerede durduğunu okura açıkça söylemektir.

Açılış sahnesi

Ece'nin yazısının ikinci bölümü artık Widerker'in ikilemini çekirdeğiyle ve bir alıntıyla sunuyor. Üçüncü bölüm ikileme cevap veriyor. Okuma grubu iki bölümü art arda okuduktan sonra Deniz bir soru soruyor: Ece'nin cevabı ikilemin neresine dokunuyor? Ece bir an düşünüp ikilemi reddettiğini söylüyor. Tolga, bunun yeterince açık olmadığını belirtiyor: ikilem iki boynuzlu bir argüman ve Ece'nin cevabı yalnızca ilk boynuzla ilgili. Ece ikilemin sonucunu mu reddediyor, yani Frankfurt örneklerinin başarısız olduğunu mu? İlk boynuzun bir öncülünü mü? Yoksa ilk boynuzun öncülünden sonucuna geçişi mi?

Ece yazısını yeniden okuyor ve kendisinin de tam olarak bilmediğini fark ediyor. Üçüncü bölümün bir paragrafında ilk boynuzun öncülünü, yani işaretin kararı zorunlu kıldığını, kabul ediyor gibi görünüyor ve bu zorunluluğun kararı belirlemediğini söylüyor. Başka bir paragrafında ise örneğin işaretsiz de kurulabileceğini, yani öncülün hiç gerekmediğini ima ediyor. İki cevap farklı şeyler söylüyor ve birbirleriyle tam uyuşmuyor. Mert, Ece'ye önce cevabının türünü seçmesini, sonra o türe bağlı kalmasını öneriyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe yazısında güçlü sunulmuş bir itiraza nasıl cevap vereceğimizi, cevabın itirazın hangi parçasına yöneldiğini okura nasıl söyleyeceğimizi ve itiraz ile cevap arasındaki alışverişi bir bölüm ölçeğinde nasıl kuracağımızı soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersi bu kursun öteki itiraz dersleriyle ayıralım. İkinci modülün itiraz dersi, bir itirazın tek bir paragrafa nasıl girdiğini, kimin sesiyle anıldığını ve ne zaman ertelendiğini sordu. Karşı görüşü güçlü sunma dersi, karşı görüşün tanınır güçte nasıl sunulacağını sordu. D03'te Pollock'un çürüten ve zayıflatan itiraz ayrımını tanımıştık. Bu ders bu parçaları bir araya getiriyor ve yazarın kendi cevabına bakıyor: güçlü sunulmuş bir itiraza verilen cevap, itirazın hangi parçasını hedef alır ve bu seçim yazının geri kalanını nasıl bağlar?

Sonra üç kaynağa bakacağız. Gettier'nin karşı örneklerine verilen ilk cevaplardan biri, bilginin tanımına yeni bir koşul ekleyerek itirazın kapsamını daraltmaya çalıştı ve kısa süre sonra bu cevaba da yeni bir karşı örnek geldi. Alfred Mele ve David Robb, Widerker'inkine benzer itirazlara, Frankfurt örneğini itirazın dayandığı öncülü gerektirmeyecek biçimde yeniden kurarak cevap verdi. Leibniz ile Clarke arasındaki mektuplaşma ise bir itiraz ve cevap alışverişinin birkaç tur boyunca nasıl ilerlediğini ve bir noktada nasıl tıkandığını gösterir.

Ardından üç itirazı tartacağız: cevabın türünü önceden seçmenin yazarı gereksiz yere bağladığı, birden çok cevap türünü birlikte kullanmanın cevabı güçlendirdiği ve her cevabın yeni bir itiraz doğurduğu için alışverişin hiç bitmeyeceği itirazları.

Sonda, bir itiraza cevap vermenin dört adımını göstereceğiz: itirazı öncüllerine ve sonucuna ayırmak, cevabın hedefini seçmek, cevabın bedelini, yani yazarın bu cevapla neyi kabul etmek zorunda kaldığını söylemek ve cevaba yöneltilebilecek bir sonraki itirazı öngörmek.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe yazısında güçlü sunulmuş bir itiraza verilen cevabın itirazın hangi parçasını hedef aldığını nasıl seçer ve okura söyleriz, bu seçimin bedeli nedir ve itiraz ile cevap arasındaki alışverişi bir bölüm ölçeğinde nasıl kurarız?

Ölçülü iddiam şu: bir itiraza verilen cevap dört türden biridir, yani itirazın bir öncülünü reddetmek, öncüllerden sonuca geçişi kesmek, itirazın kapsamını daraltmak ya da itirazı kabul edip tezin kapsamını daraltmak, ve iyi bir cevap bu türlerden birini açıkça seçer, okura hangi parçayı hedef aldığını söyler, bu cevapla neyi kabul etmek zorunda kaldığını, yani cevabın bedelini açıkça belirtir ve cevaba yöneltilebilecek bir sonraki itirazı öngörür, çünkü türünü seçmemiş bir cevap, Ece'nin üçüncü bölümünde olduğu gibi, birbirine uymayan iki cevabı aynı anda verebilir ve bedelini söylemeyen bir cevap, okurun o bedeli kendisinin keşfetmesine ve yazara güvenini yitirmesine yol açar.

Sıfır noktası

Bir itiraz bir argümandır: öncülleri ve bir sonucu vardır. Widerker'in ikilemi de öyledir. İlk boynuzu şöyle kurulur: işaret kararı zorunlu kılıyorsa, örnek belirlenimciliği varsayar; belirlenimciliği varsayan bir örnek, özgürlükçüye karşı bir şey kanıtlamaz; öyleyse bu durumda örnek başarısızdır. Bu argümanın her parçası ayrı bir cevap hedefidir.

Bir yazar bir itiraza cevap verirken, bu parçalardan birini seçer. Birinci öncülü reddedebilir: işaret kararı zorunlu kılsa bile örnek belirlenimciliği varsaymaz. İkinci öncülü reddedebilir: belirlenimciliği varsayan bir örnek de özgürlükçüye karşı bir şey kanıtlayabilir. Öncüllerden sonuca geçişi kesebilir. Ya da itirazı kabul edip tezin kapsamını daraltabilir: evet, bu tür örnekler başarısızdır, ama başka tür örnekler vardır.

Ece'nin sorunu, bu seçimi yapmamış olmasıydı. Bir paragrafında birinci öncülü reddediyor gibiydi; başka bir paragrafında ise örneği işaretsiz kurmayı ima ediyordu, bu da itirazın kapsamını daraltmak, yani itirazın yalnızca işaretli örneklere yöneldiğini söylemekti. İki cevap aynı anda doğru olabilirdi, ama yazıda birbirinden habersiz duruyordu ve okur Ece'nin hangisini savunduğunu bilemiyordu.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir itiraza verilecek cevabın nasıl kurulacağı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, en güçlü cevap görüşüdür. Buna göre yazar, itiraza verebileceği en güçlü cevabı vermelidir: itirazın sonucunu tümüyle reddetmek, onu kapsamını daraltarak ya da tezi sınırlayarak kabul etmekten her zaman daha iyidir, çünkü tezi olduğu gibi korur.

İkinci görüş, çoklu cevap görüşüdür. Buna göre yazar, bir itiraza birden çok bağımsız cevap vermelidir: bir öncülü reddeder, ayrıca kapsamı daraltır, ayrıca tezi sınırlar. Böylece cevaplardan biri başarısız olsa bile ötekiler ayakta kalır.

Üçüncü görüş, bedeli bilinen cevap görüşüdür. Buna göre yazar, verebileceği cevapların her birinin bedelini, yani o cevapla neyi kabul etmek zorunda kalacağını hesaplar ve bedeli yazının tezine en uygun olan cevabı seçer. Birden çok cevap verilebilir, ama her biri ayrı olarak adlandırılır ve bedelleri birbiriyle tutarlı olmalıdır.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, en güçlü cevabın her zaman savunulabilir olmadığını ve savunulamayan güçlü bir cevabın, savunulabilen ılımlı bir cevaptan daha zayıf olduğunu göz ardı eder. İkinci görüş, cevapların çoğalmasının güvenliğini doğru görür, ama cevapların birbiriyle çelişebileceğini hesaba katmaz: Ece'nin iki paragrafı iki bağımsız cevap gibiydi, ama biri öncülü kabul edip onun sonucunu reddediyor, öteki öncülü gereksiz kılıyordu.

Argümanın yapısı

Bir itiraza cevap vermek için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, itirazı öncüllerine ve sonucuna ayırmaktır. Karşı görüşü güçlü sunmak, itirazı çekirdeğiyle aktarmayı gerektiriyordu; cevap vermek ise onu parçalarına ayırmayı gerektirir. Yazar itirazı bir argüman olarak yazar: hangi öncüllerden hangi sonuca gidiyor? Bu ayrım yazıda açıkça yapılabilir ya da yazarın kendi taslağında kalabilir, ama cevaptan önce yapılmış olmalıdır.

İkinci adım, cevabın hedefini seçmektir. Yazar dört türden birini seçer: bir öncülü reddetmek, geçişi kesmek, itirazın kapsamını daraltmak ya da itirazı kabul edip tezin kapsamını daraltmak. Seçim, yazının tezine ve yazarın savunabileceği şeye bağlıdır. Yazar seçtiği hedefi okura açıkça söyler: "Bu itirazın birinci öncülünü reddediyorum" ya da "Bu itirazın yalnızca şu tür örneklere yöneldiğini göstereceğim."

Üçüncü adım, cevabın bedelini söylemektir. Her cevap, yazara bir şeyi kabul ettirir. Bir öncülü reddeden yazar, o öncülü destekleyen kanıtları ya da sezgileri açıklamak zorunda kalır. Kapsamı daraltan yazar, itirazın kapsamında kalan durumlar hakkında bir şey söylemez. Tezi daraltan yazar, tezinin eskisinden daha az şey iddia ettiğini kabul eder. Bu bedel açıkça söylendiğinde, okur yazarın cevabının neye mal olduğunu bilir.

Dördüncü adım, cevaba yöneltilebilecek bir sonraki itirazı öngörmektir. Bir cevap da bir argümandır ve ona da itiraz edilebilir. Yazar, cevabına en olası karşılığı öngörür ve ona ya kısa bir cevap verir ya da onu açık bir soru olarak bırakır.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Cevabı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir itiraz bir argümandır ve ona verilen cevap onun belirli bir parçasını hedef alır. Yazar bu parçayı seçer, okura söyler, cevabın bedelini açıkça belirtir ve cevaba yöneltilebilecek bir sonraki itirazı öngörür. Böyle kurulmuş bir itiraz ve cevap alışverişi, okura yazarın neyi kabul edip neyi reddettiğini her adımda gösterir ve alışveriş tıkandığında, ayrılığın tam olarak nerede olduğunu adlandırır.

Açık kalan sorular

Bir yazar, bir itiraza verdiği cevabın bedelini, cevabı zayıflatacak kadar açık söylemeli midir? Ece'nin cevabının bedeli, belirli bir okuru ikna etmeyeceğini kabul etmekti; bu kabul, cevabın gücünü mü azaltır, yoksa güvenilirliğini mi artırır?

Leibniz ile Clarke'ın mektuplaşması tıkandığında, iki taraf gerçekten bir temel ilkede mi ayrılmıştı, yoksa aynı sözcükleri farklı anlamlarda mı kullanıyorlardı? Bir alışverişin tıkanmasının nedenini nasıl anlarız?

Mele ile Robb'un örneğine yöneltilen yeni itirazlar, onların cevabını çürüttü mü, yoksa yalnızca alışverişi bir tur daha ilerletti mi? Bir cevabın başarılı sayılması için ona hiçbir itiraz kalmaması mı gerekir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışCevabın hedefini söylememek.
Doğrusu

"Bu itirazı reddediyorum" demek, itirazın hangi parçasının reddedildiğini söylemez. Cevap, itirazın bir öncülünü mü, geçişini mi, kapsamını mı hedef aldığını açıkça belirtir.

Yaygın yanlışBirbirinden habersiz iki cevap vermek.
Doğrusu

Bir itiraza iki farklı hedefe yönelen iki cevap verildiğinde ve aralarındaki ilişki söylenmediğinde, okur yazarın hangisini savunduğunu bilemez. Birden çok cevap verilecekse, her biri adlandırılır ve bedelleri tutarlı tutulur.

Yaygın yanlışCevabın bedelini gizlemek.
Doğrusu

Her cevap yazara bir şey kabul ettirir. Bu bedel söylenmediğinde, okur onu kendisi keşfeder ve yazarın bunu gizlediğini düşünür.

Yaygın yanlışAlışverişi tıkandıktan sonra sürdürmek.
Doğrusu

İki taraf aynı ilkeleri yinelemeye başladığında, alışverişi sürdürmek yeni bir şey eklemez. Yazar ayrılığın temel ilkesini adlandırır ve onu açık bir soru olarak bırakır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir itiraza verilen cevap, itiraz argümanının belirli bir parçasını hedef alır: bir öncülü reddeder, geçişi keser, itirazın kapsamını daraltır ya da itirazı kabul edip tezin kapsamını daraltır.

Clark'ın Gettier'ye cevabı itirazın kapsamını bir koşulla daraltmayı, Mele ile Robb'un örneği itirazın dayandığı öncülü gereksiz kılacak biçimde yeniden kurmayı, Leibniz ile Clarke'ın mektuplaşması ise bir alışverişin turlar boyunca nasıl ilerleyip bir temel ilkede nasıl tıkandığını gösterdi.

İtiraza dört adımla cevap verilir: itirazı öncüllerine ve sonucuna ayırmak, cevabın hedefini seçip söylemek, cevabın bedelini belirtmek ve cevaba yöneltilebilecek bir sonraki itirazı öngörmek.

Cevabın türünü önceden seçmenin yazarı bağladığı, birden çok cevabın cevabı güçlendirdiği ve her cevabın yeni bir itiraz doğurduğu itirazları, seçimin son yazıda yapıldığını, birden çok cevabın ancak tutarlı bedellerle verilebildiğini ve alışverişin tıkandığı yerde temel ilkenin adlandırılabildiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir itiraza cevap vermek, onu bütün olarak reddetmek değil, onun hangi parçasına dokunduğunu, bunun neye mal olduğunu ve alışverişin nerede durduğunu okura açıkça söylemektir.

Sonraki derse köprü

Clark'ın cevabı, Gettier'nin itirazının kapsamını bir koşulla daraltmıştı: gerekçelerin hepsi doğruysa, gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgidir. Ama Richard Feldman, 1974'te bu cevaba karşı yeni bir örnek kurdu: kişinin hiçbir yanlış ara inançtan geçmeden, doğrudan kanıtlarından doğru bir sonuca vardığı, ama yine de bilgi sahibi sayılmadığı bir durum. Clark'ın koşulu bu örnekte karşılanıyordu ve bilgi yine yoktu. Bir cevaba verilebilecek en güçlü karşılık bazen bir argüman değil, cevabın söylediğini yanlışlayan tek bir durumdur.

Bir felsefe yazısında yazar da kendi karşı örneğini kurabilir: karşı çıktığı bir tezi ya da bir tanımı yanlışlayan bir durum. Ama bir karşı örneğin yazıda işe yaraması için, hedeflediği iddiayı gerçekten yanlışlaması, hedefin tam olarak ne olduğunu açıkça söylemesi ve karşı tarafın kolayca bir kenara koyamayacağı biçimde kurulması gerekir.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Karşı örnek dersi, bir felsefe yazısında bir tezi ya da tanımı yanlışlayan bir karşı örneği nasıl kuracağımızı, onun hedefini nasıl belirleyeceğimizi ve karşı tarafın ona vereceği olası cevapları nasıl öngöreceğimizi soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.