Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe yazısında savunma gerektiren öncül, argümanın ağırlığını taşıyan ve yazının karşısındaki okurun reddedeceği öncüldür; öteki öncüller ya karşı çıkan okurun da paylaştığı durma noktalarıdır ya da varsayılan öncül olarak işaretlenir.
Locke'un çocukları bir öncülün kanıtla savunulabildiğini, Mackie'nin ek öncülleri örtük kalan tamamlayıcı öncülleri açıkça yazmanın savunmayı nasıl yoğunlaştırdığını, Paley'in saati ise bir öncülün itirazları önceden cevaplayarak savunulabildiğini gösterdi.
Öncül dört adımla savunulur: savunma gerektiren öncülü belirlemek, bir savunma yolu seçmek, savunmaya yazının ölçeğine uygun bir bütçe ayırmak ve savunmayı bir dönüş cümlesiyle asıl argümana bağlamak.
Öncül savunmasının sonsuz bir geriye gidişe yol açtığı, yazıyı asıl konusundan uzaklaştırdığı ve bazı öncüllerin yalnızca kabul edilmesi gerektiği itirazları, savunmanın karşı çıkan okurun kabul ettiği yerde durduğunu, bütçe ve dönüş cümlesinin yazıyı konusunda tuttuğunu ve temel öncüllerin zaten savunma listesinden çıktığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir öncülü savunmak, her şeyi savunmak değil, yazının kazanımının dayandığı tek yeri, karşı çıkan okurun da kabul edeceği bir zemine oturtmaktır.
Açılış sahnesi
Ece'nin yazısı artık bütün olarak okunabiliyor: bir giriş, üç bölüm ve bir sonuç. Okuma grubu yazıyı baştan sona okuyor ve bu kez biçimle ilgili hiçbir şey söylemiyor. Ama Tolga, üçüncü bölümün bir cümlesinin altını çiziyor: "Bir örneğin varsaydığı ama hiçbir işlev görmeyen bir özellik, örneğin sonucunu belirlemez." Tolga, bu cümlenin yazının bütün argümanını taşıdığını, çünkü Ece'nin ilk boynuzun örneği bağlamadığı sonucuna ancak bu dayanakla vardığını söylüyor. Ve soruyor: bu cümle neden doğru olsun?
Ece, cümlenin kendisine kendiliğinden doğru göründüğünü söylüyor. Deniz, Widerker'in ikilemini kabul eden bir okurun tam da bu cümleyi reddedeceğini hatırlatıyor: o okur için belirlenimci bağ, işlev görmese bile, örneğin kurulabilmesi için gereklidir ve bu yüzden örneğin sonucunu belirler. Ece bu dayanağı gerekçe paragrafında açıkça yazmıştı, ama savunmamıştı. Mert, Ece'ye bu dayanağın yazının kırılgan öncülü olduğunu, onu savunmadan yazının kazanım cümlesinin havada kaldığını söylüyor. Ama bir uyarı da ekliyor: öncülü savunurken yazının asıl konusundan, yani Frankfurt örneğinden uzaklaşmamalı. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe yazısında argümanın dayandığı bir öncülü nasıl savunacağımızı, hangi öncüllerin savunma gerektirdiğini ve bir öncülü savunurken yazının asıl argümanından nasıl uzaklaşmayacağımızı soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bu kursun ikinci modülü paragrafın ve yazının biçimini kurdu. Bu üçüncü modül, Argüman yazımı, biçimin içindeki argümana bakıyor. D02'de, başkasının argümanını çözümlerken kırılgan öncülü, sessiz onayı, yük sınamasını ve alt argümanı gördük. Orada okur, bir argümanın hangi öncülünün en zayıf olduğunu buluyordu. Bu ders aynı soruyu yazarın tarafından soruyor: yazar kendi argümanının kırılgan öncülünü bulduğunda onu nasıl savunur?
Sonra üç kaynağa bakacağız. John Locke, İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme'nin ilk kitabında, doğuştan fikirlere karşı argümanının dayandığı bir öncülü, yani bütün insanların kabul ettiği hiçbir ilke olmadığı öncülünü, somut kanıtlarla savunur. J. L. Mackie, kötülük sorunu üzerine makalesinde, bir çelişkiyi ortaya çıkarmak için gereken ek öncülleri açıkça yazar ve her birini ayrıca savunur. William Paley ise saat argümanında, çıkarımının dayandığı öncülü, ona yöneltilebilecek itirazları önceden sayarak savunur.
Ardından üç itirazı tartacağız: her öncülü savunmanın sonsuz bir geriye gidişe yol açtığı, öncül savunmasının yazıyı asıl konusundan uzaklaştırdığı ve bazı öncüllerin savunulmak yerine yalnızca kabul edilmesi gerektiği itirazları.
Sonda, bir öncülü savunmanın dört adımını göstereceğiz: argümanın hangi öncülünün savunma gerektirdiğini belirlemek, o öncül için bir savunma yolu seçmek, savunmaya yazının ölçeğine uygun bir bütçe ayırmak ve savunmanın yazının asıl argümanına nasıl geri bağlandığını söylemek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefe yazısında argümanın dayandığı öncüllerden hangilerinin savunma gerektirdiğini nasıl belirleriz, bir öncülü hangi yollarla savunuruz ve savunmayı yazının asıl argümanından uzaklaşmadan nasıl yaparız?
Ölçülü iddiam şu: bir felsefe yazısında savunma gerektiren öncül, argümanın ağırlığını taşıyan ve yazının karşısındaki okurun reddedeceği öncüldür, ve yazar bu öncülü üç yoldan biriyle savunabilir, yani onu destekleyen kanıt göstererek, onu karşı tarafın da kabul ettiği daha genel bir ilkeden türeterek ya da ona yöneltilebilecek itirazları önceden cevaplayarak, ve savunmaya yazının ölçeğine uygun bir yer ayırıp sonunda savunmanın asıl argümana nasıl geri bağlandığını söyler, çünkü savunulmamış bir kırılgan öncül yazının kazanımını havada bırakır, ölçüsüz bir savunma ise yazıyı, Mert'in uyardığı gibi, asıl konusundan başka bir tartışmaya kaydırır.
Sıfır noktası
Her felsefe argümanı öncüllere dayanır ve hiçbir yazı bütün öncüllerini savunamaz. Bir yazar her öncülü savunmaya kalkıştığında, her savunma yeni öncüller gerektirir ve yazı hiç bitmez. D02'de gördüğümüz durma noktası kavramı bu yüzden vardı: bir gerekçe zinciri, taraflarca kabul edilen bir yerde durur. Yazarın ilk sorusu bu yüzden "öncüllerimi nasıl savunurum?" değil, "hangi öncülümü savunmam gerekiyor?" sorusudur.
Bu sorunun cevabı iki ölçüte bağlıdır. Birinci ölçüt, öncülün argümanın ağırlığını taşıyıp taşımadığıdır: öncül yanlış çıksa argüman çöker mi? İkinci ölçüt, yazının karşısındaki okurun bu öncülü reddedip reddetmeyeceğidir: öncül, karşı çıkan okurun da paylaştığı bir şey mi, yoksa tam da onun itiraz edeceği şey mi? İki ölçütü birden karşılayan öncül, yazının savunmak zorunda olduğu öncüldür.
Ece'nin dayanağı iki ölçütü de karşılıyordu. Yanlış çıksa, ilk boynuzun örneği bağlamadığı sonucu çökerdi. Ve Widerker'in ikilemini kabul eden bir okur onu reddederdi, çünkü o okur için belirlenimci bağ, işlev görmese bile örneğin kurulabilmesinin koşuluydu. Ece'nin yazısındaki öteki öncüller, örneğin Frankfurt örneğinin nasıl kurulduğu ya da müdahalecinin hiç devreye girmediği, karşı çıkan okurun da kabul ettiği şeylerdi ve savunma gerektirmiyordu.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir felsefe yazısında öncül savunmasının ne kadar kapsamlı olması gerektiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, tam savunma görüşüdür. Buna göre bir felsefe yazısı, argümanının dayandığı her tartışmalı öncülü eksiksiz savunmalıdır, çünkü savunulmamış her öncül argümanın bir boşluğudur ve okur haklı olarak o boşlukta durup argümanın geri kalanını reddedebilir.
İkinci görüş, koşullu savunma görüşüdür. Buna göre bir yazar, argümanının tartışmalı öncüllerini savunmak zorunda değildir; onları açıkça koşul olarak koyup "bu öncül doğruysa, şu sonuç çıkar" diyebilir. Bu kursun ilk modülündeki koşullu tez ve varsayılan öncül kavramları bu görüşün araçlarıdır.
Üçüncü görüş, seçici savunma görüşüdür. Buna göre yazar, argümanının ağırlığını taşıyan ve karşı çıkan okurun reddedeceği öncülü savunmalı, geri kalan tartışmalı öncülleri ise açıkça varsayılan öncül olarak işaretlemelidir. Savunma, yazının asıl katkısının dayandığı yerde yapılır; başka yerde yazar ne varsaydığını söylemekle yetinir.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, her tartışmalı öncülü savunmaya kalkışarak yazıyı bitmeyen bir savunmaya dönüştürür. İkinci görüş, açık koşulların dürüstlüğünü doğru görür, ama yazının asıl katkısını bir koşula bağladığında yazının hiçbir şeyi gerçekten göstermemesi tehlikesini göz ardı eder: Ece'nin dayanağı bir koşul olarak bırakılsaydı, yazının kazanım cümlesi "bu dayanak doğruysa, ilk boynuz bağlamaz" olurdu ve bu, Widerker'i kabul eden okura hiçbir şey söylemezdi.
Argümanın yapısı
Bir öncülü savunmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, argümanın hangi öncülünün savunma gerektirdiğini belirlemektir. Yazar argümanının öncüllerini listeler ve her biri için iki soru sorar: bu öncül yanlış çıksa argüman çöker mi, ve yazının karşısındaki okur bu öncülü reddeder mi? İki soruya da evet cevabı alan öncül savunulur; yalnızca birincisine evet cevabı alan öncül karşı çıkan okurun da paylaştığı bir durma noktasıdır; ikincisine evet cevabı alıp birincisine hayır alan öncül ise argümandan çıkarılabilir ya da varsayılan öncül olarak işaretlenebilir.
İkinci adım, bu öncül için bir savunma yolu seçmektir. Öncül bir olgu hakkındaysa, kanıt göstermek en güçlü yoldur, tıpkı Locke'un çocukları anması gibi. Öncül genel bir ilkeyse, onu karşı tarafın da kabul ettiği daha genel bir ilkeden türetmek bir yoldur. Öncül tartışmada sık sık saldırıya uğrayan bir öncülse, ona yöneltilen itirazları önceden cevaplamak bir yoldur.
Üçüncü adım, savunmaya yazının ölçeğine uygun bir bütçe ayırmaktır. Savunma, yazının asıl katkısından daha fazla yer kaplamamalıdır. On sayfalık bir yazıda kırılgan bir öncülün savunması bir iki paragrafı aşıyorsa, bu ya öncülün yazının ölçeğinde savunulamayacağını ya da yazarın öncülü gereğinden geniş savunduğunu gösterir; ilk durumda yazar öncülü varsayılan öncül yapmayı, ikinci durumda savunmayı daraltmayı düşünür.
Dördüncü adım, savunmanın asıl argümana nasıl geri bağlandığını söylemektir. Savunma bittiğinde, okura öncülün artık savunulmuş olduğu ve argümanın bu öncül üzerinden nasıl ilerlediği bir cümleyle söylenir. Bu cümle, geçiş dersinde tanımladığımız dönüş geçişinin öncül savunmasındaki biçimidir.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Öncül savunmasını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe yazısının gücü, en zayıf öncülünün gücü kadardır; ama her öncül zayıf değildir ve her zayıf öncül de savunulmayı gerektirmez. Yazar, argümanının ağırlığını taşıyan ve karşı çıkan okurun reddedeceği öncülü bulur, onu uygun bir yolla ve uygun bir bütçeyle savunur ve sonunda okuru asıl argümana geri getirir. Böyle bir savunma, yazının kazanımını havada bırakmaz ve yazıyı başka bir tartışmaya kaydırmaz.
Açık kalan sorular
Bir öncülü karşı tarafın da kabul ettiği bir ilkeden türetmek, karşı tarafı gerçekten bağlar mı? Karşı taraf ilkeyi kabul edip türetmeyi reddederse, yazar ne yapmalıdır?
Bir öncül yazının ölçeğinde savunulamıyorsa ve varsayılan öncül olarak bırakılırsa, yazının katkısı ne kadar küçülür? Bir yazının katkısının bir varsayılan öncüle bağlı olması, o katkıyı değersiz kılar mı?
Paley'in öncülü, önceden cevaplanan itirazlara rağmen sonraki düşünürlerce güçlü biçimde eleştirildi. Bir yazar, kendi öncülüne yöneltilebilecek bütün itirazları öngörebilir mi, yoksa her savunma kendi zamanının itirazlarıyla sınırlı mıdır?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKendine doğru görünen öncülü savunmasız bırakmak.
Bir öncülün yazara kendiliğinden doğru görünmesi, karşı çıkan okurun da onu kabul edeceği anlamına gelmez. Öncülün savunma gerektirip gerektirmediği, karşı çıkan okurun gözüyle belirlenir.
Yaygın yanlışBütün tartışmalı öncülleri savunmaya kalkışmak.
Her tartışmalı öncülü savunmak yazıyı bitmeyen bir savunmaya dönüştürür. Yalnızca argümanın ağırlığını taşıyan öncül savunulur; ötekiler varsayılan öncül olarak işaretlenir.
Yaygın yanlışSavunma bütçesini aşmak.
Bir öncülün savunması yazının asıl katkısından fazla yer kapladığında, yazı başka bir tartışmaya kayar. Savunma, yazının ölçeğine göre sınırlı tutulur.
Yaygın yanlışSavunmadan sonra asıl argümana dönmemek.
Bir öncül savunulduktan sonra okura argümanın bu öncül üzerinden nasıl ilerlediği söylenmezse, okur savunmanın neden yapıldığını unutabilir. Savunma bir dönüş cümlesiyle kapanır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe yazısında savunma gerektiren öncül, argümanın ağırlığını taşıyan ve yazının karşısındaki okurun reddedeceği öncüldür; öteki öncüller ya karşı çıkan okurun da paylaştığı durma noktalarıdır ya da varsayılan öncül olarak işaretlenir.
Locke'un çocukları bir öncülün kanıtla savunulabildiğini, Mackie'nin ek öncülleri örtük kalan tamamlayıcı öncülleri açıkça yazmanın savunmayı nasıl yoğunlaştırdığını, Paley'in saati ise bir öncülün itirazları önceden cevaplayarak savunulabildiğini gösterdi.
Öncül dört adımla savunulur: savunma gerektiren öncülü belirlemek, bir savunma yolu seçmek, savunmaya yazının ölçeğine uygun bir bütçe ayırmak ve savunmayı bir dönüş cümlesiyle asıl argümana bağlamak.
Öncül savunmasının sonsuz bir geriye gidişe yol açtığı, yazıyı asıl konusundan uzaklaştırdığı ve bazı öncüllerin yalnızca kabul edilmesi gerektiği itirazları, savunmanın karşı çıkan okurun kabul ettiği yerde durduğunu, bütçe ve dönüş cümlesinin yazıyı konusunda tuttuğunu ve temel öncüllerin zaten savunma listesinden çıktığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir öncülü savunmak, her şeyi savunmak değil, yazının kazanımının dayandığı tek yeri, karşı çıkan okurun da kabul edeceği bir zemine oturtmaktır.
Sonraki derse köprü
Ece'nin savunması, Widerker'i kabul eden okurun zaten kullandığı bir ilkeye dayandı. Ama Deniz, savunmayı okuduktan sonra bir şey fark ediyor: Ece'nin yazısında Widerker'in ikilemi, ikinci bölümde anlatılıyor, ama o kadar kısa ve Ece'nin cevabına o kadar uygun biçimde anlatılıyor ki, okur Widerker'in neden bu ikilemi ciddiye aldığını anlamıyor. Deniz, Widerker'i kabul eden birinin bu anlatımı okuduğunda kendi görüşünü tanıyıp tanımayacağını soruyor.
Bir öncülün savunması, karşı görüşün ne olduğuna bağlıdır. Karşı görüş zayıf ya da eksik sunulduğunda, ona karşı yapılan savunma da ne kadar güçlü olursa olsun okuru ikna etmez, çünkü okur yazarın gerçek bir karşı görüşe değil, onun kolay bir biçimine cevap verdiğini düşünür. D03'te korkuluk argümanını bir safsata olarak tanıdık; şimdi yazar olarak, kendi yazımızda karşı görüşü onun en güçlü savunucusunun tanıyacağı biçimde sunmanın yolunu arıyoruz.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Karşı görüşü güçlü sunma dersi, bir felsefe yazısında karşı çıktığımız bir görüşü, savunucularının kendi görüşleri olarak tanıyacakları en güçlü biçimde nasıl sunacağımızı ve bunun kendi argümanımızı neden güçlendirdiğini soruyor.