Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe yazısının sonucu, yazının girişte verdiği sözlerin hesabını verir: hangi sözlerin tutulduğunu bir kazanım cümlesiyle, neyin açık kaldığını bir sınır cümlesiyle söyler.
Hume'un kitaplık sahnesi bir kazanımı tek bir uygulanabilir ölçüte toplamanın gücünü ve bu keskinliğin gizleyebileceği sınırı, Thomson'ın kapanışı sınırlarını söyleyen bir sonucun güvenilirliğini, Spinoza'nın son cümlesi ise yolun zorluğunu kabul ederek okuru yazının ötesine davet etmeyi gösterdi.
Sonuç dört adımla yazılır: girişin sözlerini listelemek, tutulan sözleri bir kazanım cümlesiyle söylemek, açık kalanı bir sınır cümlesiyle söylemek ve sonuçtaki her iddianın yazıda savunulup savunulmadığını sınamak.
Özetin okura yardım ettiği, sınır cümlesinin yazıyı zayıf bitirdiği ve sonucun yazının ötesine bakabileceği itirazları, kazanım cümlesinin bölümlerin toplamını söylediğini, sınırın okurun güvenini artırdığını ve ileriye bakmanın açık bir soruyu göstermek olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir sonuç paragrafı yazmak, yazının söylediklerini tekrarlamak ya da onlardan büyük bir iddia çıkarmak değil, yazının tam olarak ne kadarını gösterdiğini okura dürüstçe söylemektir.
Açılış sahnesi
Ece'nin yazısı artık üçüncü bölümün son paragrafına kadar yazılmış. O paragraf, işaret ile kararın eşzamanlı olduğu bir Frankfurt örneğinde de belirlenimci bağın kararı belirlemediğini gösteriyor. Ece, yazının sonuna bir sonuç paragrafı ekliyor. Paragrafın ilk dört cümlesi yazının dört bölümünü sırayla özetliyor. Beşinci cümle şöyle: "Böylece Frankfurt örneklerinin, özgür irade tartışmasının bütününde belirlenimciliğe karşı kesin bir zafer kazandığı görülmektedir." Altıncı ve son cümle: "Sonuç olarak, ahlaki sorumluluk üzerine düşünmek, insan olmanın ne demek olduğunu anlamak için vazgeçilmezdir."
Okuma grubu paragrafı okuduktan sonra bir süre kimse konuşmuyor. Sonra Deniz, ilk dört cümlenin yazıda zaten okuduğu şeyleri tekrarladığını, bir şey eklemediğini söylüyor. Tolga, beşinci cümlenin yazının hiç savunmadığı bir iddiada bulunduğunu, çünkü Ece'nin kapsam bildiriminde belirlenimcilik sorusunu açıkça dışarıda bıraktığını ve katkısını Widerker'in ikileminin ilk boynuzuyla sınırladığını hatırlatıyor. Son cümle için ise kimse bir şey söyleyemiyor: cümle doğru olabilir, ama yazının hiçbir yerinde tartışılmamış. Mert, Ece'ye yazının gerçekten ne kazandığını ve neyi açık bıraktığını iki ayrı cümleyle söylemesini öneriyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe yazısının son paragrafında neyin söylenmesi, neyin söylenmemesi gerektiğini, bir sonucun özetten nasıl ayrıldığını ve yazının kazandığını ve açık bıraktığını okura nasıl bildireceğimizi soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce sonuç paragrafının yazının bütünündeki yerini kuralım. Bu kursun ilk modülünde, yazının girişinin okura tezi, kapsamı, katkıyı ve yolu söylediğini gördük. Bu modülde paragraf ölçeğine indik: konu cümlesi, gerekçe, örnek, itiraz ve geçiş. Sonuç paragrafı bu iki ölçeğin buluştuğu yerdir: yazının son paragrafıdır, ama işi girişin verdiği sözlere dönüp onların ne kadarının tutulduğunu söylemektir. Girişte "şunu savunacağım" diyen yazı, sonuçta "şunu savundum ve şu kadarını gösterdim" der.
Sonra üç kaynağa bakacağız. David Hume, İnsan Anlığı Üzerine Bir Soruşturma'yı, bütün kitabın ayrımını bir kitaplık üzerinde uygulayan bir sonuçla bitirir ve bu sonuç, yazının kazanımını bir eyleme çevirmenin gücünü ve tehlikesini birlikte gösterir. Judith Jarvis Thomson, kürtaj üzerine makalesini, argümanının neyi göstermediğini açıkça söyleyerek kapatır. Baruch Spinoza ise Etika'yı, yazının vardığı yolun ne kadar zor olduğunu kabul eden bir cümleyle bitirir.
Ardından üç itirazı tartacağız: sonucun özetten ibaret olmasının okura yardım ettiği, sınır cümlesinin yazıyı zayıf bir notla bitirdiği ve sonucun yazının ötesine bakmasının meşru olduğu itirazları.
Sonda, bir sonuç paragrafı yazmanın dört adımını göstereceğiz: girişin verdiği sözleri listelemek, yazının bu sözlerden hangilerini tuttuğunu bir kazanım cümlesiyle söylemek, neyin açık kaldığını bir sınır cümlesiyle söylemek ve sonuçtaki her iddianın yazıda gerçekten savunulup savunulmadığını sınamak.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefe yazısının son paragrafında neyi söylemeli, neyi söylememeliyiz, bir sonucu özetten ne ayırır ve yazının kazandığını ve açık bıraktığını okura nasıl bildiririz?
Ölçülü iddiam şu: bir felsefe yazısının sonucu, yazının girişte verdiği sözlerden hangilerini tuttuğunu söyleyen bir kazanım cümlesi ile neyin açık kaldığını söyleyen bir sınır cümlesi taşımalıdır, ve iyi bir sonuç yazının bölümlerini tek tek özetlemek yerine onların birlikte neyi gösterdiğini söyler ve yazının hiçbir yerinde savunulmamış bir iddiayı son paragrafta ortaya atmaz, çünkü özetten ibaret bir sonuç okura yeni bir şey vermez, sınırını söylemeyen bir sonuç okuru yazının gösterdiğinden fazlasına inandırır ve sonda doğan bir iddia, Ece'nin belirlenimciliğe karşı zafer cümlesi gibi, yazının dikkatle kurduğu kapsamı son satırda çiğner.
Sıfır noktası
Bir yazar son paragrafa geldiğinde iki çekim hisseder. Birincisi, geriye dönme çekimidir: yazının söylediği her şeyi okura bir kez daha hatırlatmak ister, çünkü okurun bir şeyi unutmuş olabileceğinden korkar. İkincisi, ileri atılma çekimidir: yazının küçük bir noktada vardığı sonucu, büyük bir sorunun cevabı gibi sunmak ister, çünkü yazının son cümlesinin güçlü ve akılda kalıcı olmasını ister.
Ece'nin sonuç paragrafı bu iki çekime birlikte kapıldı. İlk dört cümle geriye döndü ve yazının bölümlerini sırayla tekrarladı. Beşinci ve altıncı cümle ileri atıldı: biri yazının kapsamını aşan bir zafer ilan etti, öteki yazıyla hiçbir bağı olmayan genel bir doğruyu söyledi. Arada kalan şey, yani yazının gerçekten ne gösterdiği, hiç söylenmedi.
Bir sonuç paragrafının asıl işi, bu iki çekimin arasında durmaktır. Geriye döner, ama bölümleri tekrarlamak için değil, onların birlikte neyi gösterdiğini tek bir cümlede toplamak için. İleri bakar, ama yazının ötesinde bir zafer ilan etmek için değil, yazının açık bıraktığı soruyu okura göstermek için.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir felsefe yazısının sonucunun ne yapması gerektiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, özet görüşüdür. Buna göre bir sonuç, yazının ana noktalarını kısaca yeniden söylemelidir. Okur uzun bir yazıyı okurken ayrıntılarda kaybolabilir ve sonuç ona yazının iskeletini son bir kez göstererek bütünü toparlamasına yardım eder.
İkinci görüş, açılım görüşüdür. Buna göre bir sonuç, yazının vardığı noktayı daha geniş bir bağlama yerleştirmeli, yazının sonuçlarının başka sorular için ne anlama geldiğini göstermeli ve okuru yazının ötesine bakmaya davet etmelidir. Yazının kendisi dar bir soruyu ele almışsa, sonuç o dar sorunun neden önemli olduğunu söyleyebilir.
Üçüncü görüş, hesap görüşüdür. Buna göre bir sonuç, yazının girişte verdiği sözlere dönüp onların hesabını vermelidir: hangi sözler tutuldu, hangileri kısmen tutuldu, neyin açık kaldığı. Sonuç yazının ötesine bakabilir, ama yalnızca açık kalan bir soruyu göstermek için; yazının savunmadığı bir iddiayı ortaya atmak için değil.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş okurun toparlanma ihtiyacını doğru görür, ama kısa bir yazıda özetin yalnızca tekrar olduğunu ve uzun bir yazıda bile bölümleri tek tek saymanın onların birlikte ne gösterdiğini söylemediğini göz ardı eder. İkinci görüş sonucun ileriye bakabileceğini doğru görür, ama bu bakışın kolayca, Ece'nin beşinci cümlesinde olduğu gibi, yazının kapsamını aşan bir iddiaya dönüşebileceğini hesaba katmaz.
Argümanın yapısı
Bir sonuç paragrafı yazmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, girişin verdiği sözleri listelemektir. Yazar girişi yeniden okur ve orada okura verdiği sözleri çıkarır: tez, kapsam bildirimi, katkı cümlesi ve yol haritası. Bu sözler, sonucun hesabını vereceği şeylerdir.
İkinci adım, yazının bu sözlerden hangilerini tuttuğunu bir kazanım cümlesiyle söylemektir. Kazanım cümlesi çoğu zaman katkı cümlesinin geçmiş zamana çevrilmiş hâlidir: girişte "bu yazı şunu gösterecek" denmişse, sonuçta "bu yazı şunu göstermiştir" denir. Ama yazı bu sözü ancak kısmen tuttuysa, kazanım cümlesi bunu da söyler.
Üçüncü adım, neyin açık kaldığını bir sınır cümlesiyle söylemektir. Sınır cümlesi, yazının kapsam bildiriminde dışarıda bıraktığı ya da yazı sırasında fark edip cevaplayamadığı soruyu anar. Bu cümle yazının zayıflığını itiraf etmek değil, kazanımın tam olarak nerede bittiğini okura göstermektir.
Dördüncü adım, sonuçtaki her iddianın yazıda gerçekten savunulup savunulmadığını sınamaktır. Yazar sonuç paragrafının her cümlesini alır ve sorar: bu cümlenin söylediği şey yazının hangi bölümünde savunuldu? Hiçbir bölümde savunulmamış bir iddia, sonda doğan bir iddiadır ve ya silinir ya da açıkça yazının ötesinde kalan bir soru olarak sunulur.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Sonucu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe yazısının son paragrafı, yazının girişte verdiği sözlerin hesabını verir. Kazanım cümlesi hangi sözlerin tutulduğunu, sınır cümlesi kazanımın nerede bittiğini söyler. Sonuçtaki her iddia yazının bir yerinde savunulmuş olmalıdır; savunulmamış bir iddia ya silinir ya da açık bir soru olarak sunulur. Böyle bir sonuç, okuru yazıdan tam olarak yazının gösterdiği kadar bir şeyle gönderir.
Açık kalan sorular
Bir felsefe yazısının sonucu, yazının kendi ölçütüne tabi midir? Hume'un kapanışındaki ölçüt Soruşturma'nın kendisine uygulandığında, kitap ateşe atılacaklar arasına mı girer, yoksa fikirler arasındaki ilişkiler ve olgular üzerine akıl yürütmeler arasında mı kalır?
Bir yazının sınır cümlesi, yazarın bildiği ama okurun sormayacağı sınırları da içermeli midir? Yazar, okurun hiç fark etmeyeceği bir zayıflığı son paragrafta açıkça söylemek zorunda mıdır?
Kısa bir yazının ayrı bir sonuç paragrafına ihtiyacı var mıdır? Beş sayfalık bir yazı, son bölümünün son cümlesinde kazanımını ve sınırını söyleyerek ayrı bir sonuç paragrafı olmadan bitebilir mi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışSonucu bölümlerin bir listesine çevirmek.
"Birinci bölümde şunu, ikinci bölümde bunu gördük" gibi bir sonuç, okura yazıda zaten okuduğu şeyleri tekrarlar. Sonuç, bölümlerin birlikte neyi gösterdiğini tek bir kazanım cümlesinde söyler.
Yaygın yanlışSonda yeni bir iddia ortaya atmak.
Yazının hiçbir yerinde savunulmamış bir iddia, son paragrafta söylendiğinde yazının kapsamını çiğner. Sonuçtaki her cümle, yazının bir bölümünde savunulmuş bir şeye dayanmalıdır.
Yaygın yanlışSınırı söylememek.
Neyi göstermediğini söylemeyen bir sonuç, okuru yazının gösterdiğinden fazlasına inandırabilir. Sonuç, kazanımın nerede bittiğini bir sınır cümlesiyle söyler.
Yaygın yanlışGenel bir doğruyla bitirmek.
"Felsefe insan için vazgeçilmezdir" gibi bir cümle doğru olabilir, ama yazıyla hiçbir bağı yoksa yazının sonucu değildir. Son cümle, yazının kendi vardığı noktadan ya da açık bıraktığı sorudan gelir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe yazısının sonucu, yazının girişte verdiği sözlerin hesabını verir: hangi sözlerin tutulduğunu bir kazanım cümlesiyle, neyin açık kaldığını bir sınır cümlesiyle söyler.
Hume'un kitaplık sahnesi bir kazanımı tek bir uygulanabilir ölçüte toplamanın gücünü ve bu keskinliğin gizleyebileceği sınırı, Thomson'ın kapanışı sınırlarını söyleyen bir sonucun güvenilirliğini, Spinoza'nın son cümlesi ise yolun zorluğunu kabul ederek okuru yazının ötesine davet etmeyi gösterdi.
Sonuç dört adımla yazılır: girişin sözlerini listelemek, tutulan sözleri bir kazanım cümlesiyle söylemek, açık kalanı bir sınır cümlesiyle söylemek ve sonuçtaki her iddianın yazıda savunulup savunulmadığını sınamak.
Özetin okura yardım ettiği, sınır cümlesinin yazıyı zayıf bitirdiği ve sonucun yazının ötesine bakabileceği itirazları, kazanım cümlesinin bölümlerin toplamını söylediğini, sınırın okurun güvenini artırdığını ve ileriye bakmanın açık bir soruyu göstermek olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir sonuç paragrafı yazmak, yazının söylediklerini tekrarlamak ya da onlardan büyük bir iddia çıkarmak değil, yazının tam olarak ne kadarını gösterdiğini okura dürüstçe söylemektir.
Sonraki derse köprü
Ece'nin yazısı artık bir girişle başlayıp bir sonuçla bitiyor ve aradaki her paragraf bir konu cümlesi, bir gerekçe ve gerektiğinde bir örnek, bir itiraz ve bir geçiş taşıyor. Ama Ece, sınama tablosunu yeniden okurken bir şey fark ediyor: kazanım cümlesinin dayandığı bütün argüman, üçüncü bölümde açıkça söylediği bir dayanağa yaslanıyor, yani bir örneğin varsaydığı ama hiçbir işlev görmeyen bir özelliğin örneğin sonucunu belirlemediği dayanağına. Ece bu dayanağı söylemiş, ama savunmamış.
Bir felsefe argümanının gücü, en zayıf öncülünün gücü kadardır. Yazar bir öncülü söylediğinde, okur onu kabul etmeyebilir ve yazarın o öncülü neden kabul etmesi gerektiğini göstermesi gerekir. Paragraf ve yapı üzerine öğrendiklerimiz yazının biçimini kurdu; şimdi yazının içindeki argümanın kendisine, yani öncüllerin nasıl savunulacağına bakma zamanı.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Öncül savunma dersi, bir felsefe yazısında argümanın dayandığı bir öncülü nasıl savunacağımızı, hangi öncüllerin savunma gerektirdiğini ve bir öncülü savunurken yazının asıl argümanından nasıl uzaklaşmayacağımızı soruyor.