Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
İki felsefe paragrafı arasındaki geçiş, ikinci paragrafın birinciye hangi ilişkiyle bağlandığını okura söyleyen sözcük ya da cümledir ve okur her paragraf sınırında yazının hangi yöne ilerlediğini bu geçişten öğrenir.
Aristoteles'in iyi idesi eleştirisinden sonraki dönüşü bir sapmadan ana yola dönmeyi, Descartes'ın Üçüncü Meditasyon açılışı bir özetten yeni bir soruya geçmeyi, Augustinus'un zaman sorusu ise bir cevabın içinden yeni bir soru doğurmayı gösterdi.
Geçiş dört adımla kurulur: iki paragraf arasındaki ilişkiyi adlandırmak, bu ilişkiye uygun bir geçiş seçmek, geçişi ikinci paragrafın ilk cümlesine yerleştirmek ve geçişin gerçekten var olan bir bağı söyleyip söylemediğini sınamak.
Geçiş sözcüklerinin yazıyı ağırlaştırdığı, iyi bir dizinin geçişe ihtiyaç duymadığı ve geçişin okura bir bağı dayattığı itirazları, yalnızca yön değişikliklerini işaretlediğimizde, sıralamayı geçişten önce sınadığımızda ve paragraflar arasındaki ilişkinin argümanın bir parçası olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden iki paragraf arasındaki geçişi kurmak, bir sözcük seçmek değil, önce iki paragraf arasındaki gerçek ilişkiyi bulmak ve onu okura doğru adıyla söylemektir.
Açılış sahnesi
Ece'nin üçüncü bölümü artık iki paragraftan oluşuyor. Birinci paragraf, ilk boynuzun Frankfurt örneğini bağlamadığını savunuyor ve bir itirazı anarak bitiyor: işaret ile kararın eşzamanlı olduğu bir örnekte bağ işlev görebilir. İkinci paragraf şu cümleyle başlıyor: "Ayrıca, Frankfurt örneklerinin farklı türleri vardır." Ardından Ece, eşzamanlı işaretli bir örnek kuruyor ve bu örnekte de bağın kararı belirlemediğini gösteriyor.
Okuma grubu iki paragrafı art arda okuyor. Deniz, ikinci paragrafın ilk cümlesini okuyunca bir an durduğunu söylüyor: "ayrıca" sözcüğü ona yeni bir konuya geçildiğini düşündürmüş, oysa paragraf bir önceki paragrafın sonunda anılan itiraza cevap veriyordu. Tolga, iki paragrafın içeriğinin sıkı sıkıya bağlı olduğunu, ama aralarındaki geçişin bu bağı gizlediğini ekliyor: okur itirazın cevabını okuduğunu ancak paragrafın ortasında fark ediyor. Mert, Ece'ye ikinci paragrafın ilk cümlesini, birinci paragrafın son cümlesiyle birlikte okumasını ve iki cümlenin arasında okurun hangi köprüden geçtiğini sormasını öneriyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe yazısında iki paragraf arasındaki bağı nasıl kuracağımızı, okura bir paragraftan ötekine geçerken argümanın hangi yöne ilerlediğini nasıl söyleyeceğimizi ve geçişlerin yazının bütün akışını nasıl belirlediğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersi bu kursun önceki adımlarına bağlayalım. Yol haritası, yazının bölümlerinin sırasını ve her bölümün teze gördüğü işi girişte söylüyordu. Konu cümlesi, her paragrafın işini paragrafın başında söylüyordu ve Mill'in Üçüncü Bölümü açan cümlesinde bir konu cümlesinin aynı zamanda bir geçiş olabildiğini gördük. Bu ders, bu iki ölçeğin arasındaki boşluğa bakıyor: bir paragrafın bitişi ile bir sonrakinin başlangıcı arasında okur ne yaşar ve yazar bu anı nasıl kurar?
Sonra üç kaynağa bakacağız. Aristoteles, Nikomakhos'a Etik'in birinci kitabında, Platon'un iyi idesini eleştiren uzun bir sapmadan sonra "aradığımız iyiye yeniden dönelim" diyerek okuru ana yola geri getirir. Descartes, Üçüncü Meditasyon'u, önceki iki meditasyonda vardığı sonuçları kısaca özetleyen bir paragrafla açar ve bu özetten yeni bir soruya geçer. Augustinus ise İtiraflar'ın on birinci kitabında, Tanrı'nın dünyayı yaratmadan önce ne yaptığı sorusunu tartıştıktan sonra, "o hâlde zaman nedir?" sorusuyla yeni bir soruşturmaya geçer.
Ardından üç itirazı tartacağız: geçiş sözcüklerinin yazıyı ağırlaştırdığı, iyi bir paragraf dizisinin geçişe ihtiyaç duymadığı ve geçişin okura bir bağı dayattığı itirazları.
Sonda, iki paragraf arasındaki geçişi kurmanın dört adımını göstereceğiz: iki paragrafın arasındaki ilişkiyi adlandırmak, bu ilişkiye uygun bir geçiş sözcüğü ya da cümlesi seçmek, geçişi ikinci paragrafın ilk cümlesine yerleştirmek ve geçişin gerçekten var olan bir bağı söyleyip söylemediğini sınamak.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefe yazısında iki paragraf arasındaki ilişkiyi nasıl adlandırırız, bu ilişkiyi okura hangi sözcük ya da cümleyle bildiririz ve bir geçişin gerçekten var olan bir bağı mı, yoksa var olmayan bir bağı mı söylediğini nasıl sınarız?
Ölçülü iddiam şu: iki felsefe paragrafı arasındaki geçiş, ikinci paragrafın birinciye hangi ilişkiyle bağlandığını, yani onu sürdürdüğünü, ona bir itiraz getirdiğini, bir itiraza cevap verdiğini, ondan bir sonuç çıkardığını, bir sapmadan ana yola döndüğünü ya da yeni bir soruya geçtiğini okura söyleyen sözcük ya da cümledir, ve iyi bir geçiş bu ilişkiyi doğru adlandırır ve çoğu zaman ikinci paragrafın ilk cümlesinde yer alır, çünkü okur her paragraf sınırında yazının hangi yöne ilerlediğini yeniden sorar ve yanlış adlandırılmış bir geçiş, Ece'nin "ayrıca"sı gibi, okuru bağlı iki paragrafı birbirinden kopuk sanmaya iter.
Sıfır noktası
Bir paragraf bittiğinde okur kısa bir an durur. Bu an, yazının görünmeyen en önemli anlarından biridir: okur az önce okuduğunu toparlar ve bir sonraki paragrafın ne yapacağını tahmin etmeye başlar. Bir sonraki paragrafın ilk sözcükleri bu tahmini ya doğrular ya da düzeltir. "Ama" ile başlayan bir paragraf, okura bir karşıtlık geleceğini söyler. "Bu yüzden" ile başlayan bir paragraf, bir sonuç geleceğini söyler. "Ayrıca" ile başlayan bir paragraf ise okura yeni ama bağımsız bir noktanın ekleneceğini söyler.
Ece'nin "ayrıca"sı okura yanlış bir tahmin verdi. Okur, birinci paragrafın sonundaki itirazın bir kenara bırakıldığını ve ikinci paragrafın başka bir noktayı ele alacağını düşündü. Oysa ikinci paragraf, tam da o itiraza cevap veriyordu. Geçiş sözcüğü, iki paragraf arasındaki gerçek ilişkiyi, yani cevap ilişkisini, bir ekleme ilişkisi gibi gösterdi.
Bu yüzden geçiş yazmanın ilk sorusu, hangi sözcüğün kullanılacağı değil, iki paragraf arasındaki ilişkinin ne olduğudur. İlişki adlandırıldığında, doğru sözcük çoğu zaman kendiliğinden gelir. İlişki adlandırılamıyorsa, bu iki paragrafın arasında gerçek bir bağ olmadığını ve yazının sırasının yeniden düşünülmesi gerektiğini gösterebilir.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir felsefe yazısında paragraflar arası geçişin nasıl kurulacağı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, açık geçiş görüşüdür. Buna göre her paragraf, bir öncekine nasıl bağlandığını söyleyen bir geçiş sözcüğü ya da cümlesiyle başlamalıdır. Felsefi bir argüman adımlardan oluşur ve okur her adımda bir öncekiyle ilişkiyi bilmelidir.
İkinci görüş, içerik geçişi görüşüdür. Buna göre iyi kurulmuş bir paragraf dizisinde geçiş, geçiş sözcüklerinden değil, içeriğin kendisinden gelir: bir paragrafın son cümlesinde anılan bir kavram ya da soru, bir sonraki paragrafın ilk cümlesinde yeniden anıldığında, bağ kendiliğinden kurulur. Geçiş sözcükleri çoğu zaman gereksizdir ve yazıyı mekanikleştirir.
Üçüncü görüş, ilişkiye göre geçiş görüşüdür. Buna göre geçişin açıklığı, iki paragraf arasındaki ilişkinin türüne bağlıdır. Bir paragraf bir öncekini düz bir biçimde sürdürüyorsa, içerikteki süreklilik yeterli olabilir. Ama ilişki bir yön değişikliği içeriyorsa, yani bir karşıtlık, bir itiraza cevap, bir sapmadan dönüş ya da yeni bir soruya geçiş varsa, bu değişiklik açıkça söylenmelidir, çünkü okur yön değişikliğini kendisi tahmin edemez.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş her paragrafa bir geçiş sözcüğü koyarak düz süreklilikleri de işaretler ve yazıyı ağırlaştırır. İkinci görüş içerik sürekliliğinin gücünü doğru görür, ama bir yön değişikliğinin, Ece'nin iki paragrafında olduğu gibi, içerikten okunamayabileceğini göz ardı eder.
Argümanın yapısı
İki paragraf arasındaki geçişi kurmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, iki paragraf arasındaki ilişkiyi adlandırmaktır. Birinci paragrafın son cümlesi ile ikinci paragrafın ilk cümlesi yan yana konur ve sorulur: ikinci paragraf birinciyi sürdürüyor mu, ona bir itiraz mı getiriyor, bir itiraza mı cevap veriyor, ondan bir sonuç mu çıkarıyor, bir sapmadan mı dönüyor, yoksa yeni bir soruya mı geçiyor? Bu altı ilişki çoğu paragraf geçişini kapsar.
İkinci adım, bu ilişkiye uygun bir geçiş seçmektir. Düz süreklilik için çoğu zaman bir geçiş sözcüğüne gerek yoktur; birinci paragrafın son kavramını ikinci paragrafın ilk cümlesinde yeniden anmak yeterlidir. Karşıtlık için "ama", "oysa"; sonuç için "bu yüzden", "buradan"; itiraza cevap için itirazı kısaca anan bir cümle; dönüş için ana soruyu yeniden söyleyen bir cümle; yeni bir soruya geçiş için soruyu açıkça soran bir cümle seçilir.
Üçüncü adım, geçişi ikinci paragrafın ilk cümlesine yerleştirmektir. Geçiş çoğu zaman ikinci paragrafın konu cümlesiyle birleşir: aynı cümle hem iki paragraf arasındaki ilişkiyi hem de yeni paragrafın işini söyler. Mill'in Üçüncü Bölümü açan cümlesi bunu yapıyordu. Bazen de birinci paragrafın son cümlesi bir sonraki paragrafa zemin hazırlar, tıpkı Ece'nin ertelenmiş itirazının yaptığı gibi.
Dördüncü adım, geçişin gerçekten var olan bir bağı söyleyip söylemediğini sınamaktır. Yazar, geçiş sözcüğünü silip iki paragrafı yeniden okur ve kendine sorar: geçişin söylediği ilişki iki paragrafın içeriğinde gerçekten var mı? Geçiş bir sonuç ilişkisi söylüyorsa, ikinci paragraf gerçekten birinciden çıkıyor mu? Geçiş bir karşıtlık söylüyorsa, iki paragraf gerçekten karşıt mı?
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Geçişi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe yazısı bir argümandır ve argümanın adımları arasındaki ilişkiler, adımların kendileri kadar önemlidir. Geçiş, bu ilişkileri okura paragraf sınırlarında söyler. Doğru adlandırılmış bir geçiş okuru argümanın yönünde tutar; sahte bir geçiş ise okuru yanlış bir yöne götürür ve okur bunu ancak paragrafın ortasında fark eder.
Açık kalan sorular
Paragraflar arasındaki ilişkiler gerçekten altı türe ayrılabilir mi, yoksa bazı ilişkiler bu türlerin hiçbirine uymaz mı? Bir paragraf aynı anda hem bir öncekini sürdürüp hem de ona bir sınır koyuyorsa, geçiş bu iki ilişkiyi nasıl söylemelidir?
Türkçede geçiş sözcüklerinin ağırlığı, felsefe yazısının öteki dillerinde olduğundan farklı mıdır? Bir dilde akıcı gelen bir geçiş, çevrildiğinde ağır ya da eksik kalabilir mi?
Bir sapmadan dönüş geçişine ihtiyaç duyuluyorsa, bu sapmanın kendisinin yazıdan çıkarılması gerektiğini mi gösterir? Aristoteles'in Platon eleştirisi, bir dipnota ya da ayrı bir yazıya mı taşınmalıydı?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışİlişkiyi adlandırmadan geçiş sözcüğü seçmek.
"Ayrıca", "öte yandan" gibi sözcükler, iki paragraf arasındaki ilişki düşünülmeden seçildiğinde çoğu zaman yanlış ilişkiyi söyler. Önce ilişki adlandırılır, sonra sözcük seçilir.
Yaygın yanlışBütün geçişleri ekleme sözcükleriyle kurmak.
"Ayrıca", "bunun yanı sıra", "dahası" gibi sözcükler yalnızca bir ekleme ilişkisini bildirir. Bir yazının bütün geçişleri bu sözcüklerle kurulduğunda, okur paragraflar arasındaki karşıtlıkları, sonuçları ve cevapları göremez.
Yaygın yanlışSapmadan dönüşü işaretlememek.
Bir yan tartışmadan sonra ana soruya dönen bir paragraf, dönüşü açıkça söylemezse okur sapmanın bittiğini bilemez. Dönüş, ana soruyu yeniden söyleyen bir cümleyle işaretlenir.
Yaygın yanlışÖzet geçişini uzatmak.
Yeni bir bölümün başında önceki bölümü özetlemek okura yardım eder, ama özet bir iki cümleyi aştığında önceki bölümü tekrar etmeye dönüşür. Özet, yeni sorunun neden şimdi sorulduğunu göstermeye yetecek kadar kısa tutulur.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
İki felsefe paragrafı arasındaki geçiş, ikinci paragrafın birinciye hangi ilişkiyle bağlandığını okura söyleyen sözcük ya da cümledir ve okur her paragraf sınırında yazının hangi yöne ilerlediğini bu geçişten öğrenir.
Aristoteles'in iyi idesi eleştirisinden sonraki dönüşü bir sapmadan ana yola dönmeyi, Descartes'ın Üçüncü Meditasyon açılışı bir özetten yeni bir soruya geçmeyi, Augustinus'un zaman sorusu ise bir cevabın içinden yeni bir soru doğurmayı gösterdi.
Geçiş dört adımla kurulur: iki paragraf arasındaki ilişkiyi adlandırmak, bu ilişkiye uygun bir geçiş seçmek, geçişi ikinci paragrafın ilk cümlesine yerleştirmek ve geçişin gerçekten var olan bir bağı söyleyip söylemediğini sınamak.
Geçiş sözcüklerinin yazıyı ağırlaştırdığı, iyi bir dizinin geçişe ihtiyaç duymadığı ve geçişin okura bir bağı dayattığı itirazları, yalnızca yön değişikliklerini işaretlediğimizde, sıralamayı geçişten önce sınadığımızda ve paragraflar arasındaki ilişkinin argümanın bir parçası olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden iki paragraf arasındaki geçişi kurmak, bir sözcük seçmek değil, önce iki paragraf arasındaki gerçek ilişkiyi bulmak ve onu okura doğru adıyla söylemektir.
Sonraki derse köprü
Ece'nin üçüncü bölümü artık birbirine doğru geçişlerle bağlanmış paragraflardan oluşuyor ve bölümün son paragrafı, eşzamanlı işaretli örnekte de bağın kararı belirlemediğini gösteriyor. Ama bu, yazının da son paragrafı. Ece, yazısını nasıl bitireceğini bilmiyor: bu son paragrafın ardından bir paragraf daha mı gelmeli, yoksa yazı bu cevapla mı kapanmalı?
Bir yazının son paragrafı, bir geçişin özel bir türüdür: okuru bir sonraki paragrafa değil, yazının dışına geçirir. Bu paragraf, yazının neyi gösterdiğini, neyi göstermediğini ve okurun yazıdan ne götürmesi gerektiğini söyleyebilir. Ama bir sonuç paragrafı, yazının yalnızca özetine de dönüşebilir ya da yazının hiç savunmadığı yeni iddialar ortaya atabilir.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Sonuç dersi, bir felsefe yazısının son paragrafında neyin söylenmesi, neyin söylenmemesi gerektiğini, bir sonucun özetten nasıl ayrıldığını ve yazının kazandığını ve açık bıraktığını okura nasıl bildireceğimizi soruyor.