İçeriğe geç

P01-D05-M02-03·Paragraf ve yapı

Örnek

temel3.117 kelime≈ 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe paragrafındaki örnek, gerekçenin söylediği tek noktayı okurun gözünün önüne getiren en kısa durumdur ve her ayrıntısı bu noktaya hizmet eder.

Rachels'ın Smith ile Jones'u tek bir bakımdan ayrılan iki durumun gücünü, Frankfurt'un iki bağımlısı kısa bir karşıtlığın soyut bir ayrımı nasıl görünür kıldığını, Kagan'ın toplama yanılgısı ise bir örnekten çıkarılan sonucun sınırını gösterdi.

Örnek dört adımla yazılır: göstereceği tek noktayı söylemek, o noktayı taşıyan en kısa durumu kurmak, arkasına bir örnek okuması yazmak ve sonucu örneğin gösterdiğiyle sınırlı tutmak.

Örneğin gerekçenin yerine geçtiği, gerçek örneklerin uydurmalardan iyi olduğu ve kısa örneklerin kuru kaldığı itirazları, örneği gerekçeye bağladığımızda, kurulmuş örneği gizlemediğimizde ve canlılığı ayrıntının çokluğunda değil ağırlığında aradığımızda cevaplanabilir.

Bu yüzden bir paragrafa örnek yazmak, bir öykü anlatmak değil, gerekçenin tek bir noktasını okura göstermek ve o noktadan fazlasını iddia etmemektir.

Açılış sahnesi

Ece'nin paragrafı artık bir konu cümlesi, bir gerekçe ve açıkça söylenmiş bir dayanak taşıyor. Ama Deniz'in sorusu masada duruyor: bir bağın örnekte "hiçbir işlev görmemesi" tam olarak neye benziyor? Ece, bu soruya cevap vermek için paragrafa bir örnek eklemeye karar veriyor ve ilk taslağında uzun bir sahne yazıyor. Bir seçim günü, oy vermeye giden bir yurttaş, beynine gizlice yerleştirilmiş bir aygıt, aygıtı izleyen bir bilim insanı, yurttaşın o sabah kahvaltıda ne yediği, sandık görevlisiyle kısa bir konuşma ve sonunda yurttaşın kendi nedenleriyle adayını seçmesi.

Grup sahneyi keyifle okuyor, ama okuma bitince Tolga bir soru soruyor: bu sahne tam olarak neyi gösteriyor? Deniz, sahnenin en ilginç yerinin sandık görevlisiyle konuşma olduğunu, ama bu konuşmanın bağın işlev görüp görmemesiyle hiçbir ilgisi olmadığını söylüyor. Bir başka üye, sahnenin sonunda yurttaşın gerçekten kendi nedenleriyle mi seçtiğini, yoksa aygıtın zaten bir etkisi olup olmadığını merak ettiğini söylüyor; sahne bunu açık bırakıyor. Mert, Ece'ye sahnenin bir örnek olarak değil, bir öykü olarak yazıldığını, okurun dikkatinin gerekçenin söylediği tek noktaya değil, sahnenin her yerine dağıldığını belirtiyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe paragrafında gerekçeyi somutlaştıracak bir örneği nasıl seçeceğimizi, onu nasıl kuracağımızı ve örneğin gerekçenin yerine geçmeden ona nasıl hizmet edeceğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin P00 ve D04'teki derslerle ilişkisini kuralım. P00'da düşünce deneylerini incelerken bir senaryonun değişkenini, tek fark şartını ve yük taşıyan, serbest ve kaçak ayrıntıları gördük. D04'te bir felsefe metnindeki örneği okur olarak okuduk; gösterme örneğini, sahnelenen örneği ve örneğin ilgili özelliğini ayırdık. Bu kavramlar bu derste yeniden tanımlanmıyor. Bu ders, onları yazarın masasına taşıyor: bir yazar kendi paragrafına bir örnek yazarken, o örneği nasıl seçer, ne kadar ayrıntı verir ve okura örnekte neye bakması gerektiğini nasıl söyler?

Sonra üç kaynağa bakacağız. James Rachels, ötanazi üzerine kısa makalesinde, yalnız tek bir bakımdan ayrılan iki örnek kurar ve bu ikisini yan yana koyarak gerekçesini somutlaştırır. Shelly Kagan, bu tür örnek çiftlerinin gösterdiğinden fazlasını göstermek için kullanıldığını savunur ve yazarın örneğinden çıkarabileceği sonucun bir sınırı olduğunu gösterir. Harry Frankfurt ise istencin özgürlüğü üzerine makalesinde, iki bağımlıyı kısa bir karşıtlıkla anlatarak soyut bir ayrımı okurun gözünün önüne getirir.

Ardından üç itirazı tartacağız: örneğin gerekçenin yerine geçtiği, gerçek örneklerin uydurma örneklerden her zaman daha iyi olduğu ve kısa örneklerin okuru ikna etmek için fazla kuru kaldığı itirazları.

Sonda, bir paragrafa örnek yazmanın dört adımını göstereceğiz: örneğin göstereceği tek noktayı söylemek, bu noktayı taşıyan en kısa durumu kurmak, örneğin arkasına okura neye bakması gerektiğini söyleyen bir cümle yazmak ve örnekten çıkarılan sonucu örneğin gösterdiğiyle sınırlı tutmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe paragrafında, bir gerekçeyi somutlaştırmak için bir örneği nasıl seçer ve kurarız, okura örnekte neye bakması gerektiğini nasıl söyleriz ve örnekten çıkardığımız sonucu nasıl sınırlı tutarız?

Ölçülü iddiam şu: bir felsefe paragrafındaki örnek, gerekçenin söylediği tek noktayı okurun gözünün önüne getiren en kısa durumdur, ve iyi bir örnek yalnız o noktayı taşıyan ayrıntıları verir, gerektiğinde tek bir bakımdan ayrılan iki durumu yan yana koyar, arkasından okura örnekte neye bakacağını söyleyen bir cümleyle bağlanır ve ondan çıkarılan sonuç örneğin gösterdiğini aşmaz, çünkü ayrıntısı fazla bir örnek, Ece'nin seçim günü sahnesi gibi, okurun dikkatini dağıtır ve ondan çıkarılan sonuç gösterdiğini aştığında örnek gerekçeye hizmet etmek yerine onun yerine geçer.

Sıfır noktası

Bir yazar örnek yazmaya başladığında, çoğu zaman bir öykü anlatma isteğine kapılır. Örnek canlı olsun, okurun ilgisini çeksin, ayrıntıları gerçek gibi dursun ister. Bu istek yanlış değildir; P00'da gördüğümüz gibi, sahnelenen bir örnek okurun sezgisini harekete geçirebilir. Ama her ayrıntı bir soruya kapı açar. Ece'nin sahnesindeki kahvaltı, sandık görevlisi ve aygıtın bilinmeyen etkisi, okurun aklına bağın işlevi dışında sorular getirdi. Okur, örnekte bakması gereken noktayı değil, en çarpıcı ayrıntıyı gördü.

P00'daki oynatma denetimi, bir düşünce deneyinin her ayrıntısını tek tek değiştirip sorulan ayrımın değişip değişmediğine bakıyordu. Aynı denetim, bir yazar kendi örneğini yazarken bir yazma kuralına dönüşür: gerekçenin söylediği noktayı taşımayan her ayrıntı, ya çıkarılır ya da okurun dikkatini dağıtmayacak kadar kısa tutulur. Ece'nin sahnesinde kahvaltının ve sandık görevlisinin yeri yoktu; aygıtın etkisinin açık bırakılması ise bir kaçak ayrıntıydı, çünkü tam da gerekçenin söylemesi gereken şeyi, yani bağın işlev görmediğini, belirsiz kılıyordu.

Bu yüzden örnek yazmanın ilk sorusu "bu örnek ilginç mi?" değil, "bu örnek neyi gösterecek?" sorusudur. Bu soruya tek bir cümleyle cevap verilebildiğinde, örneğin hangi ayrıntıları taşıması gerektiği de belli olur.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefe paragrafında örneğin nasıl yazılacağı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, zengin örnek görüşüdür. Buna göre bir felsefe örneği, okurun sezgisini gerçekten harekete geçirebilmesi için canlı ve ayrıntılı olmalıdır. Kuru ve şematik bir örnek okurda hiçbir tepki uyandırmaz; okur ancak kendini içinde hayal edebildiği bir durumda sezgisine başvurabilir.

İkinci görüş, en az örnek görüşüdür. Buna göre bir felsefe örneği, gerekçenin söylediği noktayı taşımak için gereken en az ayrıntıyı vermelidir. Her ek ayrıntı yeni bir değişken, yeni bir soru ve yeni bir yanlış anlama olasılığıdır. Rachels'ın iki durumu bu görüşün örneğidir: canlı ama yalın.

Üçüncü görüş, işe göre örnek görüşüdür. Buna göre örneğin ayrıntı düzeyi, örneğin paragrafta gördüğü işe bağlıdır. Bir gerekçeyi yalnızca anlaşılır kılmak isteyen bir gösterme örneği kısa olabilir. Okurun sezgisine başvurup bir ayrımın ahlaki ağırlığını sınamak isteyen bir örnek ise okurun kendini içine koyabileceği kadar ayrıntı taşımalıdır; ama o ayrıntılar da ayrımın dışında bir soruya kapı açmamalıdır.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş canlılığın değerini doğru görür, ama Ece'nin sahnesinde olduğu gibi canlılık adına eklenen ayrıntının örneğin göstereceği noktayı gömebileceğini hesaba katmaz. İkinci görüş yalınlığın değerini doğru görür, ama sezgiye başvuran bir örneğin fazla şematik kaldığında okurda bir tepki uyandırmayabileceğini göz ardı eder.

Argümanın yapısı

Bir paragrafa örnek yazmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, örneğin göstereceği tek noktayı bir cümleyle söylemektir. Bu nokta, paragrafın gerekçesinin söylediği şeydir ve örnek onu somutlaştıracaktır. Ece için bu nokta şuydu: belirlenimci bağ var, ama kararı belirlemiyor. Nokta tek bir cümleyle söylenemiyorsa, örnek birden çok şey göstermeye çalışıyordur ve ya bölünmeli ya da yeniden düşünülmelidir.

İkinci adım, bu noktayı taşıyan en kısa durumu kurmaktır. Yazar, noktayı taşımak için zorunlu olan ayrıntıları seçer ve geri kalanını yazmaz. Nokta bir karşıtlığa dayanıyorsa, yani bir şeyin varlığının ya da yokluğunun fark yaratıp yaratmadığını gösteriyorsa, yazar Rachels gibi tek bir bakımdan ayrılan iki durum kurar ve bu tek bakımı açıkça söyler.

Üçüncü adım, örneğin arkasına bir örnek okuması yazmaktır. Bu cümle okura örnekte neye bakması gerektiğini söyler: hangi ayrıntının gerekçeyi taşıdığını ve örneğin gerekçenin hangi noktasını gösterdiğini. Örnek okuması, okurun örneği yazarın istediği gibi görmesini garanti etmez, ama okura yazarın neyi göstermek istediğini söyler ve okurun kendi okumasını onunla karşılaştırmasına izin verir.

Dördüncü adım, örnekten çıkarılan sonucu örneğin gösterdiğiyle sınırlı tutmaktır. Bir örnek belirli bir durumda bir şeyin fark yaratmadığını gösterebilir; ama bu, o şeyin her durumda fark yaratmadığını göstermez. Yazar, örnek okumasından sonra gelen cümlede, sonucu örneğin gerçekten gösterdiği kadar söyler.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Örneği ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe paragrafındaki örnek, gerekçenin söylediği tek noktayı okura gösterir. Bu noktayı taşıyan ayrıntılarla kurulduğunda, arkasından okura neye bakacağını söyleyen bir cümleyle bağlandığında ve ondan çıkarılan sonuç gösterdiğini aşmadığında, örnek gerekçenin yerine geçmez; gerekçeyi okurun gözünün önüne getirir.

Açık kalan sorular

Bir örnek okuması, okurun kendi sezgisine başvurma olanağını daraltır mı? Yazar okura örnekte neye bakacağını söylediğinde, okur örnekte yazarın görmediği bir şeyi görme şansını yitirir mi?

Kagan'ın toplama yanılgısı itirazı doğruysa, tek bir örnek çiftinden genel bir ilkeye hiç geçilebilir mi? Bir yazar bu geçişi yapmak için kaç örnek çiftine, hangi çeşitlilikte ihtiyaç duyar?

Bir örneğin uydurma olması, onun ahlaki sezgilerimizi sınamaktaki değerini azaltır mı? Gerçek hayatta hiç karşılaşılmayacak bir durum karşısındaki sezgimiz, gerçek durumlardaki sezgimizle aynı ağırlığı taşır mı?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışÖrneği bir öykü gibi yazmak.
Doğrusu

Canlılık adına eklenen her ayrıntı, okurun dikkatini gösterilecek noktadan uzaklaştırabilir. Örnek, göstereceği noktayı taşıyan ayrıntılarla sınırlı tutulur.

Yaygın yanlışÖrnek okumasını atlamak.
Doğrusu

Örneğin ne gösterdiğini okura söylememek, okurun örnekte en çarpıcı ayrıntıya bakmasına yol açar. Örneğin arkasından, okura neye bakacağını söyleyen bir cümle gelir.

Yaygın yanlışÖrnek çiftinde birden çok bakımı değiştirmek.
Doğrusu

Tek bir bakımın fark yaratıp yaratmadığını göstermek isteyen bir örnek çifti, iki durumu yalnız o bakımda farklı tutmalıdır. İki bakım birlikte değiştiğinde, farkın hangisinden geldiği bilinemez.

Yaygın yanlışÖrnekten gösterdiğinden fazlasını çıkarmak.
Doğrusu

Bir örnek, bir etkenin belirli bir durumda fark yaratmadığını gösterebilir; bu, onun hiçbir durumda fark yaratmadığını göstermez. Sonuç, örneğin gösterdiğiyle sınırlı tutulur ya da genellemenin ek öncülü açıkça yazılır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe paragrafındaki örnek, gerekçenin söylediği tek noktayı okurun gözünün önüne getiren en kısa durumdur ve her ayrıntısı bu noktaya hizmet eder.

Rachels'ın Smith ile Jones'u tek bir bakımdan ayrılan iki durumun gücünü, Frankfurt'un iki bağımlısı kısa bir karşıtlığın soyut bir ayrımı nasıl görünür kıldığını, Kagan'ın toplama yanılgısı ise bir örnekten çıkarılan sonucun sınırını gösterdi.

Örnek dört adımla yazılır: göstereceği tek noktayı söylemek, o noktayı taşıyan en kısa durumu kurmak, arkasına bir örnek okuması yazmak ve sonucu örneğin gösterdiğiyle sınırlı tutmak.

Örneğin gerekçenin yerine geçtiği, gerçek örneklerin uydurmalardan iyi olduğu ve kısa örneklerin kuru kaldığı itirazları, örneği gerekçeye bağladığımızda, kurulmuş örneği gizlemediğimizde ve canlılığı ayrıntının çokluğunda değil ağırlığında aradığımızda cevaplanabilir.

Bu yüzden bir paragrafa örnek yazmak, bir öykü anlatmak değil, gerekçenin tek bir noktasını okura göstermek ve o noktadan fazlasını iddia etmemektir.

Sonraki derse köprü

Ece'nin paragrafı artık bir konu cümlesi, bir gerekçe, söylenmiş bir dayanak ve kısa bir örnek taşıyor. Ama örneğin arkasından yazdığı daraltılmış sonuç, bir itirazı zaten sezdiriyor: başka Frankfurt örneklerinde bağ işlev görebilir. Tolga, Ece'ye bu itirazı paragrafın içinde mi, yoksa ayrı bir paragrafta mı ele alacağını soruyor ve itirazı gerçekten ciddiye alıp almadığını merak ediyor.

Bir felsefe paragrafı yalnız kendi iddiasını kurmaz; o iddiaya yöneltilebilecek bir itirazı da anabilir. Ama itirazın paragrafa nasıl gireceği, ne kadar güçlü sunulacağı ve paragrafın akışını nasıl etkileyeceği yazarın kararıdır. Bir itiraz yanlış yerde ya da zayıf biçimde anıldığında, paragrafı güçlendirmek yerine zayıflatabilir.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. İtiraz dersi, bir felsefe paragrafında kendi iddiamıza yöneltilebilecek bir itirazı nasıl anacağımızı, onu ne kadar güçlü sunacağımızı ve itirazın paragrafın içinde mi ayrı bir paragrafta mı yer alacağına nasıl karar vereceğimizi soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.