Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe paragrafında gerekçe, iddiaya karşı çıkan okurun "neden?" sorusuna iddiayı tekrarlamadan ve o okurun kabul edeceği bir yerden başlayarak cevap veren cümledir.
Aquinas'ın birinci yolu gerekçenin iddiayı izleyen cümlelerde işaretlenerek ve gerekirse kendi gerekçesiyle verilebildiğini, Kriton'daki Yasalar birden çok bağımsız gerekçenin bir sırayla dizilebildiğini, Descartes'ın bölünebilirlik argümanı ise söylenmemiş bir dayanağın okura nerede açık kaldığını gösterdi.
Gerekçe dört adımla kurulur: karşı çıkan okurun sorusunu yazmak, ona cevap veren cümleyi bulmak, gerekiyorsa dayanağı açıkça söylemek ve birden çok gerekçeyi bilinçli bir sıraya koymak.
Her iddiaya gerekçe yazmanın yazıyı ağırlaştırdığı, bazı iddiaların gerekçesiz kabul edildiği ve gerekçenin sonda da durabileceği itirazları, gerekçeyi karşı çıkan okurun gerçekten soracağı sorulara yazdığımızda ve paragrafın yönünü ilk cümlede söylediğimizde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir paragrafta gerekçe kurmak, yazarın kendi iddiasına inanmayan birinin gözüyle bakması ve o kişinin sorusuna kâğıt üzerinde cevap vermesidir.
Açılış sahnesi
Ece, yazısının üçüncü bölümünün ilk paragrafını okuma grubuna okuyor. Paragraf açık bir konu cümlesiyle başlıyor: "İkilemin ilk boynuzu Frankfurt örneğini bağlamaz." İkinci cümle şöyle: "Çünkü Widerker'in ilk boynuzu, Frankfurt örneğinin gücünü gözden kaçırır." Üçüncü cümle: "Frankfurt örneği, belirlenimcilik varsayılsa da varsayılmasa da ahlaki sorumluluk hakkında önemli bir şey gösterir." Dördüncü cümle: "Bu yüzden ilk boynuz örneği zayıflatmaz." Ece okumayı bitirince masaya bir sessizlik çöküyor.
Tolga, sessizliği bozuyor: paragrafın dört cümlesinin de aynı şeyi söylediğini, ilk boynuzun örneği bağlamadığını dört farklı biçimde tekrarladığını, ama bunun nedenini hiçbir yerde söylemediğini belirtiyor. Deniz, ikinci cümledeki "çünkü" sözcüğünün bir gerekçe vaat ettiğini, ama arkasından gelenin bir gerekçe değil, iddianın başka sözcüklerle yeniden söylenmesi olduğunu ekliyor. Mert, Ece'ye tek bir soru soruyor: ilk boynuzu kabul eden bir okur, yani Frankfurt örneğinin belirlenimciliği varsaydığını düşünen biri, bu paragrafı okuduktan sonra neden fikrini değiştirsin? Ece bu soruya paragrafın içinde bir cevap bulamıyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe paragrafında konu cümlesinin söylediği iddianın gerekçesini nasıl kuracağımızı, bir gerekçenin iddiayı gerçekten destekleyip desteklemediğini nasıl sınayacağımızı ve gerekçenin paragraf içinde nereye yerleşeceğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin D02'deki argüman çözümleme dersleriyle ilişkisini kuralım. Argüman Çözümleme kursunda, bir gerekçenin iddiadan bağımsız olarak kabul edilebilir, iddiayla ilgili ve iddiayı taşıyacak güçte olması gerektiğini gördük; dayanak kuralını, halat ile zincir ayrımını ve alt argümanı tanımladık. Orada bu kavramlar, başkasının argümanını çözümleyen okurun araçlarıydı. Bu ders aynı kavramları yazarın masasına taşıyor: yazar kendi paragrafını yazarken bir gerekçeyi nasıl kurar, nasıl işaretler ve nereye koyar?
Sonra üç kaynağa bakacağız. Thomas Aquinas, Summa Theologiae'deki birinci yolunda, bir iddiayı hemen arkasından gelen bir gerekçeyle destekler ve o gerekçeyi de kendi gerekçesiyle destekler. Platon'un Kriton'unda Yasalar, Sokrates'in kaçmaması gerektiğini birkaç ayrı gerekçeyle, belirli bir sırayla savunur. René Descartes ise Altıncı Meditasyon'da zihnin bedenden ayrı olduğunu bölünebilirlik üzerinden savunurken, gerekçeden iddiaya geçişi sağlayan genel ilkeyi söylemeden bırakır ve bu, gerekçenin okur için nerede açık kaldığını gösterir.
Ardından üç itirazı tartacağız: her iddiaya açık bir gerekçe yazmanın yazıyı ağırlaştırdığı, bazı iddiaların gerekçesiz de kabul edilebileceği ve gerekçenin paragrafın sonunda da durabileceği itirazları.
Sonda, bir paragrafta gerekçe kurmanın dört adımını göstereceğiz: iddiaya karşı çıkan okurun sorusunu yazmak, bu soruya cevap veren cümleyi bulmak, gerekçeden iddiaya geçişi sağlayan dayanağı gerekiyorsa açıkça yazmak ve birden çok gerekçe varsa onları bir sıraya koymak.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefe paragrafında, konu cümlesinin söylediği iddiaya karşı çıkan bir okuru ikna edebilecek gerekçeyi nasıl yazarız, bu gerekçenin gerçekten bir gerekçe olup olmadığını nasıl sınarız ve onu paragraf içinde nereye yerleştiririz?
Ölçülü iddiam şu: bir felsefe paragrafında gerekçe, iddiaya karşı çıkan okurun "neden?" sorusuna iddiayı tekrarlamadan cevap veren cümledir, ve yazar bu cümleyi, iddiayı reddeden bir okurun sorusunu açıkça yazıp ona cevap arayarak bulur, gerekçeden iddiaya geçişi sağlayan dayanak okur için açık değilse onu da yazar, birden çok gerekçeyi bilinçli bir sıraya koyar ve gerekçeyi çoğu zaman konu cümlesinin hemen arkasına, bir gerekçe işaretçisiyle bağlayarak yerleştirir, çünkü gerekçesi yazılmamış bir iddia, konu cümlesi ne kadar açık olursa olsun, Ece'nin paragrafında olduğu gibi, yalnızca kendi kendini tekrar eder.
Sıfır noktası
Ece'nin paragrafındaki sorun, D02'de gördüğümüz bir kusurun yazıdaki biçimidir. Orada döngüsel gerekçeyi, yani bir iddianın dayanağının iddianın kendisi olduğu durumu gördük. Ece'nin paragrafı bir döngü kurmuyordu; daha basit bir şey yapıyordu: iddiayı dört kez farklı sözcüklerle söylüyordu. "Çünkü" sözcüğü okura bir gerekçe vaat ediyordu, ama arkasından gelen cümle, iddiayı başka bir açıdan yeniden söyleyen bir cümleydi.
Bu kusur yazarken çok kolay yapılır, çünkü yazar kendi iddiasına zaten inanır. Ece, ilk boynuzun Frankfurt örneğini bağlamadığından emindi; aklında bunun bir nedeni de vardı. Ama o neden aklında kaldığı için, kâğıda geçirdiği her cümle ona iddiayı destekliyormuş gibi göründü. Okur ise Ece'nin aklını okuyamaz; yalnız kâğıdı okur. Kâğıtta neden yoksa, okur için de neden yoktur.
Bu yüzden gerekçe yazmanın ilk adımı, yazarın kendi iddiasına inanmayan birinin gözüyle bakmasıdır. Mert'in sorusu, yani ilk boynuzu kabul eden bir okurun neden fikrini değiştireceği, bu bakışın kendisiydi. Bu okur, "Frankfurt örneği önemli bir şey gösterir" cümlesini okuduğunda ikna olmaz, çünkü tam da bunu reddeder. Onu ikna edecek cümle, onun zaten kabul ettiği bir şeyden yola çıkan ve oradan iddiaya giden bir cümledir.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir felsefe paragrafında gerekçenin yeri ve açıklığı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, tam açıklık görüşüdür. Buna göre bir felsefe paragrafında her iddia bir gerekçeyle desteklenmeli, her gerekçe açıkça işaretlenmeli ve gerekçeden iddiaya geçişi sağlayan dayanak da yazılmalıdır, çünkü felsefe yazısının değeri okura hiçbir adımı tahmin ettirmemesinden gelir.
İkinci görüş, ekonomi görüşüdür. Buna göre bir yazar yalnız okurun gerçekten sorgulayacağı iddialara gerekçe yazmalı, dayanakları ise okurun kolayca tamamlayabileceği yerlerde söylemeden bırakmalıdır, çünkü her adımı yazan bir paragraf, okuru bildiği şeylerle yorar ve asıl tartışmalı adımı gözden kaybettirir.
Üçüncü görüş, okura göre ayar görüşüdür. Buna göre hangi iddiaya gerekçe yazılacağı ve hangi dayanağın açıkça söyleneceği, yazının hayal ettiği okura bağlıdır: bu okur iddiayı reddediyor mu, dayanağı kendiliğinden tamamlayabilir mi? Yazar, iddiasına karşı çıkan ama iyi niyetli ve yetkin bir okur hayal eder ve o okurun soracağı soruların hepsine cevap verir, sormayacaklarına vermez.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş ilkede doğrudur ama pratikte bir paragrafı dayanak cümleleriyle doldurur. İkinci görüş okuru doğru biçimde ciddiye alır, ama "okurun kolayca tamamlayacağı" dayanağın çoğu zaman tam da okurun reddettiği şey olabileceğini gözden kaçırır.
Argümanın yapısı
Bir paragrafta gerekçe kurmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, iddiaya karşı çıkan okurun sorusunu yazmaktır. Yazar, konu cümlesinin altına, iddiayı reddeden iyi niyetli bir okurun soracağı soruyu açıkça yazar: "neden ilk boynuz örneği bağlamasın, örnek belirlenimciliği açıkça varsaymıyor mu?" Bu soru, paragrafın cevap vermesi gereken soruyu somutlaştırır. Soru yazılamıyorsa, iddia ya kimsenin itiraz etmeyeceği bir iddiadır ve gerekçeye ihtiyaç duymaz, ya da yazar iddiasını henüz yeterince açık kurmamıştır.
İkinci adım, bu soruya cevap veren cümleyi bulmaktır. Cevap, iddiayı yeniden söylemez; soruyu soran okurun zaten kabul ettiği ya da kolayca kabul edeceği bir şeyden yola çıkar. Bu adımda, D02'deki bağımsız kabul edilebilirlik ölçütü bir yazma sorusuna dönüşür: bu cümleyi, iddiamı reddeden okur da kabul eder mi?
Üçüncü adım, gerekçeden iddiaya geçişi sağlayan dayanağı gerekiyorsa açıkça yazmaktır. Bazen gerekçe ile iddia arasındaki geçiş okur için açıktır; bazen de okur gerekçeyi kabul edip iddiaya neden geçileceğini sorar. Yazar bu durumda dayanağı, yani geçişi sağlayan genel cümleyi, paragrafa ekler.
Dördüncü adım, birden çok gerekçe varsa onları bir sıraya koymaktır. Gerekçeler birbirine bağlıysa, yani biri ötekinin gerekçesiyse, sıra zorunludur: önce iddiaya en yakın gerekçe, sonra onun gerekçesi gelir. Gerekçeler birbirinden bağımsızsa, sıra bir seçimdir ve yazar bu seçimi bilinçli yapar: en güçlü gerekçeyi başa mı koyacak, sona mı?
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Gerekçeyi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe paragrafının iddiası, onu okuyan ve ona karşı çıkan biri için yazılır. Gerekçe, bu okurun "neden?" sorusuna, onun zaten kabul ettiği bir yerden başlayarak verilen cevaptır. Yazar bu soruyu açıkça yazdığında, iddiayı tekrarlamak ile onu gerekçelendirmek arasındaki farkı kendi taslağında görebilir.
Açık kalan sorular
Bir yazının hayal ettiği karşı çıkan okur ne kadar karşı çıkmalıdır? İddiayı tümüyle reddeden bir okur için yazmak, yazıyı hiç bitmeyen bir savunmaya dönüştürür mü, yoksa her ciddi yazının karşısında böyle bir okur mu olmalıdır?
Birbirinden bağımsız birkaç gerekçe, tek bir güçlü gerekçeden daha mı iyi bir paragraf kurar? Kriton'daki Yasalar üç ayrı gerekçe verir; bunlardan biri zayıfsa, bu öteki ikisinin gücünü de gölgeler mi?
Bir dayanak açıkça yazıldığında, okurun onu sorgulama olasılığı artar mı? Descartes dayanağını açıkça söyleseydi, okurları onu daha kolay mı reddederdi, yoksa daha kolay mı kabul ederdi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışGerekçe işaretçisinin arkasına iddiayı yeniden yazmak.
"Çünkü" ya da "zira" gibi bir sözcük okura bir gerekçe vaat eder. Arkasından gelen cümle iddiayı başka sözcüklerle tekrar ediyorsa, işaretçi boş bir vaattir. İddia ile gerekçe yan yana konup aralarında bir fark olup olmadığı sorulmalıdır.
Yaygın yanlışGerekçeyi iddiayı zaten kabul eden okur için yazmak.
Bir gerekçe, yazarın kendisini ikna edebilir, ama yazarın karşısındaki okuru ikna etmeyebilir. Gerekçe, iddiayı reddeden okurun da kabul edeceği bir şeyden yola çıkmalıdır.
Yaygın yanlışOkurun sorgulayacağı dayanağı söylemeden bırakmak.
Gerekçe ile iddia arasındaki geçiş, iddiayı reddeden okurun tam da itiraz edeceği yer olabilir. Böyle bir dayanak yazılmadığında, okur onu ya kendisi tamamlar ya da yazarın argümanında bir boşluk olduğunu düşünür.
Yaygın yanlışBağımsız gerekçeleri aklına geldiği sırayla dizmek.
Birden çok gerekçe varsa, onların sırası paragrafın ikna gücünü etkiler. Gerekçeler aklına geldiği sırayla değil, güçlerine ve birbirleriyle ilişkilerine göre dizilir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe paragrafında gerekçe, iddiaya karşı çıkan okurun "neden?" sorusuna iddiayı tekrarlamadan ve o okurun kabul edeceği bir yerden başlayarak cevap veren cümledir.
Aquinas'ın birinci yolu gerekçenin iddiayı izleyen cümlelerde işaretlenerek ve gerekirse kendi gerekçesiyle verilebildiğini, Kriton'daki Yasalar birden çok bağımsız gerekçenin bir sırayla dizilebildiğini, Descartes'ın bölünebilirlik argümanı ise söylenmemiş bir dayanağın okura nerede açık kaldığını gösterdi.
Gerekçe dört adımla kurulur: karşı çıkan okurun sorusunu yazmak, ona cevap veren cümleyi bulmak, gerekiyorsa dayanağı açıkça söylemek ve birden çok gerekçeyi bilinçli bir sıraya koymak.
Her iddiaya gerekçe yazmanın yazıyı ağırlaştırdığı, bazı iddiaların gerekçesiz kabul edildiği ve gerekçenin sonda da durabileceği itirazları, gerekçeyi karşı çıkan okurun gerçekten soracağı sorulara yazdığımızda ve paragrafın yönünü ilk cümlede söylediğimizde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir paragrafta gerekçe kurmak, yazarın kendi iddiasına inanmayan birinin gözüyle bakması ve o kişinin sorusuna kâğıt üzerinde cevap vermesidir.
Sonraki derse köprü
Ece'nin yeni paragrafı artık bir gerekçe ve söylenen bir dayanak taşıyor: işaret ile karar arasındaki belirlenimci bağ örnekte hiçbir işlev görmez. Ama Deniz paragrafı okuduktan sonra bir şey söylüyor: gerekçe doğru olabilir, ama çok soyut; bir bağın "hiçbir işlev görmemesi" tam olarak neye benziyor? Deniz, bunu gösteren somut bir durum görmek istediğini söylüyor.
Bir gerekçe soyut bir ilke olarak doğru olabilir ve yine de okur onu kavrayamaz. Bir örnek, gerekçenin söylediğini okurun gözünün önüne getirir. Ama bir felsefe paragrafına konan örnek, gerekçeye hizmet etmelidir: gerekçenin söylediğini göstermeli, fazlasını ya da başka bir şeyi göstermemelidir.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Örnek dersi, bir felsefe paragrafında gerekçeyi somutlaştıracak bir örneği nasıl seçeceğimizi, onu nasıl kuracağımızı ve örneğin gerekçenin yerine geçmeden ona nasıl hizmet edeceğini soruyor.