İçeriğe geç

P01-D05-M01-05·Tez kurma

Yol haritası

temel2.792 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Yol haritası, girişin sonunda yazının bölümlerini sırayla adlandırıp her birinin teze gördüğü işi söyleyen kısa bir paragraftır ve yazarın okura baştan verdiği metin haritasıdır.

Hobbes'un Leviathan girişi uzun bir eserin yolunu birkaç cümlede gösterdi, Locke'un Deneme girişi bir planın yazı sırasında değişebildiğini ve bunun açıkça söylenebildiğini, Descartes'ın özeti ise bir haritanın ayrı bir metin olarak da yazılabildiğini gösterdi.

Yol haritası dört adımla yazılır: bölümleri sıralamak, her bölümün işini bir iş fiiliyle söylemek, bölümler arasındaki bağı adlandırmak ve haritayı yazı bittikten sonra yazıyla karşılaştırmak.

Yol haritasının yazıyı mekanikleştirdiği, kısa yazıda gereksiz olduğu ve okurun merakını öldürdüğü itirazları, haritayı bir konu listesi olarak değil iş fiilleriyle kurulmuş bir argüman anlatımı olarak ve yazının ölçeğine göre ayarlanmış bir metin olarak düşündüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden iyi bir yol haritası, okura yalnız nereye varılacağını değil, oraya hangi adımlarla ve neden bu sırayla gidileceğini söyler ve yazının son hâliyle uyumlu tutulur.

Açılış sahnesi

Ece'nin girişi artık üç şey söylüyor: yazının tezi, kapsamı ve Frankfurt'a göre katkısı. Okuma grubu girişi beğeniyor, ama Deniz girişin son satırını okuduktan sonra bir soru soruyor: Widerker'in ikilemine verdiğin cevap yazının neresinde? Ece, cevabın üçüncü bölümde olduğunu söylüyor. Deniz, girişi okurken bunu bilmediğini, ikinci bölümde Frankfurt örneğinin ayrıntılı anlatımını okurken yazının katkısının bu anlatım olduğunu sandığını söylüyor. Tolga da benzer bir şey fark etmiş: ikinci bölümün sonunda yazının bittiğini düşünmüş, çünkü Frankfurt'un sonucu orada zaten ortaya konmuş.

Mert, Ece'nin girişinin okura nereye varılacağını söylediğini, ama oraya hangi yoldan gidileceğini söylemediğini belirtiyor. Ece'nin yazısı üç bölümden oluşuyor: birincisi Frankfurt örneğini kuruyor, ikincisi Widerker'in ikilemini anlatıyor, üçüncüsü ikileme cevap veriyor. Bu sıra Ece'nin kafasında açık, ama okur için değil. Mert, girişin sonuna üç cümlelik bir paragraf eklemesini öneriyor: her bölümün ne yaptığını ve tezi savunmada hangi işi gördüğünü söyleyen bir paragraf. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe yazısının girişinde yazının hangi adımlarla ilerleyeceğini ve her adımın teze ne kattığını okura nasıl göstereceğimizi soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin D04'teki okuma dersleriyle ilişkisini kuralım. Felsefi Metin Okuma kursunda, bir metnin yapısını okur olarak çıkarmayı ve bir metin haritası çizmeyi gördük. O derste okur, yazarın göstermediği yapıyı kendi emeğiyle buluyordu. Bu ders ters yönden bakıyor: yazar, okurun bu emeği harcamasına gerek kalmadan yapıyı nasıl gösterebilir? Yol haritası, yazarın okura verdiği metin haritasıdır.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Thomas Hobbes, Leviathan'ın girişinde kitabın dört kısmını ve her birinin neyi ele alacağını sıralar. John Locke, İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme'nin girişinde araştırmasının yöntemini üç adımla bildirir ve kitabın ilerleyen yerinde bu planın değiştiğini açıkça söyler. René Descartes ise Meditasyonlar'ın başına altı meditasyonun her birinin ne yaptığını anlatan bir özet koyar.

Ardından üç itirazı tartacağız: yol haritasının yazıyı mekanikleştirdiği, kısa bir yazıda gereksiz olduğu ve okurun merakını öldürdüğü itirazları.

Sonda, bir yol haritası yazmanın dört adımını göstereceğiz: yazının bölümlerini sıralamak, her bölümün teze gördüğü işi bir fiille söylemek, bölümler arasındaki bağı adlandırmak ve haritayı yazı bittikten sonra yazının kendisiyle karşılaştırmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe yazısının girişinde, okura yazının hangi adımlarla ilerleyeceğini ve her adımın tezi savunmada hangi işi gördüğünü nasıl gösteririz ve bu gösterim yazının kendisiyle nasıl uyumlu tutulur?

Ölçülü iddiam şu: bir yol haritası, girişin sonunda yer alan ve yazının bölümlerini sırayla adlandırıp her birinin teze gördüğü işi söyleyen kısa bir paragraftır, ve iyi bir yol haritası bölümlerin yalnız konusunu değil işlevini de söyler, bölümler arasındaki bağı adlandırır ve yazı bittikten sonra yazının kendisiyle yeniden karşılaştırılır, çünkü yolu bilmeyen okur her bölümü okurken onun bütün içindeki yerini tahmin etmek zorunda kalır ve tahmin yanlış olduğunda, Tolga'nın ikinci bölümün sonunda yazının bittiğini sanması gibi, yazının katkısını kaçırır.

Sıfır noktası

Bir okur bir felsefe yazısını okurken, her paragrafta bir soruyu sessizce sorar: bu paragraf neden burada? Paragraf bir örneği mi kuruyor, bir itirazı mı anlatıyor, yazarın kendi görüşünü mü savunuyor, yoksa başka birinin görüşünü mü aktarıyor? Okur bu soruya cevap bulamadığında, paragrafın içeriğini anlasa bile onun yazının bütünündeki işini anlamaz.

Bu soru en çok, yazarın başka birinin görüşünü uzun uzun anlattığı bölümlerde zorlaşır. Ece'nin ikinci bölümü Widerker'in ikilemini anlatıyordu. Okur bu bölümü okurken, Ece'nin Widerker'e katılıp katılmadığını bilmiyordu. Deniz, Ece'nin yazısının katkısının Frankfurt örneğinin anlatımı olduğunu sanmıştı; Tolga ikinci bölümün sonunda yazının bittiğini düşünmüştü. İkisi de aynı eksiklikten doğan farklı yanlış tahminlerdi: okur, bölümlerin işlevini bilmiyordu.

Yol haritası bu tahmin yükünü okurun omzundan alır. Girişin sonunda, bölümlerin sırasını ve işlevini söyleyen birkaç cümle, okura her bölümü okurken ne beklemesi gerektiğini söyler. D04'te gördüğümüz bölüm işlevi kavramı, orada okurun bir metinde aradığı şeydi; burada yazarın kendi yazısı için baştan ilan ettiği şeydir.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefe yazısında yol haritasının yeri konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, açık harita görüşüdür. Buna göre her felsefe yazısı, girişinde bölümlerini ve onların işlevini açıkça bildiren bir paragraf taşımalıdır, çünkü felsefi bir argüman adım adım ilerler ve okur adımları önceden bilmediğinde argümanın bütününü izleyemez.

İkinci görüş, örtük harita görüşüdür. Buna göre iyi yazılmış bir yazının yapısı kendini gösterir: bölüm başlıkları, her bölümün ilk cümlesi ve bölümler arasındaki geçişler, ayrı bir yol haritası paragrafına gerek bırakmaz. Ayrı bir paragraf, yazının zaten söyleyeceği şeyi iki kez söylemektir.

Üçüncü görüş, ölçekli harita görüşüdür. Buna göre yol haritasının gerekliliği ve uzunluğu, yazının uzunluğuna ve argümanının karmaşıklığına göre değişir. Beş sayfalık tek adımlı bir yazıda bir cümle yeterlidir; otuz sayfalık, bir itirazı ve cevabını da içeren bir yazıda bir paragraf gerekir; bir kitapta Hobbes'unki gibi bir giriş ya da Descartes'ınki gibi ayrı bir özet gerekir.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır. İkinci görüş, bölüm başlıklarının ve geçişlerin önemini doğru görür, ama okurun bir bölümün işlevini ancak o bölüme geldiğinde öğrenmesine razı olur. Birinci görüş, haritanın değerini doğru görür, ama onu her yazıya aynı ölçüde uygular.

Argümanın yapısı

Bir yol haritası yazmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, yazının bölümlerini sıralamaktır. Yazının bölümleri, yazıldığı sırayla bir kâğıda alt alta yazılır. Bu adım basit görünür, ama çoğu zaman yazarın kendi yazısının kaç bölümden oluştuğunu tam bilmediğini ortaya çıkarır: bazı bölümler aslında iki bölümdür, bazı iki bölüm aslında birdir.

İkinci adım, her bölümün teze gördüğü işi bir fiille söylemektir. "Birinci bölüm Frankfurt örneğini ele alıyor" cümlesi bir konu söyler; "birinci bölüm Frankfurt örneğini kuruyor ve yazının kabul ettiği sonucu ortaya koyuyor" cümlesi bir iş söyler. İş fiilleri sınırlı bir listeden gelir: kurar, sunar, savunur, itiraz eder, cevap verir, ayırır, uygular, sınar. Bir bölüm için bir iş fiili bulunamıyorsa, o bölümün yazıdaki yeri de belirsizdir.

Üçüncü adım, bölümler arasındaki bağı adlandırmaktır. Bölümler yalnız art arda gelmez; her biri bir öncekine bir biçimde bağlanır. İkinci bölüm birinciye bir itiraz mı getiriyor, üçüncü bölüm bu itiraza bir cevap mı veriyor? Bu bağlar yol haritasında söylendiğinde, okur yalnız adımları değil, adımların neden bu sırayla geldiğini de bilir.

Dördüncü adım, haritayı yazı bittikten sonra yazının kendisiyle karşılaştırmaktır. Yol haritası çoğu zaman yazının başında, bir plan olarak yazılır; ama yazı yazılırken değişir. Yazı bittiğinde harita yeniden okunur ve her bölümün gerçekten haritada söylenen işi yapıp yapmadığı sınanır. Yazı haritadan ayrıldıysa, ya harita ya da yazı düzeltilir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Yol haritasını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe yazısı adım adım ilerleyen bir argümandır ve okur her adımda, o adımın bütün içindeki yerini bilmek ister. Yol haritası bu bilgiyi baştan verir: yazının nereye varacağını değil, oraya hangi adımlarla ve neden bu sırayla gideceğini söyler. Harita yazıyla uyumlu tutulduğunda, okurun tahmin yükünü alır ve onu argümanın kendisine odaklar.

Açık kalan sorular

Bir yol haritası, yazının başında bir plan olarak mı yazılmalıdır, yoksa yazı bittikten sonra, yazının gerçekte yaptığını özetleyen bir metin olarak mı? İki yolun yazarın düşünmesi üzerinde farklı etkileri var mıdır?

Bir yazının bölümleri doğrusal bir sırayla değil, bir ağaç biçiminde dallanıyorsa, örneğin bir itirazın iki ayrı cevabı iki ayrı bölümde veriliyorsa, yol haritası bu dallanmayı nasıl göstermelidir?

Locke, planının değiştiğini kitabın ortasında söyledi. Bir yazar, planın değiştiğini girişte mi söylemelidir, yoksa değişikliğin olduğu yerde mi?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİçindekiler listesi yazmak.
Doğrusu

"Birinci bölümde X, ikinci bölümde Y ele alınıyor" cümleleri bölümlerin konusunu söyler, işlevini söylemez. Yol haritası her bölüm için bir iş fiili kullanır.

Yaygın yanlışBaşkasının görüşünü sunan bölümü işaretlememek.
Doğrusu

Bir bölüm, yazarın katılmadığı bir görüşü ya da bir itirazı sunuyorsa, okur bunu önceden bilmediğinde o görüşü yazarın görüşü sanabilir. Yol haritası bu bölümleri "sunar" ya da "itiraz olarak ele alır" diye açıkça işaretler.

Yaygın yanlışHaritayı yazıdan sonra yeniden okumamak.
Doğrusu

Yazının başında yazılan bir harita, yazı sırasında değişen yapıyı göstermez. Yazı bittiğinde harita yazının son hâliyle karşılaştırılır.

Yaygın yanlışKısa yazıya uzun harita koymak.
Doğrusu

Beş sayfalık bir yazıda her bölümü ayrı ayrı anlatan bir paragraf, yazıyı ağırlaştırır. Haritanın uzunluğu yazının uzunluğuna ve argümanın karmaşıklığına göre ayarlanır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Yol haritası, girişin sonunda yazının bölümlerini sırayla adlandırıp her birinin teze gördüğü işi söyleyen kısa bir paragraftır ve yazarın okura baştan verdiği metin haritasıdır.

Hobbes'un Leviathan girişi uzun bir eserin yolunu birkaç cümlede gösterdi, Locke'un Deneme girişi bir planın yazı sırasında değişebildiğini ve bunun açıkça söylenebildiğini, Descartes'ın özeti ise bir haritanın ayrı bir metin olarak da yazılabildiğini gösterdi.

Yol haritası dört adımla yazılır: bölümleri sıralamak, her bölümün işini bir iş fiiliyle söylemek, bölümler arasındaki bağı adlandırmak ve haritayı yazı bittikten sonra yazıyla karşılaştırmak.

Yol haritasının yazıyı mekanikleştirdiği, kısa yazıda gereksiz olduğu ve okurun merakını öldürdüğü itirazları, haritayı bir konu listesi olarak değil iş fiilleriyle kurulmuş bir argüman anlatımı olarak ve yazının ölçeğine göre ayarlanmış bir metin olarak düşündüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden iyi bir yol haritası, okura yalnız nereye varılacağını değil, oraya hangi adımlarla ve neden bu sırayla gidileceğini söyler ve yazının son hâliyle uyumlu tutulur.

Sonraki derse köprü

Ece'nin yol haritası, yazının üç bölümünün her birinin ne iş gördüğünü söylüyor. Ama bir bölüm de birçok paragraftan oluşur ve okur her paragrafa geldiğinde aynı soruyu küçük ölçekte yeniden sorar: bu paragraf ne yapıyor? Yol haritasının yazı ölçeğinde yaptığı işi, paragraf ölçeğinde başka bir şey yapmalıdır.

D04'te okur olarak bir paragrafın ağırlığını taşıyan cümleyi aramıştık; o cümle paragrafın başında, ortasında ya da sonunda olabiliyordu ve bazen hiç yazılmamıştı. Yazar olarak ise bu cümleyi okura aratmak zorunda değiliz: onu paragrafın başına koyabilir ve paragrafın geri kalanını ona bağlayabiliriz.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Konu cümlesi dersi, bir felsefe paragrafının ilk cümlesinin paragrafın ne yapacağını nasıl söyleyebileceğini ve paragrafın geri kalanının bu cümleye nasıl bağlanacağını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.