İçeriğe geç

P01-D05-M01-04·Tez kurma

Özgün katkı

temel2.916 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe yazısının katkısı, çoğu zaman yeni bir tez değil, en yakın komşusundan belirli bir noktada ayrılmasıdır ve bu ayrılık yeni bir örnek, yeni bir itiraz, bir itiraza cevap ya da açık kalan bir soruya verilen bir cevap olabilir.

Gettier'nin dipnotu, eski bir soruyu yeniden sormanın meşru olduğunu ve katkının sorunun değil, hamlenin yeniliğinden gelebildiğini gösterdi.

Widerker, bilinen bir tezin dayandığı örneğin kuruluşuna itiraz ederek, Fischer ve Ravizza ise bilinen bir tezi kabul edip onun açık bıraktığı soruyu cevaplayarak katkıda bulundu.

Katkı dört adımla bulunur ve bildirilir: en yakın komşuyu bulmak, ondan ayrılık noktasını işaretlemek, ayrılığın türünü adlandırmak ve katkıyı girişte tek bir cümleyle söylemek.

Katkı baskısının öğrenciyi yanlışa ittiği, dar katkının önemsiz olduğu ve literatürü bilmeden yeniliğin bilinemeyeceği itirazları, katkıyı yeni tez olarak değil yeni hamle olarak ve tartışmanın bütününe göre değil en yakın komşuya göre ölçtüğümüzde cevaplanabilir.

Açılış sahnesi

Ece'nin taslağı artık açık bir tez ve kısa bir kapsam bildirimi taşıyor. Okuma grubunun bu haftaki toplantısında Tolga, taslağın ilk sayfasını okuduktan sonra kâğıdı masaya bırakıp tek bir soru soruyor: bu tezi Frankfurt 1969'da zaten savunmadı mı? Ece bir an duraksıyor. Tolga haklı: Ece'nin tezi, başka türlü davranma olanağı olmasa da kişinin ahlaken sorumlu olabileceğini söylüyor ve bu, Frankfurt'un makalesinin sonucuna çok yakın. Ece, yazısının yalnızca Frankfurt'u kendi cümleleriyle yeniden anlatıp anlatmadığını, yoksa ona bir şey ekleyip eklemediğini bilmiyor.

Mert, Ece'ye yazısının hangi yerinde Frankfurt'tan ayrıldığını soruyor. Ece taslağı yeniden okuyor ve üçüncü bölümde, Frankfurt'un tartışmadığı bir itiraza, yani Frankfurt örneklerinin gizlice belirlenimciliği varsaydığı itirazına bir cevap denediğini fark ediyor. Bu cevap taslakta iki paragraf yer kaplıyor ve girişte hiç anılmıyor. Mert, Ece'nin katkısının tam da orada olduğunu, ama okurun bunu üçüncü bölüme gelene kadar bilemeyeceğini söylüyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe yazısının bir tartışmaya ne kattığını nasıl belirleyeceğimizi, küçük ama gerçek bir katkının neye benzediğini ve bu katkıyı okura nasıl bildireceğimizi soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce ölçeği kuralım. Felsefi bir yazıdan beklenen katkı, felsefe tarihini değiştiren bir buluş değildir. Bir öğrenci yazısının ya da kısa bir makalenin katkısı çoğu zaman dar bir noktadadır: bilinen bir argümana yeni bir örnek, bir öncülün daha iyi savunulması, bir itiraza verilen yeni bir cevap ya da iki görüşün sanıldığından daha yakın olduğunun gösterilmesi. P00'da akademik felsefenin özgünlük şartını gördük; bu ders, o şartın bir öğrenci yazısında hangi biçimi aldığını soruyor.

Sonra bu kursun ilk dersinde açık bıraktığımız bir soruya döneceğiz: daha önce sorulmuş bir soruyu yeniden sormak meşru mudur? Bunun için üç kaynağa bakacağız. Edmund Gettier'nin kısa makalesi, Platon'un sorduğu bir soruya yirmi dört yüzyıl sonra yeni bir cevap değil, yeni bir karşı örnek getirir. David Widerker, Frankfurt'un tezine yöneltilmiş bir itirazı keskin bir ikilem hâline getirir. John Martin Fischer ve Mark Ravizza ise Frankfurt'un tezini kabul edip onun üzerine olumlu bir sorumluluk kuramı kurar.

Ardından üç itirazı tartacağız: katkı aramanın öğrenciyi yeni olmak uğruna yanlış olana ittiği, dar bir katkının önemsiz olduğu ve bir öğrencinin literatürü bilmeden neyin yeni olduğunu bilemeyeceği itirazları.

Sonda, bir yazının katkısını dört adımla belirleyip bildirmenin yolunu göstereceğiz: yazının en yakın komşusunu bulmak, yazının o komşudan ayrıldığı noktayı işaretlemek, bu ayrılığın türünü adlandırmak ve katkıyı girişte tek bir cümleyle söylemek.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe yazısı, üzerine çok yazılmış bir tartışmaya ne katabilir, bu katkıyı yazar nasıl bulur ve okura nasıl bildirir?

Ölçülü iddiam şu: bir felsefe yazısının katkısı, çoğu zaman yeni bir tez değil, tartışmadaki en yakın bir görüşten belirli bir noktada ayrılmasıdır, ve bu ayrılık yeni bir örnek, yeni bir itiraz, bir itiraza yeni bir cevap ya da bilinen bir tezin üzerine kurulmuş yeni bir adım olabilir, ve yazar katkısını, yazısının en yakın komşusunu bularak, ondan ayrıldığı yeri işaretleyerek ve bu yeri girişte tek bir cümleyle söyleyerek görünür kılar, çünkü katkısı söylenmemiş bir yazı, okura bilinen bir görüşün yeniden anlatımı gibi görünür, katkısı olsa bile.

Sıfır noktası

Bir öğrenci, felsefe tarihinin en çok tartışılmış sorularından birine, örneğin özgür irade ile sorumluluk arasındaki ilişkiye yazı yazmaya başladığında, çoğu zaman iki duygudan biriyle karşılaşır. Birincisi, söylenebilecek her şeyin söylenmiş olduğu duygusudur: Aristoteles'ten bu yana bu soru üzerine binlerce sayfa yazılmışken bir öğrencinin ekleyeceği ne olabilir? İkincisi, tersine, kendi aklına gelen fikrin tümüyle yeni olduğu duygusudur: öğrenci, okumadığı bir literatürün zaten tartıştığı bir görüşü kendi buluşu sanır.

Bu iki duygu aynı kaynaktan gelir: katkıyı tartışmanın bütünüyle kıyaslamak. Oysa bir yazının katkısı tartışmanın bütününe göre değil, yazının en yakın komşusuna göre ölçülür. En yakın komşu, yazının tezine en çok benzeyen, yazının yola çıktığı ya da karşısına aldığı belirli bir metindir. Ece'nin yazısının en yakın komşusu Frankfurt'un 1969 makalesidir. Soru, Ece'nin özgür irade tartışmasına ne kattığı değil, Frankfurt'un makalesine ne kattığıdır.

Bu soru sorulduğunda, katkı çoğu zaman yazının içinde zaten bulunur, ama gömülüdür. Ece'nin katkısı, üçüncü bölümdeki iki paragraftı: Frankfurt'un tartışmadığı bir itiraza verilmiş bir cevap. Yazar katkısını bulmak için yeni bir şey düşünmek zorunda değildi; yazdığı şeye en yakın komşunun gözüyle bakması yetiyordu. D04'te bir literatür tartışmasına katılım noktası aradık; burada aynı arayışı, okur olarak değil yazar olarak, kendi taslağımızın üzerinde yapıyoruz.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefe yazısının katkısının ne olması gerektiği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, yeni tez görüşüdür. Buna göre bir yazının katkısı, daha önce kimsenin savunmadığı bir tezi savunmaktır. Bu görüş, özgünlük şartını en katı biçimde okur: bilinen bir tezi yeniden savunan yazı, ne kadar iyi yazılmış olursa olsun, bir katkı sayılmaz.

İkinci görüş, yeni hamle görüşüdür. Buna göre katkı tezde değil, tartışmaya yapılan hamlededir. Bilinen bir teze yeni bir argüman, bilinen bir argümana yeni bir itiraz, bilinen bir itiraza yeni bir cevap ya da bilinen bir görüşe yeni bir örnek birer katkıdır. Gettier'nin makalesi bu görüşün en ünlü örneğidir: tezi eski bir tanımın yanlış olduğudur, ama bu tanımın yanlışlığını gösteren hamle yenidir.

Üçüncü görüş, düzen görüşüdür. Buna göre bir yazı hiçbir yeni hamle yapmadan da katkıda bulunabilir: dağınık bir tartışmayı düzenleyerek, iki tarafın aslında farklı sorulara cevap verdiğini göstererek ya da bir kavramın tartışmada iki anlamda kullanıldığını fark ederek. Bu görüş, D04'te gördüğümüz literatür tartışması haritasını kendi başına bir katkı sayar.

Bu ders ikinci görüşü temel alır, üçüncüsünü de onun bir türü olarak kabul eder. Birinci görüş, öğrenci yazısı ölçeğinde neredeyse hiçbir zaman karşılanamaz ve öğrenciyi yanlış yere yöneltir: yeni bir tez aramak yerine, bilinen bir tartışmada küçük ama sağlam bir adım aramak daha verimlidir.

Argümanın yapısı

Bir yazının katkısını belirleyip bildirmek için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, yazının en yakın komşusunu bulmaktır. Yazının tezine en çok benzeyen, yazının yola çıktığı ya da karşısına aldığı metin hangisidir? Bu metin genellikle yazının kaynakçasında zaten vardır. En yakın komşu bulunamıyorsa, bu ya yazının çok geniş bir soruya yazıldığını ya da yazarın literatürü yeterince okumadığını gösterir; iki durumda da önce buna dönmek gerekir.

İkinci adım, yazının komşudan ayrıldığı noktayı işaretlemektir. İki sütun yöntemi burada iş görür: komşunun yaptığı her şey bir sütuna, yazının yaptığı her şey öbür sütuna yazılır ve karşılığı olmayan satır aranır. Karşılığı olmayan bir satır bulunmazsa, yazı henüz bir katkı taşımıyordur ve yazarın bu noktada yazısını değiştirmesi gerekir.

Üçüncü adım, ayrılığın türünü adlandırmaktır. Bu ayrılık yeni bir örnek mi, yeni bir itiraz mı, bir itiraza yeni bir cevap mı, komşunun açık bıraktığı bir soruya bir cevap mı, yoksa tartışmayı düzenleyen bir ayrım mı? Gettier yeni karşı örnekler getirdi, Widerker bir örneğin kuruluşuna itiraz etti, Fischer ve Ravizza açık kalan bir soruyu cevapladı. Türü adlandırmak, yazarın katkısını abartmasını da önler.

Dördüncü adım, katkıyı girişte tek bir cümleyle söylemektir. Katkı cümlesi, en yakın komşuyu adıyla anar ve ondan ayrılık noktasını söyler. Bu cümle, tezin ve kapsam bildiriminin yanında girişte yer alır ve okura, yazının üçüncü bölümüne gelmeden, neyi arayacağını söyler.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Katkıyı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe yazısı, tartışmanın bütününe değil, belirli bir metne cevap verir ve katkısı o metinden ayrıldığı yerdedir. Bu ayrılık küçük olabilir, ama adıyla söylendiğinde sınanabilir. Katkısını en yakın komşusuna göre söyleyen bir yazı, hem kendi değerini abartmaz hem de onu gizlemez.

Açık kalan sorular

Bir yazının katkısı, yazılmadan önce mi belirlenmelidir, yoksa yazı yazıldıktan sonra mı bulunur? Ece'nin katkısı yazının içinde kendiliğinden ortaya çıktı; bir yazar katkısını baştan planlamalı mıdır?

Bilinen bir tartışmanın düzenli ve açık bir sunumu, hiçbir yeni hamle yapmıyorsa, bir katkı sayılabilir mi? Bir ders kitabının bölümü ile bir makale arasındaki fark tam olarak nerededir?

İki öğrenci, birbirinden habersiz aynı katkıyı bulursa, ikisinin katkısı da gerçek midir? Katkı, yazarın yaptığı bir şey midir, yoksa tartışmanın durumuna bağlı bir özellik mi?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKatkıyı tartışmanın bütününe göre ölçmek.
Doğrusu

"Bu soru üzerine her şey söylenmiş" ya da "bu fikir tümüyle yeni" duygusu, katkıyı bütün literatürle kıyaslamaktan gelir. Katkı, yazının en yakın komşusuna göre ölçülür.

Yaygın yanlışTezi katkı cümlesi sanmak.
Doğrusu

Tez, yazının sorusuna verdiği cevaptır ve en yakın komşu da aynı cevabı vermiş olabilir. Katkı cümlesi, bu cevabın ya da ona götüren yolun komşudan neresiyle ayrıldığını söyler.

Yaygın yanlışKatkıyı yazının ortasına gömmek.
Doğrusu

Katkı, yazının bir bölümünde bulunabilir, ama okur onu girişte öğrenmezse o bölüme gelene kadar yazıyı bilinen bir görüşün yeniden anlatımı sanır. Katkı, girişte tek bir cümleyle söylenir.

Yaygın yanlışKatkıyı abartmak.
Doğrusu

"Bu yazı, özgür irade sorununu çözüyor" ya da "literatürde ilk kez" gibi cümleler, bir öğrenci yazısında sınanamaz ve okurun güvenini sarsar. Katkının türünü doğru adlandırmak, onu olduğundan büyük göstermemeyi de sağlar.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe yazısının katkısı, çoğu zaman yeni bir tez değil, en yakın komşusundan belirli bir noktada ayrılmasıdır ve bu ayrılık yeni bir örnek, yeni bir itiraz, bir itiraza cevap ya da açık kalan bir soruya verilen bir cevap olabilir.

Gettier'nin dipnotu, eski bir soruyu yeniden sormanın meşru olduğunu ve katkının sorunun değil, hamlenin yeniliğinden gelebildiğini gösterdi.

Widerker, bilinen bir tezin dayandığı örneğin kuruluşuna itiraz ederek, Fischer ve Ravizza ise bilinen bir tezi kabul edip onun açık bıraktığı soruyu cevaplayarak katkıda bulundu.

Katkı dört adımla bulunur ve bildirilir: en yakın komşuyu bulmak, ondan ayrılık noktasını işaretlemek, ayrılığın türünü adlandırmak ve katkıyı girişte tek bir cümleyle söylemek.

Katkı baskısının öğrenciyi yanlışa ittiği, dar katkının önemsiz olduğu ve literatürü bilmeden yeniliğin bilinemeyeceği itirazları, katkıyı yeni tez olarak değil yeni hamle olarak ve tartışmanın bütününe göre değil en yakın komşuya göre ölçtüğümüzde cevaplanabilir.

Sonraki derse köprü

Ece'nin girişi artık üç şey söylüyor: yazının tezi, kapsamı ve katkısı. Ama grup girişi okuduktan sonra bir şey daha soruyor: bu yazıda önce ne gelecek, sonra ne? Ece Widerker'in ikilemine cevabını ikinci bölümde mi verecek, yoksa önce Frankfurt örneğini mi kuracak? Okur, girişi bitirdiğinde yazının hangi adımlarla ilerleyeceğini bilmiyor.

Bir felsefe yazısının girişi, okura yalnız nereye varılacağını değil, oraya hangi yoldan gidileceğini de söyleyebilir. Bu yol, yazının bölümlerinin sırasıdır ve her bölümün tezi savunmada hangi işi gördüğünü gösterir. Okur yolu bildiğinde, her bölümü okurken onun bütün içindeki yerini de bilir.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Yol haritası dersi, bir felsefe yazısının girişinde, yazının hangi adımlarla ilerleyeceğini ve her adımın teze ne kattığını okura nasıl göstereceğimizi soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.