Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe yazısının kapsamı, onun hangi soruları ele alıp hangilerini dışarıda bıraktığıdır ve iyi bir yazı bu sınırı girişinde açıkça bildirir. Rawls'un ikinci kesimi, bir yazarın kapsamını baştan bildirebildiğini ve bu bildirimin kitabın geri kalanını biçimlendirdiğini gösterdi.
Singer'ın kıtlık makalesi, bir yazarın bir öncülü bilinçli olarak savunmadan kabul edebildiğini ve tezinin güçlü ve ılımlı sürümlerini ayırarak kapsamını inceltebildiğini gösterdi. Kant'ın Temellendirme önsözü, bir yazının kapsamının yapılacak işin türüyle de sınırlanabildiğini gösterdi.
Kapsam dört adımla belirlenir ve bildirilir: komşu soruları listelemek, her biri için içeride mi dışarıda mı olduğuna karar vermek, dışarıda bırakılanın teze etkisini sormak ve bir kapsam bildirimi yazmak.
Buna üç itiraz yöneltildi: kapsamı daraltmanın zor soruları bir kenara ittiği, dışarıda bırakılan konuların tezi etkileyebileceği ve kapsam bildiriminin savunmacı görünebileceği söylendi.
Bu yüzden bir felsefe yazısının kapsamını belirlemek, her soruyu ele almak ya da hiçbirini anmamak değil, neyin tartışılacağını ve neyin neden dışarıda bırakılacağını okura açıkça söylemektir.
Açılış sahnesi
Ece, tezini yazdıktan sonra yazısının ilk taslağını okuma grubuna getiriyor. Tez açık: bir kişi başka türlü davranma olanağı olmadığında da, eylemini kendi nedenleriyle yaptıysa, ondan ahlaken sorumlu tutulabilir. Ama grup taslağı okurken birbiri ardına sorular soruyor. Tolga, tezin hukuki sorumluluk için de geçerli olup olmadığını soruyor. Deniz, çocukların ya da ağır bir akıl hastalığı olan kişilerin bu teze nasıl girdiğini merak ediyor. Bir başka üye, evrenin tümüyle belirlenmiş olup olmadığı sorusunun teze ne yaptığını soruyor. Ece, bu soruların hepsine birer paragraf ayırmaya çalışıyor ve taslak on sayfadan yirmi sayfaya doğru büyüyor.
Mert, Ece'ye bu soruların hepsinin önemli olduğunu, ama hepsinin onun yazısının sorusu olmadığını söylüyor. Ece'nin yazısı ahlaki sorumluluğu soruyordu, hukuki sorumluluğu değil. Yetişkin ve eylemlerinin farkında olan kişileri ele alıyordu, çocukları ya da ağır hastaları değil. Evrenin belirlenmiş olup olmadığını değil, başka türlü davranma olanağı ile sorumluluk arasındaki bağı soruyordu. Mert, Ece'ye bu sınırları yazının girişinde açıkça söylemesini öneriyor: yazı şunu tartışacak, şunu tartışmayacak ve bunu şu nedenle yapacak. Ece bu paragrafı yazınca, taslak yeniden on sayfaya iniyor ve grubun sorularının çoğu, artık yazının eksikleri olarak değil, bilinçli olarak dışarıda bırakılmış konular olarak görünüyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe yazısının hangi soruları ele alacağını ve hangilerini açıkça dışarıda bırakacağını nasıl belirleyeceğimizi ve bu sınırı okura nasıl bildireceğimizi soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. P00'da bir sorunun kapsamını belirlemeyi, yani bir sorunun kimler hakkında, hangi zaman aralığı için, hangi yönüyle ve hangi düzeyde sorulduğunu gördük. Bu, bir soruyu düşünürken kapsamını belirlemekti. Bu ders ise bir yazarın kapsamını okura nasıl bildireceğini soruyor. Bir yazı, sınırlarını söylemediğinde okur o sınırları bilmez ve yazının dışarıda bıraktığı her konuyu bir eksik olarak görür. Sınırlarını açıkça söyleyen bir yazı ise okura neyi bekleyip neyi beklememesi gerektiğini gösterir.
Sonra üç kaynağa bakacağız. John Rawls, Bir Adalet Kuramı'nın başında adalet ilkelerinin hangi konuya uygulanacağını açıkça sınırlar ve bunun kitabın geri kalanını nasıl biçimlendirdiğini gösterir. Peter Singer, kıtlık üzerine makalesinde bir öncülü savunmadan kabul edeceğini açıkça söyler ve tezinin güçlü ve ılımlı iki sürümünü ayırır. Immanuel Kant ise Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi'nin önsözünde, kitabın yalnız ahlakın en yüksek ilkesini aramakla sınırlı olduğunu ve bu ilkenin uygulanmasını başka bir çalışmaya bıraktığını söyler.
Ardından üç itirazı tartacağız: kapsamı daraltmanın zor soruları bir kenara itmenin bir yolu olduğu, bir yazının dışarıda bıraktığı konuların onun tezini etkileyebileceği ve kapsam bildiriminin okura bir savunma yapıyormuş gibi görünebileceği itirazları.
Sonda, bir yazının kapsamını dört adımla belirleyip bildirmenin yolunu göstereceğiz: yazının sorusuna yakın ama onun olmayan soruları listelemek, her biri için içeride mi dışarıda mı olduğuna karar vermek, dışarıda bırakılan soruların teze bir etkisi olup olmadığını sormak ve bir kapsam bildirimi yazmak.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefe yazısında, yazının sorusuna yakın ama onun olmayan soruları nasıl belirleriz, bunlardan hangilerini dışarıda bırakırız ve bu sınırı okura nasıl bildiririz?
Ölçülü iddiam şu: bir felsefe yazısının kapsamı, onun hangi soruları ele alıp hangilerini dışarıda bıraktığıdır ve iyi bir yazı bu sınırı girişinde açıkça bildirir, ve kapsamı belirlemek, yazının sorusuna yakın soruları listelemeyi, her biri için içeride mi dışarıda mı kalacağına karar vermeyi, dışarıda bırakılan bir sorunun tezi etkileyip etkilemediğini sormayı ve bir kapsam bildirimiyle neyin tartışılacağını, neyin tartışılmayacağını ve neden olduğunu okura söylemeyi gerektirir, çünkü sınırı söylenmemiş bir yazı ya her şeyi söylemeye çalışıp yüzeysel kalır ya da okurun beklediği bir soruyu ele almadan onu yanıltır.
Sıfır noktası
Her felsefe sorusu, başka sorularla çevrilidir. Ece'nin sorusu, yani başka türlü davranma olanağı olmadan sorumluluk sorusu, özgür irade, belirlenimcilik, hukuki sorumluluk, cezanın haklılığı, ahlaki gelişim ve akıl hastalığı gibi sorulara komşudur. Bir yazar, bu komşu soruların hepsini ele almaya kalkıştığında, yazısının sorusunu kaybeder ve yazı bir konu özetine dönüşür. Ama komşu soruları hiç anmadığında da okur, onların neden ele alınmadığını bilemez ve yazının eksik olduğunu düşünebilir.
Kapsam, bu iki tehlike arasında bir sınır çizmektir. Bu sınır, P00'da gördüğümüz kapsam eksenleri boyunca çizilebilir: yazı kimler hakkında, hangi tür sorumluluk hakkında, hangi koşullar altında konuşuyor? Ama yazıda kapsamın asıl işi, bu sınırı okura bildirmektir. Bir yazar, kafasında sınırları çizmiş olabilir, ama bunları yazmadığında okur onları göremez.
Ece'nin ilk taslağı bu sorunu yaşamıştı. Ece, kafasında yazısının yalnız ahlaki sorumluluğu ele aldığını biliyordu, ama bunu yazmamıştı. Grup üyeleri, hukuki sorumluluğu ya da çocukları sorduklarında, Ece bunları yazının eksikleri sanmış ve her biri için bir paragraf eklemeye çalışmıştı. Oysa bu sorular yazının eksikleri değil, onun sınırının dışında kalan sorulardı. Sınırı söyleyen bir paragraf, bu soruları eksik olmaktan çıkarıp bilinçli olarak dışarıda bırakılmış konulara dönüştürdü.
Argümanın yapısı
Bir yazının kapsamını belirleyip bildirmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, yazının sorusuna yakın ama onun olmayan soruları listelemektir. Yazının sorusu bir karta yazılır ve ona komşu sorular, yani okurun yazıyı okurken aklına gelebilecek sorular sıralanır. Bu liste, P00'daki kapsam eksenleri boyunca kurulabilir: kimler hakkında, hangi tür için, hangi koşullar altında, hangi düzeyde? Ece'nin grubunun soruları, bu listenin bir örneğiydi.
İkinci adım, her soru için içeride mi dışarıda mı olduğuna karar vermektir. Listedeki her soru için sorulur: yazının tezi bu soruya bir cevap vermeyi gerektiriyor mu, yoksa bu soru yazının sorusundan ayrı bir soru mu? Tezin savunulması için gerekli olan sorular içeride kalır, gerekli olmayanlar dışarıda bırakılır. Ece'nin hukuki sorumluluk sorusunu dışarıda bırakması, tezinin ahlaki sorumlulukla sınırlı olmasından geliyordu.
Üçüncü adım, dışarıda bırakılan soruların teze bir etkisi olup olmadığını sormaktır. Bazı sorular dışarıda bırakılabilir, çünkü tezle ilgisizdir. Bazıları ise tezi etkileyebilir: evrenin tümüyle belirlenmiş olup olmadığı sorusu, Ece'nin tezinin savunulabilirliğini değiştirebilir. Böyle bir soru dışarıda bırakıldığında, bu bir varsayılan öncül olarak açıkça yazılmalıdır, tıpkı Singer'ın yaptığı gibi.
Dördüncü adım, bir kapsam bildirimi yazmaktır. Girişte, yazının neyi tartışacağı, neyi tartışmayacağı ve bunun nedeni birkaç cümleyle söylenir. Kapsam bildirimi konularla ya da işin türüyle sınırlayabilir ve varsayılan öncülleri de açıkça belirtir. Rawls'un ikinci kesimi, Singer'ın varsayımı ve Kant'ın önsözü, bu bildirimin üç farklı biçimini gösterir.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir felsefe yazısının kapsamının nasıl belirleneceği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, geniş kapsam görüşüdür. Buna göre bir felsefe yazısı, sorusunu ilgilendiren bütün önemli komşu soruları en azından kısaca ele almalıdır, çünkü okur bu soruları sorar ve yazı onlara cevap vermediğinde eksik kalır.
İkinci görüş, dar kapsam görüşüdür. Buna göre bir felsefe yazısı, yalnız kendi sorusuna odaklanmalı ve komşu soruları hiç anmamalıdır, çünkü onları anmak bile yazıyı dağıtır ve okurun dikkatini asıl sorudan uzaklaştırır.
Üçüncü görüş, bildirilmiş kapsam görüşüdür. Buna göre bir yazı dar olmalı, ama komşu soruları açıkça anıp onları neden dışarıda bıraktığını söylemelidir. Bu, yazının odağını korur ve okurun beklentisini de doğru kurar. Rawls, Singer ve Kant bu görüşün farklı örneklerini sunar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Kapsamı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe yazısı her şeyi söyleyemez ve söylemeye çalıştığında hiçbir şeyi iyi söyleyemez. İyi bir yazı, neyi söyleyeceğini ve neyi söylemeyeceğini seçer ve bu seçimi okura açıkça bildirir. Bu bildirim, yazının zayıflığı değil, onun dürüstlüğünün ve odağının bir işaretidir.
Açık kalan sorular
Bir yazının kapsamı, yazının tezine göre mi belirlenmelidir, yoksa tez kapsam belirlendikten sonra mı kurulmalıdır? Kapsam ile tez arasındaki ilişkide hangisi önce gelir?
Bir yazar, dışarıda bıraktığı bir sorunun tezini etkilediğini yazdıktan sonra fark ederse, ne yapmalıdır? Kapsamı genişletmeli mi, tezi daraltmalı mı, yoksa bu sorunu yazının sonunda açık bir soru olarak mı bırakmalıdır?
Bir kapsam bildirimi, okuru yazarın tercihine bağlar mı? Okur, yazarın dışarıda bıraktığı bir sorunun aslında içeride olması gerektiğini düşünüyorsa, yazıyı nasıl değerlendirmelidir?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışHer komşu soruya bir paragraf ayırmak.
Okurun sorabileceği her komşu soruyu ele almaya çalışmak, yazının sorusunu dağıtır. Komşu sorular, yazının içinde tartışılmak yerine bir kapsam bildiriminde anılabilir.
Yaygın yanlışSınırı kafada tutup yazmamak.
Yazar yazısının sınırlarını bilebilir, ama bunları yazmadığında okur onları göremez ve dışarıda bırakılan konuları eksik sanar. Kapsam, girişte açıkça yazılmalıdır.
Yaygın yanlışTeze etki eden soruyu sessizce dışarıda bırakmak.
Bazı komşu sorular, tezin savunulabilirliğini değiştirebilir. Böyle bir soru dışarıda bırakıldığında, bu bir varsayılan öncül olarak açıkça belirtilmelidir.
Yaygın yanlışKapsam bildirimini uzatmak.
Neyin tartışılmayacağını uzun uzun anlatan bir bildirim, savunmacı görünür ve yazının kendisinden daha çok yer kaplar. İyi bir kapsam bildirimi birkaç cümleyle sınırı ve nedenini söyler.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe yazısının kapsamı, onun hangi soruları ele alıp hangilerini dışarıda bıraktığıdır ve iyi bir yazı bu sınırı girişinde açıkça bildirir. Rawls'un ikinci kesimi, bir yazarın kapsamını baştan bildirebildiğini ve bu bildirimin kitabın geri kalanını biçimlendirdiğini gösterdi.
Singer'ın kıtlık makalesi, bir yazarın bir öncülü bilinçli olarak savunmadan kabul edebildiğini ve tezinin güçlü ve ılımlı sürümlerini ayırarak kapsamını inceltebildiğini gösterdi. Kant'ın Temellendirme önsözü, bir yazının kapsamının yapılacak işin türüyle de sınırlanabildiğini gösterdi.
Kapsam dört adımla belirlenir ve bildirilir: komşu soruları listelemek, her biri için içeride mi dışarıda mı olduğuna karar vermek, dışarıda bırakılanın teze etkisini sormak ve bir kapsam bildirimi yazmak.
Buna üç itiraz yöneltildi: kapsamı daraltmanın zor soruları bir kenara ittiği, dışarıda bırakılan konuların tezi etkileyebileceği ve kapsam bildiriminin savunmacı görünebileceği söylendi.
Bu yüzden bir felsefe yazısının kapsamını belirlemek, her soruyu ele almak ya da hiçbirini anmamak değil, neyin tartışılacağını ve neyin neden dışarıda bırakılacağını okura açıkça söylemektir.
Sonraki derse köprü
Ece'nin kapsam bildirimi, yazısının neyi tartışıp neyi tartışmayacağını söylüyordu. Ama Ece, yazısını okuma grubuna okuttuğunda bir soru daha geldi: Ece'nin tezi, Frankfurt'un yarım yüzyıl önce savunduğu teze çok yakındı. Ece'nin yazısı, Frankfurt'un söylediğine ne ekliyordu?
Bir felsefe yazısının değeri, yalnız açık bir tezi iyi savunmasından değil, bir tartışmaya bir şey katmasından da gelir. Bu katkı, yeni bir tez olmak zorunda değildir: bilinen bir argümanın yeni bir örnekle sınanması, bir öncülün daha iyi savunulması ya da bir itiraza yeni bir cevap da bir katkıdır. Ama katkının ne olduğu, yazının içinde açıkça söylenmelidir.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Özgün katkı dersi, bir felsefe yazısının bir tartışmaya ne kattığını nasıl belirleyeceğimizi, küçük ama gerçek bir katkının neye benzediğini ve bu katkıyı okura nasıl bildireceğimizi soruyor.