Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe yazısının tezi, yazının sorusuna verilen ve yazının başında tek bir cümleyle söylenen, birinin itiraz edebileceği ve koşullarını kendi içinde taşıyan bir iddiadır. Frankfurt'un sorumluluk makalesi, bir felsefe yazısının karşı çıktığı ilkeyi ve kendi tezini ilk sayfada açıkça koyabildiğini gösterdi.
Thomson'ın kürtaj makalesi, bir tezin karşı tarafın bir öncülünü kabul ederek koşullu biçimde kurulabildiğini ve bunun tezi daha güçlü kılabildiğini gösterdi. Pinker'ın bilgi laneti, bir tezin yazar için açık olmasının okur için de açık olduğunu göstermediğini ortaya koydu.
Açık bir tez dört adımla kurulur: tezi sorunun cevabı olarak yazmak, çürütülebilir olup olmadığını sınamak, koşullarını tezin içine yazmak ve tezi bilmeyen bir okura okutmak.
Buna üç itiraz yöneltildi: tezi baştan söylemenin keşfi öldürdüğü, felsefi soruların açık bir tezle karşılanamayacak kadar karmaşık olduğu ve açık bir tezin okuru baştan karşı tarafa geçirebileceği söylendi.
Bu yüzden bir felsefe yazısının tezini kurmak, bir konuyu ya da bir incelemeyi duyurmak değil, okurun ilk paragrafta görebileceği ve yazının geri kalanının savunacağı bir iddiayı açıkça söylemektir.
Açılış sahnesi
Ece, yazısının sorusunu kurduktan sonra giriş paragrafını yazıyor ve okuma grubuna getiriyor. Paragraf, sorunun önemli olduğunu anlatıyor, konu hakkında çeşitli görüşler bulunduğunu söylüyor ve şu cümleyle bitiyor: "Bu yazıda, sorumluluk ile başka türlü davranma olanağı arasındaki karmaşık ilişki incelenecektir." Ece bu cümleyi yazının tezi sayıyor. Grubun öteki üyeleri paragrafı okuyor, ama hiçbiri Ece'nin yazısında ne savunacağını söyleyemiyor.
Mert, Ece'ye sorusuna tek bir cümleyle bir cevap vermesini istiyor: bir kişi başka türlü davranma olanağı olmadığında sorumlu tutulabilir mi? Ece önce duraksıyor, çünkü henüz bir cevaba karar vermediğini fark ediyor. Okuduğu örneği yeniden düşünüyor: bir kişi bir eylemi kendi isteğiyle yapıyor, ama başka türlü davranmaya yeltenseydi, bilmediği bir düzenek onu yine aynı eylemi yapmaya zorlayacaktı. Ece, bu kişinin sorumlu tutulabileceğini düşünüyor ve cümlesini yeniden yazıyor: "Bir kişi başka türlü davranma olanağı olmadığında da, eylemini kendi nedenleriyle yaptıysa, ondan ahlaken sorumlu tutulabilir." Grup bu cümleyi okuyunca, Ece'nin neyi savunacağını, neye karşı çıkacağını ve hangi örneği kullanacağını hemen görüyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Yazma kursunda, bir felsefe yazısının tezini nasıl açık ve belirli bir cümleyle kuracağımızı ve belirsiz bir tezin yazının geri kalanını nasıl zayıflattığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Felsefi Metin Okuma kursunun tez dersinde, bir metnin tezini onun sorusuna verdiği cevap olarak tanımladık ve bir okurun bu tezi metnin içinde nasıl bulacağını sorduk. Bu ders, aynı kavramı yazarın tarafından ele alıyor: bir yazar, kendi yazısının tezini okurun kolayca bulabileceği biçimde nasıl kurar? Okurken tez bazen dağılmıştır ve okur onu toplamak zorundadır. Yazarken ise iyi bir tez, yazının başında tek bir açık cümleyle söylenir ve okuru o toplama işinden kurtarır.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Harry Frankfurt'un başka türlü davranma olanağı ile sorumluluk üzerine makalesi, bir felsefe makalesinin tezini ilk sayfada açık ve çürütülebilir bir cümleyle nasıl koyabildiğini gösterir. Judith Jarvis Thomson'ın kürtaj üzerine makalesi, bir tezin karşı tarafın bir öncülünü kabul ederek, yani koşullu biçimde kurulabildiğini ve bunun tezi daha güçlü kılabildiğini gösterir. Steven Pinker ise yazarların okurun kendi bildiklerini bildiğini varsaymalarının, yani bilgi lanetinin, yazıyı nasıl belirsizleştirdiğini anlatır.
Ardından üç itirazı tartacağız: bir tezi baştan açıkça söylemenin yazının keşif niteliğini öldüreceği, felsefi soruların çoğunun açık bir tezle karşılanamayacak kadar karmaşık olduğu ve açık bir tezin okuru baştan karşı tarafa geçirebileceği itirazları.
Sonda, açık bir tezi dört adımla kurmanın yolunu göstereceğiz: tezi sorunun cevabı olarak yazmak, tezin çürütülebilir olup olmadığını sınamak, tezin koşullarını ve kapsamını tezin içine yazmak ve tezi bilmeyen bir okura okutup ne savunulduğunu söyleyip söyleyemediğine bakmak.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefe yazısının tezini, okurun yazının başında neyin savunulduğunu görebileceği kadar açık ve yazının geri kalanının onu savunabileceği kadar belirli biçimde nasıl kurarız?
Ölçülü iddiam şu: bir felsefe yazısının tezi, yazının sorusuna verilen ve yazının başında tek bir cümleyle söylenen bir cevaptır ve bu cevap, bir konuyu ya da bir incelemeyi değil, bir iddiayı dile getirmeli, çürütülebilir olmalı ve koşullarıyla kapsamını kendi içinde taşımalıdır, ve açık bir tez kurmak, tezi sorunun cevabı olarak yazmayı, bir karşı görüşün ona itiraz edip edemeyeceğini sınamayı, koşulları tezin cümlesine yerleştirmeyi ve tezi bilmeyen bir okura okutarak onun neyin savunulduğunu görüp görmediğine bakmayı gerektirir, çünkü belirsiz bir tez, yazının her paragrafını neye hizmet ettiği belirsiz bırakır.
Sıfır noktası
Bir felsefe yazısının tezi, yazının ne savunduğunu söyleyen cümledir. Bu tanım basit görünür, ama birçok yazı, özellikle ilk yazılar, bir tez yerine başka bir şey koyar. En yaygın biçim, bir inceleme vaadidir: "bu yazıda şu konu incelenecektir", "şu ilişki ele alınacaktır". Bu cümleler, yazının ne hakkında olduğunu söyler, ama ne savunduğunu söylemez. Okur, yazıyı bitirene kadar yazarın ne düşündüğünü bilemez ve bazen bitirdiğinde de bilemez.
İkinci yaygın biçim, kimsenin itiraz etmeyeceği bir cümleye sığınan bir tezdir: "sorumluluk karmaşık bir kavramdır", "bu konuda farklı görüşler vardır". Bu cümleler doğrudur, ama kimse onlara itiraz etmez ve bu yüzden onları savunmak için bir yazıya gerek yoktur. Bir felsefe yazısının tezi, birinin itiraz edebileceği bir iddia olmalıdır, çünkü yazının işi, o itiraza karşı tezi savunmaktır.
Ece'nin ilk cümlesi bu iki biçimin birleşimiydi: bir inceleme vaadiydi ve "karmaşık ilişki" sözüyle kimsenin itiraz etmeyeceği bir şey söylüyordu. İkinci cümlesi ise bir iddiaydı: belirli bir koşulda, yani kişi eylemini kendi nedenleriyle yaptığında, başka türlü davranma olanağı olmasa da sorumlu tutulabileceğini söylüyordu. Bu iddiaya itiraz edilebilirdi ve Ece'nin yazısının işi, bu itirazlara karşı onu savunmaktı.
Argümanın yapısı
Açık bir tez kurmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, tezi sorunun cevabı olarak yazmaktır. Yazının sorusu bir karta yazılmışsa, tez o sorunun cevabıdır ve aynı soru kalıbıyla kurulur. Sorunun cevabı evet, hayır ya da belirli koşullarda evet olabilir, ama bir cevap olmalıdır. Bir inceleme vaadi ya da bir konu adı, bu adımdan geçemez. Ece'nin ikinci cümlesi, sorusuna "belirli bir koşulda evet" diye bir cevap veriyordu.
İkinci adım, tezin çürütülebilir olup olmadığını sınamaktır. Bu tezi okuyan biri ona itiraz edebilir mi? İtiraz edilemeyen bir tez, savunulmaya gerek duymayan ve bu yüzden bir yazıyı hak etmeyen bir tezdir. Tez için en az bir karşı görüş yazılır. Karşı görüş yazılamıyorsa, tez ya çok genel ya da herkesin zaten kabul ettiği bir doğrudur.
Üçüncü adım, tezin koşullarını ve kapsamını tezin içine yazmaktır. Tez hangi durumlarda geçerli, hangi durumlarda değil? Karşı tarafın bir öncülünü kabul mü ediyor? Bu koşullar tezin cümlesine yerleştirildiğinde, tez hem daha belirli hem de daha savunulabilir olur. Ece'nin "eylemini kendi nedenleriyle yaptıysa" koşulu ve Tolga'nın "kabul edilse bile" kalıbı, bu adımın ürünleriydi.
Dördüncü adım, tezi bilmeyen bir okura okutmaktır. Tez, konuyu bilmeyen bir okura okutulur ve okurdan yazının ne savunduğunu kendi sözleriyle söylemesi istenir. Okur söyleyemiyorsa, tez yazar için açık ama okur için belirsizdir. Pinker'ın bilgi laneti, bu adımın neden gerekli olduğunu gösterir. Deniz'in arkadaşı, bu adımın uygulamasıydı.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir felsefe yazısında tezin nasıl ve nerede sunulacağı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, baştan tez görüşüdür. Buna göre bir felsefe yazısı, tezini ilk paragrafta açıkça söylemeli ve geri kalanını bu tezi savunmaya ayırmalıdır. Okur, yazının ne savunduğunu baştan bildiğinde her paragrafın neye hizmet ettiğini görür. Frankfurt'un makalesi bu görüşe uygun bir örnektir.
İkinci görüş, keşif görüşüdür. Buna göre bir felsefe yazısı, bir sorunun araştırılmasını okurla birlikte yürütmeli ve tez ancak bu araştırmanın sonunda ortaya çıkmalıdır. Tezi baştan söylemek, okuru araştırmanın bir parçası olmaktan çıkarır ve yazıyı bir savunma metnine indirger.
Üçüncü görüş, koşullu açıklık görüşüdür. Buna göre tez baştan söylenmeli, ama koşullarıyla ve karşı çıktığı görüşle birlikte söylenmelidir. Açık tez okura bir yön verir, koşullar ise onun ne kadar geniş olduğunu gösterir. Thomson'ın makalesi, koşullu bir tezi baştan söyleyerek bu görüşün bir örneğini sunar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Açık tezi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe yazısı, okuruna bir iddia sunar ve onu savunur. Okur, iddiayı baştan bildiğinde her paragrafın o iddiaya nasıl hizmet ettiğini görür ve yazarın argümanını izleyebilir. Açık bir tez, yazıyı basitleştirmez, onu okunabilir kılar.
Açık kalan sorular
Bir yazının tezi yazarken değiştiğinde, giriş paragrafındaki tez ne olmalıdır? Yazar, yazıyı bitirdikten sonra girişi yeni teze göre mi yazmalı, yoksa tezin nasıl değiştiğini yazının bir parçası mı yapmalıdır?
Koşullu bir tez, karşı tarafın bir öncülünü kabul ettiğinde, bu kabul yazarın gerçek görüşü müdür, yoksa yalnız bir tartışma hamlesi mi? Okur, yazarın öncülü gerçekten kabul edip etmediğini bilmeli midir?
Bir tezin açıklığı, onun hangi okura yazıldığına bağlıysa, bir felsefe yazısı hangi okuru hayal etmelidir: konuyu hiç bilmeyen bir okuru mu, konunun uzmanını mı, yoksa ikisinin arasında bir okuru mu?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışİnceleme vaadini tez sanmak.
"Bu yazıda şu konu incelenecektir" cümlesi, yazının ne hakkında olduğunu söyler, ne savunduğunu söylemez. Tez, bir cevap olarak yazılmalıdır.
Yaygın yanlışHerkesin kabul ettiği bir doğruyu tez yapmak.
"Bu konu karmaşıktır" ya da "farklı görüşler vardır" gibi cümlelere kimse itiraz etmez. Bir tez, birinin itiraz edebileceği bir iddia olmalıdır.
Yaygın yanlışKoşulları tezin dışında bırakmak.
Bir tez belirli koşullarda geçerliyse, bu koşullar tezin cümlesine yazılmalıdır. Koşulsuz yazılan bir tez, yazarın savunmadığı bir genellik iddia ediyormuş gibi görünür.
Yaygın yanlışTezin açıklığını yazarın gözünden sınamak.
Yazara açık görünen bir tez, onu bilmeyen bir okur için belirsiz olabilir. Tez, konuyu bilmeyen bir okura okutularak sınanmalıdır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe yazısının tezi, yazının sorusuna verilen ve yazının başında tek bir cümleyle söylenen, birinin itiraz edebileceği ve koşullarını kendi içinde taşıyan bir iddiadır. Frankfurt'un sorumluluk makalesi, bir felsefe yazısının karşı çıktığı ilkeyi ve kendi tezini ilk sayfada açıkça koyabildiğini gösterdi.
Thomson'ın kürtaj makalesi, bir tezin karşı tarafın bir öncülünü kabul ederek koşullu biçimde kurulabildiğini ve bunun tezi daha güçlü kılabildiğini gösterdi. Pinker'ın bilgi laneti, bir tezin yazar için açık olmasının okur için de açık olduğunu göstermediğini ortaya koydu.
Açık bir tez dört adımla kurulur: tezi sorunun cevabı olarak yazmak, çürütülebilir olup olmadığını sınamak, koşullarını tezin içine yazmak ve tezi bilmeyen bir okura okutmak.
Buna üç itiraz yöneltildi: tezi baştan söylemenin keşfi öldürdüğü, felsefi soruların açık bir tezle karşılanamayacak kadar karmaşık olduğu ve açık bir tezin okuru baştan karşı tarafa geçirebileceği söylendi.
Bu yüzden bir felsefe yazısının tezini kurmak, bir konuyu ya da bir incelemeyi duyurmak değil, okurun ilk paragrafta görebileceği ve yazının geri kalanının savunacağı bir iddiayı açıkça söylemektir.
Sonraki derse köprü
Ece'nin tezi bir koşul taşıyordu: kişi eylemini kendi nedenleriyle yaptıysa. Bu koşul, tezin neyi kapsadığını ve neyi kapsamadığını belirliyordu. Ama Ece'nin yazısında cevap vermesi gereken başka sorular da vardı: tez yalnız ahlaki sorumluluk için mi geçerliydi, yoksa hukuki sorumluluk için de mi? Tez, çocuklar ya da akıl hastalığı olan kişiler için de geçerli miydi?
Bir yazının kapsamı, onun hangi soruları ele alıp hangilerini dışarıda bıraktığıdır. İyi bir yazı, kapsamını açıkça belirler: neyi tartışacağını, neyi tartışmayacağını ve neden. Kapsamı belirsiz bir yazı ya her şeyi söylemeye çalışıp yüzeysel kalır ya da okurun beklediği bir soruyu hiç ele almadan onu hayal kırıklığına uğratır.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Kapsam dersi, bir felsefe yazısının hangi soruları ele alacağını ve hangilerini açıkça dışarıda bırakacağını nasıl belirleyeceğimizi ve bu sınırı okura nasıl bildireceğimizi soruyor.