İçeriğe geç

P01-D04-M04-03·İkincil literatür

Eleştiri

temel2.844 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir eleştirinin değeri, onun kendi başına ne kadar güçlü göründüğüne değil, eleştirilen metnin gerçekten savunduğu bir teze, o tezin metindeki biçimiyle isabet etmesine bağlıdır. Elisabeth'in Descartes'a mektubu, bir eleştirinin bir yazarın gerçekten savunduğu bir görüşün en zayıf noktasına isabet edebildiğini gösterdi.

Hegel'in boş biçimcilik eleştirisi, bir eleştirinin güçlü görünüp hedefinin tartışmalı kalabildiğini gösterdi. Russell'ın Frege'ye mektubu, bir eleştirinin bir sistemin temelini sarsabildiğini ve onarılamaz olabildiğini gösterdi.

Bir eleştiri dört soruyla sınanır: hedefi hangi tez, bu tez metinde bu biçimde savunuluyor mu, eleştiri tezin kendisine mi yoksa bir yorumuna mı yöneliyor ve eleştiri onarılabilir mi?

Buna üç itiraz yöneltildi: bir eleştirinin kendi gücüne göre değerlendirilmesi gerektiği, isabet sınamasının bir yorumu başka bir yoruma karşı koymak olduğu ve yazarın kabulünün isabeti göstermediği söylendi.

Bu yüzden bir felsefe eleştirisini okumak, onun gücüne kapılmak değil, eleştirilen metne dönüp eleştirinin gerçekten hedefine isabet edip etmediğini sormaktır.

Açılış sahnesi

Okuma grubunda Tolga, Kant'ın ahlak felsefesi üzerine okuduğu bir eleştiriyi aktarıyor. Eleştiri, Hegel'den geliyor ve Kant'ın ahlak ilkesinin boş olduğunu söylüyor: bir eylemin kuralının evrensel bir yasa olarak düşünülebilmesi ölçütü, yalnız çelişmezliği sınar, ama tutarlı biçimde düşünülebilen her kuralı, ne kadar kötü olursa olsun, onaylayabilir. Tolga, bu eleştirinin Kant'ı yıktığını düşünüyor ve Kant'ın ahlak felsefesinin bir biçimden ibaret olduğunu söylüyor.

Ece, Kant'ın Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi'ni okumuş olduğu için itiraz ediyor. Kant'ın evrenselleştirme ölçütünü yalnız mantıksal çelişmezlik olarak değil, bir kuralın evrenselleştirildiğinde kendi amacını yok edip etmediği olarak da kullandığını ve bunun yanında insanlığı her zaman bir amaç olarak görme ilkesini de önerdiğini söylüyor. Mert, iki öğrenciye aynı soruyu soruyor: "Hegel'in eleştirisi, Kant'ın gerçekten savunduğu görüşe mi yöneliyor, yoksa onun bir kısmına ya da bir basitleştirilmiş hâline mi?" Tolga, eleştirinin güçlü olduğunu hâlâ düşünüyor, ama onun Kant'ın bütün görüşünü değil, bir yorumunu hedef aldığını kabul ediyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Metin Okuma kursunda, bir felsefe metnine yöneltilmiş bir eleştiriyi nasıl okuyacağımızı, eleştirinin metni doğru anlayıp anlamadığını nasıl sınayacağımızı ve bir eleştirinin hedefine gerçekten isabet edip etmediğini nasıl değerlendireceğimizi soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Safsatalar ve Retorik kursunda, bir tartışmada karşı tarafın görüşünü zayıflatarak çürütmenin, yani saman adamın ve bir argümanı reddetmeden önce onu onarmanın, yani iyi niyetli düzeltmenin nasıl işlediğini gördük. O dersler, bir kişinin tartışmada yaptığı hamleleri sınıyordu. Bu ders, ikincil literatürdeki bir eleştiriyi, yani bir felsefe metni hakkında yazılmış eleştirel bir çalışmayı, okur olarak nasıl değerlendireceğimizi soruyor. Soru, eleştirinin iyi bir hamle olup olmadığı değil, eleştirilen metinle eleştiriyi yan yana koyduğumuzda eleştirinin hedefine isabet edip etmediğidir.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Bohemya prensesi Elisabeth'in Descartes'a yazdığı bir mektup, bir eleştirinin bir yazarın görüşünün en zayıf noktasına isabet edebildiğini ve yazarın bunu kabul edip cevap vermeye çalıştığını gösterir. Hegel'in Kant'ın ahlak ilkesine yönelttiği boş biçimcilik eleştirisi, bir eleştirinin güçlü görünüp hedefinin tartışmalı kalabildiğini gösterir. Bertrand Russell'ın Frege'ye yazdığı mektup ise bir eleştirinin bir sistemin temelini sarsabildiğini ve yazarın bunu hemen kabul ettiğini gösterir.

Ardından üç itirazı tartacağız: bir eleştiriyi metnin yazarına göre değil kendi gücüne göre değerlendirmek gerektiği, her eleştirinin bir yorum olduğu için isabeti sınamanın bir yorumu başka bir yoruma karşı koymak olduğu ve yazarın eleştiriyi kabul etmesinin onun isabetli olduğunu göstermediği itirazları.

Sonda, bir eleştiriyi dört soruyla sınamanın yolunu göstereceğiz: eleştirinin hedefi hangi tez, bu tez eleştirilen metinde bu biçimde savunuluyor mu, eleştiri tezi mi yoksa onun bir yorumunu mu hedef alıyor ve eleştiri onarılabilir mi yoksa onarılamaz mı?

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe metnine yöneltilmiş bir eleştiriyi okurken, bu eleştirinin metnin gerçekten savunduğu görüşe isabet edip etmediğini ve isabet ediyorsa ne kadar ağır bir darbe vurduğunu nasıl değerlendiririz?

Ölçülü iddiam şu: bir eleştirinin değeri, onun kendi başına ne kadar güçlü göründüğüne değil, eleştirilen metnin gerçekten savunduğu bir teze, o tezin metindeki biçimiyle isabet etmesine bağlıdır, ve bir eleştiriyi değerlendirmek, onun hedef aldığı tezi yazmayı, bu tezin eleştirilen metinde bu biçimde savunulup savunulmadığını metnin kendisinde aramayı, eleştirinin tezin kendisine mi yoksa onun bir yorumuna mı yöneldiğini sormayı ve isabetli bir eleştirinin tezi onarılabilir biçimde mi yoksa temelden mi sarstığını belirlemeyi gerektirir, çünkü güçlü bir eleştiri, hedefini ıskaladığında eleştirilen yazar hakkında değil, onun bir yorumu hakkında bir şey söyler.

Sıfır noktası

İkincil literatürün önemli bir bölümü eleştiridir. Bir yazarın bir argümanının geçersiz olduğunu, bir öncülünün yanlış olduğunu ya da bütün görüşünün tutarsız olduğunu göstermeye çalışan çalışmalar, felsefe tarihinin itici güçlerinden biridir. Aristoteles Platon'u, Hume rasyonalistleri, Kant Hume'u, Hegel Kant'ı eleştirdi ve felsefe tarihi büyük ölçüde bu eleştirilerin tarihidir.

Bir eleştiriyi okuyan okur, çoğu zaman eleştirinin gücüne kapılır. Bir eleştiri iyi kurulmuş, açık ve ikna edici olabilir ve okur onu okuduktan sonra eleştirilen yazarın görüşünün çöktüğünü düşünebilir. Ama bir eleştirinin kendi başına güçlü olması, onun eleştirdiği yazarın gerçekten savunduğu görüşe yöneldiğini göstermez. Eleştiri, yazarın görüşünün bir basitleştirilmiş hâlini, bir yorumunu ya da yalnız bir parçasını hedef alıyor olabilir.

Tolga'nın Hegel okuması bu noktadaydı. Hegel'in eleştirisi güçlüydü ve Kant'ın ahlak ilkesinin bir okumasına gerçekten isabet ediyordu. Ama Kant'ın bu ilkeyi nasıl kullandığı, onu hangi başka ilkelerle birlikte önerdiği ve bir kuralın evrenselleştirilmesinden neyi kastettiği, Hegel'in eleştirisinin hedefine tam olarak isabet edip etmediğini belirleyen sorulardı. Bu soruların cevabı, eleştiride değil, Kant'ın metninde aranmalıydı.

Argümanın yapısı

Bir eleştiriyi sınamak için dört soru sorulabilir.

Birinci soru, eleştirinin hedefinin hangi tez olduğudur. Eleştiri, eleştirilen yazarın hangi iddiasını ya da hangi argümanını çürütmeye çalışıyor? Hedef, açık bir cümleyle yazılır. Ece'nin tablosunun ilk satırı, Elisabeth'in eleştirisinin hedefini bu biçimde yazıyordu.

İkinci soru, bu tezin eleştirilen metinde bu biçimde savunulup savunulmadığıdır. Okur, eleştirilen metne döner ve hedef tezin orada nasıl ifade edildiğine bakar. Tez metinde bu biçimde savunuluyorsa, eleştiri isabetlidir. Farklı bir biçimde, daha nitelikli ya da daha sınırlı bir hâliyle savunuluyorsa, eleştirinin isabeti sorgulanır. Tolga'nın Kant'ın Temellendirme'sine dönmesi, bu sorunun uygulamasıydı.

Üçüncü soru, eleştirinin tezin kendisine mi yoksa onun bir yorumuna mı yöneldiğidir. Bazı eleştiriler, yazarın görüşünün belirli bir yorumunu hedef alır ve bu yorum, yazarın görüşünün tek olası okuması olmayabilir. Hegel'in eleştirisi, Kant'ın ölçütünün dar bir okumasına güçlü biçimde isabet ediyordu. Bu durumda eleştiri, yazar hakkında değil, onun bir yorumu hakkında bir şey söyler ve bu, eleştiriyi değersiz kılmaz, ama hedefini doğru adlandırmayı gerektirir.

Dördüncü soru, isabetli bir eleştirinin onarılabilir mi yoksa onarılamaz mı olduğudur. Eleştiri, görüşün bir öncülünü mü düşürüyor, yoksa temelini mi? Görüş, bir öncül değiştirilerek korunabilir mi, yoksa görüşün kendisinin değişmesi mi gerekir? Russell'ın eleştirisi, Frege'nin sisteminin temelini sarsan bir eleştiriydi. Bu soru, bir eleştirinin ne kadar ağır bir darbe vurduğunu belirler.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir eleştirinin nasıl değerlendirileceği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, argüman görüşüdür. Buna göre bir eleştiri, kendi argümanının gücüyle değerlendirilmelidir ve onun eleştirilen yazarın görüşüne isabet edip etmediği ikincil bir sorudur. Güçlü bir eleştiri, hedefini ıskalasa bile, bir görüşün zayıf bir yönünü göstermiştir.

İkinci görüş, isabet görüşüdür. Buna göre bir eleştirinin değeri, öncelikle onun eleştirilen yazarın gerçekten savunduğu bir teze isabet etmesine bağlıdır ve hedefini ıskalayan bir eleştiri, ne kadar güçlü görünürse görünsün, o yazar hakkında bir şey söylemez. Bu görüş, eleştirilen metnin kendisine dönmeyi zorunlu kılar.

Üçüncü görüş, ağırlık görüşüdür. Buna göre isabetli bir eleştirinin değeri, onun görüşün ne kadarını etkilediğine de bağlıdır. Bir öncülü düşüren ve kolayca onarılabilen bir eleştiri ile bir sistemin temelini sarsan bir eleştiri aynı ağırlıkta değildir. Russell'ın Frege'ye mektubu, onarılamaz bir eleştirinin başlıca örneğidir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Eleştiriyi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe metnine yöneltilmiş bir eleştiri, felsefenin en verimli uğraşlarından biridir. Ama bir eleştiriyi okumak, onun gücüne kapılmak değil, onun eleştirilen metnin gerçekten savunduğu bir teze isabet edip etmediğini ve isabet ediyorsa ne kadar ağır bir darbe vurduğunu, metnin kendisine dönerek sormaktır.

Açık kalan sorular

Bir eleştiri, eleştirilen yazarın açıkça savunmadığı ama görüşünden zorunlu olarak çıkan bir sonuca yöneldiğinde, bu eleştiri yazarın görüşüne isabet etmiş sayılır mı? Bir görüşün sonuçları, o görüşün bir parçası mıdır?

Bir eleştiri yüzyıllar boyunca etkili olup sonradan hedefini ıskaladığı gösterildiğinde, onun felsefe tarihindeki etkisi değersiz mi olur? Hegel'in eleştirisi, Kant'a isabet etmese bile, Kant'ın okunuşunu nasıl değiştirdi?

Onarılabilir bir eleştiri ile onarılamaz bir eleştiri arasındaki sınır nerededir? Bir görüş, ne kadar değiştirildiğinde artık aynı görüş olmaktan çıkar?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışGüçlü eleştiriyi isabetli eleştiri sanmak.
Doğrusu

Bir eleştirinin iyi kurulmuş ve ikna edici olması, onun eleştirilen yazarın gerçekten savunduğu görüşe yöneldiğini göstermez. İsabet, eleştirilen metne dönülerek sınanmalıdır.

Yaygın yanlışEleştirinin hedefini yazmamak.
Doğrusu

Bir eleştiriyi değerlendirmeden önce, onun hangi tezi çürütmeye çalıştığı açıkça yazılmalıdır. Hedef yazılmadan, eleştirinin isabet edip etmediği sorulamaz.

Yaygın yanlışBir yoruma yöneltilen eleştiriyi yazara yöneltilmiş sanmak.
Doğrusu

Bazı eleştiriler, yazarın görüşünün belirli bir yorumunu hedef alır. Bu eleştiriler değerli olabilir, ama yazar hakkında değil, onun bir yorumu hakkında bir şey söyler.

Yaygın yanlışİsabeti ağırlıkla karıştırmak.
Doğrusu

İsabetli bir eleştiri, bir görüşün yalnız bir ayrıntısını düşürüyor olabilir. Bir eleştirinin görüşü onarılabilir biçimde mi yoksa temelden mi sarstığı ayrıca sorulmalıdır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir eleştirinin değeri, onun kendi başına ne kadar güçlü göründüğüne değil, eleştirilen metnin gerçekten savunduğu bir teze, o tezin metindeki biçimiyle isabet etmesine bağlıdır. Elisabeth'in Descartes'a mektubu, bir eleştirinin bir yazarın gerçekten savunduğu bir görüşün en zayıf noktasına isabet edebildiğini gösterdi.

Hegel'in boş biçimcilik eleştirisi, bir eleştirinin güçlü görünüp hedefinin tartışmalı kalabildiğini gösterdi. Russell'ın Frege'ye mektubu, bir eleştirinin bir sistemin temelini sarsabildiğini ve onarılamaz olabildiğini gösterdi.

Bir eleştiri dört soruyla sınanır: hedefi hangi tez, bu tez metinde bu biçimde savunuluyor mu, eleştiri tezin kendisine mi yoksa bir yorumuna mı yöneliyor ve eleştiri onarılabilir mi?

Buna üç itiraz yöneltildi: bir eleştirinin kendi gücüne göre değerlendirilmesi gerektiği, isabet sınamasının bir yorumu başka bir yoruma karşı koymak olduğu ve yazarın kabulünün isabeti göstermediği söylendi.

Bu yüzden bir felsefe eleştirisini okumak, onun gücüne kapılmak değil, eleştirilen metne dönüp eleştirinin gerçekten hedefine isabet edip etmediğini sormaktır.

Sonraki derse köprü

Hegel'in Kant eleştirisi, tek başına bir eleştiri olarak kalmadı. Ona Kant'ı savunan yorumcular cevap verdi, bu cevaplara başka yorumcular itiraz etti ve iki yüzyıl boyunca süren bir tartışma doğdu. Bugün Kant'ın ahlak felsefesini okuyan biri, yalnız Kant'ın metniyle ve Hegel'in eleştirisiyle değil, bu tartışmanın bütünüyle karşılaşır.

Felsefe metinleri üzerine yazılmış ikincil literatür, tek tek şerhlerden, yorumlardan ve eleştirilerden değil, onların birbirine verdiği cevaplardan oluşan tartışmalardan kurulur. Bir tartışmanın taraflarını, ayrıldıkları noktaları ve her tarafın metnin hangi yerlerine dayandığını bilmek, bir metnin ikincil literatüründe yol bulmanın yoludur.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Literatür tartışması dersi, bir felsefe metni üzerine süren bir tartışmayı nasıl haritalayacağımızı, tarafların nerede ayrıldığını nasıl bulacağımızı ve bir tartışmaya hangi noktadan katılabileceğimizi soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.