Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir yorum, metnin kendisinin açıkça söylemediği bir düzeni ya da ayrımı gösterebildiği için değerlidir, ama bu değer, dayandığı yerleri göstermesine, dışarıda bıraktığı yerleri gizlememesine ve yazarın ne dediği ile metnin bugünkü önemini ayırmasına bağlıdır. Hirsch, bir metnin yazarın kastettiği anlamı ile bu anlamın farklı okurlar için taşıdığı önemi ayırdı.
Eco, yorumun sınırları olduğunu ve metnin bütünlüğünün izin verdiğinin ötesine geçen okumaların aşırı yorum olduğunu savundu. Strawson'ın Kant yorumu, bir yorumun bir metni seçici olarak yeniden kurarak onu bugün için savunulabilir kılabildiğini ve bunun açıkça yapılması gerektiğini gösterdi.
Bir yorum dört soruyla sınanır: tezi ne, metnin hangi yerlerine dayanıyor, hangi yerlerini dışarıda bırakıyor ve yazarın ne dediğini mi yoksa metnin bugünkü önemini mi söylüyor?
Buna üç itiraz yöneltildi: her okumanın bir yorum olduğu ve yorumları sınamanın ölçütü olmadığı, yazarın niyetinin ölçüt olamayacağı ve seçici yorumun metne sadakatsizlik olduğu söylendi.
Bu yüzden bir felsefe yorumunu okumak, onun ikna ediciliğine kapılmak değil, metnin ne kadarını açıkladığını ve hangi soruya cevap verdiğini sormaktır.
Açılış sahnesi
Deniz, Kant üzerine yazılmış bir yorum kitabı okuyor ve heyecanla okuma grubuna getiriyor. Kitabın yazarı, Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi'ni iki parçaya ayırıyor. Bir parçada, deneyimin mümkün olabilmesi için gerekli koşullar üzerine güçlü ve bugün de savunulabilir bir argüman buluyor. Öbür parçada ise uzay ve zamanın yalnız bizim algılama biçimlerimiz olduğunu ve şeylerin kendilerinde nasıl olduklarını hiç bilemeyeceğimizi söyleyen, yazara göre savunulamayan bir öğreti buluyor. Yorum, birinci parçayı korumayı, ikincisini bırakmayı öneriyor ve Kant'ı bu yolla bugüne taşıyor.
Deniz yorumu çok ikna edici buluyor. Ama Ece bir soru soruyor: "Kant bu iki parçayı ayrı mı görüyordu? Yoksa ikinci parçayı birinci parçanın dayanağı mı sayıyordu?" Deniz, Kant'ın metnine dönüyor ve Kant'ın deneyimin koşulları üzerine argümanını, uzay ve zamanın algılama biçimlerimiz olduğu öğretisine dayandırdığını düşündüren yerler buluyor. Yorum, Kant'ın metnine dayanıyordu, ama Kant'ın kendisinin bir arada tuttuğu iki şeyi birbirinden ayırıyordu. Bu ayırma, Kant'ı bugün için daha savunulabilir kılıyordu, ama Kant'ın kendisinin savunduğu şey olup olmadığı ayrı bir soruydu. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Metin Okuma kursunda, bir felsefe metni üzerine yazılmış bir yorumu nasıl okuyacağımızı, bir yorumun metne dayanıp dayanmadığını nasıl sınayacağımızı ve iyi bir yorumu kötü bir yorumdan neyin ayırdığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce yorumu şerhten ayıralım. Şerh dersi, bir metni satır satır ya da bölüm bölüm izleyen açıklamaları ele aldı. Yorum ise metnin sırasını izlemek zorunda değildir: metnin bütününe ya da bir yönüne belirli bir anlam verir, onu belirli bir soruyla okur ve bir tezle sonuçlanır. Yorum, metnin kendisinin açıkça söylemediği bir düzeni, bir bağlantıyı ya da bir ayrımı gösterebilir. Bir yorumun gücü de tehlikesi de bu özgürlükten gelir.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Eric Donald Hirsch, bir metnin yazarın kastettiği anlamı ile bu anlamın farklı okurlar ve dönemler için taşıdığı önemi ayırdı. Umberto Eco, yorumun sınırları olduğunu, bir metnin her şeyi söylemediğini ve bazı okumaların metnin kendisinin izin verdiğinin ötesine geçtiğini savundu. Peter Strawson'ın Kant üzerine yorumu ise bir yorumun bir metni seçici olarak yeniden kurarak onu bugün için savunulabilir kılabildiğini ve bunun hem bir güç hem bir soru olduğunu gösterir.
Ardından üç itirazı tartacağız: her okumanın zaten bir yorum olduğu ve yorumları sınamanın bir ölçütü olmadığı, yazarın niyetinin bir yorumun ölçütü olamayacağı ve seçici bir yorumun metne sadakatsizlik olduğu itirazları.
Sonda, bir yorumu dört soruyla sınamanın yolunu göstereceğiz: yorumun tezi ne, yorum metnin hangi yerlerine dayanıyor, yorum metnin hangi yerlerini açıklayamıyor ya da dışarıda bırakıyor ve yorum yazarın ne dediğini mi, yoksa metnin bugün için ne anlama geldiğini mi söylüyor?
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefe metni üzerine yazılmış bir yorumu okurken, onun metne dayanıp dayanmadığını nasıl sınarız ve iyi bir yorumu kötü bir yorumdan neyin ayırdığını nasıl anlarız?
Ölçülü iddiam şu: bir yorum, metnin kendisinin açıkça söylemediği bir düzeni ya da ayrımı gösterebildiği için değerlidir, ama bu değer, yorumun metnin dayandığı yerlerini gösterebilmesine, metnin kendisine direnen yerlerini de açıklayabilmesine ve yazarın ne dediği ile metnin bugün için taşıdığı önemi birbirinden ayırabilmesine bağlıdır, ve bir yorumu sınamak, onun tezini yazmayı, dayandığı yerleri bulmayı, dışarıda bıraktığı yerleri aramayı ve hangi soruya cevap verdiğini sormayı gerektirir, çünkü aynı metin üzerine birbiriyle çelişen birçok yorum ikna edici görünebilir ve bunları ayırmanın yolu, her birinin metnin ne kadarını açıkladığına bakmaktır.
Sıfır noktası
Her felsefe metni birden çok yoruma açıktır. Bu, felsefe metinlerinin bir kusuru değil, onların zenginliğinin bir işaretidir: bir metin ne kadar çok soruyla uğraşıyorsa, ne kadar çok ayrım yapıyorsa ve ne kadar çok geleneğe bağlanıyorsa, o kadar çok biçimde okunabilir. Kant, Platon ya da Aristoteles üzerine yüzyıllar boyunca yazılmış yorumların çeşitliliği, bu metinlerin tükenmediğini gösterir.
Ama her yorum eşit değildir. Bazı yorumlar metnin birçok yerini açıklar ve metnin kendisine direnen yerlerini de hesaba katar. Bazıları ise metnin birkaç yerine dayanıp geri kalanını görmezden gelir ya da metne kendi taşımadığı bir düzeni yükler. Bir yorumun ikna edici olması, onun iyi bir yorum olduğunu göstermez: iyi yazılmış ve tutarlı bir yorum, metnin önemli bir bölümünü dışarıda bırakıyor olabilir.
Deniz'in okuduğu yorum bu türden bir soruyu taşıyordu. Kant'ın metninin bir parçasını güçlü ve savunulabilir buluyor, öbür parçasını bırakıyordu. Yorum, metne dayanıyordu ve metnin bir yönünü güçlü biçimde aydınlatıyordu. Ama Kant'ın kendisinin bir arada tuttuğu iki şeyi ayırıyordu ve bu ayırmanın Kant'ın dediği şey mi, yoksa yorumcunun Kant'tan bugün için almak istediği şey mi olduğu ayrı bir soruydu.
Argümanın yapısı
Bir yorumu sınamak için dört soru sorulabilir.
Birinci soru, yorumun tezinin ne olduğudur. Yorum, metin hakkında hangi genel iddiayı ileri sürüyor? Metnin gerçek konusu, asıl argümanı ya da temel ayrımı hakkında ne diyor? Tez, çoğu zaman yorumun girişinde ya da sonucunda açıkça söylenir. Bu kursun tez dersinde öğrendiğimiz yöntem, bir yorumun tezini bulmak için de işe yarar.
İkinci soru, yorumun metnin hangi yerlerine dayandığıdır. Yorum, tezini desteklemek için metnin hangi cümlelerini, bölümlerini ya da ayrımlarını kullanıyor? Bu yerler bulunduğunda, okur onları metnin kendisinde okur ve yorumun onları doğru aktarıp aktarmadığına bakar. Deniz'in iki sütunu, yorumun metne dayanan yerlerini ayırmıştı.
Üçüncü soru, yorumun metnin hangi yerlerini açıklayamadığı ya da dışarıda bıraktığıdır. Bu, kapsama sınamasıdır. Yorumla uyuşmayan bölümler var mı? Yorum bu bölümleri görmezden mi geliyor, yoksa onları açıkça tartışıp neden dışarıda bıraktığını mı söylüyor? Tolga'nın ve Ece'nin tabloları bu soruyu sordu ve farklı sonuçlara vardı: biri bir aşırı yorumu, öbürü açık bir seçici yeniden kurmayı buldu.
Dördüncü soru, yorumun yazarın ne dediğini mi, yoksa metnin bugün için ne anlama geldiğini mi söylediğidir. Hirsch'in anlam ve önem ayrımı bu soruyu sorar. Bir yorum ikisini de yapabilir, ama hangisini yaptığını açıkça söylemelidir. Strawson'ın yorumu, Kant'ın bugün için ne anlama geldiğini söylüyordu ve bu, onun Kant'ın ne dediğine ilişkin bir yorum olarak değil, Kant'ın bir yeniden kurulmuş hâli olarak okunmasını gerektiriyordu.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir yorumun nasıl değerlendirileceği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, niyet görüşüdür. Buna göre bir yorumun geçerliliği, onun yazarın kastettiği anlamı ne kadar iyi yeniden kurduğuna bağlıdır ve yazarın niyeti, yorumların ölçütüdür. Hirsch bu çizgidedir.
İkinci görüş, metin görüşüdür. Buna göre bir yorumun ölçütü, yazarın niyeti değil, metnin kendisinin yapısı ve bütünlüğüdür. İyi bir yorum, metnin bütünüyle uyuşan yorumdur ve metnin izin verdiğinin ötesine geçen okumalar aşırı yorumdur. Eco bu çizgidedir.
Üçüncü görüş, verimlilik görüşüdür. Buna göre bir yorumun değeri, onun metinden bugün için ne kadar verimli bir şey çıkardığına da bağlıdır ve metni seçici olarak yeniden kuran bir yorum, metnin kendisinin savunduğundan daha savunulabilir bir görüş sunuyorsa değerlidir. Ama bu tür bir yorum, yazarın ne dediğine ilişkin bir yorumdan ayrı tutulmalıdır. Strawson'ın Kant yorumu bu görüşün başlıca örneğidir.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Yorumu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe metni üzerine yazılmış bir yorum, metnin görünmeyen bir düzenini ya da bugün için taşıdığı önemi gösterebildiği için değerlidir. Ama iyi bir yorum, dayandığı yerleri gösterir, dışarıda bıraktığı yerleri gizlemez ve yazarın ne dediği ile metnin bugün ne anlama geldiğini birbirine karıştırmaz.
Açık kalan sorular
Bir yorum, metnin bütününü açıklamak yerine metnin yalnız bir yönünü çok güçlü biçimde aydınlatıyorsa, metnin bütününü zayıf biçimde açıklayan bir yorumdan daha mı değerlidir? Kapsama tek ölçüt müdür?
Bir yorum, yazarın kendisinin hiç düşünmediği ama metnin izin verdiği bir anlamı gösterdiğinde, bu anlam metnin bir parçası mıdır, yoksa yorumcunun bir katkısı mı? Metin, yazarının bildiğinden fazlasını söyleyebilir mi?
Bir metin üzerine yapılmış iki yorum aynı ölçüde kapsamlı ve aynı ölçüde tutarlı olduğunda, aralarında nasıl seçim yapılır? Bu soru, bu modülün son dersinde yeniden ele alınacak.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışİkna edici yorumu doğru yorum sanmak.
İyi yazılmış ve tutarlı bir yorum, metnin önemli bir bölümünü dışarıda bırakıyor olabilir. Bir yorumun ikna ediciliği, onun metnin ne kadarını açıkladığından ayrı sorulmalıdır.
Yaygın yanlışYorumun dayandığı yerleri metinde okumamak.
Bir yorum, metnin belirli cümlelerine ve bölümlerine dayanır. Bu yerleri metnin kendisinde okumadan yorumu kabul etmek, yorumun metni doğru aktarıp aktarmadığını sınamamaktır.
Yaygın yanlışDışarıda bırakılanı aramamak.
Bir yorumun gücü, açıkladığı yerlerde değil, metnin kendisine direnen yerlerini nasıl ele aldığında da görülür. Kapsama sınaması, yorumun dışarıda bıraktığı yerleri arar.
Yaygın yanlışAnlam ile önemi karıştırmak.
Bir yorum, yazarın ne dediğini söyleyebilir ya da metnin bugün için ne anlama geldiğini söyleyebilir. İkisini karıştırmak, bir yeniden kurmayı yazarın görüşü sanmaya ya da yazarın görüşünü bugünün önemiyle yargılamaya yol açar.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir yorum, metnin kendisinin açıkça söylemediği bir düzeni ya da ayrımı gösterebildiği için değerlidir, ama bu değer, dayandığı yerleri göstermesine, dışarıda bıraktığı yerleri gizlememesine ve yazarın ne dediği ile metnin bugünkü önemini ayırmasına bağlıdır. Hirsch, bir metnin yazarın kastettiği anlamı ile bu anlamın farklı okurlar için taşıdığı önemi ayırdı.
Eco, yorumun sınırları olduğunu ve metnin bütünlüğünün izin verdiğinin ötesine geçen okumaların aşırı yorum olduğunu savundu. Strawson'ın Kant yorumu, bir yorumun bir metni seçici olarak yeniden kurarak onu bugün için savunulabilir kılabildiğini ve bunun açıkça yapılması gerektiğini gösterdi.
Bir yorum dört soruyla sınanır: tezi ne, metnin hangi yerlerine dayanıyor, hangi yerlerini dışarıda bırakıyor ve yazarın ne dediğini mi yoksa metnin bugünkü önemini mi söylüyor?
Buna üç itiraz yöneltildi: her okumanın bir yorum olduğu ve yorumları sınamanın ölçütü olmadığı, yazarın niyetinin ölçüt olamayacağı ve seçici yorumun metne sadakatsizlik olduğu söylendi.
Bu yüzden bir felsefe yorumunu okumak, onun ikna ediciliğine kapılmak değil, metnin ne kadarını açıkladığını ve hangi soruya cevap verdiğini sormaktır.
Sonraki derse köprü
Ece'nin kapsama tablosu, Strawson çizgisindeki yorumun Kant'ın bir öğretisini savunulamaz bulduğunu gösteriyordu. Bu, yalnız bir yorum değildi, aynı zamanda bir yargıydı: yorumcu, Kant'ın bir görüşünün yanlış olduğunu söylüyordu. Yorum ile eleştiri, bu noktada birbirine karışıyordu.
İkincil literatürün bir bölümü bir metni açıklamaya ya da yorumlamaya değil, onu eleştirmeye yöneliktir: bir argümanın geçersiz olduğunu, bir öncülün yanlış olduğunu ya da bir tezin savunulamaz olduğunu göstermeye. İyi bir eleştiri, eleştirdiği metni doğru anlamış olmalıdır, ama bir eleştirinin metni doğru anlayıp anlamadığı her zaman açık değildir.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Eleştiri dersi, bir felsefe metnine yöneltilmiş bir eleştiriyi nasıl okuyacağımızı, eleştirinin metni doğru anlayıp anlamadığını nasıl sınayacağımızı ve bir eleştirinin hedefine gerçekten isabet edip etmediğini nasıl değerlendireceğimizi soruyor.