İçeriğe geç

P01-D04-M04-01·İkincil literatür

Şerh

temel2.759 kelime≈ 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir şerh, bir metni okumayı kolaylaştıran değerli bir araçtır ve bazen kaybolmuş metinlerin tek kaynağıdır, ama her şerh metne belirli bir uzaklıkta durur ve çoğu zaman metin hakkında bir tez de taşır. İbn Rüşd'ün üç tür şerhi, bir şerhin türünün onun metne ne kadar yakın durduğunu belirlediğini gösterdi.

Simplikios'un Fizik şerhi, bir şerhin kaybolmuş metinleri koruyabildiğini, ama bu korumanın da bir seçim olduğunu gösterdi. Kemp Smith'in Kant şerhi, bir şerhin metin hakkında bir tez ileri sürebildiğini ve bu tezin açıklamaların her yerine sızabildiğini gösterdi.

Bir şerh dört adımla okunur: türünü ve amacını belirlemek, şerhçinin tezini bulmak, açıklamayı metnin kendisiyle karşılaştırmak ve şerhi metnin yerine değil yanında okumak.

Buna üç itiraz yöneltildi: şerhin zorunlu bir araç olduğu, şerhçinin yorumunun metinden ayrılamayacağı ve bazı şerhlerin metinden daha değerli olduğu söylendi.

Bu yüzden bir felsefe metnini şerhle okumak, şerhçinin okumasını yazarın düşüncesi sanmadan, onun açıklamalarını metinle sınayarak ilerlemektir.

Açılış sahnesi

Ece, Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi'ni okurken zorlandığı bölümler için kütüphaneden eski bir şerh ödünç alıyor. Şerh, Kant'ın metnini bölüm bölüm izliyor, her paragrafın ne söylediğini açıklıyor ve zor terimleri tanımlıyor. Ece şerhi okuyunca, önce anlamadığı birçok yerin açıldığını hissediyor. Birkaç hafta boyunca Kant'ı şerhle birlikte okuyor ve bir süre sonra, Kant'ın metnine bakmadan şerhi okuduğunu fark ediyor.

Okuma grubunda Mert, Ece'ye şerhin önsözüne bakmasını öneriyor. Ece önsözde, şerhçinin Kant'ın kitabını farklı dönemlerde yazılmış ve sonradan bir araya getirilmiş parçalardan oluşan bir metin olarak gördüğünü ve kitabın bazı çelişkilerini bu yolla açıkladığını okuyor. Ece, şerhin açıkladığı birçok yeri bu görüşün ışığında açıkladığını fark ediyor. Şerh yalnız Kant'ı açıklamıyor, onun hakkında bir tez de ileri sürüyordu ve Ece, şerhi Kant'ın kendisi gibi okurken bu tezi de fark etmeden kabul etmişti. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Metin Okuma kursunda, bir felsefe metnini açıklayan bir şerhi nasıl okuyacağımızı, şerhçinin açıklaması ile metnin kendisini nasıl ayıracağımızı ve bir şerhin bize ne kazandırıp neyi gizleyebileceğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. P00'da Osmanlı medreselerindeki şerh ve haşiye geleneğini, yani bir temel metnin şerhle, şerhin de kenar notlarıyla katman katman yorumlandığı yazım geleneğini gördük. Bu ders, bu geleneği tarihsel olarak yeniden anlatmıyor. Soruyu okur açısından soruyor: bir felsefe metnini bir şerhle birlikte okurken, şerhin açıkladığı ile metnin söylediğini nasıl ayırırız? Şerh, bu kursun açtığı ikincil literatür modülünün ilk ve en eski biçimidir ve metne en yakın duran ikincil metindir.

Sonra üç kaynağa bakacağız. İbn Rüşd, Aristoteles'in eserlerine farklı uzunlukta ve farklı amaçlarla üç tür şerh yazdı ve bu, bir şerhin türünün onun metne ne kadar yakın durduğunu belirlediğini gösterir. Simplikios'un Aristoteles'in Fizik'i üzerine yazdığı şerh, bir şerhin bazen kaybolmuş metinleri alıntılayarak koruduğunu ve bugün bazı metinleri yalnız bir şerhin içinden tanıdığımızı gösterir. Norman Kemp Smith'in Kant üzerine şerhi ise bir şerhin metni açıklarken metin hakkında bir tez de ileri sürebildiğini ve bu tezin açıklamanın her yerine sızabildiğini gösterir.

Ardından üç itirazı tartacağız: şerhin metne erişimi kolaylaştıran zorunlu bir araç olduğu ve onu sorgulamanın okumayı zorlaştıracağı, şerhçinin yorumunun metinden ayrılamayacağı ve bazı şerhlerin metnin kendisinden daha değerli olduğu itirazları.

Sonda, bir şerhi dört adımla okumanın yolunu göstereceğiz: şerhin türünü ve amacını belirlemek, şerhçinin genel tezini önsözünden bulmak, şerhin açıklamasını metnin kendisiyle karşılaştırmak ve şerhi metnin yerine değil, metnin yanında okumak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe metnini bir şerhle birlikte okurken, şerhin metne kattığı açıklamayı metnin kendisinin söylediğinden nasıl ayırırız ve şerhe ne ölçüde güvenmeliyiz?

Ölçülü iddiam şu: bir şerh, bir metni okumayı kolaylaştıran değerli bir araçtır ve bazen kaybolmuş metinlerin tek kaynağıdır, ama her şerh metne belirli bir uzaklıkta durur ve çoğu zaman metin hakkında bir tez de taşır, ve bir şerhi okumak, onun türünü ve amacını belirlemeyi, şerhçinin genel tezini bulmayı, şerhin açıklamasını metnin kendisiyle karşılaştırmayı ve şerhi metnin yerine değil yanında okumayı gerektirir, çünkü şerh metnin yerine geçtiğinde, okur yazarın değil şerhçinin okumasını yazarın düşüncesi sanar.

Sıfır noktası

Şerh, felsefenin en eski okuma biçimlerinden biridir. Antik dönemde Aristoteles'in ve Platon'un metinleri, onları satır satır açıklayan şerhlerle okunuyordu. İslam dünyasında ve Latin Orta Çağ'ında da temel metinler şerhlerle öğretildi ve birçok özgün felsefi düşünce, bir metnin şerhi biçiminde yazıldı. Bugün de zor felsefe metinleri, onları bölüm bölüm açıklayan şerhlerle ve rehber kitaplarla okunur.

Şerhin gücü, okurla metin arasındaki uzaklığı kısaltmasıdır. Zor bir cümleyi açar, bir terimi tanımlar, bir göndermeyi açıklar ve metnin bir yerini başka bir yeriyle bağlar. Okur, şerh olmadan aylarca uğraşacağı bir metni, şerhle birkaç haftada okuyabilir. Ece'nin Kant şerhi bu işi görüyordu.

Ama aynı güç bir tehlike taşır. Şerh, okurla metin arasına girer ve okur, bir süre sonra metni değil şerhi okumaya başlayabilir. Şerhin açıklaması, metnin kendisinin söylediği şey gibi görünür. Oysa her açıklama bir seçimdir ve şerhçi, metnin çok anlamlı bir yerini tek bir anlama indirebilir, metnin açık bıraktığı bir soruyu kendi cevabıyla kapatabilir ya da metnin bütününe kendi görüşünü yükleyebilir. Ece'nin şerhinin önsözünde bulduğu tez, bu türden bir yükleme idi.

Argümanın yapısı

Bir şerhi okumak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, şerhin türünü ve amacını belirlemektir. Şerh, metni alıntılayıp satır satır mı açıklıyor, yeniden ifade mi ediyor, yoksa kendi düzeninde bir özet mi sunuyor? Kime yazılmış: yeni başlayan bir okura mı, uzmanlara mı? İbn Rüşd'ün üç türü bu adımın ölçütlerini verir. Tür belirlendiğinde, şerhin metne ne kadar yakın durduğu da bilinir.

İkinci adım, şerhçinin genel tezini önsözünden bulmaktır. Şerhçi, metin hakkında hangi genel görüşü benimsiyor? Metni tutarlı bir bütün mü, parçalı bir derleme mi sayıyor? Yazarın asıl amacını ne olarak görüyor? Bu tez çoğu zaman önsözde ya da girişte açıkça söylenir. Ece'nin önsözde bulduğu tez, şerhin bütün açıklamalarının anahtarıydı.

Üçüncü adım, şerhin açıklamasını metnin kendisiyle karşılaştırmaktır. Şerh bir bölümü açıkladığında, okur o bölümü metnin kendisinde de okur ve şerhin açıklamasının metne uyup uymadığına bakar. Şerhin açıklaması metnin bir yerini tek bir anlama indiriyor mu, metnin söylemediği bir şeyi ekliyor mu, yoksa şerhçinin tezinden mi çıkıyor? Deniz'in iki şerhi karşılaştırması bu adımın bir uygulamasıydı.

Dördüncü adım, şerhi metnin yerine değil, metnin yanında okumaktır. Şerh, okurun metinde takıldığı yerleri açmak için kullanılır, ama okuma metinden başlar ve metne döner. Ece'nin kararı, yani önce Kant'ı sonra şerhi okumak, bu adımın özüdür. Şerh bir rehberdir, metnin yerine geçen bir metin değil.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefe metnini şerhle okumanın yeri konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, rehber görüşüdür. Buna göre şerh, zor bir metni okumanın vazgeçilmez bir aracıdır ve iyi bir şerh, okuru metne güvenle götürür. Şerhe güvenmek, uzmanların birikimine güvenmektir ve okurun her açıklamayı sorgulaması gerekmez.

İkinci görüş, doğrudan okuma görüşüdür. Buna göre bir felsefe metni önce şerhsiz okunmalıdır ve şerh, okurun kendi okumasını kurmadan önce ona başka birinin okumasını dayatır. Şerh ancak okur kendi okumasını kurduktan sonra, onu sınamak için kullanılmalıdır.

Üçüncü görüş, yan yana okuma görüşüdür. Buna göre şerh ve metin birlikte okunmalıdır, ama okuma her zaman metinden başlamalı ve metne dönmelidir. Şerhin türü ve şerhçinin tezi bilinmeli ve mümkünse birden çok şerh karşılaştırılmalıdır. Bu görüş, şerhin değerini tanır ama onun metnin yerine geçmesine izin vermez.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Şerhi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir şerh, bir metni okumanın en eski ve en değerli yollarından biridir ve bazen bir metni bize ulaştıran tek yoldur. Ama şerh, metnin yerine değil, onun yanında durduğunda iş görür. Şerhle okumak, şerhçinin okumasını yazarın düşüncesi sanmadan, onun açıklamalarını metinle sınayarak ilerlemektir.

Açık kalan sorular

Kaybolmuş bir metni yalnız bir şerhin alıntılarından tanıyorsak, o metin hakkında vardığımız sonuçlar, metnin kendisi hakkında mı, yoksa şerhçinin ondan seçtikleri hakkında mı bir sonuçtur?

Bir şerhçi, açıkladığı yazarın hiç düşünmediği bir soruyu metne sorup ona metinden bir cevap çıkardığında, bu cevap yazarın mı, şerhçinin mi olur? Şerh geleneğinde birçok özgün düşünce bu yolla doğmadı mı?

Bir metnin birden çok şerhi birbiriyle çeliştiğinde, metnin kendisi bu çelişkiyi çözmeye yeterli midir, yoksa bazı metinler birden çok şerhe eşit ölçüde açık mıdır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışŞerhi metin yerine okumak.
Doğrusu

Şerh, okurla metin arasındaki uzaklığı kısaltır, ama metnin yerine geçtiğinde okur yazarın değil şerhçinin cümlelerini okur. Okuma metinden başlamalı ve metne dönmelidir.

Yaygın yanlışŞerhin türünü bilmemek.
Doğrusu

Bir şerh metni alıntılayıp açıklayabilir, yeniden ifade edebilir ya da kendi düzeninde özetleyebilir. Türü bilinmeden, şerhin metne ne kadar yakın durduğu bilinemez.

Yaygın yanlışŞerhçinin tezini gözden kaçırmak.
Doğrusu

Bir şerh, açıkladığı metin hakkında bir tez taşıyabilir ve bu tez açıklamaların her yerine sızabilir. Önsözdeki genel görüş, şerhin açıklamalarının anahtarıdır.

Yaygın yanlışAktarılan parçayı bütün metin sanmak.
Doğrusu

Bir şerhin koruduğu kaybolmuş metin parçaları, şerhçinin kendi amacına göre seçtiği parçalardır. Onları bütün metin gibi okumak, seçimin kendisini görmemektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir şerh, bir metni okumayı kolaylaştıran değerli bir araçtır ve bazen kaybolmuş metinlerin tek kaynağıdır, ama her şerh metne belirli bir uzaklıkta durur ve çoğu zaman metin hakkında bir tez de taşır. İbn Rüşd'ün üç tür şerhi, bir şerhin türünün onun metne ne kadar yakın durduğunu belirlediğini gösterdi.

Simplikios'un Fizik şerhi, bir şerhin kaybolmuş metinleri koruyabildiğini, ama bu korumanın da bir seçim olduğunu gösterdi. Kemp Smith'in Kant şerhi, bir şerhin metin hakkında bir tez ileri sürebildiğini ve bu tezin açıklamaların her yerine sızabildiğini gösterdi.

Bir şerh dört adımla okunur: türünü ve amacını belirlemek, şerhçinin tezini bulmak, açıklamayı metnin kendisiyle karşılaştırmak ve şerhi metnin yerine değil yanında okumak.

Buna üç itiraz yöneltildi: şerhin zorunlu bir araç olduğu, şerhçinin yorumunun metinden ayrılamayacağı ve bazı şerhlerin metinden daha değerli olduğu söylendi.

Bu yüzden bir felsefe metnini şerhle okumak, şerhçinin okumasını yazarın düşüncesi sanmadan, onun açıklamalarını metinle sınayarak ilerlemektir.

Sonraki derse köprü

Deniz'in iki şerhi, Kant'ın aynı bölümünü farklı tezlerden yola çıkarak farklı biçimde açıklıyordu. Bu şerhler, metni satır satır izliyordu. Ama Kant üzerine yazılmış ikincil literatürün büyük bölümü şerh değildi: bir bölümü satır satır açıklamak yerine, Kant'ın bir görüşünü, bir argümanını ya da bütün felsefesini belirli bir açıdan okuyan yorumlardı.

Bir yorum, bir metnin bütününe ya da bir yönüne belirli bir anlam veren, onu belirli bir soruyla okuyan ve bir tezle sonuçlanan bir çalışmadır. Şerhten farklı olarak, yorum metnin sırasını izlemek zorunda değildir ve metnin kendisinin açıkça söylemediği bir düzeni ya da bağlantıyı gösterebilir. Bir yorumun gücü de tehlikesi de bu özgürlükten gelir.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Yorum dersi, bir felsefe metni üzerine yazılmış bir yorumu nasıl okuyacağımızı, bir yorumun metne dayanıp dayanmadığını nasıl sınayacağımızı ve iyi bir yorumu kötü bir yorumdan neyin ayırdığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.