İçeriğe geç

P01-D04-M03-05·Tarihsel metin

Eser içi bağlam

temel2.847 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe metninin sınırları ve sessizlikleri, çoğu zaman aynı yazarın öteki eserleri bilindiğinde anlaşılır ve bir metnin sessizliği her zaman bir sır değil, bazen sözün başka bir yere bırakılmasıdır. Machiavelli'nin Hükümdar'ının ikinci bölümü, bir yazarın kendi eserleri arasında açık bir iş bölümü yapabildiğini gösterdi.

Wittgenstein'ın Felsefi Soruşturmalar önsözü, bir yazarın erken eserinden vazgeçip iki eserin birbirinin arka planında okunmasını isteyebildiğini gösterdi. Kant'ın Prolegomena'sı, bir yazarın kendi eserini yeniden anlatabildiğini, ama bu yeniden anlatımın da bir yorum olduğunu gösterdi.

Eser içi bağlam dört adımla kurulur: öteki eserlere göndermeleri bulmak, iç göndermeleri izlemek, yazarın kendi yorumuna bakıp onu sınamak ve metni bir gelişim çizgisine indirmeden yazarın eseri içine yerleştirmek.

Buna üç itiraz yöneltildi: her metnin kendi başına okunabilmesi gerektiği, yazarın kendi yorumunun yetkili olmadığı ve gelişim çizgisi aramanın her metni ötekinin hazırlığı saydığı söylendi.

Bu yüzden bir felsefe metnini okumak, onu hem kendi sorusuna verilmiş bir cevap olarak hem de yazarın daha geniş düşünme yolunun bir durağı olarak görmektir.

Açılış sahnesi

Tolga, Machiavelli'nin Hükümdar'ında gizli bir cumhuriyetçi öğreti bulduğu okumasını savunmak için kitabı yeniden açıyor ve ikinci bölümün ilk cümlesinde duruyor. Machiavelli bu cümlede, cumhuriyetler üzerine konuşmayı bir kenara bırakacağını, çünkü onlar hakkında başka bir yerde uzun uzun yazdığını söylüyor. Tolga bu cümleyi daha önce hiç fark etmemişti. Hükümdar'ın cumhuriyetlerden söz etmemesinin, Machiavelli'nin onları önemsiz saymasından değil, onları başka bir metne ayırmasından kaynaklandığını görüyor.

Mert, Tolga'ya bu cümlenin gizli bir öğretinin işareti mi, yoksa yazarın kendi eserleri arasındaki bir iş bölümünün açık bir bildirimi mi olduğunu soruyor. Tolga, cümlenin satır arasında değil, bölümün ilk satırında durduğunu ve hiçbir şey gizlemediğini kabul ediyor. Machiavelli, okuruna iki kitabın farklı sorularla uğraştığını açıkça söylüyordu: biri hükümdarlıkları, öbürü cumhuriyetleri ele alıyordu. Tolga'nın aradığı cumhuriyetçi Machiavelli, Hükümdar'ın satır aralarında değil, yazarın başka bir kitabında, açıkça duruyordu. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Metin Okuma kursunda, bir felsefe metnini okurken onu aynı yazarın öteki metinleriyle ve kendi bölümleriyle nasıl ilişkilendireceğimizi ve bir yazarın görüşünün eseri boyunca nasıl değiştiğini nasıl izleyeceğimizi soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bu modülün önceki dersleri, bir metni kendi döneminin diliyle, çevirisiyle, dönemin kavramlarıyla ve muhataplarıyla ilişkilendirdi. Bu ders, metnin bir başka bağlamına, yazarın kendi eserine bakıyor. Bir metin, aynı yazarın başka metinlerine gönderme yapabilir, onları tamamlayabilir, düzeltebilir ya da onlardan vazgeçebilir. Bir yazarın tek bir metnini, bütün eseri içindeki yeri bilinmeden okumak, onun sınırlarını görmemeye ya da ona hiç taşımadığı bir yükü yüklemeye yol açabilir.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Machiavelli'nin Hükümdar'ının ikinci bölümünün açılışı, bir yazarın kendi eserleri arasında açık bir iş bölümü yapabildiğini ve bir metnin sessiz kaldığı bir konunun, yazarın başka bir metninde ele alınmış olabileceğini gösterir. Ludwig Wittgenstein'ın Felsefi Soruşturmalar'ının önsözü, bir yazarın kendi erken eserinde ciddi yanılgılar bulduğunu açıkça söyleyebildiğini ve iki eserin birlikte okunmasını isteyebildiğini gösterir. Kant'ın Prolegomena'sı ise bir yazarın kendi kitabının yanlış anlaşıldığını düşünüp onu daha kısa ve farklı bir sırayla yeniden anlatabildiğini gösterir.

Ardından üç itirazı tartacağız: her metnin kendi başına okunabilmesi gerektiği, yazarın kendi eserini yorumlamasının yetkili olmadığı ve bir yazarın gelişim çizgisini aramanın her metni ötekinin hazırlığı sayma tehlikesi taşıdığı itirazları.

Sonda, bir metnin eser içi bağlamını dört adımla kurmanın yolunu göstereceğiz: metnin içindeki öteki eserlere yapılan göndermeleri bulmak, metnin bölümleri arasındaki iç göndermeleri izlemek, yazarın kendi eserini sonradan nasıl yorumladığına bakmak ve metni yazarın eseri içinde bir yere yerleştirirken bunu gelişim çizgisine indirgememek.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe metnini okurken, onu aynı yazarın öteki metinleri ve kendi bölümleri içinde nasıl konumlandırırız ve bu konumlandırma metnin okunuşunu ne ölçüde değiştirir?

Ölçülü iddiam şu: bir felsefe metninin sınırları ve sessizlikleri, çoğu zaman aynı yazarın öteki eserleri bilindiğinde anlaşılır ve bir yazar kendi eserleri arasında açık bir iş bölümü yapabilir, erken bir eserinden açıkça vazgeçebilir ya da bir eserini sonradan yeniden anlatabilir, ve eser içi bağlamı kurmak, metnin öteki eserlere göndermelerini bulmayı, bölümleri arasındaki iç göndermeleri izlemeyi, yazarın kendi eserini nasıl yorumladığına bakmayı ve bu yorumu da ayrıca sınamayı gerektirir, ama her metni bir sonrakinin hazırlığı sayan bir gelişim çizgisine indirmeden, çünkü bir yazarın her metni kendi sorusuna verilmiş bir cevap olarak da okunmalıdır.

Sıfır noktası

Bir felsefe metnini okuyan kişi, çoğu zaman o yazarın yalnız o metnini okur. Bu, bir eksiklik değildir: bir kitabın kendi sorusunu, tezini ve yapısını bulmak için onun öteki kitaplarına bakmak gerekmez. Ama bazı sorular, yalnız o metnin içinden cevaplanamaz. Metin neden bir konuda sessiz? Metnin bir bölümünde söylenen, başka bir bölümde neden farklı söyleniyor? Yazar bu görüşü sonra da savundu mu, yoksa ondan vazgeçti mi?

Bu sorular, metnin eser içi bağlamıyla ilgilidir. Eser içi bağlamın iki katmanı vardır. Birincisi, metnin kendi içindeki bağlamdır: bir bölüm başka bir bölüme gönderme yapar, bir tanım sonraki bir önermede kullanılır, bir iddia sonraki bir bölümde sınırlanır. İkincisi, yazarın bütün eseri içindeki bağlamdır: bir kitap, aynı yazarın başka bir kitabına gönderme yapar, onun açık bıraktığı bir soruyu ele alır ya da onun bir görüşünü düzeltir.

Tolga'nın Machiavelli okuması, ikinci katmanı gözden kaçırmıştı. Hükümdar'ın cumhuriyetlerden söz etmemesini, bir gizleme olarak okumuştu. Oysa bu sessizlik, yazarın kendi eserleri arasında yaptığı açık bir iş bölümünün sonucuydu ve Machiavelli bunu metnin içinde açıkça bildiriyordu. Bir metnin sessizliği, her zaman bir sır değildir. Bazen yalnız, sözün başka bir yere bırakıldığını gösterir.

Argümanın yapısı

Bir metnin eser içi bağlamını kurmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, metnin içindeki öteki eserlere yapılan göndermeleri bulmaktır. "Başka bir yerde yazdığım gibi", "önceki kitabımda gösterdiğim gibi" gibi ifadeler, metnin yazarın başka bir eserine bağlandığını gösterir. Bu göndermeler bulunduğunda, metnin sessiz kaldığı ya da kısa geçtiği konuların başka bir metinde ele alınıp alınmadığı sorulur. Tolga'nın Machiavelli okumasında bulduğu gönderme bu türdendi.

İkinci adım, metnin bölümleri arasındaki iç göndermeleri izlemektir. "Yukarıda gösterildiği gibi", "ileride ele alınacak" gibi ifadeler, bir bölümün başka bir bölüme dayandığını gösterir. Bir iddia bir bölümde genel olarak ortaya konup başka bir bölümde sınırlanıyorsa, okur ikisini birlikte okur. Bu kursun yapı ve çıkarım dersleri bu işin temellerini atmıştı.

Üçüncü adım, yazarın kendi eserini sonradan nasıl yorumladığına bakmaktır. Önsözler, sonraki baskılara eklenen notlar, açıklayıcı kitaplar ve eleştirilere verilen cevaplar, yazarın kendi eserini nasıl gördüğünü gösterir. Wittgenstein'ın önsözü ve Kant'ın Prolegomena'sı bu türdendir. Ama bu yorumlar da asıl eserle karşılaştırılarak sınanır.

Dördüncü adım, metni yazarın eseri içinde bir yere yerleştirirken bunu bir gelişim çizgisine indirgememektir. Bir yazarın eserini erken ve geç dönemlere ayırmak ya da her metni bir sonrakinin hazırlığı saymak, bazen yararlıdır, ama her metnin kendi sorusuna verdiği cevabı görmemeye de yol açabilir. Tolga'nın iki kitabı iki ayrı sorunun iki ayrı cevabı olarak okuması, bu adımın bir uygulamasıydı.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir metnin eser içi bağlamının nasıl hesaba katılacağı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, tek metin görüşüdür. Buna göre her metin kendi başına bir bütündür ve kendi sorusu, tezi ve argümanıyla değerlendirilmelidir. Yazarın öteki eserleri, metni anlamak için gerekli değildir ve onları hesaba katmak, metni başka metinlerle karıştırma tehlikesi taşır.

İkinci görüş, bütün eser görüşüdür. Buna göre bir yazarın her metni, onun bütün eserinin bir parçasıdır ve ancak bu bütün içinde tam anlaşılır. Metnin sessizlikleri, sınırları ve tutarsızlıkları, yazarın öteki eserleri bilindiğinde açıklığa kavuşur.

Üçüncü görüş, ilişki görüşüdür. Buna göre bir metin kendi başına okunmalı, ama yazarın öteki eserleriyle ilişkisi, yani iş bölümü, vazgeçme ya da yeniden anlatma, ayrıca sorulmalıdır. Bu ilişki metnin açık göndermelerinden ve yazarın kendi yorumlarından kurulmalı ve her metnin kendi sorusuna verdiği cevap korunmalıdır.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Eser içi bağlamı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir yazarın metni, hem kendi başına bir cevaptır hem de yazarın daha geniş bir düşünme yolunun bir durağıdır. Bu durağı yol içindeki yerine koymak, metni küçültmek değil, onun sınırlarını, sessizliklerini ve yazarın kendisinin ona sonradan nasıl baktığını görmektir.

Açık kalan sorular

Bir yazar kendi erken eserinden açıkça vazgeçtiğinde, erken eserin görüşleri artık o yazarın görüşleri sayılmaz mı? Wittgenstein'ın Tractatus'u bugün Wittgenstein'ın bir kitabı olarak mı, yoksa Wittgenstein'ın vazgeçtiği bir kitap olarak mı okunmalıdır?

Bir yazarın iki metni birbiriyle çeliştiğinde, bunun bir görüş değişikliği mi, iki farklı sorunun iki cevabı mı, yoksa yazarın fark etmediği bir tutarsızlık mı olduğunu nasıl ayırabiliriz?

Bir yazarın ölümünden sonra yayımlanan notları, mektupları ya da tamamlanmamış metinleri, onun yayımladığı eserlerin okunuşunu ne ölçüde değiştirebilir? Yazarın yayımlamayı seçmediği bir metin, onun eserinin bir parçası mıdır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışMetnin sessizliğini gizleme sanmak.
Doğrusu

Bir metnin bir konuda sessiz kalması, yazarın o konuyu gizlediğini göstermez. Yazar o konuyu başka bir eserine ayırmış olabilir ve bunu metnin içinde açıkça bildirmiş olabilir.

Yaygın yanlışErken görüşü yazarın görüşü saymak.
Doğrusu

Bir yazarın erken bir eserindeki bir cümle, onun sonradan vazgeçtiği bir görüş olabilir. Bir alıntıyı yazarın görüşü olarak sunmadan önce, onun yazarın hangi dönemine ait olduğu sorulmalıdır.

Yaygın yanlışYazarın kendi yorumunu son söz saymak.
Doğrusu

Bir yazarın kendi eserini sonradan anlatması değerli bir dayanaktır, ama o da bir yorumdur. Yazarın yorumu, asıl eserle karşılaştırılarak sınanmalıdır.

Yaygın yanlışHer metni bir sonrakinin taslağı saymak.
Doğrusu

Bir yazarın eserini bir gelişim çizgisi olarak okumak, erken metinleri sonraki metinlerin eksik hâlleri gibi göstermeye yol açabilir. Her metin kendi sorusuna verilmiş bir cevap olarak da okunmalıdır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe metninin sınırları ve sessizlikleri, çoğu zaman aynı yazarın öteki eserleri bilindiğinde anlaşılır ve bir metnin sessizliği her zaman bir sır değil, bazen sözün başka bir yere bırakılmasıdır. Machiavelli'nin Hükümdar'ının ikinci bölümü, bir yazarın kendi eserleri arasında açık bir iş bölümü yapabildiğini gösterdi.

Wittgenstein'ın Felsefi Soruşturmalar önsözü, bir yazarın erken eserinden vazgeçip iki eserin birbirinin arka planında okunmasını isteyebildiğini gösterdi. Kant'ın Prolegomena'sı, bir yazarın kendi eserini yeniden anlatabildiğini, ama bu yeniden anlatımın da bir yorum olduğunu gösterdi.

Eser içi bağlam dört adımla kurulur: öteki eserlere göndermeleri bulmak, iç göndermeleri izlemek, yazarın kendi yorumuna bakıp onu sınamak ve metni bir gelişim çizgisine indirmeden yazarın eseri içine yerleştirmek.

Buna üç itiraz yöneltildi: her metnin kendi başına okunabilmesi gerektiği, yazarın kendi yorumunun yetkili olmadığı ve gelişim çizgisi aramanın her metni ötekinin hazırlığı saydığı söylendi.

Bu yüzden bir felsefe metnini okumak, onu hem kendi sorusuna verilmiş bir cevap olarak hem de yazarın daha geniş düşünme yolunun bir durağı olarak görmektir.

Sonraki derse köprü

Ece, Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi'ni anlamak için Prolegomena'ya başvurmuştu, ama Prolegomena da zordu. Ece, Kant'ın kitaplarını açıklayan başka kitaplara, yani yüzyıllar boyunca Kant üzerine yazılmış açıklamalara ve yorumlara baktı ve bunların bazılarının Kant'ın metnini satır satır açıkladığını gördü.

Felsefe metinlerinin çevresinde, onları açıklayan, yorumlayan ve eleştiren geniş bir ikincil literatür vardır. Bu literatürün en eski biçimlerinden biri, bir metni satır satır ya da bölüm bölüm açıklayan şerhtir. Şerh, bir metni okumayı kolaylaştırabilir, ama aynı zamanda metnin yerine geçme ve okura şerhçinin okumasını metnin kendisi gibi sunma tehlikesi de taşır.

Bir sonraki ders, bu kursun İkincil literatür modülünü açıyor. Şerh dersi, bir felsefe metnini açıklayan bir şerhi nasıl okuyacağımızı, şerhçinin açıklaması ile metnin kendisini nasıl ayıracağımızı ve bir şerhin bize ne kazandırıp neyi gizleyebileceğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.