Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir metnin muhatabını bilmek, onun cümlelerinin ne söylediğini çoğu zaman değiştirmez, ama bu cümlelerle ne yapıldığını, yani bir öğüt mü, bir iddia mı, bir savunma mı ya da bir armağan mı sunulduğunu değiştirir. Machiavelli'nin ithaf mektubu, Hükümdar'ın belirli bir yöneticiye sunulmuş bir armağan olarak yazıldığını ve bazı öğütlerin bu muhataba göre yeniden okunabileceğini gösterdi.
Skinner, bir metni anlamanın yazarın onunla ne yaptığını anlamayı gerektirdiğini savundu. Strauss, baskı altında yazan bazı filozofların metinlerini iki farklı okur kitlesine yazmış olabileceğini ileri sürdü, ama bu görüş tartışmalıdır.
Muhatap dört adımla aranır: açık muhatabı bulmak, yazarın edimini sormak, birden çok okur kitlesine bakmak ve muhatabın hangi cümlelerin okunuşunu değiştirdiğini yazmak.
Buna üç itiraz yöneltildi: yazarın niyetinin bilinemeyeceği, muhatabın yalnız nedeni açıkladığı ve iki katmanlı yazım fikrinin keyfî okumalara kapı açtığı söylendi.
Bu yüzden tarihsel bir metni okumak, onun cümlelerini genel bir okura söylenmiş gibi okumak değil, kime ve ne yapmak için söylendiklerini sorup ne tür cümleler olduklarını görmektir.
Açılış sahnesi
Okuma grubunun bu haftaki metni Machiavelli'nin Hükümdar'ı. Tolga kitabı bitirmiş ve Machiavelli'nin ahlaktan vazgeçmiş, gücü her şeyin üstünde tutan soğuk bir yazar olduğunu söylüyor. Kitabın bir hükümdara, gerektiğinde sözünü tutmamayı, sevilmekten çok korkulmayı ve iyi olmamayı öğütlediğini aktarıyor. Ece ise kitabın bir yerinde, Machiavelli'nin kendi talihsizliklerinden söz ettiğini ve kitabı birine armağan ettiğini hatırlıyor. Kime ve neden armağan ettiğini soruyor.
Mert, grubu kitabın başındaki kısa ithaf mektubuna götürüyor. Machiavelli kitabı Floransa'nın yöneticisi Lorenzo de' Medici'ye sunuyor. Hükümdarların gözüne girmek isteyenlerin onlara atlar, silahlar ve değerli kumaşlar getirdiğini, kendisinin ise büyük adamların eylemleri hakkında uzun deneyim ve okumayla edindiği bilgiden daha değerli bir şeyi olmadığını yazıyor. Mektubun sonunda, Lorenzo'nun bir gün kendi yüksek konumundan aşağıya bakarsa, Machiavelli'nin ne kadar büyük ve sürekli bir kötü talihe katlandığını göreceğini ekliyor. Ece, kitabın bir devlet görevinden uzaklaştırılmış bir yazarın, yeni yöneticilere sunduğu bir armağan olarak yazıldığını öğrenince, bazı öğütlerin sertliğini başka bir gözle okuyor. Tolga ise bu bilginin kitabın ne söylediğini değiştirmediğini, yalnız neden söylediğini açıkladığını düşünüyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Metin Okuma kursunda, tarihsel bir felsefe metnini okurken yazarın kime yazdığını ve bu metinle ne yapmaya çalıştığını nasıl bulacağımızı ve bunun metnin anlamını nasıl değiştirdiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. İlk okuma modülünün bağlam dersi, bir metnin karşı çıktığı görüşleri ve cevap verdiği metinleri, yani karşı metni arıyordu. Bu ders başka bir soru soruyor: metin kime yazılmıştı ve yazar bu metinle ne yapmaya çalışıyordu? Bir metin bir rakibe cevap verebilir, ama aynı zamanda bir yöneticiyi ikna etmeye, bir okur kitlesini uyarmaya ya da bir sansürcünün gözünden kaçmaya da çalışabilir. Muhatap, metnin söylediğini değiştirmeyebilir, ama söylediğiyle ne yaptığını değiştirir.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Machiavelli'nin Hükümdar'ının ithaf mektubu, bir metnin açıkça belirli bir kişiye sunulabildiğini ve bu kişinin kimliğinin metnin bazı sertliklerini yeniden okumayı gerektirebildiğini gösterir. Quentin Skinner, bir metni anlamak için yazarın o metni yazarken ne yapmaya çalıştığını sormak gerektiğini savundu. Leo Strauss ise baskı altında yazan filozofların, metinlerini aynı anda iki farklı okur kitlesine yazmış olabileceğini ileri sürdü.
Ardından üç itirazı tartacağız: yazarın niyetinin bilinemeyeceği ve muhatap aramanın bir tahmin olduğu, muhatabı bilmenin metnin ne söylediğini değil yalnız neden söylediğini açıkladığı ve iki katmanlı yazım fikrinin keyfî okumalara kapı açtığı itirazları.
Sonda, tarihsel bir metnin muhatabını dört adımla aramanın yolunu göstereceğiz: metnin açık muhatabını bulmak, yazarın metinle ne yapmaya çalıştığını sormak, metnin birden çok okur kitlesine yönelip yönelmediğine bakmak ve muhatabın metnin hangi cümlelerinin okunuşunu değiştirdiğini yazmak.
Merkez soru
Sorumuz şu: tarihsel bir felsefe metnini okurken, yazarın kime yazdığını ve bu metinle ne yapmaya çalıştığını nasıl buluruz ve bu bilgi metnin cümlelerinin nasıl okunacağını ne ölçüde değiştirir?
Ölçülü iddiam şu: bir metnin muhatabını bilmek, onun cümlelerinin ne söylediğini çoğu zaman değiştirmez, ama bu cümlelerle ne yapıldığını, yani bir iddia mı, bir öğüt mü, bir uyarı mı, bir savunma mı ya da bir armağan mı sunulduğunu değiştirir, ve muhatabı aramak, metnin açık muhatabını ithaf, önsöz ve hitaplardan bulmayı, yazarın metinle ne yapmaya çalıştığını dönemin koşullarından sormayı, metnin birden çok okur kitlesine yönelip yönelmediğine dikkatle bakmayı ve muhatabın hangi cümlelerin okunuşunu değiştirdiğini açıkça yazmayı gerektirir, çünkü aynı cümle farklı bir muhataba söylendiğinde farklı bir iş görür.
Sıfır noktası
Gündelik konuşmada, bir cümlenin kime söylendiği onun anlamının bir parçasıdır. "Yarın erken gel" cümlesi, bir öğretmen tarafından bir öğrenciye söylendiğinde bir talimat, bir arkadaş tarafından bir arkadaşa söylendiğinde bir rica, bir ebeveyn tarafından bir çocuğa söylendiğinde bir uyarı olabilir. Sözcükler aynıdır, ama cümleyle yapılan şey farklıdır.
Felsefe metinleri de bir muhataba yazılır, ama bu muhatap çoğu zaman görünmezdir. Okur, bir felsefe metnini genel bir okura, yani kendisine yazılmış gibi okur ve metnin belirli bir kişiye, belirli bir çevreye ya da belirli bir siyasal duruma yönelik olarak yazıldığını unutur. Bu unutkanlık, metnin bazı cümlelerini yanlış okumaya yol açabilir: bir yöneticiye sunulmuş bir öğüdü evrensel bir ahlak öğretisi, bir rakibe yöneltilmiş bir alayı ciddi bir iddia, bir sansürcüye karşı alınmış bir önlemi yazarın gerçek görüşü sanabilir.
Tolga ile Ece'nin tartışması bu noktadaydı. Tolga, Machiavelli'nin cümlelerini genel bir ahlak öğretisi olarak okumuştu. Ece, onların belirli bir yöneticiye, belirli bir siyasal durumda sunulmuş öğütler olduğunu fark etmişti. İkisi de haklıydı: cümleler bir hükümdara ne yapması gerektiğini söylüyordu ve bu öğütler gerçekten sertti. Ama Ece'nin okuması, bu öğütlerin hangi durumda, kime ve hangi amaçla verildiğini de gösteriyordu.
Argümanın yapısı
Tarihsel bir metnin muhatabını aramak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, metnin açık muhatabını bulmaktır. İthaf mektupları, önsözler, hitaplar ve metnin içinde yazarın okuruna seslendiği yerler, metnin kime sunulduğunu açıkça söyleyebilir. Machiavelli'nin ithafı ve Locke'un önsözü bu türdendi. Açık muhatap bulunduğunda, metnin bazı cümlelerinin o muhataba yönelik olup olmadığı sorulur.
İkinci adım, yazarın metinle ne yapmaya çalıştığını sormaktır. Yazar bir görüşü mü savunuyor, bir rakibi mi eleştiriyor, bir yöneticiye mi öğüt veriyor, bir siyasal olayı mı haklı çıkarıyor? Skinner'ın vurguladığı bu soru, yazarın döneminin koşulları ve tartışmaları bilinmeden cevaplanamaz. Deniz'in Locke'un önsözünde bulduğu, bu türden bir edimdi.
Üçüncü adım, metnin birden çok okur kitlesine yönelip yönelmediğine bakmaktır. Bir metin, açık muhatabının yanında daha geniş bir okur kitlesine de yönelebilir ve bazı durumlarda, Strauss'un ileri sürdüğü gibi, farklı okurlara farklı şeyler söylemeye çalışabilir. Bu adım dikkatle atılır: iki katmanlı bir okuma, ancak metin içi kanıtlarla, yani açık çelişkiler, göze çarpan suskunluklar ya da yazarın başka metinleriyle karşılaştırma yoluyla sınandığında meşrudur.
Dördüncü adım, muhatabın metnin hangi cümlelerinin okunuşunu değiştirdiğini yazmaktır. Muhatap bilgisi, metnin her cümlesini değiştirmez. Okur, hangi cümlelerin muhatap bilindiğinde farklı bir iş gördüğünü, hangilerinin aynı kaldığını açıkça yazar. Ece'nin Machiavelli okumasında, sözünü tutmama öğüdü muhataba göre farklı okunuyordu, ama kitabın tarihsel örnekleri aynı kalıyordu.
Görüşler ve pozisyonlar
Tarihsel bir metni okurken muhatabın yeri konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, metin görüşüdür. Buna göre bir metnin anlamı, onun cümlelerinde bulunur ve yazarın kime yazdığı ya da ne yapmaya çalıştığı, metnin ne söylediğini değil, yalnız neden yazıldığını açıklar. Muhatap bilgisi, bir tarihsel ilgi konusudur ama metni anlamak için gerekli değildir.
İkinci görüş, edim görüşüdür. Buna göre bir metni anlamak, onun cümleleriyle ne yapıldığını anlamayı gerektirir ve yazarın muhataplarını ve döneminin tartışmalarını bilmeden bu anlaşılamaz. Skinner bu çizgidedir.
Üçüncü görüş, katman görüşüdür. Buna göre bazı metinler birden çok okur kitlesine yönelir ve aynı cümle farklı okurlara farklı şeyler söyleyebilir. Okur, metnin açık ve örtük katmanlarını ayırmaya çalışmalıdır. Strauss bu çizgidedir, ama bu görüşün sınırları ve yöntemi tartışmalıdır.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Muhatabı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe metni boşlukta yazılmaz, birine, bir şey yapmak için yazılır. Bu muhatabı ve bu edimi bilmek, metnin cümlelerini değiştirmez, ama onların ne tür cümleler olduğunu gösterir ve bir öğüdü bir öğreti, bir savunmayı bir kuram sanmaktan korur.
Açık kalan sorular
Bir metin açıkça bir kişiye sunulduğu hâlde yazar onu daha geniş bir okur kitlesi için yazmış olabilir mi? Machiavelli'nin ithaf mektubu, kitabın gerçek muhatabını mı, yoksa yalnız kitabın sunuluş biçimini mi gösterir?
Bir metnin muhatabı ile onun yüzyıllar sonraki okurları arasındaki fark, metnin anlamını değiştirir mi? Bugün Hükümdar'ı okuyan biri, Lorenzo de' Medici'nin okuduğu kitabı mı okur, yoksa başka bir kitabı mı?
Örtük bir öğretinin varlığı hangi kanıtlarla gösterilebilir? Bir metindeki bir çelişki, yazarın bilinçli olarak bıraktığı bir işaret mi, yoksa yalnız bir tutarsızlık mı? Bu ikisi nasıl ayrılır?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışHer metni genel bir okura yazılmış saymak.
Bir felsefe metni belirli bir kişiye, çevreye ya da siyasal duruma yönelik yazılmış olabilir. İthaf mektupları, önsözler ve hitaplar bu muhatabı gösterir ve atlanmamalıdır.
Yaygın yanlışBir öğüdü evrensel bir öğreti sanmak.
Belirli bir kişiye, belirli bir durumda verilmiş bir öğüt, herkese her durumda geçerli bir ahlak öğretisi değildir. Cümlenin kime ve hangi durumda söylendiği sorulmalıdır.
Yaygın yanlışMuhatap bilgisini metnin her cümlesine yaymak.
Muhatap, metnin bazı cümlelerinin okunuşunu değiştirir, hepsinin değil. Hangi cümlelerin değiştiği ve hangilerinin aynı kaldığı ayrıca yazılmalıdır.
Yaygın yanlışSatır arasını kanıtsız okumak.
Bir metinde örtük bir öğreti aramak meşru olabilir, ama bu okuma metin içi kanıtlarla sınanmadığında bir tahminden ibarettir. Kanıtın yükü, örtük okumayı ileri sürendedir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir metnin muhatabını bilmek, onun cümlelerinin ne söylediğini çoğu zaman değiştirmez, ama bu cümlelerle ne yapıldığını, yani bir öğüt mü, bir iddia mı, bir savunma mı ya da bir armağan mı sunulduğunu değiştirir. Machiavelli'nin ithaf mektubu, Hükümdar'ın belirli bir yöneticiye sunulmuş bir armağan olarak yazıldığını ve bazı öğütlerin bu muhataba göre yeniden okunabileceğini gösterdi.
Skinner, bir metni anlamanın yazarın onunla ne yaptığını anlamayı gerektirdiğini savundu. Strauss, baskı altında yazan bazı filozofların metinlerini iki farklı okur kitlesine yazmış olabileceğini ileri sürdü, ama bu görüş tartışmalıdır.
Muhatap dört adımla aranır: açık muhatabı bulmak, yazarın edimini sormak, birden çok okur kitlesine bakmak ve muhatabın hangi cümlelerin okunuşunu değiştirdiğini yazmak.
Buna üç itiraz yöneltildi: yazarın niyetinin bilinemeyeceği, muhatabın yalnız nedeni açıkladığı ve iki katmanlı yazım fikrinin keyfî okumalara kapı açtığı söylendi.
Bu yüzden tarihsel bir metni okumak, onun cümlelerini genel bir okura söylenmiş gibi okumak değil, kime ve ne yapmak için söylendiklerini sorup ne tür cümleler olduklarını görmektir.
Sonraki derse köprü
Tolga'nın gizli cumhuriyetçi okuması, Machiavelli'nin başka bir kitabından yola çıkıyordu: Machiavelli, Hükümdar'dan birkaç yıl sonra yazdığı bir başka kitapta cumhuriyetleri uzun uzun övüyordu. Tolga, iki kitap arasındaki farkı, birinin öbürünü gizlice düzelttiği biçiminde okumuştu. Ama bu fark, başka türlü de okunabilirdi.
Bir yazarın metinleri birbirinden bağımsız değildir. Bir kitap, aynı yazarın daha önce yazdığı bir kitaba cevap verebilir, onu düzeltebilir, genişletebilir ya da ondan vazgeçebilir. Aynı kitabın içinde de, bir bölüm başka bir bölümü açıklar, sınırlar ya da onunla çelişir. Bir cümle, yazarın bütün eseri içindeki yeri bilinmeden tam anlaşılmaz.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Eser içi bağlam dersi, bir felsefe metnini okurken onu aynı yazarın öteki metinleriyle ve kendi bölümleriyle nasıl ilişkilendireceğimizi ve bir yazarın görüşünün eseri boyunca nasıl değiştiğini nasıl izleyeceğimizi soruyor.