Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe metninin çıkarım zinciri, açıkça söylenen adımlardan ve söylenmeden atlanan adımlardan oluşur ve atlanan adımlar çoğu zaman argümanın en tartışmalı yerleridir. Platon'un Menon'undaki geçiş, bir sahneden ruhun ölümsüzlüğüne birkaç cümlede ilerleyip arada iki adımı söylemeden atladı.
Anselm'in Proslogion'u, bir argümanın karşıtını saçmalığa götürerek ilerleyebildiğini ve geçici varsayımın yazarın görüşü sanılmaması gerektiğini gösterdi. Spinoza'nın on birinci önermesi, her adımın gerekçesiyle yazıldığı bir zincirin, en ağır halkasını okura kendisinin gösterdiğini ortaya koydu.
Bir zincir dört adımla izlenir: cümleleri numaralandırmak, her geçişi bir gerekçeyle kaydetmek, atlanan adımları ayrı işaretle eklemek ve argümanın doğrudan mı dolaylı mı ilerlediğini belirlemek.
Buna üç itiraz yöneltildi: atlanan adımları kurmanın yazara söylemediğini yüklediği, adımlara ayırmanın metni mantık kitabına çevirdiği ve bazı metinlerin sezgiyle ilerlediği söylendi.
Bu yüzden bir felsefe metninin argümanını izlemek, cümlelerini onaylamak değil, aralarındaki geçişlerin hangilerinin yazılı, hangilerinin atlanmış olduğunu görüp en zayıf halkayı bulmaktır.
Açılış sahnesi
Ece, Menon'daki köle sahnesini bitirdikten sonra birkaç sayfa daha okuyor ve Sokrates'in sahneden çıkardığı sonuca geliyor. Sokrates önce Menon'a kölenin bu bilgiyi bu yaşamında kimseden öğrenmediğini kabul ettiriyor. Ardından, kölenin bu doğru kanıları bir zaman edinmiş olması gerektiğini, bu yaşamda edinmediyse başka bir zamanda edinmiş olacağını söylüyor. Birkaç cümle sonra da, varlıkların doğrusu ruhta her zaman bulunuyorsa ruhun ölümsüz olması gerektiğini ekliyor. Ece bu cümleleri okurken bir yerde kaybolduğunu hissediyor: kölenin kumdaki kareden ruhun ölümsüzlüğüne nasıl gelindi?
Okuma grubunda Mert, Ece'den Sokrates'in cümlelerini numaralandırıp her birinin bir öncekinden nasıl çıktığını yazmasını istiyor. Ece yazmaya başlıyor ve bazı adımların metinde açıkça söylendiğini, bazılarının ise söylenmediğini görüyor. Köle bilgiyi bu yaşamda öğrenmedi, bu açıkça yazılı. Öyleyse bir zaman edinmiş olmalı, bu da yazılı. Ama bunun için, bir kişinin bir bilgiye sahipse onu bir zaman edinmiş olması gerektiği adımı yazılı değil. Öğretilmeden doğru cevaba varmanın bir bilgiye önceden sahip olmak anlamına geldiği adımı da yazılı değil. Ece, metnin sıçradığı yerleri bulduğunda, argümanın nerede güçlü, nerede tartışmalı olduğunu da görmeye başlıyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Metin Okuma kursunda, bir felsefe metninde yazarın bir cümleden ötekine hangi çıkarımlarla geçtiğini nasıl bulacağımızı ve metnin söylemediği ara adımları nasıl yeniden kuracağımızı soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. P00'da çıkarımı öncüllerden sonuca geçiş olarak tanımladık. Argüman Çözümleme ve Haritalama kursunda ise eksik öncülleri tamamlamayı ve geçiş varsayımlarını yazmayı gördük. Bu dersin sorusu başka: uzun bir felsefe metninin içinde, paragraflar ve sayfalar boyunca ilerleyen bir çıkarım zincirini nasıl izleriz ve metnin sıçradığı yerleri nasıl buluruz?
Sonra üç metne bakacağız. Platon'un Menon'undaki geçiş, bir yazarın bir örnekten büyük bir sonuca birkaç cümlede ilerleyebildiğini ve arada atladığı adımların argümanın en tartışmalı yerleri olabildiğini gösterir. Anselm'in Proslogion'unun ikinci bölümü, bir argümanın doğrudan değil, karşıtını saçmalığa götürerek ilerlediğini ve bu yapının okurca tanınması gerektiğini gösterir. Spinoza'nın Etika'sındaki on birinci önermenin kanıtı ise her adımın gerekçesinin bir tanıma ya da önceki bir önermeye gönderme yapılarak açıkça yazıldığı bir çıkarımın nasıl göründüğünü gösterir.
Ardından üç itirazı tartacağız: metnin atladığı adımları yeniden kurmanın yazarın söylemediği şeyleri ona yüklemek olduğu, her felsefi çıkarımı adımlara ayırmanın metni mantık kitabına çevireceği ve bazı felsefi metinlerin çıkarımla değil sezgiyle ilerlediği itirazları.
Sonda, bir felsefe metnindeki çıkarım zincirini dört adımla izlemenin yolunu göstereceğiz: cümleleri numaralandırmak, her geçişi bir gerekçeyle kaydetmek, gerekçesi yazılı olmayan geçişleri atlanan adım olarak işaretlemek ve argümanın genel biçimini, doğrudan mı yoksa dolaylı mı ilerlediğini belirlemek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefe metni birkaç paragraf boyunca bir sonuca doğru ilerlediğinde, yazarın bir cümleden ötekine hangi gerekçelerle geçtiğini ve hangi adımları söylemeden atladığını nasıl buluruz?
Ölçülü iddiam şu: bir felsefe metninin çıkarım zinciri, metnin açıkça söylediği adımlardan ve söylemeden atladığı adımlardan oluşur ve atlanan adımlar çoğu zaman argümanın en tartışmalı yerleridir, ve bir zinciri izlemek, cümleleri numaralandırmayı, her geçişi bir gerekçeyle kaydetmeyi, gerekçesi yazılı olmayan geçişleri atlanan adım olarak işaretlemeyi ve argümanın doğrudan mı yoksa karşıtını saçmalığa götürerek mi ilerlediğini belirlemeyi gerektirir, çünkü okur bir sıçrayışı fark etmediğinde, argümanın en zayıf halkası onun gözünde en sağlam halkası kadar güvenilir görünür.
Sıfır noktası
Felsefe metinleri tam biçimli mantık kanıtları değildir. Yazar, okurun bazı adımları kendisinin tamamlayacağını varsayar ve her geçişin gerekçesini yazmaz. Bu, yazarın okura güvenmesidir ve çoğu zaman yerindedir: her adımı yazan bir metin okunmaz hâle gelir. Ama aynı güven, okurun bazı adımları fark etmeden onaylamasına da yol açar.
Ece'nin Menon'da yaşadığı buydu. Sokrates'in cümleleri tek tek makul görünüyordu ve birinden ötekine geçiş akıcıydı. Ama kumdaki kareden ruhun ölümsüzlüğüne giden yolda, en az iki adım yazılı değildi ve bu iki adım, argümanın bütün yükünü taşıyordu. Öğretilmeden doğru cevaba varmak, bir bilgiye önceden sahip olmak anlamına gelir mi? Bir bilgiye sahip olan her şey onu bir zaman edinmiş midir? Bu soruların cevabı evet değilse, argüman sahnenin ötesine geçemez.
Bu dersin işi, eksik öncül tamamlamaktan daha geniş bir iş değil, onu uzun bir metnin içinde yapmaktır. Kısa bir argümanda eksik öncül tek bir yerde durur ve kolayca bulunur. Uzun bir metinde ise geçişler birçok paragrafa dağılır, bazı adımlar bir paragrafın başında, bazıları sayfalar sonra gelir ve okur zinciri izlemek için onu kendisi kurmak zorunda kalır.
Argümanın yapısı
Bir felsefe metnindeki çıkarım zincirini izlemek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, cümleleri numaralandırmaktır. Argümanın başladığı yerden bittiği yere kadar, bir iddia, bir öncül ya da bir sonuç taşıyan her cümle numaralı bir satıra yazılır. Örnekler, süsler ve tekrarlar ayrı tutulur. Bu adım, birkaç paragrafa dağılmış bir zinciri tek bir listede görmeyi sağlar. Ece'nin Menon listesi bu adımın ürünüydü.
İkinci adım, her geçişi bir gerekçeyle kaydetmektir. Her satırın yanına, onun önceki satırlardan hangi gerekçeyle çıktığı yazılır: bir önceki satır, metnin başka bir yerinde söylenmiş bir öncül, bir tanım ya da bir aksiyom. Spinoza'nın metni bu kaydı kendisi tutar. Çoğu metinde ise okur bu kaydı "gösterge sözcüklere", yani "öyleyse", "çünkü", "demek ki" gibi sözcüklere bakarak ve kendi yeniden yapımıyla tutar.
Üçüncü adım, gerekçesi yazılı olmayan geçişleri atlanan adım olarak işaretlemektir. Bir satırdan ötekine geçmek için gereken ama metinde bulunmayan adım, listenin kenarına ayrı bir işaretle yazılır. Bu adımlar, eksik öncül tamamlamada olduğu gibi, yazarın kabul edeceği en makul biçimleriyle yazılır. Ece'nin Menon'da bulduğu iki adım, bu türdendi.
Dördüncü adım, argümanın genel biçimini belirlemektir. Argüman öncüllerden doğrudan mı ilerliyor, yoksa sonucun karşıtını varsayıp ondan bir çelişki mi çıkarıyor? Dolaylı bir argümanda, geçici varsayımın başladığı ve çelişkinin bulunduğu yerler işaretlenir, böylece varsayım yazarın görüşü sanılmaz. Tolga'nın Anselm okumasında yaptığı bu işaretlemeydi.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir felsefe metnindeki çıkarımların nasıl okunacağı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, yazılı metin görüşüdür. Buna göre okur, metnin açıkça söylediği adımlarla yetinmeli ve yazarın söylemediği adımları yeniden kurmamalıdır: yazar bir adımı atlamışsa, argüman o noktada eksiktir ve eksik olarak değerlendirilmelidir.
İkinci görüş, yeniden kurma görüşüdür. Buna göre okur, yazarın atladığı adımları, yazarın kabul edeceği en makul biçimleriyle yeniden kurmalı ve argümanı bu tamamlanmış hâliyle değerlendirmelidir. Bu görüş, iyi niyetli düzeltme dersinde gördüğümüz onarım anlayışının uzun metinlere uygulanmasıdır.
Üçüncü görüş, işaretleme görüşüdür. Buna göre okur, atlanan adımları yeniden kurmalı ama onları metnin yazılı adımlarından ayrı bir işaretle kaydetmelidir. Böylece hangi adımın yazara, hangisinin okura ait olduğu görünür kalır ve tartışma atlanan adımlar üzerinde yoğunlaşabilir. Ece'nin ayrı renkle yazdığı adımlar bu görüşün uygulamasıdır.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Çıkarımı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe metninin argümanı, onun cümleleri arasındaki geçişlerde yaşar ve bu geçişlerin bir kısmı söylenmez. Zinciri izlemek, metne bir şey eklemek değil, onun nereden nereye ve hangi gerekçelerle ilerlediğini görmek ve en zayıf halkayı en sağlam halkadan ayırmaktır.
Açık kalan sorular
Bir yazar bir adımı atladığında, bunun okura güvenmesinden mi, yoksa adımı kendisinin de fark etmemesinden mi kaynaklandığını nasıl anlayabiliriz? Bu ayrım argümanın değerlendirilmesini değiştirir mi?
Platon, Menon'da Sokrates'e argümanın her ayrıntısını savunmayacağını söyletir. Bir yazar kendi argümanının zayıf halkalarını kabul ettiğinde, okur bu halkaları ne ölçüde eleştirmeli, ne ölçüde yazarın asıl amacına odaklanmalıdır?
Saçmaya indirgeme biçimindeki bir argümanda, çelişkiye götüren varsayım dışında başka bir öncül de yanlışsa, çelişki hangi öncülün reddedilmesi gerektiğini gösterir? Anselm'in argümanında reddedilmesi gereken varsayım mı, yoksa açıkça söylenmeyen büyüklük öncülü müdür?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışAkıcı geçişi sağlam geçiş sanmak.
Bir metnin cümleleri birbirini akıcı biçimde izleyebilir ve her biri tek başına makul görünebilir. Ama akıcılık, geçişlerin gerekçeli olduğunu göstermez. Her geçiş ayrıca sınanmalıdır.
Yaygın yanlışAtlanan adımı yazılı adımla karıştırmak.
Okurun eklediği bir adım, yazarın söylediği bir adım gibi kaydedilirse, hangi adımın tartışmaya açık olduğu görünmez olur. Atlanan adımlar ayrı bir işaretle yazılmalıdır.
Yaygın yanlışGeçici varsayımı yazarın görüşü sanmak.
Saçmaya indirgeme biçimindeki bir argümanda, yazarın çürütmek için kabul ettiği varsayım onun görüşü değildir. "Olsaydı", "diyelim ki" gibi sözcükler bir varsayımın başladığını gösterir.
Yaygın yanlışGöndermeleri izlememek.
Spinoza'nınki gibi açık adım kaydı tutan bir metinde, her gönderme bir öncekine dayanır. Göndermeleri izlemeden okumak, zincirin en ağır halkasını görmemeye yol açar.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe metninin çıkarım zinciri, açıkça söylenen adımlardan ve söylenmeden atlanan adımlardan oluşur ve atlanan adımlar çoğu zaman argümanın en tartışmalı yerleridir. Platon'un Menon'undaki geçiş, bir sahneden ruhun ölümsüzlüğüne birkaç cümlede ilerleyip arada iki adımı söylemeden atladı.
Anselm'in Proslogion'u, bir argümanın karşıtını saçmalığa götürerek ilerleyebildiğini ve geçici varsayımın yazarın görüşü sanılmaması gerektiğini gösterdi. Spinoza'nın on birinci önermesi, her adımın gerekçesiyle yazıldığı bir zincirin, en ağır halkasını okura kendisinin gösterdiğini ortaya koydu.
Bir zincir dört adımla izlenir: cümleleri numaralandırmak, her geçişi bir gerekçeyle kaydetmek, atlanan adımları ayrı işaretle eklemek ve argümanın doğrudan mı dolaylı mı ilerlediğini belirlemek.
Buna üç itiraz yöneltildi: atlanan adımları kurmanın yazara söylemediğini yüklediği, adımlara ayırmanın metni mantık kitabına çevirdiği ve bazı metinlerin sezgiyle ilerlediği söylendi.
Bu yüzden bir felsefe metninin argümanını izlemek, cümlelerini onaylamak değil, aralarındaki geçişlerin hangilerinin yazılı, hangilerinin atlanmış olduğunu görüp en zayıf halkayı bulmaktır.
Sonraki derse köprü
Menon'u okurken Ece, Sokrates'in "doğru kanı" ile "bilgi" arasında bir ayrım yaptığını fark etti, ama bu iki sözcüğün Yunanca asıllarının bugünkü anlamlarıyla tam örtüşüp örtüşmediğini bilmiyordu. Platon'un "ruh" dediği şeyin bugün bu sözcükten anladığımızla aynı şey olup olmadığını da bilmiyordu. Metin yüzyıllar önce yazılmıştı ve sözcükleri o dönemin dünyasına aitti.
Bir felsefe metni yazıldığı dönemin dilini taşır. Sözcüklerin anlamları zamanla değişir, bir dönemde sıradan olan bir ifade başka bir dönemde teknik bir terime dönüşür ve bir dönemin okurunun kendiliğinden anladığı göndermeler sonraki okurlar için kapalı kalır. Tarihsel bir metni okurken, bu değişimi hesaba katmayan okur, sözcüklere kendi döneminin anlamlarını verir.
Bir sonraki ders, bu kursun Tarihsel metin modülünü açıyor. Dönem dili dersi, eski bir felsefe metninin sözcüklerini okurken onların yazıldığı dönemdeki anlamlarını nasıl bulacağımızı ve bugünkü anlamlarla karıştırmaktan nasıl kaçınacağımızı soruyor.