İçeriğe geç

P01-D04-M02-04·Yakın okuma

Örnek

temel2.851 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe örneğinin gücü, bütün sahnesinde değil, argümanın kullandığı belirli bir özelliğinde bulunur ve canlı bir sahne gösterdiğinden fazlasını gösteriyormuş gibi görünebilir. Menon'daki köle sahnesi, bir tezi sahneleyen bir örneğin gösterdiği ile yazarın ondan çıkardığı sonuç arasında bir mesafe bulunabildiğini gösterdi.

Locke'un su örneği, sahnenin ayrıntılarını değiştirerek ilgili özelliği bulmanın yolunu gösterdi. Hume'un eksik mavi tonu, bir yazarın kendi karşı örneğini getirebildiğini, ama ona verdiği ağırlığın okur tarafından ayrıca sınanabileceğini gösterdi.

Bir örnek dört adımla okunur: bağlandığı iddiayı yazmak, ilgili özelliği ayırmak, başka bir okumaya izin verip vermediğini sormak ve yazarın örnekten çıkardığını örneğin taşıyabileceğiyle karşılaştırmak.

Buna üç itiraz yöneltildi: felsefe örneklerinin yapay olduğu, örneği ayrıntılarına ayırmanın onun gücünü yok ettiği ve yazarın kendi karşı örneğini getirmesinin bir retorik hamle olduğu söylendi.

Bu yüzden bir felsefe örneğini okumak, sahnesini yaşamak kadar, hangi parçasının argümanı taşıdığını ve yazarın ondan ne kadarını çıkardığını görmektir.

Açılış sahnesi

Okuma grubunun bu haftaki metni Platon'un Menon'u ve Ece, diyalogun ortasındaki uzun sahnede duruyor. Sokrates, Menon'un yanındaki genç bir köleyi çağırıyor ve ona kumda çizilmiş bir kareyi gösteriyor. Köleye, alanı bu karenin iki katı olan bir karenin kenarının ne kadar olacağını soruyor. Köle önce kenarın iki katı olacağını söylüyor, Sokrates ona bunun alanı dört katına çıkardığını gösteriyor. Köle bu kez bir buçuk katı deniyor, o da tutmuyor. Sokrates, köleye hiçbir şey söylemeden yalnız sorular sorarak, sonunda karenin köşegeni üzerine kurulan karenin istenen kare olduğunu ona buldurtuyor ve Menon'a dönüp kölenin bu bilgiyi kimseden öğrenmediğini, içinden hatırladığını söylüyor.

Ece, sahneyi okurken ikna oluyor: köle gerçekten de geometri öğrenmemişti ve doğru cevabı kendisi buldu. Ama okuma grubunda Tolga bir soru soruyor: "Sokrates hiçbir şey söylemedi mi, yoksa soruları cevabı kendisi mi taşıyordu?" Ece sahneyi yeniden okuyor ve Sokrates'in sorularının çoğunun evet ya da hayır cevabı beklediğini, köleyi adım adım bir yöne götürdüğünü fark ediyor. Örnek bir şey gösteriyordu, ama tam olarak neyi gösterdiği, yani hatırlamayı mı yoksa iyi kurulmuş sorularla öğrenmeyi mi, sahnenin kendisinden kesin olarak çıkmıyordu. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Metin Okuma kursunda, bir felsefe metnindeki örneklerin hangi işleri gördüğünü, bir örneğin ne kadarının argümanı taşıdığını ve bir örneği değerlendirirken nelere bakmamız gerektiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. P00'da, bir örneğin bir iddiayı yalnız gösterebildiğini ya da ona ağırlık katabildiğini ayırdık ve bir örneğin yerine uydurulmuş bir örnek koyarak onun hangi işi gördüğünü sınadık. Bu ders o ayrımı yeniden kurmayacak. Soracağı, bir felsefe metnini okurken, yazarın kurduğu bir örneğin hangi özelliğinin argümanı taşıdığını, hangisinin yalnız sahnenin parçası olduğunu ve yazarın kendi örneklerine nasıl davrandığını nasıl göreceğimizdir.

Sonra üç metne bakacağız. Platon'un Menon'undaki köle sahnesi, bir örneğin bir tezi yalnız anlatmadığını, onu okurun gözü önünde sahnelediğini ve sahnenin birden çok okumaya açık olabildiğini gösterir. John Locke'un bir kovadaki suyun bir elde sıcak, öbür elde soğuk hissedilmesi örneği, bir örneğin hangi özelliğinin argümanda kullanıldığını ve hangi özelliğinin argümanın dışında kaldığını ayırmanın önemini gösterir. David Hume'un eksik mavi tonu örneği ise bir yazarın kendi ilkesine karşı bir örnek getirip onu nasıl ele aldığını ve okurun bu ele alışı nasıl değerlendirebileceğini gösterir.

Ardından üç itirazı tartacağız: felsefe örneklerinin yapay olduğu ve gerçek bir şey kanıtlamadığı, bir örneği ayrıntılarına ayırmanın onun gücünü yok ettiği ve yazarın kendi karşı örneğini getirmesinin yalnız bir retorik hamle olduğu itirazları.

Sonda, bir felsefe metnindeki örneği dört adımla okumanın yolunu göstereceğiz: örneğin hangi iddiaya bağlandığını yazmak, örneğin ilgili özelliğini sahnenin öteki ayrıntılarından ayırmak, örneğin başka bir okumaya izin verip vermediğini sormak ve yazarın örnekten ne kadarını çıkardığını, çıkarılabilecek olanla karşılaştırmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe metninde yazar bir örnek kurduğunda, bu örneğin argümanı ne ölçüde taşıdığını ve hangi özelliğinin iş gördüğünü nasıl anlarız?

Ölçülü iddiam şu: bir felsefe örneğinin gücü, bütün sahnesinde değil, argümanın kullandığı belirli bir özelliğinde bulunur, ve bir örneği okumak, onun hangi iddiaya bağlandığını yazmayı, argümanın kullandığı ilgili özelliği sahnenin öteki ayrıntılarından ayırmayı, örneğin başka bir okumaya izin verip vermediğini sormayı ve yazarın örnekten çıkardığı sonucu, örneğin gerçekten taşıyabileceği sonuçla karşılaştırmayı gerektirir, çünkü canlı bir sahne, gösterdiğinden daha fazlasını gösteriyormuş gibi görünebilir.

Sıfır noktası

Felsefe metinleri örneklerle doludur ve en iyi hatırlanan felsefi anlar çoğu zaman örneklerdir: Platon'un mağarası, Descartes'ın balmumu, Locke'un kovası, Kant'ın tüccarı. Örnekler soyut bir iddiayı somut bir sahneye bağlar ve okur, iddiayı unutsa bile sahneyi hatırlar. Bu, örneklerin gücüdür.

Ama aynı güç bir tehlike de taşır. Canlı bir sahne, okuru ikna eder ve okur, sahnenin gösterdiği şey ile yazarın sahneden çıkardığı sonuç arasındaki mesafeyi fark etmeyebilir. Ece, Menon'daki sahneyi okurken kölenin doğru cevabı bulduğunu gördü ve bundan Sokrates'in sonucuna, yani kölenin hatırladığına geçti. Oysa sahne yalnız kölenin doğru cevaba vardığını gösteriyordu. Bunun hatırlama mı, yoksa iyi kurulmuş sorularla öğrenme mi olduğu, sahneden çıkan bir sonuç değil, sahneye getirilen bir yorumdu.

Bir örneği okumak bu yüzden iki soruyu ayırmayı gerektirir. Birincisi, örneğin ne gösterdiğidir: sahnede ne oluyor? İkincisi, yazarın örnekten ne çıkardığıdır: yazar bu sahneden hangi sonuca varıyor? İki soru arasındaki mesafe, örneğin ne kadar yük taşıdığını gösterir. Mesafe kısaysa örnek sonucu güçlü biçimde destekler. Mesafe uzunsa, sonucun ağırlığını örnek değil, yazarın yorumu taşır.

Argümanın yapısı

Bir felsefe metnindeki örneği okumak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, örneğin hangi iddiaya bağlandığını yazmaktır. Yazar bu örneği hangi tezi göstermek, desteklemek ya da sınamak için kuruyor? Köle sahnesi hatırlama tezine, su örneği birincil ve ikincil nitelikler ayrımına, mavi tonu örneği fikirlerin izlenimlerden türediği ilkesine bağlanıyordu. Örnek, bağlandığı iddia yazılmadan okunduğunda, yalnız bir hikâye olarak kalır.

İkinci adım, örneğin ilgili özelliğini sahnenin öteki ayrıntılarından ayırmaktır. Argüman, örneğin hangi özelliğine dayanıyor? Ayrıntılar tek tek değiştirildiğinde argüman hâlâ işliyorsa, o ayrıntı ilgili değildir. Deniz'in kova örneğini bir taşla ve iki kişiyle değiştirmesi, ilgili özelliği sahneden ayırmanın bir yoluydu. P00'daki uydurma sınaması bir örneğin bütün olarak ne iş gördüğünü sınıyordu. Bu adım ise örneğin içindeki hangi parçanın iş gördüğünü sınıyor.

Üçüncü adım, örneğin başka bir okumaya izin verip vermediğini sormaktır. Aynı sahne, yazarın çıkardığından farklı bir sonucu da destekleyebilir mi? Köle sahnesi, hatırlama tezinin yanında, iyi kurulmuş sorularla öğrenmenin bir örneği olarak da okunabiliyordu. Başka bir okuma bulunduğunda, örnek yazarın tezini desteklemeye devam edebilir, ama artık onu tek başına taşıyamaz.

Dördüncü adım, yazarın örnekten ne kadarını çıkardığını, çıkarılabilecek olanla karşılaştırmaktır. Yazar örnekten örneğin taşıyabileceğinden fazlasını mı çıkarıyor, azını mı? Sokrates, köle sahnesinden bir hatırlama kuramı çıkarıyordu. Hume ise mavi tonu örneğinden, onun taşıyabileceğinden belki de azını çıkarıyor, onu tekil sayıp ilkesini korumak için bir kenara koyuyordu. İki durumda da okur, yazarın örneğe verdiği ağırlığı ayrıca değerlendirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir felsefe metnindeki örneğin nasıl okunacağı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, gösterme görüşüdür. Buna göre felsefe örnekleri çoğu zaman bir iddiayı kanıtlamak için değil, onu anlaşılır kılmak için kurulur ve okur onları bir kanıt gibi değil, bir açıklama gibi okumalıdır. Bu görüşe göre köle sahnesinin değeri, hatırlama tezini kanıtlaması değil, onu canlı biçimde anlatmasıdır.

İkinci görüş, özellik görüşüdür. Buna göre bir örneğin argümana kattığı şey, onun bütün sahnesi değil, argümanın kullandığı belirli bir özelliğidir ve okur bu özelliği sahnenin öteki ayrıntılarından ayırmalıdır. Locke'un su örneği, bu ayrımın nasıl yapılacağını gösteren bir örnektir.

Üçüncü görüş, yük görüşüdür. Buna göre bir örneği okurken asıl soru, yazarın örnekten çıkardığı sonuç ile örneğin gerçekten taşıyabileceği sonuç arasındaki mesafedir ve bu mesafe, örneğin argümana ne kadar ağırlık kattığını gösterir. Menon'daki sahne ve Hume'un mavi tonu, bu mesafenin iki ayrı yönde açılabildiğini gösterir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Örneği ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe örneği, bir argümanın en canlı ve en akılda kalan parçasıdır ve bu yüzden en dikkatli okunması gereken parçasıdır. Örneği okumak, onun sahnesini yaşamak kadar, sahnenin hangi parçasının argümanı taşıdığını ve yazarın sahneden ne kadarını çıkardığını görmektir.

Açık kalan sorular

Bir örneğin ilgili özelliği yazar tarafından açıkça söylenmiyorsa ve okur onu ayrıntıları değiştirerek buluyorsa, bulunan özellik yazarın kastettiği özellik midir? İki okur farklı özellikler bulduğunda hangisi esas alınmalıdır?

Sahnelenen bir örneğin, okurda uyandırdığı ikna etkisi, onun argümandaki ağırlığından ayrı tutulabilir mi? Köle sahnesini okuyan biri, sahnenin etkisinden kurtulup onu yalnız bir argüman olarak değerlendirebilir mi?

Bir yazarın kendi karşı örneğine verdiği ağırlığı, okurun ondan farklı değerlendirmesi, yazarın metnine sadakatsizlik midir, yoksa metnin kendisinin okura sunduğu bir olanak mı?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSahneyi sonuç sanmak.
Doğrusu

Bir örnekte olan şey ile yazarın ondan çıkardığı sonuç aynı şey değildir. İki satır ayrı ayrı yazılmalı ve aradaki geçişi neyin sağladığı sorulmalıdır.

Yaygın yanlışBütün ayrıntıları ilgili saymak.
Doğrusu

Bir örneğin sahnesini kuran ayrıntıların çoğu argümana bir şey katmaz. İlgili özellik, ayrıntılar değiştirildiğinde argümanın hâlâ işleyip işlemediğine bakılarak bulunur.

Yaygın yanlışBaşka bir okumayı aramamak.
Doğrusu

Aynı sahne yazarın çıkardığından farklı bir sonucu da destekleyebilir. Başka bir okuma bulunduğunda, örnek yazarın tezini tek başına taşıyamaz.

Yaygın yanlışYazarın ağırlık kararını son söz saymak.
Doğrusu

Yazar kendi karşı örneğini tekil sayıp bir kenara koyduğunda, bu bir karardır ve okur tarafından sınanabilir. Örneği getiren yazar, ona verilecek ağırlığın tek hakemi değildir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe örneğinin gücü, bütün sahnesinde değil, argümanın kullandığı belirli bir özelliğinde bulunur ve canlı bir sahne gösterdiğinden fazlasını gösteriyormuş gibi görünebilir. Menon'daki köle sahnesi, bir tezi sahneleyen bir örneğin gösterdiği ile yazarın ondan çıkardığı sonuç arasında bir mesafe bulunabildiğini gösterdi.

Locke'un su örneği, sahnenin ayrıntılarını değiştirerek ilgili özelliği bulmanın yolunu gösterdi. Hume'un eksik mavi tonu, bir yazarın kendi karşı örneğini getirebildiğini, ama ona verdiği ağırlığın okur tarafından ayrıca sınanabileceğini gösterdi.

Bir örnek dört adımla okunur: bağlandığı iddiayı yazmak, ilgili özelliği ayırmak, başka bir okumaya izin verip vermediğini sormak ve yazarın örnekten çıkardığını örneğin taşıyabileceğiyle karşılaştırmak.

Buna üç itiraz yöneltildi: felsefe örneklerinin yapay olduğu, örneği ayrıntılarına ayırmanın onun gücünü yok ettiği ve yazarın kendi karşı örneğini getirmesinin bir retorik hamle olduğu söylendi.

Bu yüzden bir felsefe örneğini okumak, sahnesini yaşamak kadar, hangi parçasının argümanı taşıdığını ve yazarın ondan ne kadarını çıkardığını görmektir.

Sonraki derse köprü

Ece'nin köle sahnesi için yazdığı iki satır arasında bir geçiş vardı: birinci satırdan ikinci satıra, yani kölenin doğru cevaba varmasından onun bu cevabı hatırladığına geçiş. Bu geçişi sahnenin kendisi değil, Sokrates'in çıkarımı sağlıyordu.

Bir felsefe metni, cümleler ve paragraflar arasında sürekli çıkarımlar yapar ve bu çıkarımların çoğu açıkça söylenmez. Yazar bir öncülden bir sonuca geçer, bazen bir ara adımı atlar, bazen de geçişi bir "öyleyse" ya da bir "demek ki" ile işaretler. Bu geçişleri görmek, bir metnin argümanını izlemenin ve onun nerede güçlü, nerede zayıf olduğunu bulmanın yoludur.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Çıkarım dersi, bir felsefe metninde yazarın bir cümleden ötekine hangi çıkarımlarla geçtiğini nasıl bulacağımızı ve metnin söylemediği ara adımları nasıl yeniden kuracağımızı soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.