Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir paragrafın anahtar cümlesi, öteki cümlelerin açtığı, desteklediği ya da sonuçlarını çıkardığı cümledir ve en ünlü, en çarpıcı ya da ilk cümle olmak zorunda değildir. Hobbes'un on üçüncü bölümü, en ünlü cümlenin bir sonuçlar listesinin son halkası olduğunu, ağırlığı ise ondan önceki savaş durumu cümlesinin taşıdığını gösterdi.
Mill'in birinci bölümü, bir yazarın anahtar cümlesini açıkça haber verebildiğini gösterdi. Locke'un mülkiyet paragrafı, anahtar cümlenin bir paragrafın ortasında durabildiğini ve bir sınırla nitelenebildiğini gösterdi.
Anahtar cümle dört adımla bulunur: paragrafın işlevini hatırlamak, işaret sözcükleriyle adayları seçmek, bir silme sınaması yapmak ve anahtar cümleyi niteleyen cümleleri ona bağlı olarak kaydetmek.
Buna üç itiraz yöneltildi: her paragrafın bir anahtar cümlesi olmadığı, seçimin okurun yorumunu yüklediği ve anahtar cümleye odaklanmanın nitelemeleri kaçırdığı söylendi.
Bu yüzden bir paragrafı özetlemek, onun en akılda kalan cümlesini aktarmak değil, argümanı taşıyan cümleyi onu sınırlayan koşullarla birlikte bulmaktır.
Açılış sahnesi
Okuma grubunun bu haftaki metni Hobbes'un Leviathan'ının on üçüncü bölümü. Tolga bölümü okuyup gruba geldiğinde, bölümün özünü tek bir cümleyle söylemesi isteniyor ve Tolga hemen bölümün en ünlü cümlesini aktarıyor: böyle bir durumda insanın yaşamı yalnız, yoksul, iğrenç, hayvanca ve kısadır. Grubun öteki üyeleri de bu cümleyi tanıyor ve onu Hobbes'un tezi olarak kabul ediyor. Mert ise bir soru soruyor: "Bu cümle, bölümün hangi iddiasını taşıyor? Yaşamın neden böyle olduğunu söylüyor mu?"
Tolga bölüme dönüp bakıyor ve ünlü cümlenin uzun bir paragrafın sonunda, bir sonuçlar listesinin son halkası olarak durduğunu görüyor. Listeden önce başka bir cümle var: insanlar hepsini korku içinde tutan ortak bir güç olmadan yaşadıkları sürece, savaş denen durumdadırlar ve bu savaş herkesin herkese karşı savaşıdır. Ünlü cümle, bu durumun ne kadar kötü olduğunu anlatıyordu. Öteki cümle ise bu durumun ne olduğunu ve neden ortaya çıktığını söylüyordu. Tolga, bölümün ağırlığını taşıyan cümlenin, en çok hatırlanan cümle olmadığını fark ediyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Metin Okuma kursunda, bir felsefe paragrafında ağırlığı taşıyan cümleyi nasıl bulacağımızı ve onu paragrafın öteki cümlelerinden nasıl ayıracağımızı soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce anahtar cümlenin ne olduğunu ayıracağız. Paragraf işlevi dersi, bir paragrafın bütün olarak hangi işi gördüğünü sordu. Bu ders, paragrafın içindeki cümlelerin eşit ağırlık taşımadığını ve birinin, paragrafın işini yüklendiğini soruyor. Anahtar cümle, paragrafın öteki cümlelerinin açtığı, desteklediği, örneklediği ya da sonuçlarını çıkardığı cümledir. En ünlü cümle, en çarpıcı cümle ya da ilk cümle olmak zorunda değildir.
Sonra üç metne bakacağız. Hobbes'un Leviathan'ının on üçüncü bölümü, bir bölümün en ünlü cümlesi ile ağırlığını taşıyan cümlesinin ayrı olabildiğini gösterir. John Stuart Mill'in Özgürlük Üzerine'sinin birinci bölümü, bir yazarın anahtar cümlesini açıkça haber verip öne çıkardığını gösterir. John Locke'un Yönetim Üzerine İkinci İnceleme'sinin mülkiyet bölümü ise anahtar cümlenin bir paragrafın ortasında, örneklerin ve açıklamaların arasında durabildiğini gösterir.
Ardından üç itirazı tartacağız: her paragrafın bir anahtar cümlesi olmadığı, anahtar cümle seçmenin okurun yorumunu metne yüklediği ve anahtar cümleye odaklanmanın öteki cümlelerin taşıdığı nitelemeleri ve sınırlamaları gözden kaçırdığı itirazları.
Sonda, bir paragrafın anahtar cümlesini dört adımla bulmanın yolunu göstereceğiz: paragrafın işlevini hatırlamak, aday cümleleri işaret sözcükleriyle bulmak, bir silme sınaması yapmak ve anahtar cümleyi niteleyen öteki cümleleri ona bağlı olarak not etmek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefe paragrafında birçok cümle bir arada durduğunda, paragrafın ağırlığını hangi cümlenin taşıdığını ve öteki cümlelerin ona nasıl bağlandığını nasıl buluruz?
Ölçülü iddiam şu: bir paragrafın anahtar cümlesi, en ünlü, en çarpıcı ya da ilk cümlesi değil, öteki cümlelerin açtığı, desteklediği ya da sonuçlarını çıkardığı cümledir, ve onu bulmak, paragrafın işlevini hatırlamayı, işaret sözcükleriyle aday cümleleri seçmeyi, bir cümle çıkarıldığında paragrafın işini yitirip yitirmediğini soran bir silme sınaması yapmayı ve anahtar cümleyi niteleyen ya da sınırlayan öteki cümleleri ona bağlı olarak kaydetmeyi gerektirir, çünkü bir metnin argümanı, çoğu zaman en az dikkat çeken cümlelerde ilerler.
Sıfır noktası
Her okur, bir metinden bazı cümleleri hatırlar ve bunlar genellikle en çarpıcı olanlardır. Hobbes'un yaşamın yalnız, yoksul, iğrenç, hayvanca ve kısa olduğu cümlesi, felsefe tarihinin en çok alıntılanan cümlelerinden biridir. Ama bir cümlenin ünlü olması, onun metnin argümanında en önemli iş gördüğünü göstermez. Ünlü cümleler çoğu zaman bir argümanın sonucunu canlı bir biçimde özetler, argümanın kendisini değil.
Anahtar cümleyi bulmak, bir paragrafın ya da bir bölümün neyi savunduğunu tek bir cümleye bağlamaktır. Bu, özetlemenin temelidir: bir paragrafın özeti, onun anahtar cümlesinin kısa bir hâlidir ve öteki cümleler bu anahtar cümleye bağlandığında anlam kazanır. Anahtar cümle yanlış seçildiğinde, özet paragrafın ağırlığını değil, onun süsünü taşır.
Tolga'nın hatası tam buydu. Ünlü cümleyi bölümün tezi sanmış ve onu özet olarak sunmuştu. Bu özet, Hobbes'un savaş durumunun kötü olduğunu söylediğini doğru aktarıyordu, ama Hobbes'un asıl söylediğini, yani ortak bir güç olmadığında insanların savaş durumunda olduğunu, kaçırıyordu. Bölümün argümanını taşıyan cümle, ünlü cümleden birkaç satır önce ve çok daha az dikkat çeken bir biçimde duruyordu.
Argümanın yapısı
Bir paragrafın anahtar cümlesini bulmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, paragrafın işlevini hatırlamaktır. Paragraf bir iddia mı ortaya koyuyor, bir itirazı mı dile getiriyor, bir örnek mi kuruyor, bir cevap mı veriyor? İşlev, anahtar cümlenin ne tür bir cümle olacağını belirler. Bir iddia paragrafında anahtar cümle bir iddiadır. Bir örnek paragrafında ise anahtar cümle, örneğin neyi gösterdiğini söyleyen cümledir.
İkinci adım, aday cümleleri işaret sözcükleriyle bulmaktır. "Çok basit bir ilke", "demek ki", "öyleyse", "bu yüzden", "asıl söylemek istediğim" gibi sözcükler, anahtar cümlenin yaklaştığını ya da geldiğini haber verir. Mill'in "çok basit bir ilke" sözü bu türdendir. İşaret sözcükleri yoksa, paragrafın en genel cümleleri aday olarak seçilir.
Üçüncü adım, bir silme sınaması yapmaktır. Her aday cümle sırayla paragraftan çıkarılır ve geri kalan cümlelerin hâlâ bir şeye bağlanıp bağlanmadığına bakılır. Çıkarıldığında paragrafın işini yitirdiği cümle, anahtar cümledir. Deniz'in Locke paragrafındaki sınaması bu adımın bir uygulamasıydı.
Dördüncü adım, anahtar cümleyi niteleyen ya da sınırlayan öteki cümleleri ona bağlı olarak not etmektir. Bir anahtar cümle çoğu zaman öteki cümlelerle sınırlanır: bir koşul, bir istisna ya da bir kapsam belirtilir. Bu nitelemeler, anahtar cümlenin özeti yazılırken düşürülmemelidir. Locke'un mülkiyet paragrafının sonundaki sınır, yani başkalarına yeterince ve aynı iyilikte bırakılması koşulu, anahtar cümleye bağlı olarak kaydedilir.
Görüşler ve pozisyonlar
Anahtar cümlenin nasıl bulunacağı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, konum görüşüdür. Buna göre iyi yazılmış bir paragrafın anahtar cümlesi, genellikle ilk ya da son cümlesidir ve okur önce bu konumlara bakmalıdır. Bu görüş, birçok yazım kılavuzunun önerdiği paragraf düzenine dayanır.
İkinci görüş, işaret görüşüdür. Buna göre anahtar cümle, yazarın onu haber veren sözcüklerinden bulunur ve iyi bir yazar, anahtar cümlesini okura açıkça bildirir. Mill'in "çok basit bir ilke" sözü bu görüşe uygun bir örnektir.
Üçüncü görüş, işlev görüşüdür. Buna göre anahtar cümle ne konumundan ne de işaretinden kesin olarak bulunur, paragrafın öteki cümlelerinin ona nasıl bağlandığından anlaşılır ve silme sınaması bu bağı görmenin en güvenilir yoludur. Hobbes'un ve Locke'un paragrafları, konum görüşünün yanıltıcı olabileceğini gösterir.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Anahtar cümleyi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir paragrafın bütün cümleleri eşit değildir ve okurun işi, onların arasından argümanı taşıyanı bulmaktır. Bu cümle çoğu zaman en ünlü ya da en çarpıcı olan değildir ve onu bulmak, bir metnin neyi savunduğunu onun neyle süslendiğinden ayırmanın yoludur.
Açık kalan sorular
Bir yazarın en ünlü cümlesi onun anahtar cümlesi değilse, bu cümlenin ünlü olması metnin anlaşılmasına zarar verir mi? Hobbes'un tezi, ünlü cümlesi yüzünden yanlış mı hatırlanır?
Bir paragrafın anahtar cümlesi ile bir bölümün anahtar cümlesi arasındaki ilişki nedir? Bir bölümün anahtar cümlesi, onun paragraflarının anahtar cümlelerinden biri midir, yoksa onlardan kurulan yeni bir cümle mi?
Çeviride bir cümlenin konumu ya da vurgusu değiştiğinde, anahtar cümle de değişebilir mi? Bir metni çeviriden okuyan biri, anahtar cümleyi yazarın dilinde okuyan biriyle aynı yerde bulur mu?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışÜnlü cümleyi anahtar cümle sanmak.
Bir metnin en çok alıntılanan cümlesi çoğu zaman bir sonucu canlı biçimde özetler. Argümanın ağırlığını taşıyan cümle ondan önce, daha az dikkat çeken bir yerde durabilir.
Yaygın yanlışKonumdan hüküm çıkarmak.
Anahtar cümle ilk ya da son cümle olmak zorunda değildir. Locke'un mülkiyet paragrafında olduğu gibi, paragrafın ortasında, açıklamaların arasında durabilir.
Yaygın yanlışDestekleyici öncülü anahtar sanmak.
Bir paragrafın ilk cümlesi, anahtar cümleyi destekleyen bir öncül olabilir. Silme sınaması, bir öncülün çıkarıldığında paragrafın işini yitirmediğini, yalnız zayıflattığını gösterir.
Yaygın yanlışNitelemeleri düşürmek.
Anahtar cümleyi özetlerken onu sınırlayan koşulları ve istisnaları atmak, yazara söylemediği aşırı genel bir iddia yüklemektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir paragrafın anahtar cümlesi, öteki cümlelerin açtığı, desteklediği ya da sonuçlarını çıkardığı cümledir ve en ünlü, en çarpıcı ya da ilk cümle olmak zorunda değildir. Hobbes'un on üçüncü bölümü, en ünlü cümlenin bir sonuçlar listesinin son halkası olduğunu, ağırlığı ise ondan önceki savaş durumu cümlesinin taşıdığını gösterdi.
Mill'in birinci bölümü, bir yazarın anahtar cümlesini açıkça haber verebildiğini gösterdi. Locke'un mülkiyet paragrafı, anahtar cümlenin bir paragrafın ortasında durabildiğini ve bir sınırla nitelenebildiğini gösterdi.
Anahtar cümle dört adımla bulunur: paragrafın işlevini hatırlamak, işaret sözcükleriyle adayları seçmek, bir silme sınaması yapmak ve anahtar cümleyi niteleyen cümleleri ona bağlı olarak kaydetmek.
Buna üç itiraz yöneltildi: her paragrafın bir anahtar cümlesi olmadığı, seçimin okurun yorumunu yüklediği ve anahtar cümleye odaklanmanın nitelemeleri kaçırdığı söylendi.
Bu yüzden bir paragrafı özetlemek, onun en akılda kalan cümlesini aktarmak değil, argümanı taşıyan cümleyi onu sınırlayan koşullarla birlikte bulmaktır.
Sonraki derse köprü
Locke'un mülkiyet paragrafında anahtar cümle, emeğin katılmasıyla bir şeyin mülk hâline geldiğini söylüyordu. Ama bu cümle bir ayrıma dayanıyordu: doğanın ortak olarak verdiği şey ile bir kişinin emeğini katarak kendine ait kıldığı şey. Paragrafın bütün ağırlığı, bu iki şeyin birbirinden ayrılmasına bağlıydı.
Felsefe metinleri çoğu zaman bir kavramı ikiye ayırarak ilerler: ödeve uygun eylem ile ödevden dolayı eylem, izlenim ile fikir, ortak olan ile mülk olan. Bu ayrımlar, metnin argümanının menteşeleridir ve bir ayrımı kaçıran okur, iki farklı şeyi tek bir şey sanıp metnin söylediğini karıştırır.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Kavram ayrımı dersi, bir felsefe metninin yaptığı ayrımları nasıl tanıyacağımızı, bir ayrımın iki tarafını nasıl yazacağımızı ve ayrımın metnin argümanında hangi işi gördüğünü nasıl bulacağımızı soruyor.