İçeriğe geç

P01-D04-M01-04·İlk okuma

Yapı

temel2.787 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe metninin yapısı, bölümlerinin adlarından değil, her bölümün metnin sorusuna ve tezine göre gördüğü işten oluşur ve bu yapı bir içindekiler listesinden farklıdır. Descartes'ın Yöntem Üzerine Konuşma'sının başındaki not, yazarın verdiği yapının değerli bir başlangıç olduğunu, ama bölümlerin işlevinin okur tarafından ayrıca çıkarılması gerektiğini gösterdi.

Adler ile Van Doren, bir kitabın bütününü tek cümleyle söyleyip başlıca parçalarının ona nasıl bağlandığını göstermeyi önerdi. Spinoza'nın Etika'sı, biçimsel yapının kenarında duran bir ekin argümanın merkezî bir yerine oturabildiğini gösterdi.

Yapı dört adımla çıkarılır: yazarın verdiği yapıyı bulmak, her bölümün işini adlandırmak, biçimsel yapı ile argüman yapısını ayırmak ve bulunan yapıyı bir metin haritası olarak yazıp okuma boyunca düzeltmek.

Buna üç itiraz yöneltildi: yapı çıkarmanın metne bir kalıp giydirdiği, bazı metinlerin bilerek dağınık yazıldığı ve yazarın verdiği yapının daha yetkili olduğu söylendi.

Bu yüzden bir metnin yapısını çıkarmak, onu bir kalıba sokmak değil, uzun bir yolun her bölümünün soruya ve teze nasıl hizmet ettiğini gösteren bir harita çizmektir.

Açılış sahnesi

Okuma grubunun yeni metni Descartes'ın Yöntem Üzerine Konuşma'sı. Ece metni açınca, asıl metinden önce kısa bir not görüyor: Descartes, konuşmanın bir seferde okunamayacak kadar uzun gelmesi durumunda onu altı bölüme ayırabileceğimizi söylüyor ve her bölümde ne bulunacağını tek cümleyle sıralıyor. Birinci bölümde bilimler üzerine çeşitli düşünceler, ikincisinde yazarın aradığı yöntemin başlıca kuralları, üçüncüsünde bu yöntemden çıkardığı ahlak kuralları, dördüncüsünde Tanrı'nın ve insan ruhunun varlığını kanıtladığı gerekçeler, beşincisinde fizik soruları, altıncısında ise doğanın araştırılmasında daha ileri gitmek için gerekenler ve yazarı yazmaya iten nedenler.

Ece, önceki haftalarda metinlerin yapısını kendisinin çıkarmak zorunda kaldığını, bu kez yazarın haritayı kendisinin verdiğini düşünüyor. Ama metni okudukça haritanın yetmediğini fark ediyor. Dördüncü bölüm, notta yalnız Tanrı ve ruh kanıtlarının bölümü olarak geçiyor, oysa kitabın en ünlü cümlesi, yani düşündüğü için var olduğu sonucu, o bölümün başında duruyor ve Tanrı kanıtlarının dayanağı olarak iş görüyor. Üçüncü bölümdeki ahlak kuralları da, notun söylediği gibi yöntemden çıkarılmış kurallar değil, yöntem uygulanırken geçici olarak benimsenmiş kurallar gibi görünüyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Metin Okuma kursunda, bir felsefe metninin bölümlerinin nasıl bir düzen içinde sıralandığını, bu düzenin nasıl bulunacağını ve metnin yapısını görmenin onu okumayı nasıl değiştirdiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce metnin yapısı ile içindekiler listesini ayıracağız. İçindekiler listesi, metnin bölümlerini adlarıyla sıralar. Yapı ise bölümlerin metnin sorusuna ve tezine göre gördüğü işi gösterir: hangi bölüm soruyu kurar, hangisi karşı görüşü reddeder, hangisi tezi koyar, hangisi onu savunur ya da uygular. İki metin aynı içindekiler listesine sahip olup çok farklı yapılar taşıyabilir.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Descartes'ın Yöntem Üzerine Konuşma'sının başındaki not, bir yazarın kendi metninin yapısını nasıl verebildiğini ve bu verilen yapının metnin gerçek işleyişiyle nasıl ayrılabildiğini gösterir. Mortimer Adler ile Charles Van Doren, bir kitabı çözümleyerek okumanın kurallarından biri olarak, kitabın bütününü tek cümleyle söyledikten sonra onun başlıca parçalarını ve bu parçaların bütüne nasıl bağlandığını çıkarmayı önerdi. Spinoza'nın Etika'sı ise görünür bir biçimsel yapının, yani tanımların, önermelerin ve kanıtların altında, açıklamalarda ve eklerde yürüyen ikinci bir yapı taşıdığını gösterir.

Ardından üç itirazı tartacağız: yapı çıkarmanın metni okumadan önce ona bir kalıp giydireceği, bazı metinlerin bilerek dağınık yazıldığı ve yazarın verdiği yapının okurun çıkardığından daha yetkili olduğu itirazları.

Sonda, bir felsefe metninin yapısını dört adımla çıkarmanın yolunu göstereceğiz: yazarın verdiği yapıyı bulmak, her büyük bölümün işini soruya ve teze göre adlandırmak, biçimsel yapı ile argüman yapısını ayırmak ve bulunan yapıyı bir metin haritası olarak yazıp okuma boyunca düzeltmek.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe metninin bölümleri hangi düzen içinde sıralanır ve bu düzeni, metnin içindekiler listesinden ve yazarın kendi açıklamalarından öte, nasıl buluruz?

Ölçülü iddiam şu: bir felsefe metninin yapısı, bölümlerinin adlarından değil, her bölümün metnin sorusuna ve tezine göre gördüğü işten oluşur, ve bu yapıyı çıkarmak, yazarın verdiği yapıyı bulmayı, her bölümün işini soru kuran, karşı görüşü reddeden, tezi koyan, savunan ya da uygulayan bir iş olarak adlandırmayı, görünür biçimsel yapı ile argümanın gerçek işleyişini ayırmayı ve bulunan düzeni bir harita olarak yazıp okuma boyunca düzeltmeyi gerektirir, çünkü aynı bölüm adı çok farklı işler taşıyabilir ve bir metnin en önemli adımı, onu taşıyan bölümün adında görünmeyebilir.

Sıfır noktası

Uzun bir felsefe metninde kaybolmak kolaydır. Okur bir bölümün ortasında, neden orada olduğunu, metnin nereye gittiğini ve okuduğu şeyin daha önce okuduklarıyla nasıl ilişkili olduğunu bilmeden ilerleyebilir. Metnin sorusu ve tezi bu kaybolmaya karşı ilk iki ölçüttür: soru metnin nereden yola çıktığını, tez nereye vardığını söyler. Ama arada kalan uzun yolun nasıl kurulduğunu göstermezler.

Yapı bu yolun haritasıdır. Bir metnin bölümleri, çoğu zaman belirli işler görür. Bir bölüm soruyu kurar ve onun neden önemli olduğunu gösterir. Bir bölüm, yazarın karşı çıktığı görüşleri reddeder ve böylece yazarın cevabına yer açar. Bir bölüm tezi koyar. Bir bölüm teze yöneltilen itirazlara cevap verir. Bir bölüm ise tezi yeni bir alana uygular ya da ondan sonuçlar çıkarır. Bu işler her metinde aynı sırayla gelmez, ama okur her bölümün hangi işi gördüğünü bildiğinde, uzun bir metin bir düzene girer.

Bu kursun önceki derslerinde bu işlerin birkaçı zaten göründü. Rousseau'nun kitabında Grotius'u reddeden bölümler, sözleşme tezine yer açıyordu. Berkeley'nin kitabında tez erken konuyor, kitabın büyük bölümü itirazlara ve cevaplara ayrılıyordu. Locke'un birinci incelemesi bütünüyle bir karşı metni reddediyordu. Bu derste bu işleri bir yöntem olarak topluyoruz.

Argümanın yapısı

Bir felsefe metninin yapısını çıkarmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, yazarın verdiği yapıyı bulmaktır. Önsöz, okura not, giriş, içindekiler listesi ve bölüm başlıkları, yazarın kendi metnini nasıl düzenlediğini söyleyebilir. Descartes'ın notu gibi açık bir yapı varsa, bu yapı haritanın ilk taslağı olarak yazılır. Yoksa bölüm başlıklarından bir taslak kurulur.

İkinci adım, her büyük bölümün işini soruya ve teze göre adlandırmaktır. Soru ve tez kartları yanına konur ve her bölüm için sorulur: bu bölüm soruyu mu kuruyor, bir karşı görüşü mü reddediyor, tezi mi koyuyor, tezi mi savunuyor, yoksa tezi mi uyguluyor? Aynı işi gören bölümler bir grup olarak işaretlenir. Tolga'nın on dokuz bölümü üç gruba indirmesi bu adımın ürünüdür.

Üçüncü adım, biçimsel yapı ile argüman yapısını ayırmaktır. Metnin görünür düzeni, argümanın gerçekten ilerlediği düzenle karşılaştırılır. Önemli bir adım bir bölümün başında, bir açıklamada, bir ekte ya da bir dipnotta mı duruyor? Descartes'ın düşünen beni ve Spinoza'nın eki, bu adımın bulduğu türden yerlerdir.

Dördüncü adım, bulunan yapıyı bir metin haritası olarak yazıp okuma boyunca düzeltmektir. Harita, soru ve tez en üstte olmak üzere bir sayfaya yazılır ve her bölüm okunduktan sonra yeniden kontrol edilir. Bir bölüm haritadaki yerine uymuyorsa, harita düzeltilir. Harita ilk okumada eksik kalır ve metin okundukça tamamlanır.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir metnin yapısının nasıl bulunacağı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, yazar yapısı görüşüdür. Buna göre bir metnin yapısı, yazarın onu bölümlere ayırdığı ve kendi açıklamalarında verdiği düzendir ve okur bu düzeni izlemelidir. Descartes'ın notu bu görüşe güçlü bir dayanak verir.

İkinci görüş, işlev görüşüdür. Buna göre yapı, bölümlerin adlarından değil, her bölümün metnin sorusuna ve tezine göre gördüğü işten oluşur ve okur bu işleri kendisi çıkarmalıdır. Adler ile Van Doren'in kuralları bu çizgidedir.

Üçüncü görüş, katman görüşüdür. Buna göre bir metnin birden çok yapısı olabilir: görünür bir biçimsel yapı ve onun altında ya da kenarında işleyen bir argüman yapısı. Okur ikisini ayrı ayrı çıkarmalı ve aralarındaki farkı not etmelidir. Spinoza'nın Etika'sı bu görüşün başlıca örneğidir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Yapıyı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Uzun bir metin, bir yapı içinde okunmadıkça bir cümle yığınıdır. Metnin yapısını çıkarmak, onu bir kalıba sokmak değil, her bölümün metnin sorusuna ve tezine nasıl hizmet ettiğini görmek ve bu görüşü okuma boyunca düzeltmektir.

Açık kalan sorular

Bir metnin yapısı, yazarın onu yazarken izlediği düzen mi, yoksa okurun onu anlamak için çıkardığı düzen midir? Bu iki düzen birbirinden ayrıldığında, hangisi metnin yapısı sayılmalıdır?

Bir metnin biçimsel yapısı, örneğin Spinoza'nın geometrik düzeni, argümanın içeriği hakkında bir şey söyler mi? Spinoza'nın Etika'yı geometri kitabı gibi yazması, onun tezinin bir parçası mıdır, yoksa yalnız bir sunuş biçimi midir?

Bir metnin haritası ne kadar ayrıntılı olmalıdır? Bölüm düzeyinde bir harita ile paragraf düzeyinde bir harita arasında, ilk okuma için hangisi daha verimlidir ve ayrıntı arttıkça harita metnin yerine geçme tehlikesi taşır mı?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİçindekiler listesini yapı sanmak.
Doğrusu

Bölümlerin adlarını sıralamak, onların metnin sorusuna ve tezine göre gördüğü işi göstermez. Yapı, bölümlerin işlevleriyle yazılır.

Yaygın yanlışYazarın verdiği yapıyla yetinmek.
Doğrusu

Yazarın notu ya da önsözü değerli bir başlangıçtır, ama çoğu zaman bölümlerin konusunu söyler, işini söylemez. Metnin en önemli adımı, onu taşıyan bölümün adında görünmeyebilir.

Yaygın yanlışKenardaki bölümleri atlamak.
Doğrusu

Açıklamalar, ekler, dipnotlar ve önsözler, biçimsel yapının kenarında durur ama argümanın önemli bir adımını taşıyabilir. Onları atlamak, metnin bir katmanını kaybetmektir.

Yaygın yanlışHaritayı ilk okumada kesin saymak.
Doğrusu

İlk okumada çıkarılan harita çoğu zaman eksik ya da yanlıştır. Harita her bölümden sonra yeniden kontrol edilmeli ve gerekirse düzeltilmelidir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir felsefe metninin yapısı, bölümlerinin adlarından değil, her bölümün metnin sorusuna ve tezine göre gördüğü işten oluşur ve bu yapı bir içindekiler listesinden farklıdır. Descartes'ın Yöntem Üzerine Konuşma'sının başındaki not, yazarın verdiği yapının değerli bir başlangıç olduğunu, ama bölümlerin işlevinin okur tarafından ayrıca çıkarılması gerektiğini gösterdi.

Adler ile Van Doren, bir kitabın bütününü tek cümleyle söyleyip başlıca parçalarının ona nasıl bağlandığını göstermeyi önerdi. Spinoza'nın Etika'sı, biçimsel yapının kenarında duran bir ekin argümanın merkezî bir yerine oturabildiğini gösterdi.

Yapı dört adımla çıkarılır: yazarın verdiği yapıyı bulmak, her bölümün işini adlandırmak, biçimsel yapı ile argüman yapısını ayırmak ve bulunan yapıyı bir metin haritası olarak yazıp okuma boyunca düzeltmek.

Buna üç itiraz yöneltildi: yapı çıkarmanın metne bir kalıp giydirdiği, bazı metinlerin bilerek dağınık yazıldığı ve yazarın verdiği yapının daha yetkili olduğu söylendi.

Bu yüzden bir metnin yapısını çıkarmak, onu bir kalıba sokmak değil, uzun bir yolun her bölümünün soruya ve teze nasıl hizmet ettiğini gösteren bir harita çizmektir.

Sonraki derse köprü

Deniz, Spinoza'nın Etika'sını okurken yalnız biçimsel yapıyla değil, başka bir güçlükle de karşılaştı. Birinci kısmın ilk sayfalarında tanımlar vardı: töz, sıfat, kip, kendi nedeni olan şey. Deniz bu sözcüklerin bazılarını gündelik dilden tanıyordu, ama Spinoza onları başka bir anlamda kullanıyordu ve bazılarını hiç tanımıyordu.

Felsefe metinleri, kendi terimlerini kurar ya da tanıdık sözcüklere yeni anlamlar verir. Bu terimleri bilmeden okunan bir metin, cümleleri anlaşılır görünse bile yanlış okunabilir, çünkü okur sözcüğe kendi bildiği anlamı verir. Bir metnin haritası, bu terimler bilinmedikçe tamamlanmaz.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Bilinmeyen terimler dersi, bir felsefe metninde tanımadığımız ya da tanıdığımızı sandığımız terimlerle karşılaştığımızda, onların anlamını metnin kendisinden nasıl çıkarabileceğimizi ve sözlüğe ne zaman başvurmamız gerektiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.