Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe metninin tezi bağlamı olmadan okunabilir, ama onun bir cevap, bir itiraz ya da bir katkı olarak ağırlığı ancak yazıldığı tartışma bilindiğinde görünür. Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi, karşı çıktığı Grotius'u adıyla anıp alıntılayarak, bağlamın metnin içinde açıkça durabildiğini gösterdi.
Locke'un İki İnceleme'si, birinci incelemeyi Filmer'in tek bir kitabına ayırarak, bir metnin bütün bir bölümünün başka bir metne cevap olabileceğini gösterdi. Kant'ın Aydınlanma Nedir? yazısı, bir soruya verilmiş ve Mendelssohn'un cevabıyla aynı yıl yayımlanmış bir cevap olarak, bağlamın bazen başlıkta durduğunu gösterdi.
Asgari bağlam dört adımla bulunur: anılan adları ve alıntıları işaretlemek, reddedilen görüşlerin sahiplerini sormak, başlıkta ve ilk sayfalarda cevap izi aramak ve bağlamın tezin anlamını nasıl değiştirdiğini yazmak.
Buna üç itiraz yöneltildi: büyük metinlerin bağlamlarını aştığı, bağlamı bilmenin uzmanlık gerektirdiği ve bağlamın metnin yerine geçebileceği söylendi.
Bu yüzden bir felsefe metnini ilk okumada anlamak için tarih kitaplarına gitmek gerekmez, çünkü metin çoğu zaman kiminle konuştuğunu kendisi söyler.
Açılış sahnesi
Ece, Rousseau'nun tezini kartına yazdıktan sonra Toplum Sözleşmesi'nin ilk kitabını yeniden okuyor ve bu kez başka bir şeye takılıyor. İkinci bölümden dördüncü bölüme kadar Rousseau, sözleşme cevabını kurmadan önce bir dizi görüşü reddediyor: aile modelinin siyasal otoriteyi açıkladığını, en güçlünün hakkını, bir halkın kendini bir krala köle olarak verebileceğini. Bu görüşleri reddederken birkaç ad anıyor: Grotius, Hobbes, bir yerde Aristoteles. Ece bu adları tanımıyor ve Rousseau'nun neden onlarla bu kadar uğraştığını anlamıyor.
Okuma grubunda Mert, Ece'ye bir soru soruyor: "Rousseau bu bölümleri kime karşı yazıyor?" Ece metne dönüp baktığında, Rousseau'nun Grotius'u birkaç kez adıyla andığını ve onun bir halkın kendini bir krala verebileceği görüşünü alıntılayıp reddettiğini görüyor. Rousseau'nun tezi, yani meşru bağın ancak herkesin eşit parçası olduğu bir sözleşmeden doğabileceği, boşlukta söylenmiş bir cümle değildi: gücü ve boyun eğmeyi meşru bir bağın kaynağı sayan yazarlara verilmiş bir cevaptı. Ece, bunu bilmeden de tezi yazabildiğini, ama tezin ne kadar cesur olduğunu şimdi anladığını söylüyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Felsefi Metin Okuma kursunda, bir felsefe metnini anlamak için onun yazıldığı tartışmayı ve cevap verdiği metinleri ne ölçüde bilmemiz gerektiğini ve bu bağlamı metnin kendisinden nasıl okuyabileceğimizi soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin hangi bağlamdan söz ettiğini ayıralım. Safsatalar ve Retorik kursunun Bağlam dersi, bir argüman biçiminin bir tartışmanın amacına göre safsata ya da meşru bir hamle olduğunu sormuştu. Bu ders başka bir bağlamla, bir metnin yazıldığı tartışmayla ilgilidir: metin hangi soruya, hangi metinlere ve hangi görüşlere karşı yazılmıştır? Bu kursun ilerleyen bir modülü, tarihsel metinlerde dönem dilini ve yazarın muhatabını ayrıntılı olarak ele alacak. Bu ders, ilk okumada gereken asgari bağlamı ve onun metnin kendisinden nasıl okunacağını soruyor.
Sonra üç metne bakacağız. Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi, karşı çıktığı yazarları adıyla anar ve onların görüşlerini alıntılayıp reddeder, böylece bağlamın metnin içinde açıkça durabildiğini gösterir. John Locke'un Yönetim Üzerine İki İnceleme'si, birinci incelemenin tamamını tek bir kitaba, Robert Filmer'in krallığın babalıktan geldiğini savunan kitabına cevap olarak ayırır ve bir metnin bütün bir bölümünün başka bir metnin cevabı olabileceğini gösterir. Kant'ın Aydınlanma Nedir? yazısı ise bir dergide sorulmuş bir soruya verilmiş bir cevaptır ve bağlamın bazen metnin başlığında durduğunu gösterir.
Ardından üç itirazı tartacağız: büyük felsefe metinlerinin bağlamlarını aştığı ve bağlam aramanın onları küçülteceği, bağlamı bilmenin uzmanlık gerektirdiği ve ilk okumada yapılamayacağı, ve bağlamın metni açıklamak yerine onun yerine geçebileceği itirazları.
Sonda, bir felsefe metninin asgari bağlamını dört adımla bulmanın yolunu göstereceğiz: metinde anılan adları ve alıntıları işaretlemek, metnin reddettiği görüşleri kimin savunduğunu sormak, metnin başlığında ve ilk sayfalarında bir soruya ya da bir metne cevap izi aramak ve bulunan bağlamın tezin anlamını nasıl değiştirdiğini yazmak.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir felsefe metnini ilk okumada anlamak için onun yazıldığı tartışma hakkında ne kadarını bilmemiz gerekir ve bu bağlamı, metnin dışına çıkmadan metnin kendisinden ne ölçüde okuyabiliriz?
Ölçülü iddiam şu: bir felsefe metninin tezi, onun karşı çıktığı görüşler ve cevap verdiği metinler bilinmeden okunabilir, ama ne kadar yeni, ne kadar cesur ya da ne kadar sınırlı olduğu anlaşılamaz, ve ilk okumada gereken asgari bağlam, çoğu zaman metnin anılan adlarında, alıntılarında, reddettiği görüşlerde ve başlığında bulunur, ve bu bağlamı okumak, bu izleri işaretlemeyi, reddedilen görüşlerin sahiplerini sormayı ve bulunan bağlamın tezin anlamını nasıl değiştirdiğini yazmayı gerektirir.
Sıfır noktası
Bir felsefe metnini ilk okuyan kişi, onu genellikle tek başına bir metin olarak okur. Bu bir hata değildir: metnin sorusunu ve tezini bulmak, metnin kendisinden yapılabilir ve yapılmalıdır. Ama tek başına okunan bir metin, bir konuşmanın yalnız bir tarafını dinlemeye benzer. Konuşmacının ne dediği anlaşılır, ama neden bunu dediği, kime cevap verdiği ve söylediğinin o konuşmada ne kadar şaşırtıcı olduğu anlaşılmaz.
Rousseau'nun tezini bağlamı olmadan okuyan Ece, tezin ne söylediğini biliyordu. Ama tezin, gücün ve boyun eğmenin bir halkı bağlayabileceğini savunan yazarlara karşı yazıldığını bilmiyordu ve bu yüzden tezin bir cevap olduğunu, bir itiraz olduğunu göremiyordu. Bağlam, tezin içeriğini değiştirmedi, ama onun ağırlığını değiştirdi.
Bağlam aramak, ilk bakışta metnin dışına, tarih kitaplarına ve ikincil literatüre gitmeyi gerektiriyor gibi görünür. Ama ilk okumada gereken asgari bağlamın büyük bölümü, metnin kendisinde bulunur. Felsefe metinleri çoğu zaman karşı çıktıkları görüşleri anar, bazen alıntılar ve bazen de cevap verdikleri soruyu başlıklarında söyler. Bu izler, metnin dışına çıkmadan okunabilir.
Argümanın yapısı
Bir felsefe metninin asgari bağlamını bulmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, metinde anılan adları ve alıntıları işaretlemektir. Metinde geçen her özel ad ve her alıntı bir listeye yazılır ve yanına yazarın o kişi ya da o alıntı hakkında ne dediği not edilir. En sık anılan ve en çok reddedilen ad, çoğu zaman metnin asıl muhatabıdır. Ece'nin listesinde bu ad Grotius'tu.
İkinci adım, metnin reddettiği görüşleri kimin savunduğunu sormaktır. Bazı metinler karşı çıktıkları görüşlerin sahiplerini anmaz, yalnız "bazıları şöyle der" ya da "yaygın bir görüşe göre" diye yazar. Bu anonim göndermeler de bir bağlam izidir: metin belirli bir görüşe karşı yazılmıştır ve okur, bu görüşün kim tarafından savunulduğunu henüz bilmese de onun ne olduğunu metinden yazabilir.
Üçüncü adım, metnin başlığında ve ilk sayfalarında bir soruya ya da bir metne cevap izi aramaktır. "Sorusuna cevap", "üzerine", "karşı" gibi sözcükler, bir metnin bir tartışmanın içinde yazıldığını gösterir. Önsöz ve ilk sayfalar, metnin neden yazıldığını ve neye cevap verdiğini söyleyebilir. Kant'ın başlığı ve son notu, Locke'un birinci incelemesinin ilk sayfaları bu türden izlerdir.
Dördüncü adım, bulunan bağlamın tezin anlamını nasıl değiştirdiğini yazmaktır. Tez kartına bir satır eklenir: bu tez kime ya da neye karşı söyleniyor ve bu karşıtlık, tezin ne kadar yeni, ne kadar cesur ya da ne kadar sınırlı olduğunu nasıl gösteriyor? Ece'nin eklediği satır şuydu: "Grotius'a ve gücü meşru bir bağın kaynağı sayanlara karşı." Bu satır, tezin içeriğine bir şey eklemedi, ama onun bir itiraz olduğunu görünür kıldı.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir felsefe metnini okurken bağlamın yeri konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, özerklik görüşüdür. Buna göre büyük bir felsefe metni, yazıldığı tartışmayı aşan ve kendi başına okunabilen bir argüman sunar, bağlam ise metni anlamak için gerekli değil, yalnız tarihsel bir ilgi konusudur.
İkinci görüş, asgari bağlam görüşüdür. Buna göre metnin tezi kendi başına okunabilir, ama onun bir cevap, bir itiraz ya da bir katkı olarak ağırlığı ancak asgari bir bağlamla görünür ve bu bağlamın büyük bölümü metnin kendi izlerinden okunabilir. Bu dersin önerdiği okuma bu çizgidedir.
Üçüncü görüş, tam bağlam görüşüdür. Buna göre bir metni anlamak, onun yazıldığı dönemin dilini, yazarın muhataplarını ve tartışmanın bütününü bilmeyi gerektirir ve metni bu bağlamın dışında okumak, onu kendi sorularımızla okumaktır. Bu görüşün en güçlü biçimi, bu kursun tarihsel metin modülünde ele alınacak.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Bağlamı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir felsefe metni bir konuşmanın bir parçasıdır ve konuşmanın öbür tarafını hiç bilmeden okunduğunda, söylediği anlaşılır ama söylediğinin ağırlığı kaybolur. İlk okumada bu ağırlığı görmek için tarih kitaplarına gitmek gerekmez: metin, çoğu zaman kiminle konuştuğunu kendisi söyler.
Açık kalan sorular
Bir metin karşı çıktığı görüşlerin sahiplerini hiç anmıyorsa ve bu görüşler bugün unutulmuşsa, metnin asgari bağlamı yalnız metnin kendisinden kurulabilir mi, yoksa bu durumda ikincil literatüre başvurmak kaçınılmaz mı olur?
Bir metnin karşı metni ile onun bugünkü okurlarının aklındaki karşıt görüşler farklı olduğunda, metin hangisine göre okunmalıdır? Locke'u Filmer'e karşı mı, yoksa bugünkü otorite anlayışlarına karşı mı okumalıyız?
Bir metin, yazarın kendi döneminde bir cevap olarak yazıldığı hâlde, sonraki dönemlerde bir soru olarak okunabilir mi? Bağlamın değişmesi, metnin tezini de değiştirir mi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışAnılan adları atlamak.
Bir metinde geçen özel adlar ve alıntılar, metnin yazıldığı tartışmanın en açık izleridir. Onları tanınmadıkları için atlamak, asgari bağlamın en kolay kaynağını kaybetmektir.
Yaygın yanlışMetnin bir bölümünü eski bir tartışma diye atlamak.
Locke'un birinci incelemesi gibi, bir karşı metne ayrılmış bölümler, metnin sonraki bölümlerinin neden belirli bir biçimde kurulduğunu açıklar. Onları atlamak, sonraki bölümleri eksik anlamaya yol açar.
Yaygın yanlışBağlamı argümanın yerine koymak.
Bir tezin neye cevap verdiğini bilmek, cevabın iyi olup olmadığını söylemez. Bağlam bulunduktan sonra argüman ayrıca değerlendirilmelidir.
Yaygın yanlışAsgari bağlam için metnin dışına hemen çıkmak.
İlk okumada gereken bağlamın büyük bölümü metnin kendi izlerinde bulunur. İkincil literatüre gitmeden önce, metnin kiminle konuştuğunu kendisinin söyleyip söylemediğine bakılmalıdır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir felsefe metninin tezi bağlamı olmadan okunabilir, ama onun bir cevap, bir itiraz ya da bir katkı olarak ağırlığı ancak yazıldığı tartışma bilindiğinde görünür. Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi, karşı çıktığı Grotius'u adıyla anıp alıntılayarak, bağlamın metnin içinde açıkça durabildiğini gösterdi.
Locke'un İki İnceleme'si, birinci incelemeyi Filmer'in tek bir kitabına ayırarak, bir metnin bütün bir bölümünün başka bir metne cevap olabileceğini gösterdi. Kant'ın Aydınlanma Nedir? yazısı, bir soruya verilmiş ve Mendelssohn'un cevabıyla aynı yıl yayımlanmış bir cevap olarak, bağlamın bazen başlıkta durduğunu gösterdi.
Asgari bağlam dört adımla bulunur: anılan adları ve alıntıları işaretlemek, reddedilen görüşlerin sahiplerini sormak, başlıkta ve ilk sayfalarda cevap izi aramak ve bağlamın tezin anlamını nasıl değiştirdiğini yazmak.
Buna üç itiraz yöneltildi: büyük metinlerin bağlamlarını aştığı, bağlamı bilmenin uzmanlık gerektirdiği ve bağlamın metnin yerine geçebileceği söylendi.
Bu yüzden bir felsefe metnini ilk okumada anlamak için tarih kitaplarına gitmek gerekmez, çünkü metin çoğu zaman kiminle konuştuğunu kendisi söyler.
Sonraki derse köprü
Locke'un İki İnceleme'sini okurken Tolga, birinci incelemeyi atladığı için ikinci incelemenin ilk bölümünü anlamakta zorlanmıştı. Bu, bir metnin bölümlerinin birbirine bağlı olduğunu ve bir bölümün, ancak metnin bütünü içindeki yeri bilindiğinde anlaşıldığını gösteriyordu.
Bir felsefe metninin bölümleri rastgele sıralanmaz. Bir bölüm soruyu kurar, bir başkası karşı görüşleri reddeder, bir başkası tezi ortaya koyar, bir başkası ise itirazlara cevap verir. Bu düzeni görmek, uzun bir metnin içinde kaybolmamanın ve her bölümün neye hizmet ettiğini bilmenin yoludur.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Yapı dersi, bir felsefe metninin bölümlerinin nasıl bir düzen içinde sıralandığını, bu düzenin nasıl bulunacağını ve metnin yapısını görmenin onu okumayı nasıl değiştirdiğini soruyor.