İçeriğe geç

P01-D03-M04-04·Safsata etiketinin sınırları

Tartışmada safsata avcılığı

temel2.615 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Safsata avcılığı, bir tartışmada karşı tarafın argümanlarına safsata adları verip onları bu adlarla geri çevirmektir ve argümanları değerlendirmenin yerine geçtiğinde tartışmayı kilitler. Boudry, Paglieri ve Pigliucci, gerçek tartışmalarda açıkça kusurlu argümanların nadir olduğunu ve safsata suçlamalarının çoğunun makul bir argümanı kusurlu biçimine indirgemekten doğduğunu savundu.

Pronin ve arkadaşları, insanların yanlılıkları başkalarında kendilerinde olduğundan daha sık gördüğünü gösterdi. Taber ile Lodge, insanların kendi görüşlerine karşı olan argümanları daha titiz bir kuşkuyla incelediğini ve bu eğilimin bilgili kişilerde daha güçlü olduğunu buldu.

Dört adım izlenir: argümanın makul biçimini aramak, etiketi değil kusurun kendisini söylemek, eleştiriyi karşı tarafın cevaplayabileceği bir soruya çevirmek ve aynı ölçütü kendi argümanımıza da uygulamak.

Buna üç itiraz yöneltildi: safsataları adlandırmanın tartışmanın kalitesini koruduğu, kötü niyetli tartışmacıya karşı adlandırmanın tek savunma olduğu ve safsatayı görmezden gelmenin onu ödüllendireceği söylendi.

Bu yüzden bir tartışmada safsatayı dile getirmek, bir etiketle tartışmayı kapatmak değil, onu bir soruyla açık tutmak ve aynı soruyu kendimize de sormaktır.

Açılış sahnesi

Hastanenin aylık yönetim toplantısında gündem, acil servisteki bekleme sürelerinin nasıl kısaltılacağı. Acil servis sorumlusu Dr. Nermin söz alıyor ve gece vardiyasına bir hekim daha eklenmesini öneriyor: "Yirmi yıldır acildeyim, gece yarısından sonra bekleme hep aynı saatte uzuyor." Müdür yardımcısı Tarık hemen araya giriyor: "Bu bir otoriteye başvuru, deneyiminiz bir kanıt değil." Nermin, ek hekim olmazsa bekleme sürelerinin uzamaya devam edeceğini ve şikâyetlerin artacağını söylüyor. Tarık yeniden araya giriyor: "Kaygan zemin." Başhemşire, bir hastanın bekleme salonunda saatlerce beklediği bir geceyi anlatmaya başlıyor. "Duyguya başvuru," diyor Tarık.

Toplantının sonunda Tarık, konuşmaların hepsinde bir safsata bulduğunu ve hiçbir önerinin sağlam bir gerekçeye dayanmadığını söylüyor. Kurul sekreteri Zeynep, tutanağı yazarken bir şeyi fark ediyor: toplantı bir saat sürmüş, ama bekleme sürelerinin neden uzadığı ve bunun için ne yapılabileceği hakkında tek bir soru cevaplanmamış. Tarık'ın adlandırdığı hamlelerin bazıları gerçekten zayıftı. Ama hiçbir öneri, zayıf olup olmadığı sınanacak kadar uzun konuşulmamıştı. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Safsatalar ve Retorik kursunda, safsata adlarını canlı bir tartışmada kullanmanın ne zaman tartışmaya hizmet ettiğini, ne zaman onu kilitlediğini ve bir safsatayı fark ettiğimizde onu tartışmayı durdurmadan nasıl dile getirebileceğimizi soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce safsata avcılığının ne olduğunu adlandıracağız: bir tartışmada karşı tarafın argümanlarına safsata adları verip onları bu adlarla geri çevirmek, argümanları değerlendirmenin yerine geçtiğinde. Bu kursun şimdiye kadarki dersleri safsata adlarını tanıttı ve bağlam dersi bu adların bir hüküm değil bir soru olduğunu söyledi. Bu ders, o sorunun canlı bir tartışmada nasıl sorulacağına bakıyor.

Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Maarten Boudry, Fabio Paglieri ve Massimo Pigliucci, gerçek tartışmalarda ders kitabı safsatalarının sanıldığından çok daha az rastlandığını savundu ve safsata suçlamalarının çoğunun, makul bir argümanı kusurlu bir biçimine indirgemekten doğduğunu gösterdi. Emily Pronin ile arkadaşları, insanların kendi yargılarındaki yanlılıkları görmekte zorlandığını ama başkalarınınkini kolayca gördüğünü deneylerle ortaya koydu. Charles Taber ile Milton Lodge ise insanların kendi görüşlerine karşı olan argümanları, destekleyenlere göre çok daha titiz bir kuşkuyla incelediğini gösterdi.

Ardından üç itirazı tartacağız: safsataları adlandırmanın tartışmanın kalitesini korumanın gerekli bir yolu olduğu, adlandırmanın kötü niyetli bir tartışmacıya karşı tek savunma olduğu ve safsatayı görmezden gelmenin onu ödüllendireceği itirazları.

Sonda, canlı bir tartışmada bir safsatayı fark ettiğimizde dört adımla nasıl hareket edeceğimizi göstereceğiz: önce argümanın makul biçimini aramak, adı değil kusurun kendisini söylemek, eleştiriyi bir soruya çevirmek ve aynı ölçütü kendi argümanımıza da uygulamak.

Merkez soru

Sorumuz şu: canlı bir tartışmada bir safsatayı fark ettiğimizde, onu dile getirmek ne zaman tartışmayı ileri taşır ve ne zaman argümanı değerlendirmenin yerine geçip tartışmayı kilitler?

Ölçülü iddiam şu: canlı bir tartışmada safsata adı vermek, argümanın makul bir biçimi aranmadan, kusurun kendisi söylenmeden ve aynı ölçüt kendi argümanımıza uygulanmadan yapıldığında tartışmayı değerlendirmeden çok kilitler, ve bir safsatayı tartışmaya hizmet edecek biçimde dile getirmek, önce argümanın makul sürümünü aramayı, etiketin yerine kusuru adlandırmayı, eleştiriyi karşı tarafın cevaplayabileceği bir soruya çevirmeyi ve aynı ölçütü kendi argümanımıza da uygulamayı gerektirir, çünkü etiketin gücü, onu yapıştıranın hiçbir şeyi sınamadan haklı görünmesine izin vermesindedir.

Sıfır noktası

Safsata adlarını öğrenmek, bir tartışmada insana bir tür güç verir. Karşı tarafın bir hamlesine bir ad verebilmek, o hamleyi bir kural ihlali olarak göstermek ve tartışmanın hakemi rolüne geçmek demektir. Bu güç, tartışmanın kalitesini korumaya yarayabilir: gerçekten konuyu saptıran, kişiye saldıran ya da bir korkuyu gerekçe yerine koyan bir hamle, adıyla anıldığında daha kolay fark edilir.

Ama aynı güç, tartışmayı kilitlemeye de yarayabilir. Bir argümana safsata adı verildiğinde, argümanın sahibi savunmaya geçer ve tartışma, önerinin kendisinden argümanın biçimine kayar. Etiketi yapıştıran kişi ise hiçbir önerinin gerekçesini sınamadan, karşı tarafın argümanlarını reddetmiş olur. Tarık'ın toplantısında olan buydu: her etiket bir öneriyi durdurdu ve hiçbir öneri sınanmadı.

Bu kursun bağlam dersi, safsata adlarının bir argümanı değerlendirmenin sonucu değil, onu hangi yönden sınamak gerektiğini gösteren bir soru olduğunu söyledi. Canlı bir tartışmada bu sorunun kendisi de bir hamledir ve onun da bir bağlamı vardır: kimin sorduğu, ne zaman sorduğu ve sorunun cevaplanmasına fırsat bırakıp bırakmadığı.

Argümanın yapısı

Canlı bir tartışmada bir safsatayı fark ettiğimizde dört adım izlenebilir.

Birinci adım, argümanın makul biçimini aramaktır. Argüman, bir safsata biçimine benziyor olabilir. Ama aynı cümlenin makul bir okuması var mı? Deneyime başvuru bir gözlemi aktarıyor olabilir, bir sonuç zinciri bir mekanizmaya dayanıyor olabilir, bir hikâye bir tanıklık olabilir. Boudry, Paglieri ve Pigliucci'nin çatalı burada işe yarar: argüman çatalın hangi ucuna daha yakın?

İkinci adım, etiketi değil kusurun kendisini söylemektir. "Bu bir otoriteye başvuru" demek yerine, argümanda neyin eksik olduğu söylenir: "Deneyiminiz bir gözlem sunuyor. Bu gözlemi destekleyen kayıtlar var mı?" Etiket, argümanın sahibini savunmaya iter. Kusurun kendisini söylemek ise onu bir boşluğu doldurmaya davet eder.

Üçüncü adım, eleştiriyi karşı tarafın cevaplayabileceği bir soruya çevirmektir. Bir safsata suçlaması tartışmayı kapatır. Bir soru ise onu sürdürür. "Ek hekim olmazsa şikâyetler artar" cümlesine "kaygan zemin" demek yerine şu sorulur: "Şikâyetlerin bekleme süresiyle birlikte arttığını gösteren bir kayıt var mı?" Soru cevaplanırsa argüman güçlenir. Cevaplanamazsa, zayıflık tartışmanın içinden görünür olur.

Dördüncü adım, aynı ölçütü kendi argümanımıza da uygulamaktır. Karşı tarafın argümanını hangi ölçütle sınadıysak, kendi argümanımızı da aynı ölçütle sınarız. Pronin ve arkadaşlarının kör noktası ile Taber ile Lodge'un güdülenmiş kuşkuculuğu, bu adımın neden kendiliğinden atılmadığını gösterir. Bu yüzden bu adım bilinçli olarak atılmalıdır.

Görüşler ve pozisyonlar

Canlı bir tartışmada safsata adlarının yeri konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, hakem görüşüdür. Buna göre safsata adları, bir tartışmanın kurallarını korumanın araçlarıdır ve bir safsatayı fark eden herkes onu adıyla anmalıdır, çünkü adlandırılmayan kusur tartışmayı bozar.

İkinci görüş, çatal görüşüdür. Buna göre gerçek tartışmalardaki argümanların çoğu, safsata biçimlerine benzese de makul akıl yürütmelerdir ve safsata suçlaması, ancak argümanın makul bir okuması arandıktan ve bulunamadıktan sonra yapılmalıdır. Boudry, Paglieri ve Pigliucci bu çizgidedir.

Üçüncü görüş, simetri görüşüdür. Buna göre safsata adlarının asıl tehlikesi, onların seçici kullanılmasıdır: kişi onları en çok katılmadığı argümanlara karşı kullanır. Bu yüzden eleştirel araçların değeri, onları kendi argümanlarımıza da aynı titizlikle uygulayıp uygulamadığımıza bağlıdır. Pronin ve arkadaşlarının ve Taber ile Lodge'un bulguları bu çizgiyi destekler.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Safsata avcılığını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Safsata adlarını bilmek, bir tartışmanın kusurlarını görmeye yardım eder. Ama bir tartışmanın amacı, kusurları görmek değil, bir soruyu birlikte daha iyi cevaplamaktır ve bu amaca hizmet etmeyen bir eleştiri, ne kadar doğru olursa olsun, tartışmayı ileri taşımaz.

Açık kalan sorular

Bir tartışmada bir safsatayı soruyla karşılamak ile adıyla anmak arasında seçim yaparken, dinleyicilerin kim olduğu bir fark yaratır mı? Safsatayı kullanan kişiyi değil, onu dinleyen üçüncü kişileri korumak gerektiğinde, adlandırmak daha mı yerindedir?

Bir kişinin kendi argümanlarına uyguladığı ölçütün, başkalarınınkine uyguladığıyla aynı olup olmadığını kendisi nasıl bilebilir? Yanlılık kör noktası, kişinin tam da bunu görmesini engelliyorsa, simetri ancak dışarıdan mı sağlanabilir?

Safsata adlarını öğretmek, onları kullanan kişileri daha iyi tartışmacılar mı yapar, yoksa Taber ile Lodge'un bulgularının düşündürdüğü gibi, kendi görüşlerini korumak için daha güçlü araçlarla mı donatır? Öğretimin bu riski nasıl azaltılabilir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBiçimi görünce etiketi yapıştırmak.
Doğrusu

Bir argümanın bir safsata biçimine benzemesi, onun kusurlu olduğunu göstermez. Etiketten önce argümanın makul bir okuması aranmalıdır.

Yaygın yanlışEtiketi eleştirinin yerine koymak.
Doğrusu

Bir safsata adı söylemek, argümanda neyin eksik olduğunu söylemez. Eleştiri, eksik olanı açıkça göstermeli ve karşı tarafa onu tamamlama fırsatı vermelidir.

Yaygın yanlışÖlçütü yalnız karşı tarafa uygulamak.
Doğrusu

Safsata adlarını yalnız katılmadığımız argümanlara karşı kullanmak, eleştirel düşünmeyi bir görüşü korumanın aracına çevirir. Aynı ölçüt kendi argümanlarımıza da uygulanmalıdır.

Yaygın yanlışTartışmayı kazanmayı amaç saymak.
Doğrusu

Bir tartışmada karşı tarafı susturmak, onun ne söylemek istediğini öğrenmek anlamına gelmez. Bir soruyu birlikte cevaplamak amaçsa, susturulan kişinin bildiği de kaybolur.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Safsata avcılığı, bir tartışmada karşı tarafın argümanlarına safsata adları verip onları bu adlarla geri çevirmektir ve argümanları değerlendirmenin yerine geçtiğinde tartışmayı kilitler. Boudry, Paglieri ve Pigliucci, gerçek tartışmalarda açıkça kusurlu argümanların nadir olduğunu ve safsata suçlamalarının çoğunun makul bir argümanı kusurlu biçimine indirgemekten doğduğunu savundu.

Pronin ve arkadaşları, insanların yanlılıkları başkalarında kendilerinde olduğundan daha sık gördüğünü gösterdi. Taber ile Lodge, insanların kendi görüşlerine karşı olan argümanları daha titiz bir kuşkuyla incelediğini ve bu eğilimin bilgili kişilerde daha güçlü olduğunu buldu.

Dört adım izlenir: argümanın makul biçimini aramak, etiketi değil kusurun kendisini söylemek, eleştiriyi karşı tarafın cevaplayabileceği bir soruya çevirmek ve aynı ölçütü kendi argümanımıza da uygulamak.

Buna üç itiraz yöneltildi: safsataları adlandırmanın tartışmanın kalitesini koruduğu, kötü niyetli tartışmacıya karşı adlandırmanın tek savunma olduğu ve safsatayı görmezden gelmenin onu ödüllendireceği söylendi.

Bu yüzden bir tartışmada safsatayı dile getirmek, bir etiketle tartışmayı kapatmak değil, onu bir soruyla açık tutmak ve aynı soruyu kendimize de sormaktır.

Sonraki derse köprü

Bu kurs, safsataları tek tek tanıttı, sonra onların bağlamını, retorikle ilişkisini, onarımın sınırlarını ve canlı bir tartışmada nasıl dile getirileceklerini ele aldı. Ama her dersin örnekleri, tek bir safsatayı göstermek üzere seçilmişti ve her durumda sorulan, belirli bir hamlenin kusurlu olup olmadığıydı.

Gerçek bir argüman ise tek bir hamleden oluşmaz. Bir raporda, bir köşe yazısında ya da bir toplantı konuşmasında, aynı anda birkaç biçim, birkaç eksik öncül, birkaç meşru ve kusurlu hamle bir arada bulunur. Onu değerlendirmek, tek tek hamleleri adlandırmanın ötesinde, bütünün ne kadar gerekçelendirildiğine karar vermeyi gerektirir.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Gerçek argümanı değerlendirme dersi, bu kursun araçlarını tek bir gerçek metin üzerinde birlikte kullanmanın ve metnin bütününe bir hüküm vermenin yolunu soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.