İçeriğe geç

P01-D03-M04-03·Safsata etiketinin sınırları

İyi niyetli düzeltme

temel2.716 kelime≈ 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

İyi niyetli düzeltme, bir argümandaki kusuru bulduktan sonra onu reddetmeden önce onarmaktır ve onarımın değeri ile sınırı arasında bir gerilim vardır. Scriven, söylenmemiş varsayımları yazmayı eleştirinin ön koşulu olarak yönteme yerleştirdi.

Fisher, onarımı yazarın ne düşündüğüne değil, sonucu haklı kılmak için neyin gerektiğine yöneltti. Lewiński, bir argümanın en güçlü sürümünü kurmanın, karşı tarafın gerçekten söylediğinden uzaklaşma riski taşıdığını gösterdi.

Onarım dört sınır sorusundan geçer: sahibi onarımı kabul eder mi, onarım sonucu koruyor mu, eklenen öncül argümanı hangi yeni iddiaya bağlıyor ve onarımın hangi kısmı bize ait?

Buna üç itiraz yöneltildi: onarmanın eleştirenin işi olmadığı, onarılmış argümanı eleştirmenin saman adamın tersi bir yanılgı olduğu ve onarmanın zaman kaybı olduğu söylendi.

Bu yüzden bir argümanı onarmak, onu sahibinden almak değil, her adımın kimin adımı olduğunu kaydederek ona daha iyi bir biçimde geri vermektir.

Açılış sahnesi

Hastanenin etik kurulu, ilaç firmasının tanıtım sunumunu değerlendirmek için yeniden toplanıyor. Kurul sekreteri Zeynep, sunumun gerekçe iskeletini "bu ilaç iyidir" cümlesine indiren iki sayfalık notunu dağıtmış. Kurulun eczacı üyesi Selma ise başka bir öneri getiriyor: sunumun eksik bıraktığı öncülleri, firmanın dayandığı çalışmalardan tamamlamak ve argümanı en güçlü hâliyle kurup öyle değerlendirmek. Selma, bir hafta boyunca firmanın andığı çalışmaları okumuş ve argümanı dört öncüllü bir biçimde yeniden yazmış.

Selma'nın yeniden kurduğu argüman gerçekten güçlü görünüyor: ilaç, belirli bir hasta grubunda, eski tedaviye göre daha az yan etkiyle benzer sonuç veriyor. Ama kurulun hekim üyesi Levent bir soru soruyor: "Bu argüman kimin argümanı? Firmanın sunumunda bu hasta grubu hiç geçmedi, yan etki karşılaştırması da yoktu. Biz firmanın söylemediği bir şeyi onun adına mı değerlendiriyoruz?" Selma, argümanı onarmak için eklediği her öncülün, firmanın dayandığı çalışmalarda bulunduğunu söylüyor. Levent ise onarılmış argümanın artık sunumun argümanı olmadığını, kurulun kendi argümanı olduğunu hatırlatıyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Safsatalar ve Retorik kursunda, bir argümanda bir kusur bulunduğunda onu teşhis edip bırakmak yerine hangi durumlarda ve hangi sınırlarla onarmamız gerektiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin neyi yeni getirdiğini söyleyelim. P00'da tanımlanan hayırseverlik ilkesi, bir görüşü en güçlü hâliyle kurma yükümlülüğüydü. Sadakat ilkesi ise görüşü sahibinin gerçekten söylediğine sadık kalarak aktarma yükümlülüğü. Argüman Çözümleme ve Haritalama kursunda da iyi niyet ilkesi ve eksik öncülü tamamlama ele alınmıştı. Bu derste o ilkeleri yeniden tanımlamayacağız. Soracağımız, onlar arasındaki gerilim: bir argümanı onarırken, sahibinin söylediğinden ne kadar uzaklaşabiliriz ve hangi noktada onarım, argümanı yeniden yazmaya dönüşür?

Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Michael Scriven, argüman çözümlemesini adım adım bir yönteme dönüştürdü ve söylenmemiş varsayımları yazma adımını, argümanın eleştirisinden önce gelen bir iş olarak yerleştirdi. Alec Fisher, bir argümanı yeniden kurarken yazarın ne düşündüğünü değil, sonucu haklı olarak söyleyebilmek için neyin gerektiğini sormayı önerdi. Marcin Lewiński ise iyi niyetin kendi içinde bir gerilim taşıdığını, argümanın en güçlü sürümünü kurmanın, tartışmada karşı tarafın gerçekten üstlendiği görüşten uzaklaşma riski taşıdığını savundu.

Ardından üç itirazı tartacağız: onarmanın eleştirmenin işi olmadığı, onarılan argümanı eleştirmenin her zaman bir saman adamın tersi olan bir yanılgıya yol açacağı ve onarmanın tartışmada zaman kaybı olduğu itirazları.

Sonda, bir argümanı onarırken dört sınır sorusunu nasıl soracağımızı göstereceğiz: onarımı argümanın sahibi kabul eder mi, onarım sonucu koruyor mu, eklenen öncül nereye bağlanıyor ve onarımın hangi kısmı bizim?

Merkez soru

Sorumuz şu: bir argümanda bir kusur bulduğumuzda, onu onarmak ne zaman argümanı adil biçimde değerlendirmenin bir parçasıdır ve ne zaman argümanın yerine kendi argümanımızı koymaya dönüşür?

Ölçülü iddiam şu: bir argümanı onarmak, onu reddetmeden önce yapılması gereken adil bir iştir, ama onarım, argümanın sahibinin kabul edeceği, sonucu değiştirmeyen ve eklenen her öncülün kaydını tutan bir onarım olduğu sürece meşrudur, ve bir onarımı sınamak, sahibin onu kabul edip etmeyeceğini, sonucun korunup korunmadığını, eklenen öncülün argümanı hangi yeni iddiaya bağladığını ve onarımın hangi kısmının bize ait olduğunu sormayı gerektirir, çünkü sınırsız bir onarım, eleştirilen argümanı adilce değerlendirmez, onun yerine başka bir argüman değerlendirir.

Sıfır noktası

Bir argümanda kusur bulmak kolaydır. Gündelik argümanların neredeyse hepsi eksik öncüllerle, belirsiz sözcüklerle ve aşırı geniş iddialarla doludur, çünkü konuşan kişi dinleyicinin boşlukları dolduracağını varsayar. Bu kursun safsata dersleri, bu boşlukların hangilerinin gerçek kusur olduğunu ayırmaya yardım etti.

Ama bir kusuru bulmak, bir argümanı değerlendirmenin sonu değildir. Kusur bulunduktan sonra iki yol açılır. Birinci yol, kusuru teşhis edip argümanı reddetmektir. Bu yol hızlıdır, ama argümanın sahibinin söylemek istediği şeyi, belki de gerçekten söylenmeye değer bir şeyi dışarıda bırakabilir. İkinci yol, kusuru onarıp argümanı daha güçlü bir biçimde yeniden kurmak ve ancak ondan sonra değerlendirmektir. Bu yol adildir, ama başka bir tehlike taşır.

Tehlike şudur: onarım ilerledikçe, argüman sahibinin argümanı olmaktan çıkıp onaranın argümanına dönüşebilir. Selma'nın dört öncüllü argümanı, firmanın sunumundan çok daha iyi bir argümandı, ama kurul onu değerlendirdiğinde, firmanın ne söylediğini değil, Selma'nın ne kurduğunu değerlendirmiş olacaktı. Onarmanın değeri ile onarmanın sınırı arasındaki bu gerilim, bu dersin konusudur.

Argümanın yapısı

Bir argümanı onarırken dört sınır sorusu sorulabilir.

Birinci soru, onarımı argümanın sahibinin kabul edip etmeyeceğidir. Eklenen öncül, sahibinin kendi başka sözlerinden, dayandığı kaynaklardan ya da konunun gereklerinden çıkarılabiliyor mu? Sahibine sorma olanağı varsa sorulur, yoksa en azından onun başka yerde söylediğiyle çelişip çelişmediğine bakılır. Selma'nın ikinci öncülü, firmanın ima ettiği bir şeydi ve firmanın kabul edeceği açıktı. Dördüncü öncülü ise firma reddetti.

İkinci soru, onarımın sonucu koruyup korumadığıdır. Onarımdan sonra argüman hâlâ aynı sonuca mı varıyor, yoksa daha dar ya da başka bir sonuca mı? Selma'nın dördüncü öncülü, sonucu "bu ilaç iyidir"den "bu ilaç belirli bir hasta grubunda iyidir"e daraltıyordu. Daraltılmış sonuç daha savunulabilirdi, ama firmanın sonucu değildi. Sonuç değiştiyse, onarım artık bir düzeltme değil, başka bir argümandır.

Üçüncü soru, eklenen öncülün argümanı hangi yeni iddiaya bağladığıdır. Her eklenen öncül, argümanı bir yandan güçlendirir, bir yandan da yeni bir iddiaya bağlar ve eleştiri artık o iddiaya yönelebilir. Selma'nın üçüncü öncülü, yan etkilerin daha az olduğunu söylüyordu ve bu, firmanın andığı çalışmanın kalitesine bağlıydı. Onarım, argümanın zayıf noktasını ortadan kaldırmamış, onu bir çalışmanın güvenilirliği sorusuna taşımıştı.

Dördüncü soru, onarımın hangi kısmının bize ait olduğudur. Onarılmış argümanın her öğesinin yanına, onun sahibine mi yoksa onarana mı ait olduğu yazılır. Bu kayıt, değerlendirmenin sonunda hangi eleştirinin sahibinin argümanına, hangisinin onaranın eklemesine yöneldiğini gösterir. Zeynep'in işaretlediği tablo tam bu kayıttı.

Görüşler ve pozisyonlar

İyi niyetli düzeltmenin sınırı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, güçlendirme görüşüdür. Buna göre bir argümanı değerlendirmenin adil yolu, onu olabildiğince güçlü kurmaktır ve onarımın bir sınırı olmamalıdır: argüman ne kadar güçlü kurulursa, ona yöneltilen eleştiri o kadar değerli olur. P00'daki hayırseverlik ilkesinin en geniş okuması bu görüşe yakındır.

İkinci görüş, sadakat görüşüdür. Buna göre onarım, argümanın sahibinin gerçekten kabul edeceği şeylerle sınırlı kalmalıdır ve sahibin söylemediği bir öncülü eklemek, onun argümanını değil kendi argümanımızı değerlendirmektir. Lewiński'nin paradoksu bu görüşün kaygısını dile getirir.

Üçüncü görüş, çift kayıt görüşüdür. Buna göre onarım sınırsız yapılabilir, ama her onarım adımı kaydedilmeli ve değerlendirme iki ayrı hüküm vermelidir: biri sahibinin argümanı hakkında, biri onarılmış argüman hakkında. Scriven'in adım adım yöntemi ve Fisher'ın sorusu, bu çift kaydın araçlarını sağlar.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

İyi niyetli düzeltmeyi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir argümanı onarmak, onu sahibinden almak değil, sahibine daha iyi bir biçimde geri vermek ve bu biçimi kabul edip etmediğini sormaktır. Onarım ne kadar ileri giderse gitsin, her adımın kimin adımı olduğu kaydedildiği sürece, hem argümanın sahibine hem de tartışmanın kendisine adil kalır.

Açık kalan sorular

Argümanın sahibine sorma olanağı olmadığında, örneğin eski bir metin ya da imzasız bir yazı değerlendirilirken, onarımın sahibin kabul edeceği sınırda kalıp kalmadığına kim ve neye göre karar verir?

Bir onarım, argümanın sahibinin kendi başına hiç düşünmediği ama kabul edeceği bir öncülü eklediğinde, bu öncül onun argümanının bir parçası mı sayılmalı, yoksa ona sunulmuş yeni bir argüman mı?

Onarım sırasında onaranın kendi argümanını bulduğu durumlarda, bu argümanı kimin adına ileri sürmeli? Sahibinin argümanını reddedip kendi bulduğunu kabul etmek, onarımı yapanın argümanı sahiplenmesi anlamına mı gelir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKusuru bulup argümanı hemen reddetmek.
Doğrusu

Bir argümandaki eksik öncül ya da belirsiz sözcük, argümanın özünde bir kusur olmayabilir. Onarmayı denemeden reddetmek, çoğu zaman anlatıma itiraz edip özü dışarıda bırakmaktır.

Yaygın yanlışOnarımın kaydını tutmamak.
Doğrusu

Onarılmış bir argümanda hangi öğenin sahibine, hangisinin onarana ait olduğu yazılmadıkça, değerlendirme kimin argümanına yöneldiğini bilemez.

Yaygın yanlışSonucu sessizce daraltmak.
Doğrusu

Bir argümanı savunulabilir kılmak için sonucunu daraltmak, onu onarmak değil değiştirmektir. Daraltılmış sonuç, sahibinin sonucu olarak sunulamaz.

Yaygın yanlışEklenen öncülü sınanmamış bırakmak.
Doğrusu

Onarım sırasında eklenen öncül, argümanı yeni bir iddiaya bağlar. Onarımdan sonra eleştiri, bu yeni iddiayı da sınamalıdır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

İyi niyetli düzeltme, bir argümandaki kusuru bulduktan sonra onu reddetmeden önce onarmaktır ve onarımın değeri ile sınırı arasında bir gerilim vardır. Scriven, söylenmemiş varsayımları yazmayı eleştirinin ön koşulu olarak yönteme yerleştirdi.

Fisher, onarımı yazarın ne düşündüğüne değil, sonucu haklı kılmak için neyin gerektiğine yöneltti. Lewiński, bir argümanın en güçlü sürümünü kurmanın, karşı tarafın gerçekten söylediğinden uzaklaşma riski taşıdığını gösterdi.

Onarım dört sınır sorusundan geçer: sahibi onarımı kabul eder mi, onarım sonucu koruyor mu, eklenen öncül argümanı hangi yeni iddiaya bağlıyor ve onarımın hangi kısmı bize ait?

Buna üç itiraz yöneltildi: onarmanın eleştirenin işi olmadığı, onarılmış argümanı eleştirmenin saman adamın tersi bir yanılgı olduğu ve onarmanın zaman kaybı olduğu söylendi.

Bu yüzden bir argümanı onarmak, onu sahibinden almak değil, her adımın kimin adımı olduğunu kaydederek ona daha iyi bir biçimde geri vermektir.

Sonraki derse köprü

Etik kurulunda Selma'nın onarımı, bir argümanı reddetmeden önce durup onu anlamaya çalışmanın bir örneğiydi. Ama aynı hafta Zeynep, hastanenin yönetim toplantısında bunun tam tersini gördü: bir müdür yardımcısı, her konuşmacının ilk cümlesinden sonra "bu bir otoriteye başvuru", "bu bir kaygan zemin" diye araya giriyor ve toplantının sonunda hiçbir öneri tartışılmadan kalıyordu.

Safsata adlarını bilmek, bir tartışmayı daha iyi yürütmeye yarayabilir. Ama aynı bilgi, bir tartışmayı kilitlemeye de yarayabilir: her argümanı bir etiketle durdurmak, onu değerlendirmenin değil, ondan kaçınmanın bir yolu olur. Bu kursun safsata dersleri, adların bir soru olduğunu söylüyordu. Canlı bir tartışmada bu sorunun nasıl, ne zaman ve kime sorulacağı ise ayrı bir beceridir.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Tartışmada safsata avcılığı dersi, safsata adlarını canlı bir tartışmada kullanmanın ne zaman tartışmaya hizmet ettiğini, ne zaman onu kilitlediğini ve bir safsatayı fark ettiğimizde onu tartışmayı durdurmadan nasıl dile getirebileceğimizi soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.