İçeriğe geç

P01-D03-M04-02·Safsata etiketinin sınırları

Retorik ve mantık

temel2.654 kelime≈ 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Mantık, öncüllerden sonuca geçişin sağlam olup olmadığını dinleyiciden bağımsız sorar, retorik ise bir konuşmanın belirli bir dinleyiciyi nasıl etkilediğini inceler ve safsataların çoğu bu iki alanın sınırında yaşar. Aristoteles, ikna etmenin üç aracını ayırdı ve üçünü de konuşmanın konusuna bağlı tuttuğu sürece meşru saydı.

Petty ile Cacioppo, insanların bir mesaja ya içeriğini tartarak ya da içerikten bağımsız ipuçlarına bakarak ikna olduğunu gösterdi. Booth, dinleyiciyle birlikte düşünen retoriği, dinleyicinin yargısını atlatmaya çalışan retorik hileciliğinden ayırdı.

Sınama dört adımdan geçer: ikna araçlarını ayırmak, gerekçe iskeletini yazmak, öteki araçların bu iskelete hizmet edip etmediğini sormak ve hükmü ikna gücüne göre değil gerekçenin sağlamlığına göre vermek.

Buna üç itiraz yöneltildi: her konuşmanın retorik olduğu, duygu ile kişiliğin gerekçenin parçası olabileceği ve ikna etmeyen gerekçenin işe yaramadığı söylendi.

Bu yüzden bir konuşmayı değerlendirmek, onun retoriğini reddetmek değil, retoriğin altında bir gerekçe iskeleti taşıyıp taşımadığını görmektir.

Açılış sahnesi

Hastanenin etik kurulu, yoğun bakımdaki yaşlı hastanın tedavisi hakkında kararını verdikten iki gün sonra, kurul sekreteri Zeynep aynı hafta içinde iki ayrı konuşma dinliyor. Birincisi, kurul başkanının kararı hasta yakını Hasan'a ve ailesine açıkladığı konuşma. Başkan sakin ve yavaş konuşuyor, kararın gerekçelerini tek tek sayıyor, Hasan'ın annesinin isteğini kurulun nasıl tarttığını anlatıyor ve her gerekçeden sonra ailenin sorusu olup olmadığını soruyor. Konuşmanın sonunda Hasan ağlıyor ama başını sallıyor ve kararı anladığını söylüyor.

İkincisi, aynı hafta hastaneye gelen bir ilaç firmasının tanıtım sunumu. Temsilci güler yüzlü ve etkileyici konuşuyor, ekranda gülümseyen yaşlı hastaların fotoğrafları beliriyor, ünlü bir hekimin ilacı övdüğü kısa bir kayıt oynatılıyor ve sunumun sonunda salondakilerin çoğu alkışlıyor. Zeynep toplantıdan sonra sunumun notlarına bakınca, ilacın hangi hastalarda neyi ne kadar iyileştirdiğine dair tek bir karşılaştırma bulamıyor. İki konuşma da dinleyicisini etkilemişti ve ikisi de ikna ediciydi. Ama biri gerekçelerini dinleyiciye açarak, öteki gerekçenin yerine başka şeyler koyarak ikna etmişti. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Safsatalar ve Retorik kursunda, bir konuşmanın ikna gücü ile gerekçesinin sağlamlığı arasındaki ilişkiyi ve ikna etmenin hangi biçimlerinin gerekçeye hizmet ettiğini, hangilerinin onun yerine geçtiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce iki alanı birbirinden ayıracağız. Mantık, öncüllerden sonuca geçişin sağlam olup olmadığını sorar ve bu soruyu dinleyiciden bağımsız sorar. Retorik ise bir konuşmanın belirli bir dinleyiciyi nasıl etkilediğini inceler ve dinleyici olmadan retorik de olmaz. Safsataların çoğu bu iki alanın sınırında yaşar: dinleyiciyi ikna eden ama sonucu kanıtlamayan hamleler olarak.

Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Aristoteles, ikna etmenin üç aracını ayırdı: konuşmacının kişiliğinden, dinleyicinin duygusundan ve konuşmanın kendi gerekçesinden gelen ikna. Richard Petty ile John Cacioppo, insanların bir mesaja ya içeriğini dikkatle tartarak ya da içerikten bağımsız ipuçlarına bakarak ikna olduğunu deneylerle gösterdi. Wayne Booth ise retoriğin iki biçimini ayırdı: dinleyiciyle birlikte düşünmeye çalışan retorik ve yalnız kazanmaya çalışan, onun deyişiyle retorik hilecilik.

Ardından üç itirazı tartacağız: her konuşmanın zaten retorik olduğu ve saf bir mantık dilinin bulunmadığı, duygu ile kişiliğin gerekçenin bir parçası olabileceği ve ikna etmeyen bir gerekçenin pratikte işe yaramadığı itirazları.

Sonda, bir konuşmayı dört adımla sınamanın yolunu göstereceğiz: konuşmanın ikna araçlarını ayırmak, gerekçe iskeletini yazmak, öteki araçların bu iskelete hizmet edip etmediğini sormak ve hükmü, konuşmanın ne kadar ikna ettiğine değil, ne kadar gerekçelendirdiğine göre yazmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir konuşma bizi ikna ettiğinde, bu ikna gücünün konuşmanın gerekçesinden mi, yoksa gerekçenin yerine geçen başka araçlardan mı geldiğini nasıl ayırırız?

Ölçülü iddiam şu: bir konuşmanın ikna gücü ile gerekçesinin sağlamlığı ayrı şeylerdir ama birbirine düşman değildir, ve bir konuşmayı değerlendirmek, onun ikna araçlarını ayırmayı, gerekçe iskeletini ayrıca yazmayı, konuşmacının kişiliğinin ve dinleyicinin duygusunun bu iskelete hizmet edip etmediğini sormayı ve hükmü ikna gücüne göre değil gerekçenin sağlamlığına göre vermeyi gerektirir, çünkü aynı ikna araçları bir konuşmada gerekçeyi dinleyiciye ulaştırır, başka bir konuşmada gerekçenin yokluğunu örter.

Sıfır noktası

Mantık ile retorik arasındaki ilişki, felsefenin en eski tartışmalarından biridir. Bir uçta, retoriği hakikatle ilgisi olmayan bir etkileme sanatı sayan ve onu mantığın karşısına koyan bir gelenek durur. Öbür uçta, her konuşmanın bir dinleyiciye yöneldiğini ve dinleyiciden bağımsız bir gerekçenin kimseyi harekete geçirmeyeceğini söyleyen bir gelenek. İki uç da bir şeyi doğru görür ve bir şeyi kaçırır.

Mantığın gördüğü şudur: bir sonucun doğru olup olmadığı, onu kimin söylediğine ya da dinleyicinin ne hissettiğine bağlı değildir. Etik kurulunun kararı, başkan onu sakin bir sesle açıkladığı için doğru olmaz. Retoriğin gördüğü ise şudur: bir gerekçe, dinleyicinin anlayacağı, güveneceği ve önemseyeceği biçimde sunulmadıkça dinleyiciye ulaşmaz. Başkan, gerekçeleri yalnız bir tabloda yazıp aileye verseydi, gerekçeler aynı kalırdı ama aile onları belki hiç duymazdı.

Bu derste, bu kursun safsata dersleriyle bağlantılı bir soru soruyoruz. Duyguya başvuru, otoriteye başvuru ve kişiye saldırı gibi hamleler, retoriğin araçlarının kötüye kullanılmış biçimleriydi. Ama aynı araçların iyi kullanılmış biçimleri de vardır ve onları kötü kullanımdan ayırmak, yalnız mantığın değil retoriğin de anlaşılmasını gerektirir.

Argümanın yapısı

Bir konuşmayı retorik ve mantık bakımından sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, konuşmanın ikna araçlarını ayırmaktır. Konuşmacı güvenilirliğini neyle kuruyor, dinleyicide hangi duyguyu uyandırıyor ve hangi gerekçeleri veriyor? İlaç sunumunda güvenilirlik ünlü bir hekimin kaydından, duygu gülümseyen hastaların fotoğraflarından geliyordu. Gerekçe bölümü ise neredeyse boştu.

İkinci adım, gerekçe iskeletini ayrıca yazmaktır. Konuşmanın bütün araçları çıkarıldığında, geriye hangi öncüller ve hangi sonuç kalıyor? Kurul başkanının konuşmasında iskelet açıktı: tedavi sonuç vermiyor, hasta makinelere bağlı yaşamak istemezdi, kurul kararını bu hastaya özgü koşullarla sınırladı, öyleyse tedavi sonlandırılabilir. İlaç sunumunda iskelet tek bir cümleye iniyordu: "bu ilaç iyidir," ve bu cümlenin öncülü yoktu.

Üçüncü adım, öteki araçların bu iskelete hizmet edip etmediğini sormaktır. Konuşmacının güvenilirliği, gerekçelerin doğruluğunu sınamaya yarayan bir şey mi, yoksa sınamanın yerine mi geçiyor? Duygu, gerekçenin konusuna uygun mu, yoksa dikkati gerekçeden mi uzaklaştırıyor? Aristoteles'in ölçütü burada işe yarar: araçlar konuya bağlı mı? Booth'un ölçütü de: araçlar dinleyicinin yargısını güçlendiriyor mu, yoksa atlatıyor mu?

Dördüncü adım, hükmü ikna gücüne göre değil gerekçenin sağlamlığına göre yazmaktır. Bir konuşma ne kadar etkili olursa olsun, değerlendirmenin sorusu şudur: bu gerekçeler sonucu ne kadar destekliyor? Hüküm şöyle yazılır: "Sunum etkileyiciydi, ama ilacın yararına dair bir karşılaştırma sunmadı. İkna gücü çevresel ipuçlarından geliyor ve ilaç hakkında bir karar vermeye yetmiyor."

Görüşler ve pozisyonlar

Retorik ile mantık arasındaki ilişki konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, karşıtlık görüşüdür. Buna göre retorik, gerekçenin yerine etki koyan bir sanattır ve sağlam düşünme, retoriğin araçlarından arındırılmış bir gerekçe dili gerektirir. Retoriği bir dalkavukluk türü sayan eski gelenek bu çizgidedir.

İkinci görüş, tamamlayıcılık görüşüdür. Buna göre retoriğin üç aracı meşrudur ve iyi bir konuşma, gerekçeyi güvenilirlik ve konuya uygun duyguyla birlikte dinleyiciye ulaştırır. Aristoteles bu çizgidedir.

Üçüncü görüş, kullanım görüşüdür. Buna göre retoriğin iyi ya da kötü olduğu araçlarından değil, bu araçların dinleyicinin yargısına ne yaptığından anlaşılır: yargıyı güçlendiren retorik ile onu atlatan retorik, aynı araçları kullanabilir. Booth'un ayrımı bu çizgidedir ve Petty ile Cacioppo'nun bulguları, bu farkın dinleyici tarafında nasıl göründüğünü gösterir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Retorik ile mantığı birlikte ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. İyi bir konuşma, gerekçesini dinleyiciye ulaştıran ve dinleyicinin o gerekçeyi kendi yargısıyla tartmasına izin veren konuşmadır. Bu konuşma süssüz olmak zorunda değildir. Yalnız, süsünün altında bir iskelet taşımak zorundadır.

Açık kalan sorular

Dinleyicinin merkezî yoldan düşünemeyecek kadar yorgun, kaygılı ya da acele içinde olduğu durumlarda, örneğin bir hastane koridorunda kötü bir haber verilirken, konuşmacının çevresel ipuçlarını kullanması ne ölçüde meşrudur?

Bir konuşmacının iyi niyetli olduğu ve dinleyicinin yararına bir sonuca ikna etmeye çalıştığı durumlarda, retorik hilecilik yine de kusurlu sayılır mı? Doğru bir sonuca yanlış bir yoldan ikna etmek, dinleyiciye bir zarar verir mi?

Mantık ile retorik arasındaki sınır, kültürden kültüre ya da tartışma türünden tartışma türüne değişir mi? Bir mahkemede, bir mecliste ve bir aile toplantısında aynı ikna aracının meşru sayılma ölçütleri aynı mıdır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİkna gücünü gerekçenin kanıtı saymak.
Doğrusu

Bir konuşmanın etkileyici olması, sonucunun doğru olduğunu göstermez. İkna gücü ile gerekçenin sağlamlığı ayrı ayrı sorulur.

Yaygın yanlışHer süsü safsata saymak.
Doğrusu

Güvenilirlik ve duygu, gerekçeyi dinleyiciye ulaştırdığında meşru araçlardır. Bir konuşmanın duygusal olması, onun gerekçesiz olduğunu göstermez.

Yaygın yanlışGerekçe iskeletini aramamak.
Doğrusu

Bir konuşmanın araçlarını tartışmak, onun altında hangi öncüllerin bulunduğunu sormanın yerine geçmez. İskelet ayrıca yazılmadıkça, konuşmanın ne kadar gerekçelendirdiği görülmez.

Yaygın yanlışKendi tepkisini gerekçe sanmak.
Doğrusu

Bir konuşmadan etkilenmiş olmak, onun iyi gerekçelendirildiğini göstermez. Etki çevresel ipuçlarından gelmiş olabilir ve dinleyici, bir hafta sonra gerekçeyi hatırlamadığını fark edebilir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Mantık, öncüllerden sonuca geçişin sağlam olup olmadığını dinleyiciden bağımsız sorar, retorik ise bir konuşmanın belirli bir dinleyiciyi nasıl etkilediğini inceler ve safsataların çoğu bu iki alanın sınırında yaşar. Aristoteles, ikna etmenin üç aracını ayırdı ve üçünü de konuşmanın konusuna bağlı tuttuğu sürece meşru saydı.

Petty ile Cacioppo, insanların bir mesaja ya içeriğini tartarak ya da içerikten bağımsız ipuçlarına bakarak ikna olduğunu gösterdi. Booth, dinleyiciyle birlikte düşünen retoriği, dinleyicinin yargısını atlatmaya çalışan retorik hileciliğinden ayırdı.

Sınama dört adımdan geçer: ikna araçlarını ayırmak, gerekçe iskeletini yazmak, öteki araçların bu iskelete hizmet edip etmediğini sormak ve hükmü ikna gücüne göre değil gerekçenin sağlamlığına göre vermek.

Buna üç itiraz yöneltildi: her konuşmanın retorik olduğu, duygu ile kişiliğin gerekçenin parçası olabileceği ve ikna etmeyen gerekçenin işe yaramadığı söylendi.

Bu yüzden bir konuşmayı değerlendirmek, onun retoriğini reddetmek değil, retoriğin altında bir gerekçe iskeleti taşıyıp taşımadığını görmektir.

Sonraki derse köprü

Zeynep'in ikinci sayfası, ilaç sunumunun gerekçe iskeletini tek bir cümleye indirmişti ve kurul, firmadan karşılaştırmalı bulgular istemeye karar vermişti. Ama kurulun bir üyesi başka bir şey önerdi: sunumun eksik bıraktığı öncülleri, firmanın muhtemelen dayandığı çalışmalardan tamamlamak ve argümanı en güçlü hâliyle kurup öyle değerlendirmek.

Bu, bir argümandaki kusuru bulduktan sonra onu reddetmek yerine önce onarmayı denemektir. Eksik bir öncülü eklemek, aşırı geniş bir iddiayı daraltmak ya da belirsiz bir sözcüğü sabitlemek, argümanı sahibinin kastetmiş olabileceği biçime yaklaştırır ve ancak ondan sonra ona itiraz etmeyi haklı kılar.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. İyi niyetli düzeltme dersi, bir argümanda bir safsata ya da bir kusur bulunduğunda, onu teşhis edip bırakmak yerine hangi durumlarda ve hangi sınırlarla onarmamız gerektiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.