Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Gayriresmî safsataların çoğu, biçimleri bakımından değil, kullanıldıkları bağlam bakımından kusurludur ve aynı biçim bir tartışmada gerekçe, başka bir tartışmada oyalama olabilir. Hamblin, ders kitaplarının safsatayı geçerli görünen ama geçersiz olan argüman diye tanımladığını ve bu tanımın gayriresmî safsataların çoğuna uymadığını gösterdi.
Finocchiaro, ders kitabı örneklerinin kurgu olduğunu ve gerçek argümanlara verilen safsata adlarının çoğu zaman yorum hatasından doğduğunu savundu. Massey, bir argümanın geçerliliğinin biçimden gösterilebildiğini, ama geçersizliğinin biçimden gösterilemediğini öne sürdü.
Sınama dört adımdan geçer: biçimi adlandırmak, tartışmanın amacını yazmak, biçimin bu amaca hizmet edip etmediğini sormak ve hükmü biçim hakkında değil bu kullanım hakkında vermek.
Buna üç itiraz yöneltildi: bağlama başvurmanın her safsatayı mazur göstereceği, safsata adlarının yararlı bir kısayol olduğu ve bağlamın kendisinin tartışmalı olduğu söylendi.
Bu yüzden bir safsata adı, bir argümanı değerlendirmenin sonucu değil, onu hangi yönden sınamak gerektiğini gösteren bir sorudur.
Açılış sahnesi
Zeynep, bir devlet hastanesinin etik kurulunda sekreter olarak çalışıyor ve kurulun toplantı tutanaklarını tutuyor. Geçen yıl bir eleştirel düşünme kursuna katılmış ve kursun sonunda, masasının üstüne safsataların bir listesini asmış: kişiye saldırı, otoriteye başvuru, kaygan zemin, duyguya başvuru ve ötekiler. Bu hafta kurulun gündeminde yoğun bakımdaki yaşlı bir hastanın tedavisinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği var ve toplantı boyunca Zeynep, listesindeki adları tek tek duyduğunu düşünüyor.
Kurulun hekim üyesi Dr. Levent, "bu hastalıkta bu tedavinin sonuç vermediğini yirmi yıllık yoğun bakım deneyimimle söyleyebilirim" diyor: otoriteye başvuru. Hasta yakını Hasan, annesinin hayatı boyunca makinelere bağlı yaşamak istemediğini anlatırken sesi titriyor: duyguya başvuru. Bir başka üye, tedaviyi bu hastada kesmenin, ileride benzer hastalarda da kolayca kesilmesine yol açabileceğini söylüyor: kaygan zemin. Zeynep toplantıdan sonra tutanağın kenarına üç safsata adı yazıyor, sonra duraksıyor. Üç konuşmacının üçü de kurulun karar vermesine yardımcı olmuştu ve hiçbiri kurulu yanıltmamıştı. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Safsatalar ve Retorik kursunda, bir argüman biçiminin kendi başına safsata olup olmadığını, yoksa safsatayı biçimin kullanıldığı bağlamın mı belirlediğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu kursun şimdiye kadar yaptığı işi adlandıracağız. Kurs, her safsatayı bir biçim olarak tanıttı ve her birinde aynı biçimin meşru kullanımlarını da ayırmaya çalıştı: otoriteye başvuru uzmanlık alanı içinde meşruydu, kaygan zemin bir mekanizma gösterildiğinde meşruydu, çıkar beyanı zehirli kuyu değildi. Bu derste bu ayrımların tek tek istisnalar değil, safsata kavramının kendisi hakkında bir ders olduğunu soracağız.
Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Charles Hamblin, safsataların ders kitaplarında nasıl tanımlandığını inceledi ve "geçerli görünen ama geçersiz olan argüman" tanımının, kitaplardaki safsataların çoğuna uymadığını gösterdi. Maurice Finocchiaro, ders kitaplarının safsata örneklerinin çoğunun gerçek tartışmalardan değil kurgulardan geldiğini ve gerçek argümanlara safsata adı verildiğinde bunun çoğu zaman argümanın yanlış okunmasından kaynaklandığını savundu. Gerald Massey ise bir argümanın geçerli olduğunu biçiminden gösterebildiğimizi, ama geçersiz ya da safsata olduğunu yalnız biçiminden gösteremediğimizi öne sürdü.
Ardından üç itirazı tartacağız: bağlama başvurmanın her safsatayı mazur göstermenin bir yolu olacağı, safsata adlarının öğretimde yararlı bir kısayol olduğu ve bağlamın ne olduğunu belirlemenin kendisinin tartışmalı olduğu itirazları.
Sonda, bir argümana safsata adı vermeden önce bağlamı dört adımla sınamanın yolunu göstereceğiz: biçimi adlandırmak, tartışmanın amacını yazmak, biçimin bu amaca hizmet edip etmediğini sormak ve hükmü biçim hakkında değil, bu kullanım hakkında yazmak.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir argüman, bilinen bir safsatanın biçimini taşıdığında, onu bu yüzden safsata saymak haklı mıdır, yoksa bu kararı biçimin kullanıldığı bağlama mı bırakmalıyız?
Ölçülü iddiam şu: gayriresmî safsataların çoğu, biçimleri bakımından değil kullanıldıkları bağlam bakımından kusurludur, ve bir argümana safsata adı vermek, biçimi adlandırmayı, tartışmanın amacını yazmayı, biçimin o amaca hizmet edip etmediğini sormayı ve hükmü biçim hakkında değil bu kullanım hakkında vermeyi gerektirir, çünkü aynı biçim bir tartışmada gerekçenin kendisi, başka bir tartışmada gerekçenin yerine konmuş bir oyalama olabilir.
Sıfır noktası
Safsata adları, düşünme eğitiminin en çok akılda kalan parçasıdır. Bir adı öğrenmek, bir kusuru tanımayı kolaylaştırır ve bir tartışmada karşı tarafın hamlesine bir ad verebilmek, insana güç verir. Kursun şimdiye kadarki dersleri de bu adların her birini tanıttı.
Ama adların bir tehlikesi vardır. Ad, bir biçimi işaret eder ve biçim, bağlamdan bağımsız olarak tanınabilir. Birinin bir uzmana başvurduğunu, bir duyguya seslendiğini ya da bir sonuç zincirinden söz ettiğini fark etmek kolaydır. Bu biçimi fark eden kişi, adı yapıştırır ve argümanı değerlendirdiğini düşünür. Oysa biçimi fark etmek, argümanı değerlendirmenin ancak başlangıcıdır.
Mantığın biçimsel kusurları, bu bakımdan gayriresmî safsatalardan ayrılır. Bir argümanın mantıksal biçimi geçersizse, örneğin sonucu doğrulayarak öncülü doğruladığını söylüyorsa, bu kusur hangi bağlamda söylenirse söylensin kalır. Oysa bir uzmana başvurmak, bir duyguya seslenmek ya da bir kişinin güvenilirliğini sorgulamak, kendi başına ne geçerli ne geçersizdir. Bunların kusurlu olup olmadığını, hangi soruya cevap olarak ve hangi tartışmada kullanıldıkları belirler.
Argümanın yapısı
Bir argümana safsata adı vermeden önce bağlamı sınamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, biçimi adlandırmaktır. Argüman hangi tanıdık biçimi taşıyor: bir uzmana başvuru mu, bir duyguya sesleniş mi, bir sonuç zinciri mi, bir kişinin güvenilirliğinin sorgulanması mı? Bu adım safsata listesinin işe yaradığı yerdir: biçimi tanımak, argümanın hangi yönünün sınanması gerektiğini gösterir. Ama bu adımda henüz bir hüküm verilmez.
İkinci adım, tartışmanın amacını yazmaktır. Bu tartışma neyi çözmeye çalışıyor ve bu argüman hangi soruya cevap olarak söylendi? Etik kurulu, hastanın tedavisinin sürdürülüp sürdürülmeyeceğini tartışıyor ve bu tartışma birkaç alt soruya ayrılıyor: tedavi sonuç veriyor mu, hasta ne isterdi, kararın başka hastalara etkisi ne olur? P00'da tanımlanan amaç ayrımı burada da işe yarar: bir tartışmanın doğruluk mu aradığı, bir karar mı vermeye çalıştığı, yoksa bir kişiyi mi ikna etmeye çalıştığı, hangi hamlelerin yerinde olduğunu değiştirir.
Üçüncü adım, biçimin bu amaca hizmet edip etmediğini sormaktır. Uzmana başvuru, uzmanın alanına düşen bir soruya cevap veriyor mu? Duygu, bir tanıklığın ya da bir değerin parçası mı, yoksa bir gerekçenin yerine mi konmuş? Sonuç zinciri, bir mekanizma gösteriyor mu? Biçim tartışmanın amacına hizmet ediyorsa, bir gerekçedir. Amaçtan saptırıyorsa ya da gerekçenin yerine konmuşsa, bir safsatadır.
Dördüncü adım, hükmü biçim hakkında değil, bu kullanım hakkında yazmaktır. "Bu bir otoriteye başvuru safsatasıdır" yerine şöyle yazılır: "Dr. Levent'in deneyimi, tedavinin sonuç verip vermediği sorusunda yerinde bir gerekçedir. Hastanın isteği sorusunda ise bir gerekçe sayılamaz ve bu soruda kullanılmadı." Hüküm böylece yalnız bir etiket değil, argümanın hangi soruda ne kadar iş gördüğünün bir kaydı olur.
Görüşler ve pozisyonlar
Safsata ile bağlam arasındaki ilişki konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, biçim görüşüdür. Buna göre safsatalar belirli argüman biçimleridir ve bir biçimi tanımak, safsatayı tanımak için yeterlidir. Ders kitaplarının standart ele alışı, Hamblin'in gösterdiği biçimiyle, bu görüşe dayanır.
İkinci görüş, yorum görüşüdür. Buna göre bir argümana safsata adı vermek bir yorum işidir ve argümanın amacı, bağlamı ve öncülleri okunmadan yapılan teşhis, çoğu zaman bir yorum hatasıdır. Finocchiaro bu çizgidedir.
Üçüncü görüş, kullanım görüşüdür. Buna göre gayriresmî safsatalar biçimler değil, biçimlerin belirli bir tartışmadaki kusurlu kullanımlarıdır ve aynı biçimin meşru kullanımları da vardır. Hamblin'in eleştirisinden sonra gelişen tartışma kuramları ve Massey'in asimetrisi bu çizgiyi destekler.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Bağlamı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Safsata adları, argümanları değerlendirmenin değil, değerlendirmeye başlamanın araçlarıdır. Bir adı yapıştırıp geçmek, düşünmeyi bitirmek değil, onu ilk adımda bırakmaktır.
Açık kalan sorular
Bağlamdan bağımsız olarak her kullanımında kusurlu olan bir gayriresmî safsata var mıdır? Varsa, onu biçimsel safsatalardan ayıran ne olur, yoksa her gayriresmî safsata bir bağlamda meşru kullanılabilir mi?
Bir tartışmanın amacı konuşma sırasında değiştiğinde, örneğin bir karar tartışması bir ikna yarışına dönüştüğünde, hangi amaca göre değerlendirme yapılmalıdır: başlangıçtaki amaca mı, o anki amaca mı?
Safsata adlarını öğrenen biri, onları bir soru listesi olarak kullanmayı ne zaman öğrenir? Adların önce hüküm olarak öğrenilmesi, sonra soru olarak kullanılmasını zorlaştırır mı, yoksa bu iki aşama birbirini gerektirir mi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBiçimi tanıyınca hükmü vermek.
Bir argümanın bilinen bir safsata biçimini taşıması, onun kusurlu olduğunu göstermez. Biçimi tanımak, sınamanın başlangıcıdır, sonu değil.
Yaygın yanlışKurgu örneği gerçek argümana uygulamak.
Ders kitaplarındaki kısa ve kurgulanmış örnekler, kusuru açıkça göstermek için yazılmıştır. Gerçek bir argüman, amacı ve bağlamıyla okunmadan onlara benzetilirse yanlış teşhis edilir.
Yaygın yanlışBağlamı yalnız aklamak için kullanmak.
Bağlam bir argümanı meşru gösterebildiği gibi, aynı biçimin kusurlu kullanımını da ortaya çıkarabilir. Bağlam sınaması, sonucu önceden belirlenmiş bir savunma değil, iki yöne de açık bir ölçüttür.
Yaygın yanlışTartışmanın amacını yazmadan hüküm vermek.
Bir hamlenin yerinde olup olmadığı, hangi soruya cevap verdiğine bağlıdır. Tartışmanın amacı ve alt soruları yazılmadan verilen hüküm, bağlamı hesaba katmış sayılmaz.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Gayriresmî safsataların çoğu, biçimleri bakımından değil, kullanıldıkları bağlam bakımından kusurludur ve aynı biçim bir tartışmada gerekçe, başka bir tartışmada oyalama olabilir. Hamblin, ders kitaplarının safsatayı geçerli görünen ama geçersiz olan argüman diye tanımladığını ve bu tanımın gayriresmî safsataların çoğuna uymadığını gösterdi.
Finocchiaro, ders kitabı örneklerinin kurgu olduğunu ve gerçek argümanlara verilen safsata adlarının çoğu zaman yorum hatasından doğduğunu savundu. Massey, bir argümanın geçerliliğinin biçimden gösterilebildiğini, ama geçersizliğinin biçimden gösterilemediğini öne sürdü.
Sınama dört adımdan geçer: biçimi adlandırmak, tartışmanın amacını yazmak, biçimin bu amaca hizmet edip etmediğini sormak ve hükmü biçim hakkında değil bu kullanım hakkında vermek.
Buna üç itiraz yöneltildi: bağlama başvurmanın her safsatayı mazur göstereceği, safsata adlarının yararlı bir kısayol olduğu ve bağlamın kendisinin tartışmalı olduğu söylendi.
Bu yüzden bir safsata adı, bir argümanı değerlendirmenin sonucu değil, onu hangi yönden sınamak gerektiğini gösteren bir sorudur.
Sonraki derse köprü
Etik kurulundaki tartışmada Hasan'ın sesi titriyordu ve Zeynep başta bunu bir duyguya başvuru saymıştı. Oysa Hasan'ın duygusu, annesinin isteğine tanıklık etmenin bir parçasıydı ve kurulun kararına yardım etmişti. Bir konuşmanın dinleyiciyi etkileme gücü, onun doğruluğunu göstermekten başka bir şeydir, ama ondan bütünüyle ayrı da değildir.
Konuşmanın bu iki yönü, yani bir şeyi kanıtlaması ile dinleyiciyi ikna etmesi, eski bir ayrımın konusudur. Bir yanda, öncüllerden sonuca geçişin doğruluğunu sınayan mantık, öbür yanda, bir konuşmanın dinleyici üzerindeki etkisini inceleyen retorik durur. Safsatalar çoğu zaman bu ikisinin sınırında yaşar: ikna eden ama kanıtlamayan hamleler olarak.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Retorik ve mantık dersi, bir konuşmanın ikna gücü ile gerekçesinin sağlamlığı arasındaki ilişkiyi ve ikna etmenin hangi biçimlerinin gerekçeye hizmet ettiğini, hangilerinin onun yerine geçtiğini soruyor.