Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Zehirli kuyu, bir kişi konuşmadan önce onun söyleyeceği her şeyi kuşkulu kılacak bir bilgi ya da yargı vermek ve böylece söyleneni duyulmadan gözden düşürmektir. Newman, bu hamlenin en güçlü biçiminde kişinin kendini savunmasını bile suçlamanın kanıtına çevirdiğini fark etti ve ona kuyuyu zehirlemek adını verdi.
Asch, bir kişi hakkında önce duyulan özelliklerin, sonra duyulanların nasıl anlaşılacağını belirlediğini gösterdi. Kelley, bir dersten önce öğretmen hakkında verilen tek bir sözcüğün, öğrencilerin hem yargısını hem de öğretmenle etkileşimini değiştirdiğini ölçtü.
Sınama dört adımdan geçer: önceden söyleneni ayrı bir cümle olarak yazmak, onun iddiayla ilgisini sormak, cevap olanağını kapatıp kapatmadığına bakmak ve söyleneni önce içeriğiyle değerlendirip kaynak bilgisini ancak ondan sonra katmak.
Buna üç itiraz yöneltildi: çıkar çatışmasını bildirmenin meşru olduğu, yalancı olduğu bilinen bir kaynağa karşı uyarmanın koruyucu olduğu ve kimsenin bir kaynağı ön bilgiden bağımsız dinleyemeyeceği söylendi.
Bu yüzden zehirli kuyudan kaçınmak, kaynak hakkında bilgiyi yok saymak değil, o bilginin söylenenin yerine geçmesine ve kişinin cevabını önceden kapatmasına izin vermemektir.
Açılış sahnesi
Sahil yolu kararının oylanmasına bir hafta kala belediye meclisi yeniden toplanıyor. Gündemin ilk maddesi, şehir plancısı Aylin'in hazırladığı servis ve deniz otobüsü raporu. Aylin kâğıtlarını düzeltip ayağa kalkarken meclis üyesi Serkan söz istiyor ve başkan ona izin veriyor. Serkan salona dönüp şöyle diyor: "Birazdan plancı hanım konuşacak. Hatırlatayım, kendisi bu ilçede oturmuyor, her akşam şehre dönüyor. Çarşıdaki esnafın derdini nereden bilsin?"
Aylin henüz tek bir cümle kurmamıştı. Raporunda ne yazdığı, hangi hesapları yaptığı ve hangi seçenekleri karşılaştırdığı salondaki kimse tarafından bilinmiyordu. Ama Serkan'ın cümlesinden sonra, salondaki üyelerin bir kısmı raporu, esnafın derdini bilmeyen birinin raporu olarak dinlemeye hazırlanmıştı. Bu hamle bir görüşü çürütmüyor, çünkü ortada henüz çürütülecek bir görüş yok. Söylenecek olanı, söylenmeden önce kuşkulu kılıyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Safsatalar ve Retorik kursunda, bir kişinin söyleyeceği şeyi o şey söylenmeden önce gözden düşürmenin nasıl işlediğini ve bir kaynak hakkında önceden duyduklarımızın, onu nasıl dinlediğimizi hangi yollarla değiştirdiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce zehirli kuyunun yapısını çıkaracağız: bir kişinin konuşmasından önce, o kişi hakkında dinleyiciyi kuşkuya düşüren bir bilgi ya da yargı verilir ve sonra söyleyeceği her şey bu bilginin gölgesinde dinlenir. Kişiye saldırının ayrı bir türüdür, çünkü saldırı bir argümana cevap olarak değil, argüman henüz kurulmadan yapılır.
Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. John Henry Newman, kendisine yöneltilen bir suçlamanın, ondan sonra söyleyeceği her şeyi, hatta kendini savunmasını bile, suçlamanın bir kanıtı hâline getirdiğini fark etti ve bu hamleye kuyuyu zehirlemek adını verdi. Solomon Asch, bir kişi hakkında ilk duyulan özelliklerin, sonradan duyulanların nasıl anlaşılacağını belirlediğini gösterdi. Harold Kelley ise bir derse girmeden önce öğretmen hakkında verilen tek bir sözcüğün, aynı dersi dinleyen öğrencilerin öğretmeni nasıl değerlendirdiğini değiştirdiğini ölçtü.
Ardından üç itirazı tartacağız: bir kişinin çıkar çatışmasını önceden bildirmenin meşru olduğu, yalan söylediği bilinen bir kaynağa karşı dinleyiciyi uyarmanın koruyucu olduğu ve kimsenin bir kaynağı ön bilgiden bağımsız dinleyemeyeceği itirazları.
Sonda, bir kaynak hakkında önceden verilen bir bilgiyi dört adımla sınamanın yolunu göstereceğiz: önceden söyleneni ayrı bir cümle olarak yazmak, bu bilginin söylenecek iddiayla ilgili olup olmadığını sormak, bilginin kişinin cevap verme olanağını kapatıp kapatmadığına bakmak ve söyleneni önce kendi içeriğiyle değerlendirip kaynak bilgisini ancak ondan sonra hesaba katmak.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir kişi konuşmadan önce hakkında bize bir şey söylendiğinde, bu bilgiyi ne zaman dinlemenin meşru bir parçası sayar, ne zaman söyleyeceğini dinlemeden önce gözden düşürmenin bir aracı olarak geri çeviririz?
Ölçülü iddiam şu: bir kaynak hakkında önceden verilen bir bilgi, söylenecek iddianın doğruluğuyla ilgili olmadıkça ve kişinin ona cevap verme olanağını kapatıyorsa kuyuyu zehirler, ve böyle bir bilgiyi sınamak, önceden söyleneni ayrı bir cümle olarak yazmayı, onun iddiayla ilgisini sormayı, cevap olanağını kapatıp kapatmadığına bakmayı ve söyleneni önce içeriğiyle değerlendirip kaynak bilgisini ancak ondan sonra kanıtın ağırlığına katmayı gerektirir, çünkü önce duyulan, sonra duyulanın nasıl anlaşılacağını sessizce belirler.
Sıfır noktası
Bir kişiyi dinlerken yalnız söylediği cümlelere bakmayız. Kim olduğunu, neyi bildiğini, neden bu konuda konuştuğunu ve ne kazanacağını da hesaba katarız. Bu hesap çoğu zaman yerindedir: bir ilacın yararını anlatan kişinin o ilacı üreten şirketten maaş aldığını bilmek, söylediğini nasıl tartacağımızı değiştirmelidir. Kaynak bilgisi kanıtın bir parçasıdır.
Sorun, kaynak bilgisinin söylenenden önce ve onun yerine konduğu durumlarda başlar. Dinleyici, kişi hakkında bir yargıyla donatılır ve söylenen şey henüz duyulmadan onun hakkında bir karar verilmiş olur. Söylenen şey güçlü olsa bile, bu önceden verilmiş karar onu zayıf gösterir. Söylenen şey zayıf olsa, önceden verilmiş karar onu olduğundan da zayıf gösterir.
Bu hamlenin kişiye saldırıdan ayrılan yanı sırasıdır. Kişiye saldırı, bir argüman kurulduktan sonra argümanı değil kişiyi hedef alır. Zehirli kuyu ise argüman kurulmadan önce kişiyi hedef alır ve bu yüzden daha etkilidir, çünkü dinleyici, argümanı duyarken onu kişiden ayırma fırsatı hiç bulamaz. Serkan'ın cümlesinden sonra Aylin'in raporundaki her hesap, "esnafın derdini bilmeyen birinin hesabı" olarak dinlendi.
Argümanın yapısı
Bir kaynak hakkında önceden verilen bir bilgiyi sınamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, önceden söyleneni ayrı bir cümle olarak yazmaktır. Kişi konuşmadan önce, onun hakkında ne söylendi? Serkan'ın cümlesi: "Aylin bu ilçede oturmuyor, öyleyse esnafın derdini bilemez." Cümle ayrı yazıldığında, bir olgu ile bir çıkarımdan oluştuğu görünür: ilçede oturmamak olgudur, esnafın derdini bilememek ondan çıkarılan bir sonuçtur.
İkinci adım, bu bilginin söylenecek iddianın doğruluğuyla ilgili olup olmadığını sormaktır. Aylin'in raporu, servisin ve deniz otobüsünün maliyetini, kapasitesini ve bu yaza yetişip yetişmeyeceğini hesaplıyor. İlçede oturmamak, bu hesapların doğruluğunu etkiler mi? Etkilemez: hesaplar kontrol edilebilir. Kaynak bilgisi bazen ilgilidir, örneğin Aylin'in raporundaki şirketten pay aldığı bilinseydi bu, raporun tarafsızlığı hakkında gerçek bir soru olurdu. İlgili olmayan kaynak bilgisi, söyleneni tartmaya değil, onu dinlememeye yarar.
Üçüncü adım, bilginin kişinin cevap verme olanağını kapatıp kapatmadığına bakmaktır. Kişi kendini savunduğunda, savunması suçlamanın kanıtı sayılıyor mu? Kişinin söyleyebileceği hiçbir şey önceden verilen yargıyı sınayamıyorsa, bilgi bir değerlendirme değil, bir kapatmadır. Newman'ın fark ettiği tuzak budur ve bir bilginin zehirli kuyu olup olmadığını en açık biçimde bu soru gösterir.
Dördüncü adım, söyleneni önce kendi içeriğiyle değerlendirip kaynak bilgisini ancak ondan sonra hesaba katmaktır. Rapor önce kendi hesaplarıyla incelenir: hesaplar doğru mu, varsayımlar yerinde mi, seçenekler karşılaştırılmış mı? Ancak bundan sonra kaynak hakkında ilgili bir bilgi varsa, o bilgi kanıtın ağırlığına katılır. Sıra tersine çevrildiğinde, Asch'ın ve Kelley'nin gösterdiği gibi, önce duyulan bilgi içeriğin kendisini okumayı bozar.
Görüşler ve pozisyonlar
Zehirli kuyunun nasıl değerlendirileceği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, ilgililik görüşüdür. Buna göre bir kaynak hakkında önceden verilen bilgi, söylenecek iddianın doğruluğuyla ilgiliyse meşrudur, ilgisizse bir safsatadır. Ölçüt, bilginin içeriği ile iddianın içeriği arasındaki bağdır.
İkinci görüş, cevap görüşüdür. Buna göre zehirli kuyunun asıl kusuru, kişinin cevap verme olanağını kapatmasıdır: kişinin kendini savunması suçlamanın kanıtı sayılıyorsa, bilgi ne kadar ilgili görünürse görünsün, tartışmayı bozar. Newman'ın gözlemi bu çizgidedir.
Üçüncü görüş, sıra görüşüdür. Buna göre kaynak bilgisi ilgili ve cevaba açık olsa bile, söylenenden önce verildiğinde söylenenin anlaşılmasını çarpıtır, bu yüzden değerlendirmenin sırası düzenlenmelidir. Asch'ın ve Kelley'nin bulguları bu çizgiyi destekler.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Zehirli kuyuyu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir kaynağı dinlemeden önce hakkında duyduklarımız, onu nasıl dinlediğimizi belirler ve bu etki, çoğu zaman biz farkına varmadan işler. Söyleneni önce kendi içeriğiyle dinlemek, kaynak bilgisini yok saymak değil, ona içeriğin yerine geçmesine izin vermemektir.
Açık kalan sorular
Bir kaynak hakkındaki bilginin söylenecek iddiayla ilgili olup olmadığına, iddia henüz söylenmeden nasıl karar verilebilir? İlgililik, konuşma bittikten sonra mı, yoksa konuşmanın konusu önceden bilindiği için baştan mı değerlendirilmelidir?
Bir kaynağın güvenilirliği hakkında gerçek ve ilgili bir kanıt varsa, bunu dinleyicilere ne zaman söylemek adildir: kişi konuşmadan önce mi, konuştuktan sonra mı, yoksa yalnız söylediği bir şey sorgulandığında mı?
Zehirli kuyunun etkisi, hamle ortaya çıkarıldıktan sonra da sürer mi? Dinleyiciler, önceden verilen bir yargının haksız olduğunu öğrendiklerinde, o yargının kurduğu çerçeveden ne ölçüde kurtulabilirler?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKaynak bilgisini içerik yerine koymak.
Bir kişinin kim olduğu, söylediğinin doğru olup olmadığını tek başına belirlemez. Söylenen önce kendi içeriğiyle, hesaplarıyla ve kanıtlarıyla değerlendirilir.
Yaygın yanlışSavunmayı suçun kanıtı saymak.
Önceden suçlanan bir kişinin kendini savunması, suçlamanın doğru olduğunu göstermez. Savunma, suçlamayı sınamanın bir yoludur ve kendi içeriğiyle değerlendirilmelidir.
Yaygın yanlışHer kaynak bilgisini zehirli kuyu saymak.
Çıkar beyanı ve güvenilirlik hakkındaki gerçek kanıt, söyleneni tartmanın meşru bir parçasıdır. Zehirli kuyu, bu bilginin ilgisiz olduğu ya da cevabı kapattığı durumdur.
Yaygın yanlışSırayı önemsiz saymak.
Aynı bilgi, söylenenden önce ya da sonra verilmesine göre farklı etki yapar. Kaynak bilgisini içerik değerlendirildikten sonra katmak, onu yok saymadan etkisini sınırlar.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Zehirli kuyu, bir kişi konuşmadan önce onun söyleyeceği her şeyi kuşkulu kılacak bir bilgi ya da yargı vermek ve böylece söyleneni duyulmadan gözden düşürmektir. Newman, bu hamlenin en güçlü biçiminde kişinin kendini savunmasını bile suçlamanın kanıtına çevirdiğini fark etti ve ona kuyuyu zehirlemek adını verdi.
Asch, bir kişi hakkında önce duyulan özelliklerin, sonra duyulanların nasıl anlaşılacağını belirlediğini gösterdi. Kelley, bir dersten önce öğretmen hakkında verilen tek bir sözcüğün, öğrencilerin hem yargısını hem de öğretmenle etkileşimini değiştirdiğini ölçtü.
Sınama dört adımdan geçer: önceden söyleneni ayrı bir cümle olarak yazmak, onun iddiayla ilgisini sormak, cevap olanağını kapatıp kapatmadığına bakmak ve söyleneni önce içeriğiyle değerlendirip kaynak bilgisini ancak ondan sonra katmak.
Buna üç itiraz yöneltildi: çıkar çatışmasını bildirmenin meşru olduğu, yalancı olduğu bilinen bir kaynağa karşı uyarmanın koruyucu olduğu ve kimsenin bir kaynağı ön bilgiden bağımsız dinleyemeyeceği söylendi.
Bu yüzden zehirli kuyudan kaçınmak, kaynak hakkında bilgiyi yok saymak değil, o bilginin söylenenin yerine geçmesine ve kişinin cevabını önceden kapatmasına izin vermemektir.
Sonraki derse köprü
Bu modülün derslerinde her hamle bir kusur olarak ele alındı. Ama bu derste bir şey dikkat çekti: aynı biçimdeki bir cümle, bir bağlamda kuyuyu zehirliyor, başka bir bağlamda meşru bir çıkar beyanı oluyordu. Serkan'ın cümlesi ile bir bilimsel derginin istediği çıkar beyanı, ikisi de konuşmacı hakkında önceden bilgi veriyordu.
Bu, safsata adlarının bir sınırını gösterir. Bir hamleyi "zehirli kuyu" ya da "kişiye saldırı" diye adlandırmak, onun her zaman kusurlu olduğunu söylemek değildir. Aynı biçim, bağlama göre bir hata ya da yerinde bir hamle olabilir ve bir tartışmada safsata etiketini yapıştırmadan önce, bağlamın ne olduğunu sormak gerekir.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Safsata etiketinin sınırları modülünün ilk dersi olan Bağlam, bir argüman biçiminin kendi başına safsata olup olmadığını, yoksa safsatayı biçimin kullanıldığı bağlamın mı belirlediğini soruyor.